Nükleer Santraller,
Nükleer enerjinin temelini oluşturan uranyum da yenilenemeyen bir enerji kaynağıdır
ve fosil denen klasik yakıtların tersine parçalanabilir bir yakıt türüdür. Güvenlik önlemleri
yeterli düzeyde alınamazsa çevreye radyasyon yayar. Bunun yanında üretim sırasında
radyoaktif atıklar ortaya çıkar. Radyoaktif maddelerin yaydığı radyasyon geniş bir alana
yayılır, yıllarca insan ve çevre üzerinde etkileri devam eder. Yaydığı radyasyon sonucu
bitkilerin, hayvanların ve insanların hücre yapılarında değişmelere neden olur. Çevreye
yayılan radyasyon bitki örtüsünün yok olmasına, insanlarda kanser gibi ölümcül hastalıklara,
neden olur.
Nükleer enerjinin gelecek nesiller için de yeterliliği, sürdürülebilir kalkınma açısından
önemli bir konudur. Özellikle fosil kaynak rezervleri kısıtlıdır. Nükleer yakıt hammaddesi
olan uranyum ve toryum rezervleri ise oldukça fazladır.
Günümüzde nükleer santrallerin güvenlik değerlendirmesi bağımsız lisanslama
kuruluşları tarafından son derece tutucu varsayımlara göre yapılmaktadır. Ayrıca bu
santraller işletmede oldukları sürede sürekli denetim altındadır. Bu nedenle nükleer
santrallerin çevre ve insana zarar verebilecek şekilde kaza yapma riski, günümüzde
kullandığımız diğer teknolojik ürünlere göre, yok denecek kadar azalmıştır. Bir nükleer
santralin çevresinde yaşayan insanlara yüklediği yıllık doz doğal radyasyonun çok altındadır.
CO2 emisyonuna neden olmaz. Dünyada kurulu bulunan nükleer santraller yılda
2300 milyon ton CO2 emisyonuna engel olmaktadır.
CO2 emisyonuna neden olmaz. Dünyada kurulu bulunan nükleer santraller yılda
42 milyon ton SO2 emisyonuna engel olmaktadır.
NOx emisyonuna neden olmaz. Dünyada kurulu nükleer santraller yılda 9
milyon ton NOx emisyonuna engel olmaktadır.
Nükleer enerjinin temelini oluşturan uranyum da yenilenemeyen bir enerji kaynağıdır
ve fosil denen klasik yakıtların tersine parçalanabilir bir yakıt türüdür. Güvenlik önlemleri
yeterli düzeyde alınamazsa çevreye radyasyon yayar. Bunun yanında üretim sırasında
radyoaktif atıklar ortaya çıkar. Radyoaktif maddelerin yaydığı radyasyon geniş bir alana
yayılır, yıllarca insan ve çevre üzerinde etkileri devam eder. Yaydığı radyasyon sonucu
bitkilerin, hayvanların ve insanların hücre yapılarında değişmelere neden olur. Çevreye
yayılan radyasyon bitki örtüsünün yok olmasına, insanlarda kanser gibi ölümcül hastalıklara,
neden olur.
Nükleer enerjinin gelecek nesiller için de yeterliliği, sürdürülebilir kalkınma açısından
önemli bir konudur. Özellikle fosil kaynak rezervleri kısıtlıdır. Nükleer yakıt hammaddesi
olan uranyum ve toryum rezervleri ise oldukça fazladır.
Günümüzde nükleer santrallerin güvenlik değerlendirmesi bağımsız lisanslama
kuruluşları tarafından son derece tutucu varsayımlara göre yapılmaktadır. Ayrıca bu
santraller işletmede oldukları sürede sürekli denetim altındadır. Bu nedenle nükleer
santrallerin çevre ve insana zarar verebilecek şekilde kaza yapma riski, günümüzde
kullandığımız diğer teknolojik ürünlere göre, yok denecek kadar azalmıştır. Bir nükleer
santralin çevresinde yaşayan insanlara yüklediği yıllık doz doğal radyasyonun çok altındadır.
CO2 emisyonuna neden olmaz. Dünyada kurulu bulunan nükleer santraller yılda
2300 milyon ton CO2 emisyonuna engel olmaktadır.
CO2 emisyonuna neden olmaz. Dünyada kurulu bulunan nükleer santraller yılda
42 milyon ton SO2 emisyonuna engel olmaktadır.
NOx emisyonuna neden olmaz. Dünyada kurulu nükleer santraller yılda 9
milyon ton NOx emisyonuna engel olmaktadır.