Ey,beni pençesinde inleten bu laneti kaldırmak için
Yılların ötesinden gelen kişi.
Ey,benim kötü kaderim için ağlayan kişi.
Hattuşa'da herkes düşman olmuştu bana.
Bir tek babam soylu Maruvaş inanmadı,
Hattuşa'yı basan sel suları gibi evlere sızan söylentilere.
Sordu bana:
Doğru mu duyduklarım?
Sordu bana:
Sen Nuvanza'yı sevdin mi?
Sordu bana:
Bu yüzden ölmüş İnara .
Bu yüzden ölmüş Manni.
Ben söyledim babama.
Evet,ben Nuvanza'yısevdim.
Ben söyledim babama.
Evet, bu yüzden öldü İnara.
Ben söyledim babama.
Ama ben böyle olsun istemedim.
Ben Nuvanza katil olsun istemedim.
Ben Zitiş,Manni'den koparılsın istemedim.
Ben Manni huzuru nehrin kızıl sularında bulsun istemedim.
Ben sadece Nuvanza'yı sevdim.
Babam soylu Maruvaş bunları duyunca gözyaşları döküldü.
Babam Maruvaş bunları duyunca sarıldı bana.
Babam Maruvaş anladı beni.
Ve ben anladım,Maruvaş babam olduğu için şanslı olduğumu.
Dedi ki:
Artık taraf bataklık.
Sen artık bataklık yoluna düşmüş bir ceylansın.
Dedi ki:
Dikkat etmen gerek artık.
Dedi ki:
İnsanlar kötü.
Ninatta'nın kara yazgısı eğlencedir onlara.
Bu yüzden uzak dur Nuvanza'dan .
Bırak artık onu.
Kopar at içinden,
Bir köle nasıl koparırsa tarladaki ayrık otunu.
Ben dedim ki:
Ey benim soylu babam.
Kralın verdiği ünvanla değil,
Yüreğiyle soylu babam.
Bilirsin,yalan söyleyemem sana.
Ben unutamam Nuvanza'yı .
Ama uzak kal dersen,denerim.
Ama bunu yaparım,diyemem.
Çünkü denedim ,yapamadım.
Sen istersen yine denerim,yapar mıyım bilemem.
Ben böyle deyince,kederi daha da derinleşti babamın.
Ama artık başka söz demedi.
O demedi ama ,bizim üzerimize söylenmiş sözler,
Büyüdü fırtına oldu ,sarayın üstünde patladı.
Kral Muvatallizor durumdaydı.
Nuvanza herkesin ağzındaydı.
Eğer Nuvanza değil de başka biri olsaydı konuşulan,
Muvatalli hiç acımadan çözerdi sorunu.
Ama Muvatalli,Nuvanza'dan vazgeçemezdi.
Nuvanza sadece bir kumandan değil,
Nuvanza sadık bir dosttu.
Nuvanza krallığın mührü altındaki krallıkları biliyordu.
Nuvanza kralların hangisi yiğit,hangisi korkak,
Hangisi sadık,hangisi hain,hangisi iyi,hangisi kötü,
Hangisi aptal,hangisi akıllı biliyordu.
Krallarla barış anlaşmaları yapmıştı,
Krallarla yemek yemişti.
Muvatalli Nuvanza'dan vazgeçemezdi.
Çünkü,bizim dedikodumuz Hattuşa'nın gökyüzünde
Kara bir bulut gibi gezerken,
Aşağıda Ramses adında bir başka kara bulut
Yürüyordu Hatti ülkesine.
Ramses,Hatti şehirlerinden birine zafer kayası oydurtmuştu.
Bu ülke benimdir yazdırmıştı.
Bu ülke ,Mısır'ındır yazdırmıştı.
Ramses uyumuş bir laneti uyandırmak istiyordu.
Ramses eski bir yarayı yeniden açmak istiyordu.
Ramses kötü bir masalı yeniden anlatmmak istiyordu.
Masal lanetliydi,kanlıydı,eskiydi.
Çok eskiydi.
Tanrı Kral Şuppiluliuma 'nın günleri kadar eskiydi.
Şimdi Tanrı olam Kral Şuppiluliuma Hatti ülkesini genişletti.
Yalçın dağları ,verimli ovaları ,yeşil ırmakları,mavi gölleri,
Sarayları,tapunakları,tapınakların tanrılarını Hatti'ye kattı.
Hatti ülkesi büyük ülke oldu.
Kral Şuppiluliuma Büyük Kral oldu.
Kral Şuppiluliuma büyürken Mısır küçülüyordu.
Mısır?da krallar birbirini öldürüyordu.
Mısır?da bir genç adam ,Tutankamon kral olmuştu.
Ama Mısır?da krallar çok yaşamıyordu.
Tutankamon da çok yaşamadı.
Tutankamon?un karısı ,üvey kız kardeşi Ankesenamon?du.
Tutankamon ölünce ,güzel gözlü Ankesenamon korktu.
Çünkü baş rahip Eje,kral olmak istiyordu.
Kral olmak için ,Ankesenamon?la evlenmek istiyordu.
Kraliçe Ankesenamon bunu biliyordu.
Ankesenamon ,rahip Eje ile evlenmek istemiyordu.
Ama rahip Eje ısrarlıydı.
Rahip Eje güçlüydü.
Mısır ülkesinde rahip Eje?ye karşı çıkacak kimse yoktu.
Kraliçe ,Ankesenamon bunu da biliyordu.
Bunu bildiği için Kral Şuppiluliuma?ya mektup yazdı.
Dedi ki:
Ey, Hatti ülkesinin güçlü kralı.
Ey,adı benim ülkemde bile saygı uyandıran büyük adam.
Benim kocam öldü.
Benim oğlum yok.
Ama sende oğul çokmuş.
Neden bana oğullarından birisini vermiyorsun.
Büyük Kral Şuppiluliuma mektubu okudu.
Mektubu okudu ve aklı karıştı.
Ankesenamon?un sözlerine inanamadı.
Kral Şuppiluliuma Hatti?nin büyüklerini topladı.
Mektubu onlara da okudu.
Hatti?nin büyüklerinin de aklı karıştı.
Ve Kral Şuppiluliuma Mısır?a bir elçi yolladı.
Elçi güvendiği bir adamdı.
Elçinin adı Hattuşa-ziti?ydi.
Hattuşa-ziti'nin yolculuğu günlerce sürdü.
Hattuşa -ziti günlerce Mısır'da kaldı.
Hattuşa-ziti günler sonra döndü Mısır'dan.
Yanında Kraliçe Aneksenamon'un ikinci mektubu vardı.
Büyük Kral Şuppiluliuma inandı Ankesenamon'un sözlerine.
İnandı bu çaresiz kraliçenin yürekten gelen davetine.
Ve oğlu Zannanza'yı bir askeri ile birlikte yolladı Mısır'a.
Ama Zannanza hiçbir zaman ulaşamadı Mısır'a.
Saray entrikalarının uzmanı başrahip Eje,
Mısır ordusunu sürdü Hitit birliğinin üzerine.
Ve acımasızca öldürdü Prens Zannanza'yı.
Ama Tanrıların niyeti başkaydı.
Tanrılar Hatti ülkesini cezalandırmaya hazırlanıyorlardı.
Ve bu ceza suyla geldi,toprakla geldi,rüzgarla geldi.
Çocuk,genç,yaşlı demeden Hatti insanlarını kırdı geçirdi.
Salgın aylarca sürdü.
Ölümler aylarca sürdü.
Bu kara lanet,Kral Şuppiluiluma'yı alıncaya kadar sürdü.
Devamı Kitapta

)