No pasaran (geçit yok)

Konu sahibi son olarak 2991 gün önce görüldü
Dolores İbarruri: ‘No pasaran!’

İspanya’da faşizme karşı mücadelenin en önünde yer aldı İbarruri. Meydanlarda sağ eli havada ‘No pasaran’ diye haykırırken, kadınları tüm gücüyle mücadelede yer almaya çağırdı. 100 binin üzerinde kadın, direnişin sürmesinde yaşamsal öneme sahip olan bütün işlerde yer alarak Madrid’i yönetti.

Erkek egemenliğine karşı durarak tarihten günümüze ışık tutan kadınlar, mücadelenin nasıl büyütüleceğini de öğretiyor bize. “La Pasionaria” (Tutku Çiçeği) adıyla nam salmış olan Dolores İbarruri de onlardan biri. Faşizme karşı en zorlu mücadelelerden biri İspanya’da İkinci Dünya Savaşı öncesinde faşist general Franco’ya karşı verilirken, direnişin en önünde yer aldı İbarruri.
1920’li yıllarda İspanya Komünist Partisi’nin ilk üyelerinden ve parti liderlerinden biri olan İbarruri’nin yaptığı konuşmalar, İspanya iç savaşı sırasında kadınları faşizme karşı mücadele için bir araya getirdi. Franco, Madrid kapılarına dayandığında radyodan sesi duyulan İbarruri sesleniyordu:

“Ayakta ölmek, dizlerinizin üzerinde yaşamaktan daha iyidir.”

Bu söz direnişin sloganı haline gelirken, İbarruri’nin konuşmaları direnişin sürmesinin en önemli nedenlerinden biri oldu.

100 bin kadın komitelerde

İbarruri kadınları direniş için teşvik etmiş, başka silah bulamazlar ise mutfak bıçağı veya benzer silahlar ile savaşmaya çağırmış, hatta kaynar suların bile Madrid’e saldırıları püskürtmek için kullanılabileceğini söylemiştir. İbaruri’nin lideri olduğu, Savaşa ve Faşizme karşı Uluslararası Kadın Komitesi, komünist kadınların gazetesi olan Mujeres De Madrid (Madrid’in Kadınları) ve Companera’yı (Yoldaş) yayımlamıştır. Faşizme karşı direnişte yüz binden fazla kadın bu komitelerde yer almıştır.

Şehri yöneten kadınlar

Direnişin sürmesi için yaşamsal öneme sahip bütün işler kadınlar tarafından yapılmış, Madrid kadınlar tarafından yönetilen özgür bir şehir haline gelmiştir. Barikatların kurulması, siperlerin kazılması ve ilkyardım istasyonlarının kurulmasında kadınlar görev almıştır. Kendileri için ayrı bir öneme sahip olan ortak aşevlerinin ve çamaşırhanelerin örgütlenmesinde kadınlar çalışmıştır. Fabrikalarda, telefon santrallerinde, okullarda çalışanlar, erzak dağıtımını gerçekleştirenler, ordu mensuplarının okuma-yazma öğrenmesi için açılan iki bin okulda ders verenler hep kadınlardır.

İbarruri Nazım’ın dizelerinde

Meydanlarda sağ yumruğu havada, “No pasaran!” (Geçit yok) diye haykıran İbarruri, sadece İspanya’nın değil tüm dünyanın faşizme karşı mücadele sembollerinden biri haline gelmiştir.


Nazım Hikmet’in, “…ne kadar güzel şey yaratacaklarsa/ yani o korkunç hasreti daüssılâsı içimin/ güzel gözlerindedir/ Madrit kapısındaki nöbetçimin” dizeleriyle bahsettiği Dolores İbarruri, 1989’da 93 yaşında hayatını kaybetmiştir.

Faşizme karşı savaşmak için İskoçya’dan İspanya’ya gidenlerin anısına İbarruri’nin heykeli, İskoçya’nın en büyük kenti Glasgow’daki Clyde caddesine dikildi.
 
"No Pasaran" salt tarihte yer edinmiş bir slogan değil, aynı zamanda içeriği dolayısıyla güncelliğini koruyan bir slogandır. Çünkü slogan içerik itibariyle antifaşist ve enternasyonal bir karakter barındırır. Ve bu nedenle de bu sloganın temsilcisi ve mirasçısı solcular/sosyalistlerdir.

Örneğin marşında;

"onların dil sorunu yoktu, dünyayı yaratan ellerden tanırlardı birbirlerini"

Yada

"yüzlerini bile görmedikleri İspanya işçi ve köylüleri için aynı kahramanlık ve sadelikte öldü onlar."

Diye geçer ve bir çok ulusun işçi, emekçi ve aydınlarının birlikte yaptıkları mücadelesini ifade eder.

Slogan, çıkış itibariyle kadınların mücadelesine dayansa da, ilerleyen zamanda daha genel ve daha kapsayıcı bir kimliğe büründü ve faşizm karşıtlığıyla özdeşleşti.

Ayrıca bkz : https://m.youtube.com/watch?v=N5lbFyEt9mA

[YOUTUBE]N5lbFyEt9mA[/YOUTUBE]
 
Yine de kadınların bu devrime öncü olması çok guzel.
Gezide de kullanılan bi slogandi iyi hatırlıyorum kurulan barikat üstüne yazilmisti. O an komünist duygularım kabardi işte.
 
Yine de kadınların bu devrime öncü olması çok guzel.
Gezide de kullanılan bi slogandi iyi hatırlıyorum kurulan barikat üstüne yazilmisti. O an komünist duygularım kabardi işte.

Kesinlikle. Olayın kadın boyutunun olması, kalkışmayı daha da değerli kıldırıyor. Neticede bu ezilenlerin, sömürülenlerin kalkışmasıydı. Ve toplumlar tarihinden günümüze baktığımızda kadınların her zaman ezildiği, sömürüldüğü görüldü ve görülüyor. Kadınların yer almadığı bir devrimci mücadele yenilmeye mahkumdur. Kadınlar kölelik koşullarından bugünlere geldiyse bunu Ibarruri'lere, Clara Zetkin'lere, Rosa Luxemburg'lara, Behice Boran'lara ve bu yolda mücadele etmiş ve hayatını kaybetmiş nice yoldaşlarına borçlular. Ve daha da ileriye taşınması da bu mücadelelerin sürekliliğine bağlı. No Pasaran gerçekleşemedi ve Han Pasado diyenler kazandı ve o günlük yenilgi Ispanya halkının en karanlık dönemlerinden biri olarak anılıyor. Diğer bir deyişle No Pasaran aydınlığı, Han Pasado karanlığı sembolize ediyor. Bundan ötürü kimse Han Pasado'yu hatırlamaz ve eşitlik özgürlük taleplerinin ismi 1930'lardaki yenigiye rağmen No Pasaran'dır.
Sözünü ettiğin gibi, Gezi Direnişi bu açıdan çok anlamlıdır.
 
Ben bu sözü ilk duyduğumda, o zamanlar 13-14 yaşında falanım tabii, Alibeyköyspor'un altyapısında sağ bek oynuyordum. Siyasi alt metnini bilmeden, bütün defans oyuncuları kullanıyordu. Ben sonradan katıldığım için ilk başta pek anlamamıştım. O zamanlar bi Ali hoca vardı, böyle motive ederdi. Sonradan öğrendik ki kendisi zamanında Odtü'den kovulmuş sıkı bir devrimciymiş, "No Pasaran" da en bilindik devrimci sloganıymış vs.

Ve fakat "Han Pasado"
 
dolores-ibarruri-la-pasionaria.jpg
 
Geri