folie a deux
Bronz Üye
-
- Katılım
- Mayıs 3, 2019
-
- Mesajlar
- 2,602
-
- Tepkime puanı
- 1,695
-
- Puanları
- 349
Tüm gece düşündüm durdum.
Önce aldanışım dem vurdu sonra yalvarışım kin yuttu.
Bir manasızlığın içinde debelenip durdum.
Anlamsızca eskittim tüm hünerlerimi.
Sanırım zamanla birlikte ben de tükendim.
Hiç bilmediğim bir dünya çemkirdi soluma.
Nefes almanın, vermekten daha zor olduğu bir gezegen.
Mars desen değil ama;
Küle döndü ayaklarım, yürüyemiyorum.
Sanırım irkildim ve içimden bir şeyler çekip gitti.
İçimde bir hayat yok artık.
İçimdeki adam gitti artık.
Bir başına, ortalıkta kalakaldım.
Son sigaramdan gri tonlar çalıyorum şu an.
Ve onun kirpiklerimi yakma telaşında kaybolmuş gibiyim.
Hiç bilmediğim sözler bunlar;
Ama sigaramdan daha iyi yakanı da görmedim şu ana kadar..
Biraz üşümüş olabilirim ama parmaklarım hala sıcak.
Parmaklarım hala yaralı ve kırık.
Kangrenim oldu sanki bu karanlık,
Gece, siyah..
Bildiğin her ne varsa, tecavüz ediyordu dudaklarıma.
Dikildim..
Sanırım artık ben de kirletildim.
Daha önce hiç gitmemiştim kendimden.
İnsan nasıl gider ki kendinden?
Söyler misin?!
Ruhun tenine hala sarılıyorken,
Sen nasıl gidebilirsin içinden?
Değmemeli bu ağırlık şakaklarıma.
Ve insan bakmamalı ardına.
Baktığın zaman, bir göz yaşı görürsün.
Bir boşluk, bir yangın yerine dönen kalp.
Gidemezsin.
Kalbine sığmazların ağır gelir, içini bir şeyler kemirip eritir.
Bildiğini düşündüğün tüm tezleri çürütür.
Sessizce gitmelisin, parmak uçlarında.
Öyle bir gideceksin ki;
Gece örtecek tüm kirlenişini.
Ağaçlar silecek kokunu ve yollar izlerini.
Edebini yitirmeden, önünü ilikleyerek.
Sessizce ama asilce.
Evin bacasından girip, kapının altından çıkan,
Rüzgar gibi gideceksin.
Rüzgar.
Veveda-
Önce aldanışım dem vurdu sonra yalvarışım kin yuttu.
Bir manasızlığın içinde debelenip durdum.
Anlamsızca eskittim tüm hünerlerimi.
Sanırım zamanla birlikte ben de tükendim.
Hiç bilmediğim bir dünya çemkirdi soluma.
Nefes almanın, vermekten daha zor olduğu bir gezegen.
Mars desen değil ama;
Küle döndü ayaklarım, yürüyemiyorum.
Sanırım irkildim ve içimden bir şeyler çekip gitti.
İçimde bir hayat yok artık.
İçimdeki adam gitti artık.
Bir başına, ortalıkta kalakaldım.
Son sigaramdan gri tonlar çalıyorum şu an.
Ve onun kirpiklerimi yakma telaşında kaybolmuş gibiyim.
Hiç bilmediğim sözler bunlar;
Ama sigaramdan daha iyi yakanı da görmedim şu ana kadar..
Biraz üşümüş olabilirim ama parmaklarım hala sıcak.
Parmaklarım hala yaralı ve kırık.
Kangrenim oldu sanki bu karanlık,
Gece, siyah..
Bildiğin her ne varsa, tecavüz ediyordu dudaklarıma.
Dikildim..
Sanırım artık ben de kirletildim.
Daha önce hiç gitmemiştim kendimden.
İnsan nasıl gider ki kendinden?
Söyler misin?!
Ruhun tenine hala sarılıyorken,
Sen nasıl gidebilirsin içinden?
Değmemeli bu ağırlık şakaklarıma.
Ve insan bakmamalı ardına.
Baktığın zaman, bir göz yaşı görürsün.
Bir boşluk, bir yangın yerine dönen kalp.
Gidemezsin.
Kalbine sığmazların ağır gelir, içini bir şeyler kemirip eritir.
Bildiğini düşündüğün tüm tezleri çürütür.
Sessizce gitmelisin, parmak uçlarında.
Öyle bir gideceksin ki;
Gece örtecek tüm kirlenişini.
Ağaçlar silecek kokunu ve yollar izlerini.
Edebini yitirmeden, önünü ilikleyerek.
Sessizce ama asilce.
Evin bacasından girip, kapının altından çıkan,
Rüzgar gibi gideceksin.
Rüzgar.
Veveda-