Semavi dinleri kaynak alan hikâyeleri, sinemanın kendi diliyle yeniden yorumlayarak bir filme dönüştürmek ve o dinlere iman eden yüzbinlerce insanın “beğenisine” sunmak cesaret işi. Henüz proje yapım/çekim aşamasındayken, din temelli gelecek tepkileri hatta olası sansürleri/yasakları da göğüslemek de ayrı bir mesele. Şüphesiz Darren Aronofsky gibi yeteneği tescillenmiş bir sinema adamı da, ekibiyle yola çıkarken bunların hepsinin farkındaydı. Semavi dinlerde peygamber olarak seçildiğine inanılan Hz. Nuh’un büyük tufan ile imtihanını beyazperdeye taşıyan, Aronofsky imzalı Nuh: Büyük Tufan, ABD’den bir hafta sonra ülkemizde vizyona giriyor; bu coğrafyada muhtemel tartışmaları beraberinde getirerek...
İlginçtir ki sinema tarihinde Nuh’un hikayesini beyazperdeye aktaran çok fazla örnek yok. 1928 tarihli ve büyük tufan ile I. Dünya Savaşı’nı bütünleştiren Nuh'un Gemisi ve 1999 tarihli bir televizyon mini-dizisinden başka bu muazzam öyküyü odağına alan sinema filmi yok; ama tahmin edilebileceği üzere tufanın ve geminin kalıntılarının peşinden giden pek çok belgesel yapımı var. CGI başta olmak üzere, sinema teknolojisinin geldiği son nokta, Nuh’un çarpıcı öyküsünü beyazperdeye adamakıllı aktarabilmeye de fırsat sunuyor.
https://www.youtube.com/watch?v=eNUcmJZJx0w
Moderatör tarafında düzenlendi: