Obsesif Kompulsif Bozukluk

  • Kullanıcı iLKe
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Ruh Sağlığı
Konu sahibi son olarak 5396 gün önce görüldü
Obsesif Kompulsif Bozukluk

Obsesif kompulsif bozukluk(OKB) DSM-IV-TR(Amerikan Psikiyatri Birliği: Psikiyatride Hastalıkların Tanımlanması Ve Sınıflandırılması El Kitabı, Yeniden Gözden Geçirilmiş Dördüncü Baskı)’de Anksiyete Bozuklukları başlığı altında ele alınan bir hastalıktır. Obsesif kompulsif bozukluk, istenmeden gelen, uygunsuz olarak yaşanan, belirgin anksiyete ve sıkıntıya neden olan, benliğe yabancı ve yineleyici özellikte sürekli düşünceler, dürtüler (impulslar) veya düşlemler (imajlar) olarak tanımlanan obsesyonlar ve bunlara ikincil olarak gelişen kişinin yapmaktan kendini alıkoyamadığı yineleyici davranışlar veya zihinsel eylemler olarak tanımlanan kompulsiyonlarla karakterize bir bozukluktur. Okb, kendine özgü, karışık, heterojen bir durumdur ve hastada zihinsel ve davranışsal belirtilerin aynı anda görülmesini içerir.

DSM-IV- TR’ye Göre Obsesif-Kompulsif Bozukluk Tanı Ölçütleri:

A. Obsesyonlar ya da kompulsiyonlar vardır:

Obsesyonlar aşağıdakilerden (1), (2), (3) ve (4) ile tanımlanır:

(1). Bu bozukluk sırasında kimi zaman istenmeden gelen ve uygunsuz olarak yaşanan ve belirgin anksiyete ya da sıkıntıya neden olan, yineleyici ve sürekli düşünceler dürtüler ya da düşlemler.
(2). Düşünceler, dürtüler ya da düşlemler sadece gerçek yaşam sorunları hakkında duyulan aşırı üzüntüler değildir.
(3). Kişi bu düşünceleri, dürtüleri ya da düşlemlerine önem vermemeye ya da baskılamaya çalışır veya başka bir düşünce ya da eylemle bunları etkisizleştirmeye çalışır.
(4). Kişi obsesyonel düşüncelerini, dürtülerini ya da düşlemlerini kendi zihninin bir ürünü olarak görür (düşünce sokulmasında olduğu gibi değildir).

Kompulsiyonlar aşağıdakilerden(1) ve (2) ile tanımlanır:

(1). Bir tepki olarak ya da katı bir biçimde uygulanması gereken kurallarına göre yapmaktan kendini alıkoyamadığı yineleyici davranışlar (örneğin; el yıkama, düzene koyma, kontrol etme) ya da zihinsel eylemler ( örneğin; dua etme, sayı sayma, birtakım sözcükleri sessiz bir biçimde söyleyip durma).
(2). Davranışlar ya da zihinsel eylemler, sıkıntıdan kurutulmaya ya da var olan sıkıntıyı azaltmaya ya da korku yaratan olay ya da durumdan korunmaya yöneliktir, ancak bu davranışlar ya da zihinsel eylemler ya etkisizleştirilmesi ya da korunulması tasarlanan şeylerle gerçekçi bir biçimde ilişkili değildir ya da açıkça çok aşırı bir düzeydedir.
B. Bu bozukluğun gidişi sırasında bir zaman kişi obsesyon ya da kompulsiyonlarının aşırı ya da anlamsız olduğunu kabul eder. Not: Bu çocuklar için geçerli değildir.
C. Obsesyon ya da kompulsiyonlar belirgin bir sıkıntıya neden olur, zamanın boş harcanmasına yol açar (günde 1 saatten daha uzun zaman alırlar) ya da kişinin olağan günlük işlerini, mesleki (ya da eğitimle ilgili) işlevselliğini ya da toplumsal etkinliklerini ya da ilişkilerini önemli ölçüde bozar.
D. Başka bir Eksen I bozukluğu varsa, obsesyon ya da kompulsiyonların içeriği bununla sınırlı değildir ( örneğin; bir Yeme Bozukluğunun olması durumunda yemek konusu üzerinde düşünüp durma; Trikotillomaninin olması durumunda saç çekme üzerinde durma; Vücut Dismorfik Bozukluğunun olması durumunda dış görünümle aşırı ilgilenme; bir madde kullanım bozukluğunun olması durumunda ilaçlar üzerine düşünüp durma; Hipokondriazisin olası durumunda ciddi bir hastalığı olduğu biçiminde düşünüp durma; bir parafilinin olması durumunda cinsel dürtüler ya da fanteziler üzerinde düşünüp durma ya da Majör depresif bozukluk olması durumunda suçluluk üzerine geviş getirircesine düşünme).
E. Bu bozukluk bir maddenin ( örneğin; kötüye kullanılabilen bir ilaç ya da tedavi için kullanılan bir ilaç) ya da tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir.

İçgörüsü az olan tip: O sıradaki epizodda çoğu zaman kişi obsesyon ya da kompulsiyonlarının aşırı ya da anlamsız olduğunu kabul etmiyorsa.
Obsesyonlar
Obsesyonun türkçe karşılığı “saplantı”dır. Saplantı, yineleyici, ısrarlı, anksiyete(sıkıntı, bunaltı)ye neden olan ve istenmeden gelen(intrusive), benliğe yabancı(ego distonik) düşünce, dürtü ya da imajlar(düşlem, hayal, zihinsel resim)dır. Obsesyon için günlük dilde şüphe, evham, kuşku gibi kelimeler kullanılır. “Ya kapıyı açık unuttuysam?”, “Acaba elime mikrop bulaştı mı?” vb. düşünceler obsesyonlara örnek gösterilebilir.
Obsesyonlar üç temel formda gerçekleşirler: 1- Obsesif düşünce(inatçı bir şekilde zihne sokulan, kişiyi rahatsız edici düşünceler) 2- Obsesif imaj(kişiyi rahatsız edici görsel ya da canlı yaşantılar) 3- Obsesif dürtü(kişiyi istenmeyen davranışa zorlayan dürtüler)

Obsesyon içerikleri

Okb hastalığı içerisinde çok farklı obsesyonlar ve kompulsiyonlar vardır. Bir hastada bunların sadece biri olabileceği gibi bir kaçı da aynı anda bulunabilir.
§ Bulaşma obsesyonu: Çeşitli çalışmalarda en sık karşılaşılan obsesyon çeşididir. Okb hastalarında bulunma oranı %45-55’tir. Bu obsesyon, kişinin mikrop, pislik, kir vb. araçlarla kirleneceğine dair zorayıcı bir inancı içerir. Bulaşma obsesyonuna sahip kişiler aşırı temizlik yapma gibi kompulsif davranışlara sahip olabileceği gibi mikrop bulaştıracak ortamlardan uzaklaşma gibi kaçınma davranışları da sergileyebilirler. Bu tür obsesyonu olan kişiler anksiyete ile birlikte utanma ve tiksinme duygularını yoğun yaşarlar.
§ Kuşku obsesyonu: Kirlenmeden sonra en sık karşılaşılan obsesyon türüdür. Okb hastalarında bulunma oranı ? . Bu obsesyona sahip kişiler yaptıkları şeylerden emin olamazlar. “Acaba ocağı kapattım mı?”, “Acaba kappıyı kilitledim mi?” vb. sorular zihinlerini sürekli meşgul eder. Bu tür obsesyonlarda yapılan şeyden ya da ihmalden kişinin kendisine ya da başkalarına zarar gelme endişesi söz konusudur. Yaşanılan duygu daha çok hata ve suçluluktur. Bu obsesyonları kontroletme kompulsiyonları izler.
§ Saldırganlık obsesyonu: Kişinin kendine ya da başkalarına zarar verme ile ilgili düşünceleri içerir. Obsesyonlar içindeki yaygınlığı %10-20’dir. Bu tür obsesyonu olan kişiler “Acaba intihar eder miyim?”, “Ya çocuğumu bıçaklarsam?” vb. tarzında düşüncelere sahip olurlar. Bu obsesyonlarla mücadele etmek için, bıçak, makas gibi saldırı aracı olarak kullanılabilecek eşyalardan uzak durma, yüksek yerlerden uzak durma, sevilen kişilerden uzak durma gibi kompulsif davranışlar sergilenebilir.
§ Cinsel obsesyonlar: Okb içindeki yaygınlığı %13-26’dır. Ayıplanacak şekilde, kendisiyle ya da başkalarına dönük cinsel içerikli obsesyonlardır. Çoğunlukla kişinin hemcinsiyle ya da çocuklarıyla cinsel ilişki yaşamasına dönük ortaya çıkarlar. Bu tür obsesyonlara kontrol ve yıkanma kompulsiyonları eşlik eder. Utanma, suçluluk, günahkarlık gibi duygular yoğun olarak yaşanabilir.
§ Dinsel obsesyon: Dini ve ahlaki değerlere(Allah, peygamber vb.) karşı kabul edilemez olarak algılanan düşüncelere sahip olmaktır. Yaygınlığı kültüre göre değişkenlik gösterebilir. Türkiye’deki okb hastakları arasındaki yaygınlığı %11-42 arasında değişmektedir.
§ Simetri obsesyonu: Her şeyin düzenli, yerli yerinde vb. olması gerekliliği ile ilgili düşüncelerdir. Bu obsesyonlara düzeltme, sıraya koyma vb. kompulsif davranışlar eşlik edebilir. Bu tür obsesyonu olan kişilerin sabah hazırlığı çok uzun süreler alabilir.
§ Somatik obsesyon: Kanser gibi hayatı tehdit eden hastalıklarla aşırı düşünme şeklinde ortaya çıkar. Hasta olma korkusu yoğun yaşanılan bir duygudur. Kişiler hastalıklardan korunmak için çeşitli(tetkik yaptırmak, tansiyonu kontrol etmek vb.) yöntemlerle aşırı ilgili olabilirler.
§ Biriktirme, saklama obsesyonları: Kişinin kendisi için maddi ya da manevi değeri olmayan eşyaları saklaması ile ilgili obsesyonlardır.
§ Diğer obsesyonlar: Yukarıda sayılanların dışında bilme ve hatırlama ihtiyacı, belirli şeyleri söyleme korkusu, doğru şeyleri söylememe korkusu, bir şeyleri kaybetme korkusu, uğurlu ve uğursuz sayılar, özel anlamı olan renkler vb. obsesyonlar da vardır.

Kompulsiyonlar

Kompulsiyonun türkçe karşılığı “zorlantı”dır. Zorlantı, obsesyonların verdiği rahatsızlıklarla mücadele etmek için gerçekleştirilen, yineleyici, kişinin yapmaktan kendisini alıkoyamadığı davranışlar ya da zihinsel eylemlerdir. Kapının, açık unutulma ihtimaline karşın bunaltıcı derecede kontrol edilmesi, mikrop bulaşma ihtimaline karşın ellerin yıkanması ilgili obsesif düşüncelere karşı geliştirilen kompulsif davranışlardır.
Kompulsiyonların temel amacı obsesyonların ortaya çıkardığı sıkıntıyı azaltmaktır. Ancak ilk etapta geçici bir rahatlık yaşatsalar da uzun vadede OKB hastalığının devam etmesinde en büyük etkeni oluştururlar.
Kompulsiyonların bazıları gözle görülebilen davranışlarken(el yıkamak gibi) bazıları da zihinde gerçekleşen davranışlar(sayı saymak gibi)dır.
Obsesyon ve kompulsiyonlar genelde birlikte görülebildiği gibi sadece obsesyonların olduğu vakalar da vardır.
OKB hastası düşüncelerinin ve davranışlarının saçma ve gereksiz olduğunu bilir; fakat bunları yapmaktan kendini alıkoyamaz.
Obsesyon ve kompulsiyonlar pek çok insanın hayatında zaman zaman olabilir. Araştırmalar normal insanların yüzde sekseninin, zaman zaman OKB hastalarını rahatsız eden düşüncelere benzeyen zorlayıcı düşüncelere kapıldıklarını göstermektedir. Bu düşünce ve davranışlar OKB’li hastalara göre daha kısa süreli, benliğe daha az yabancı, zihinden kolay atılan, belirgin sıkıntı oluşturmadan ve önemli etkisizleştirme (nötralizasyon) çabası gerektirmeden yaşanırlar. Obsesif kompulsif bozukluğundan bahsedilebilmesi için “söz konusu düşünce ve davranışların, sürekli tekrarlayıcı, kişinin günlük hayatını, sosyal yaşamını akademik ve mesleki işlevselliğini olumsuz etkileyecek derecede şiddetli olmalıdır.

OKB’nin Tarihçesi

OKB’nin insanlık tarihi kadar eski bir hastalık olduğu kabul edilmektedir. Obsesyon ve kompulsiyonlar ilk kez, 1837’ de Esquriol tarafından melankoli belirtisi olarak tanımlanmıştır. Obsesyon terimi ilk kez 1866’ da Morel tarafından kullanılmıştır. Bununla birlikte 4000 yıl kadar önce Mezopotamya’da görüldüğüne dair bilgiler bulunmaktadır. Kutsal kitaplarda İÖ 11. yüzyılın ikinci yarısında İsrail’ in ilk kralı Saul’ ün sık sık şeytandan gelen zararlı düşüncelere yakalandığı, damadı David’ in arp çalmasıyla yatıştığından bahsedilmektedir. Bir din adamı tarafından yazılmış olan Malleus Maleficarum (Şeytanın Çekici) adlı kitapta orta çağda bir papazın herhangi bir kilisenin önünden geçerken ve dua ederken şeytanın etkisi ile sürekli dilini çıkardığından, kendini rahibi dinlemeye verdikçe şeytanın daha da fazla etkilediğinden sözetmektedir.
1903 yılında Janet fobi, obsesyon ve kompulsiyonları psikasteni başlığı altında toplamıştır. Janet’e göre psikasteni; kişinin düşünce ve davranışlarını denetlemesini engelleyen ruhsal yorgunluk ve irade zayıflaması ile ortaya çıkıyordu. 1878’de Alman klinisyen Wesphal bozukluğun temelindeki anahtar özelliğin bilişsel olduğunu vurgulamıştır. Wesphal, kişinin bu düşüncelerin anlamsız ya da saçma olduğunun farkında olması ile bu hastalığın gerçek delilikten ayrılması gerektiğini belirtmiştir. Freud 1908’de kaleme aldığı yazısında obsesyonel nevrozun anal dönem saplantısı sonucu bu döneme regresyon ile oluştuğunu belirtmiştir.

Pierre Janet’in folie de doubte (kuşku hastalığı) adını verdiği bu klinik tablo daha sonraları anankastik nevroz, obsesif kompulsif reaksiyon, obsesif kompulsif nevroz olarak adlandırılmıştır. DSM-III ‘ten itibaren ve halen günümüzde DSM-IV-TR’de psikiyatrik nozolojide OKB anksiyete bozuklukları içinde sınıflandırılmaktadır. Bu sınıflandırmada merkezi rolü; obsesyonlar nedeniyle oluşan anksiyetenin, her durumda OKB’nin temel bir özelliği olması oynamaktadır.

OKB’nin Belirti Ve Bulguları

I- Genel görünüm ve davranış: Okb’li kişiler aşırı titiz, düzenli, kontrollü ve kuracıdırlar. Hastalık ilerledikçe kişinin düzeni bozuabilir ve hareketlerinde bir kararsızlık söz konusu olabilir.
II- Konuşma ve ilişki kurma: Konuşma düzgün ve denetimlidir. Kelime sonlarındaki harflere baskı yapılarak konuşulur. Sözcük seçiminde dikkatli davranılır. Konuşmalarda ayrıntılara vurgu dikkat çekebilir. İlişki kurmada da titizlik, kuralcılık ve zaman zaman sıkıcı derecede saygılılık görülebilir.
III- Duygulanım: Kişi saplantı ve zorlantılarından ötürü çok büyük bir bunaltı(anksiyete) yaşar. Dikkat çekici bir nokta, kişi başından geçen olumsuz yaşantıları anlatırken duygudan yalıtılmış biçimde anlatabilir. Depresyonun eşlik ettiği okb’de depresif duygular(üzüntü, ümitsizlik, çaresizlik vb.) yoğun yaşanabilir.
IV- Bilişsel yetiler: Okb’li insanlar genellikle zeki ve bellekleri güçlü kişilerdir. Olayların ayrıntılarını iyi hatırlarlar. Algı ve yönelim bozukluğu olmaz. Yineleyen saplantıarı nedeni ile bazen dikkatleri dağılabilir. Bazen bir şeyleri yapıp yapmama noktasında tereddütleri olsa da bu bir bellek bozukluğu göstergesi değildir.
V- Düşünce süreci ve içeriği: Okb’li kişilerin düşünceleri düzgün, eksiksiz ve ayrıntıcıdır. Düşünce içeriğinde ise obsesyonlar yer alır. Düşünce içeriğinin ayrıntılarını ise kişinin sahip olduğu obsesyonun türü belirler: kuşkuculuk, suçluluk vb. düşüncelerde ikirciklilik(tereddüt), kararsızlık çok belirgindir. Kişi çok fazla “Ya öyleyse?”, “Acaba…..mı?” vb. şeklinde düşünebilir.
VI- Hareket: Okb’li kişinin hareketlerinde obsesyonların bunaltıcı etkisini gidermek için zorlantılı davranışlar(kompulsiyon) görülür. Belli şeyleri yapmak ya da yapmamak, ellerini abartılı şekilde yıkamak vb. buna örnek oluşturabilir. Bu hareketler zamanla kalıplaşıp törensel bir hal(ritüel) alabilir.
VII- Fizik ve fizyolojik belirtiler: Kişideki fizyolojik belirtiler bunaltıya özgü olarak değişebilir. Mesela ellerini ileri derecede yıkayanlarda deterjan izleri ve yaralar görülebilir.

OKB’nin Epidemiyolojisi(Görülme Sıklığı Ve Yaygınlığı)

OKB sık görülen ve kronik seyirli bir hastalıktır. Yaşam boyu yaygınlığı %1,9-3,3 arasındadır. Yapılan bir araştırmaya göre ülkemizdeki yaygınlığı %2-3,7 oranındadır. Kadınlarda daha sık olduğunu gösteren araştırmalar olduğu gibi kadın erkek arasında fark olmadığını gösteren araştırmalar da vardır. Hastaların birinci dercede akrabalarındaki yaygınlık %20’dir.
OKB çoğu zaman sinsi başlar ve alevlenip yatışan bir yapı arzeder. Söz konusu alevlenmeler yaşanan stres verici olaylarla ilgili olabilir.
Ortalama başlangıç 21-30 yaş arasındadır. Bazı araştırmalar bunun 18-25 yaş arası olduğunu söylemektedir. Erkeklerde başlangıç yaşı biraz daha erkendir. Bununla birlikte çocuklarda ve yaşlılarda da görülebilir. Olguların %72’sinde sinsi, %28’inde akut başlangıç söz konusudur. Hastaların %25-65’inde hastalık doğum, gebelik ya da aile üyelerinden birinin ölümü gibi stresli yaşam olayları ortaya çıkarıcı rol oynarlar.

OKB’nin Etyolojisi(Hastalığın Oluşum Sebepleri)


OKB’nin oluşumuna etki eden faktörler net bir şekilde belirlenememiştir. Bununla birlikte hastalığın oluş sebepleri arasında aşağıdaki faktörler belirtilmiştir:
  • Biyolojik etkenler: OKB 20-30 yıl öncesine kadar ruhsal kökenli bir hastalık olarak kabul eidlirdi. Ancak yakın zamanda yapılan çalışmalar OKB’ye biyolojik ve nörolojik yapılanmanın etki ettiğini göstermektedir.
  • Sosyal etkenler: OKB hastalığına, kişinin içinde doğup büyüdüğü ortamın etkili olduğu düşünülmektedir.
  • Psikolojik etkenler: Bu grupta kişinin geliştirdiği kişilik yapısı(mükemmelliyetçi, titiz vb.), sahip olduğu öğrenmeler(ebeveynden görme gibi)in önemli olduğu kabul edilmektedir.
OKB’de Prognoz (Hastalığın Seyri)

Yapılan bazı çalışmalarda hastaların %20-30’unda belirgin bir düzelme, %40-50’sinde orta derecede bir düzelme, %20-40’ında da aynı kalma ya da kötüleşme bildirilmektedir.
OKB’de kötü sonlanışın belirtileri arasında hastalığın erken başlaması, hastalığın şiddetli başlaması, evli olmama, hastalığın uzun ve süreğen olması, büyüsel düşüncenin, sanrıların, kişilik bozukluklarının olması, bipolar bozukluğun ve yeme bozukluğunun eşlik etmesi, kötü sosyal uyum, sosyal becerilerin yetersiz olması, ailede OKB hastalığının ve depresyonun olması sayılabilir.
Hastalığın iyi sonlanışının göstergeleri arasında iyi sosyal ve mesleki uyum, ortaya çıkartıcı bir olayın olması ve belirtilerin epizodik seyrine bağlıdır.

OKB’nin Tedavi

OKB’nin tedavisinde daha çok ilaç tedavisi ve bilişsel davranışçı tedavinin etkin olduğu belirtilmektedir.
 
Kişinin günlük yaşantısını önemli ölçüde sekteye uğratan, zamanının çoğunu boşa harcamasına neden olan (günde 1 saatten daha uzun süre), önemli ölçüde sıkıntıya veya yaşamsal işlevlerde önemli bozulmaya yol açan, yineleyici obsesyon ya da kompulsiyonlarla süren bir psikiyatrik hastalıktır
nokta.gif


Obsesyon nedir?

Türkçe karşılığı saplantılı düşüncelerdir
nokta.gif
Kişinin iradesi dışında aniden gelen ve zihnini meşgul eden, uygunsuz ya da rahatsız edici olarak değerlendirilen ve belirgin bir sıkıntıya neden olan tekrarlayıcı düşünceler, dürtüler ya da hayallerdir
nokta.gif
Kişi bunları kontrol edemez veya ortadan kaldıramaz
nokta.gif


En sık görülen obsesyonlar şunlardır:

Bulaşma ile ilgili yineleyen düşünceler (ele, yüze, dişlere, kıyafete vs pislik ya da hastalık bulaşacağı korkusu gibi)
Bir şeyi yapıp yapmadığından emin olamama ve kuşku duyma obsesyonları (birini öldürüp öldürmediğinden emin olamama, doğal gazı kapayıp kapamadığından ya da kapıyı kilitleyip kilitlemediğinden kuşku duyma gibi)
Bazı şeylerin belirli bir düzen içinde durması konusunda aşırı hassasiyet (kalemleri belli bir sıraya göre dizme ve sıra bozulursa yoğun bir rahatsızlık duyma, eşyalar simetrik değilse aşırı bir sıkıntı ve huzursuzluk duyma gibi)
Agresif ya da cinsel dürtüler, düşlemler (en sevdiği kişiyi yaralama, öldürme ile ilgili görüntüler veya düşünceler, namaz kılarken akla gelen açık saçık görüntüler gibi)
Obsesyonu olan kişiler bu düşünce, dürtü ve düşlemlerle başa çıkabilmek için çeşitli yöntemler denerler
nokta.gif
Bunlara önem vermemeye ve baskılamaya çalışırlar
nokta.gif
Başka bir düşünce ya da eylemle obsesyonları zihinden uzaklaştırma yoluna giderler
nokta.gif
İşte bu noktada kompulsiyonlar patlak verir
nokta.gif


Kompulsiyon nedir?

Kompulsiyon, obsesif düşünce, dürtü ve düşlemlerin yaratmış olduğu kaygı, huzursuzluk ve sıkıntıları gidermek amacıyla yapılan tekrarlayıcı davranış ritüelleridir
nokta.gif
Kişi bu davranışları yapmaya adeta zorlanıyormuş gibi hisseder ve yaptığında ise bir rahatlama duyar
nokta.gif
Ancak bu rahatlama uzun sürmez ve bir süre sonra obsesyonların yeniden belirmesi ile kişi tekrar kaygı duymaya başlar ve kompulsif davranışlar sergileme isteği açığa çıkar
nokta.gif
Bu süreç görüldüğü gibi paradoksal biçimde gün içerisinde devam eder ve kişiyi günlük hayatını yaşamaktan alıkoyar
nokta.gif


Kompulsif davranışlarda amaç, sıkıntıyı gidermek, korku yaratan bir durumu önlemek, bir tehlikeyi etkisiz hale getirmektir
nokta.gif
Bu davranışlar direkt korkulan şey ile bağlantılı olabilmektedir (el sıkmayla hastalık bulaşacağı obsesyonu olan birinin ellerini sık ve uzun süre yıkaması gibi)
nokta.gif
Bazen de korkulan durumdan bağımsız görünen kompulsif davranışlar sergilenebilir (çocuğunun kaza geçirmesini önlemek için okula gitmeden, 5 kez soyup yeniden giydirmek gibi)
nokta.gif


En sık görülen kompulsiyonlar şunlardır:

El yıkama, yıkanma, temizlenme
Temizlik yapma
Kontrol etme (ocağı açık unutup unutmadığını defalarca kontrol etme gibi)
Sıraya koyma ( nesneleri bir sıraya koyma ve bu sıranın bozulmaması için sürekli kontrol etme gibi)
Sayma ( bir felaketi engellemek için sürekli 100'den geriye 3'erli sayma gibi)
Yineleyen eylemlerde bulunma ( tekrar tekrar ışıkları kapatıp açma, tekrar tekrar ayakkabı bağını çözüp bağlama gibi)
Bazı kişiler obsesyon ve kompulsiyonların mantıksız olduğunu kabul ederler
nokta.gif
Bazı obsesif kompulsif hastalar ise obsesyon ve kompulsiyonlarının mantıklı mı yoksa mantıksız mı olduğu konusunda kararsız kalırlar
nokta.gif
Ancak her iki durumda da hastalar düşünce ve davranışlarını kontrol edemez ve durduramazlar
nokta.gif


Obsesif kompusif bozukluğun başlangıç yaşı erkeklerde 6-15 iken kadınlarda 20-29 arasında değişmektedir
nokta.gif


Tedavi

Obsesif kompulsif bozukluk psikoterapiye en hızlı yanıt veren rahatsızlıklardan biridir
nokta.gif
Çeşitli terapi teknikleri ile kısa bir süre içinde iyileşme sağlamak mümkün olabilmektedir
nokta.gif
Merkezimizde, obsesif kompulsif bozukluk ve diğer kaygı bozuklukları ile çalışılırken "Bilişsel Davranışçı Terapi" teknikleri ve "EMDR" tekniğinden yararlanılmaktadır
nokta.gif


Tedavi başarısını etkileyen faktörlerden bazıları şunlardır:

Problemin şiddeti ve süresi
Problemin ortaya çıkış zamanı (birden bire ya da stres yaratan bir olaydan sonra)
Problemin ortaya çıkma yaşı
Probleme eşlik eden başka bir problemin daha bulunması (major depresyon gibi)
Hastanın terapilere, terapistin belirlediği aralıklarda düzenli olarak katılması
Hastanın iyileşme isteği ve motivasyonu
Hastanın terapist ile işbirliği yapması, yapılan uygulamalara katılması
Hastanın iç görü sahibi olması
Terapistin yeterli eğitim ve beceriye sahip olması
Terapistin terapi tekniklerini kullanmadaki ustalığı
 
OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK (OKB)

Obsesif kompulsif bozukluk, biyolojik bazlı psikiyatrik bir bozukluktur. Çocuklarda endişeli düşünceler (obsesyonlar) ve zaman alan ritüellerle (kompulsiyonlar) kendini gösterir.

Obsesyon; tekrarlayıcı ve zorlayıcı duygu ve düşüncelerdir. Kompulsiyon sayma, kontrol etme ya da kaçınma gibi bilinçli, standardize, tekrarlayıcı düşünce ya da davranıştır. Obsesyonlar kişinin kaygısını arttırırken, kompulsiyonlar kişinin kaygısını azaltırlar.

Obsesif kompulsif bozukluğun nüfusa dağılımına göre yaşam boyu yaygınlığı tahminen %2-3’tür.

Kadın ve erkeklerde eşit oranda rastlanır. Obsesif-kompulsif bozuklukta önemli derecede genetik bir yatkınlık olduğu düşünülmektedir. En erken başlama yaşı 7, ortalama başlama yaşı 10.2 yaştır.

Erkek çocuklarda kızlardan daha sık rastlanmaktadır. OKB hastalarındaki aile çalışmalarında OKB olan hastaların birinci derece akrabalarının %35’inin bu bozukluktan etkilendiği bulunmuştur.

Obsesyon ve kompulsiyonların yaygın olan bazı özellikleri bulunmaktadır.

1. Bir düşünce ya da bir bir dürtü kişinin bilincine üsteleyici ve kalıcı şekilde zorla girer.

2. Ana görünüme endişeli korku hissi eşlik eder ve sıklıkla kişiyi ilk düşünce ve dürtüye karşı karşıt tedbirler almaya iter.

3. Obsesyon ya da kompulsiyon ne kadar canlı ve zorlayıcı olursa olsun, kişi onu acayip ve mantıksız olarak algılar.

4. Obsesyon ve kompulsiyon egoya yabancıdır; yani kişinin psikolojik varlık olarak kendinlik yaşantısına yabancı olarak yaşanır.

5. Obsesyon ve kompulsiyonlardan yakınan kişi genellikle onlara direnmeye güçlü bir arzu duyar.

Buna rağmen hastaların yarısı kompulsiyona az miktarda direnç gösterirler.

Tüm hastaların %80 kadarı kompulsiyonun mantıksız olduğuna inanır. Bazen obsesyonlar ve kompulsiyonlara hastalar aşırı değer verir hale gelir.

Örneğin temizlik için kaybettiği zamandan dolayı işlerini kaybetmelerine rağmen, hastalar kompulsif temizliğin manevi yönden doğru olduğunda ısrar edebilirler.

En sık karşılaşılan obsesyonlar ve bunlara eşlik eden kompulsiyonlar;

Kir, mikroplar ve diğer bulaşıcı maddelerle ilgili endişeler (Bulaşma Obsesyonu): Çocuklar, kirlenmekten ve kendilerine herhangi bir şeyin bulaşmasından fazlasıyla çekinirler.

Korkulan nesne çoğu zaman kaçınılması zor bir nesnedir (idrar, toz yada mikrop gibi) bu obsesyonu takip eden kompulsiyonlar içerisinde kirlenebileceği veya bir şeylerin bulaşabileceği yerlerden uzak durması, umumi tuvaleti hatta evdeki tuvaleti kullanamaması, üstü kirlenebileceği için futbol takımından ayrılması, mikrop bulaşması korkusuyla evden çıkamaması veya saatlerce yıkanması sayılabilir.

Kuşku Obsesyonu: Bu obsesyonu kontrol etme kompulsiyonu izler. Çocuk zarar görebileceğinden, sevdiklerinin yaralanabileceğinden veya kendisinden uzaklaştırılabileceğinden korkabilir; buna tepki olarak kontrol etme ihtiyacı duyarlar. Kontrol etme alışkanlığı mantıklı görülse bile aslında değildir.

Sözgelimi yaşanan kuşkudan ötürü kapının kilidini defalarca kontrol edebilir.

Bir kompulsiyon olmaksızın zihne yerleşen obsesyonel düşünceler: Bu obsesyonlar genellikle cinsel yada saldırgan bir eylemle ilintili yineleyici düşüncelerdir ve kişi bu düşüncelerden ötürü kendinden utanır.

Örneğin çocuklar okulda altını ıslatmaktan, beklenmedik bir anda küfretmekten veya cinsel açıdan uygunsuz bir şey yapmaktan korkabilirler. Cinsel içerikli obsesyonlar çocuklardan çok ergenlerde gözlenir. Ayrıca dinsel obsesyonlarda bu grup içerisinde değerlendirilebilir.

Düzenleme veya sıraya koyma ritüelleri (Simetri yada Kesin Olma Obsesyonu): Çocuk bardağının çatalından tam beş santim uzakta durmasını veya yazı yazarken sayfa kenarlarının eşit olması için uzun süre uğraşabilir.

Yolda yürürken telefon kulübelerini sayabilir ve bunu yaparken biri müdahale ettiğinde sinirlenebilir ve kaygı düzeyleri artabilir. Bu süreci yavaşlama kompulsiyonu izler.

Tüm bu obsesyonların oluşturduğu gerilim, kompulsiyonun yerine getirilmesi ile kısa süreli olarak hafifletilir, ancak kalıcı bir yararı olmaz. Kişiyi yorgun düşürür. Günlük faaliyetlerini yapmasını engeller.

Çocuk ve ergenlerde obsesif kompulsif bozukluk sıklıkla aile çatışmaları, sosyal çekilme ve okulda başarısızlığa yol açmaktadır.

Öğretmen ve Velilere;

• Çocuğunuzda OKB’si olduğundan şüpheleniyorsanız okul rehber öğretmeninden veya konunun uzmanından yardım isteyin. Erken tanı önemlidir. Yetişkinlikte OKB tanısı alanların 1/3-1/2′sinde hastalığın başlangıcının çocukluk veya ergenlik döneminde olduğu saptanmıştır

• Çocuğunuza destek olun. Obsesyon gerçek olmasa bile çocuğunuzun hissettiği endişe gerçektir, onu anlamaya ve sakinleştirmeye çalışın.

• Dikkatini başka yöne çekerek, çocuğunuzun obsesif kompulsif davranışlarını en aza indirmeye çalışın. Çocuklar genellikle bir oyuna yada aktiviteye yoğun biçimde konsantre olduklarında obsesyon ve kompulsiyonları yaşamazlar.

• OKB’si olduğunu anlar anlamaz, çocuğunuzu tedavi ettirin. OKB için birincil tedavi ilaçtır.

Psikiyatrların başlatacağı tedavide aktif rol almanız ve destekleyici olmanız önemlidir.

• Obsesif çocuklar erişkinlerden farklı olarak belirtilerine ailelerini de ortak edebilirler. Tekrarlayıcı sorularına yanıt beklerler, ailelerinin kompulsiyonlarına katılmalarını isterler.

Çocuğunuz kendini güvende hissetmek için soru soruyorsa bu soruyu kendisine sormasını sağlayın; eğer kompulsif ritüellerine katılırsanız bu çocuğunuzun obsesyonlarına yeteri kadar inandığınızı ve onu “korumak” istediğinizi kanıtlar, böyle bir olasılık da çocuğunuz için korkutucu olabilir.

• Çocukların sevgi ve ilgi ihtiyaçlarının eksiksiz karşılayın.

• Çocukta kaygı uyandıracak durumları saptayarak pedagojik yaklaşım sergilemeye çalışın.

• Özellikle disiplin yöntemlerinizin etkilerini gözden geçirin.

• Anne baba olarak davranışlarınızda tutarlı olun.

• Çocuğunuzun gerçekleri doğrultusunda beklenti düzeyinizi ayarlayın ve çocuğunuzda kaygı uyandıracak beklentilerden uzaklaşın.

• Korku ve kaygıların büyük bir kısmı öğrenilmiştir, çocuğunuzda bu kaygı ve korkuları tetikleyecek aşırı koruyucu ve mükemmeliyetçi davranışlardan kaçının

Başa çıkamadığınız durumlar karşısında uzman desteği alınız. Uzman desteği ile yapılacak hatalı davranışlar önceden görülerek engellenecektir.

Sağlıklı bir gelecek için çocuk ve ergenlerimize gereken özeni göstermemiz gerekmektedir.
 
Obsesyon kelimesi Latincede ‘’rahatsız etme’’ anlamına gelen obsideratum kelimesinden türetilmiştir.

Hastanın düşünceleri ve davranışları mantık ve muhakeme süzgecinden geçemeyip saplantı haline gelir.

Obsesif Kompülsif ise saplantılı düşüncelerin davranışlara yansımasıdır. Yaygın bir düşünce olsa da kahkahalarla gülen bir insanın başına bir şey geleceğini düşünmesi obsesyondur ve bunun üzerine gülmeyi sonlandırması kompülsiftir. Genel olarak rastlanan obsesif kompülsif bozukluklar biyolojik ve çevresel etmenlerle oluşur.

Yapılan araştırmalara göre bir nörotransmiter olan serotonin seviyesi ile OKB gelişimi arasında bir bağ vardır. Zira serotonin dengesizliği kalıtımsal olduğu için aynı durum OKB gelişimi için geçerlidir. Beynin belirli bölgelerini etkileyen serotonin dengesizliğinde sağduyu, planlama, bedensel hareketlerde çeşitli problemler yaşanır. Çevresel faktörlerde ise hastanın daha önce deneyimlemiş olduğu travmatik olaylar; taciz, hastalık, vefat gibi nedenler yer alır.
 
Geri