Nihavent Esinti

Konu sahibi son olarak 4815 gün önce görüldü
ıslak ıslak bakan o mağrur ela gözlerin
şimalden göz kırpan yıldızlar kadar ürkek
ılık bir rüzgarla ısınan
sevda dokunuşu masum yüreğinde
leylak kokuları gülümser
sen gülümsersin aşkın mevsimine



oysa gözyaşlarıyla giyinmişti sevgim
sararken son kez sıcak bedenini
yitip giden aşk mı, gurur mu?
yoksa her ikisi mi?
uzaklar almışken benliğimi benden
hem de hiç çekinmeden,
nihavent ezgiler getirirdi yitirdiklerimi
birer birer



ağaran saçlarım çağırırken eksik yıllarımı
yorgun bakışım ele verir kimsesizliğimi
siyah beyaz anılar öperken omzumu her gece
yüreğimi saran buruk bir tat
içtiğim ilaç kadar acı.
kırılgan bestesin şimdi
adı kayıp bu aşka yazdığım



umut çaresizliğin kardeşi mi, düşmanı mı bilinmez
bir gün elbet biter
geriye, dua bekleyen kırgın bir ruh kalır.

Banu Uludağ
 
Geri