Nerde Kalmıştık;

  • Kullanıcı Pi
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Üye Günlüğü
Konu sahibi son olarak 3773 gün önce görüldü
Oldum olası kimseye zaafımı belli etmem.
Lanet olsun ne zaman geri dönsen..
O kahrolası zehirli dilini kullansan,
Tüm vücudumu sarıp, dizlerimin bağını çözüyorsun.
Nasıl boşalma bu böyle...
Beni benden ediyor.
:umursama:
 
Mutluluk bir gulumsemedir ağız dolusu.
Oysa acı yaradır, kanayan..Kanadıği için pamuk basilir tene, kanadiği için merhem aranir derde..Acınin en iyi merhemi, pis kanı akıtmaktir.
Paylaşmaktır.*
 
Terziler kıyafeti kişinin üstüne göre diker,kumaşı ona uygun hale getirir. Halbuki toplum diktiği giysilere göre şekillendirir insanları..
Belkide bu yüzdendir provasız yaşam..
Ve mutlak giyilir.
Üstümüze otursa da oturmasa da..
 
LpQGJG.jpg


Küçük mutluluklar diliyorum:
Elmalı kekler, sıcak salepler,bir çocuk saflığında gülüşler..
Yağmurla yıkanmış toprağın kokusu,sohbetle uzayan ince belli bir bardakda çayın buğusu..
Sımsıkı sarılışlar,

[YOUTUBE]Pc_OPXHh0Uk[/YOUTUBE]

''Saatler mi durmuş, yoksa zaman mı?''
Ruhumuza dokunan şarkılar.
Trafikte yeşil ışıklar,fallarda balıklar..
Çocukken oynadığımız oyunlar tadında, sevgililer günü.
 
Gözlük takılır atlara;
At gözlüğü denir adına.Belirlenen hedefe varmak için, görüş mesafesinin yarısını bırakır yolda.
Peki ya insanlarda?
Kalmak için mi takılır güvenin sıcak kuytusunda..
:umursama:
 
3,14'ten devam ediyorduk hocam.

Saygılar.
 
Yaşamın imlası bozulur bazen.
Eldeki klavuzla kalakalınır..Kurallar her daim imlayı korur sanılır.Bu karmaşadan yararlanan bir nokta,bitmesi gereken bir cümleyi üstüne alınır.
En uzayası yerden kırılır sözcükler, bir öykü kırık dökük bir deftere sığınır.
Silgi, yaşanılanı öğütmeye çalışmakdan yorgundur.
Kalem küskün:
Ama bu, yazdığım en güzel öyküydü, der durur.
Vernathim teşekkürler.
 
Nerde Kalmıştık;
Yüreğinde eli kolu vardır.
Bilir misiniz?
-bağlanır kalır.
Uzanıp göğe dokunmak istersiniz..
Her yan çam ormanıdır.
Siz, maki kalırsınız.

 
Bir çocuğun gelişi güzel yaptığı suluboya resim gibi duruyoruz, masanın üzerinde..
Sürekli bir kuruma isteği, kuruyalım da duvara asılalım beklentisi..Durduğumuz zemin,değiştirilebilirmiş gibi sayfanın üzerindekini..
Ama öyle zannedilir,nereye asıldığınız ve çerceveniz belirlerler cehenneminizi..​
 
Suyun üstüne zıplayan balığın sırrına ermek istiyorum, uzun zamandır..
Alışkanlıkları süzgeçlerinin tersiyle geride bırakıp,kendi ağırlığını sırtlanıp dışardaki hayatı soluyan o balığı nefes alamayacağı bir boşluğa zıplatan o güce ulaşmak istiyorum..
Dönüş tekrar suya olsa da, son nefes havada bırakılsa da..
Uzun zamandır, daha yükseğe sıçramak için nefesimi tutuyorum.
Günaydın.
:umursama:
 
Aşk cinsellik içerir genellikle,gözlerin boşalana kadar s*kerler hayallerini.
:umursama:
 
Bazen yazmanizin tek nedeni, baska hiç birşey yapamamaktir.
Bir uçurumun kenarinda sesinizin yankisini duyamamak,bir kuyunun başında içinizdekileri haykıraramak..
Bir bomba olup patlayamamak..
Bir nar gibi kırılıp , paramparça olamamaktır.
 
Nerde Kalmıştık;
Her olaydan aynı sonuç çıkarabilir mi insan?
Aynı hissedebilir mi?
Tabana oynayacağım diye taban muhabbeti yapan bakanlar..
İnsanın ağzına gelen şeyi söylemesi, harfleri, kelimeleri, cümleleri, anlaşılır anlaşılmaz seslendirmesi bir ''konuşma'' eylemi midir?Durup duruken, gevezeliği, kelam israfını, her ağzımıza geleni söylemeyi konuşmak mı sayacağız şimdi?
Bir gecede torba yasası çıkarılan bu ülkede,bu gibi olayları konuşmak yerine yasalar, yaptırımlar söz konusu olabilir.
(sözümona)
Bu olayın siyaseti, makamı, mevkisi olmaz!
Bu kadar çirkinleşmeyelim..
Topluluk oluşturduğumuz şu günler de; birlik ve beraberliğimiz söz konusuyken başka acılar yaşanmasın!..
Milat olsun Özge(can)lar, son olsun..
 
[YOUTUBE]DSY-LaOhZSc[/YOUTUBE]

Evet tam olarak bu;
''Niye gidemiyorum biliyor musun? Çünkü emek verdiysen zor''
Çoğu zaman kitap gibi bir aşktı diyorum.En sevdiğim sayfaya ayracı koyup ezber eder gibi okuyordum(seviyordum) seni..
Her harfini..
Her kelimeni..
Her cümleni..
Sevdiğin yada sevmediğin her ne varsa hepsini sevmekti.
Bitmesin diye çevirmiyordum, en sevdiğim sayfaydın sen belki 100,101..
Bitmiyordu işte..
Aynı sayfa da farklı anlamlar çıkartmaktı belki..
En çokta zor sevmektendi.
 
Karşındakinin seni, senin istediğin gibi sevmiyor olması, seni sevmediği anlamına gelmez. Herkes başka şekilde sever çünkü, başka şekillerde belli eder sevdiğini. Bir adam, bir kadına durmadan vıcık vıcık romantik süprizler yapıyor ya da bir kadın sevgilisine durmadan seni seviyorum diyor diye dünyanın en büyük aşıkları onlar mı yani? Belki de susarak belli ediyordur başka biri sevdiğini, öyle çok susuyordur ki sen sevmiyor sanıyorsundur.
Belli etmek gerekmez mi? tabiki gerekir, herkesin sevildiğini bilmeye hakkı ve ihtiyacı vardır. Ama illa megafonla sokaklarda ilan etmek gerekmez. Bir anda hediyelerle karşına çıkmıyor diye, seni diğer insanlardan daha çok düşünmediği anlamına gelmez. Önemli olan seni ne kadar çok sevdiğini bilmek değil midir? Hiç beklemediğin bir anda, kimse duymadan kulağına fısıldasa çok daha anlamlı değil midir sevmek?
 
Kasımda aşk başka dediler..
Sanki Ekim de ektiklerimizi Kasım da toplayacakmış gibi;
Her Aralık'ta aşkı arar olduk..
Ocakta ısıtıp her önümüze konanı tatmaktan yorulmuş ruhumuz,soğuk Şubat akşamlarında ısınmak için..
Mart kedileri gibi damlarda gezer olduk.
Nisanın heyecanı Mayıs'ın çoşkusu derken..
Ayları aşka bağladık..
Haziran Temmuz kısa ve süresi belirli yaz aşkları..
Ağustos böcekleri gibi saz çaldırdı.
Sonra Eylül'ün hüznü çöktü..
Yıllarımız aylarca sürdü.
 
[YOUTUBE]mu1_N8URGB0[/YOUTUBE]

Bitiyor, tekrar başa alıyorum..
Karadeniz'in hırçın dalgalarını duyar gibiyim..
Çokça hırçın, çokça sakin işte..
Yazıcak birşey bulamamak ne kadar kötü;
Bu kadar anlamsızlaştı mı? diyorum..
Gözlerinde görmek istediğim duygular.
Can alıncı mısra geliyor;
''ben özledim yarimi, ağlasam ayip midur?''
Özledim yarim..
''Sen yanığı'' geçmiyor.
Annem üflese ne fayda..
Her cümle,her yazı, her kelam, her söz..
Körüklüyor..
Yaktığın yüreğime her gelen tuz basıyor.
Sönmez sevdiğim..
Ben küle dönmeden sönmez.
 
Gözyaşlarin içine hiç aktimi günluk?
Ne yaparsan yap bu işin donüsü olmayacağıni hisettin mi?
Acılar her çeperi sarmişken sen mutlu rolü oynadin mi?
Bulutlarin üstündeyken, yerin dibine girdin mi?
Söyle..
Bu hisettiklerimin, üzüntülerimin de üzüntüsü yok mudur günlük?
Her sabah umutla doğan güneşin de doğmama arzusu yokmudur?
Ne olur birsey söyle;
Kelimelerim bogazima düğumlenirken
Gozlerimden boşalananların dili yok mu?
Konuş benimle.
Kafami meşgul edenler ne zaman biter günlük.
 
Şimdi ben gidiyorum ya, hep aklının bir köşesinde kalacağım senin.
Hep orada olacağım ama hiç aklının tamamına el koymayacağım.Öyle usulca bir köşede kıvrılıp kalacağım.
Hep, bazen geleceğim aklına hiç unutamayacaksın.
Orada öylece usulca duruyor olacağım,
Durup bekleyeceğim..
Bir gün ayağa kalkıp, aklını alırım diye bekleyeceğim ama hiç teşebbüs etmeyeceğim. Ne siyahım ben sana ne beyaz.
Gri olup kalacağım orada öylece...
Gelişine anlam yüklemediğimden gidişini de anlamlandırmayacağım.
Sadece yaşadığımız anlar anlamlı kalacak.
 
[YOUTUBE]Gi2VLw6rJvc[/YOUTUBE]

Önce acı çekmeyi öğrenmeli insan
Katlanmak gerektiğini bilmeli,
Yapılan o çok abartılı şeylerin bir işe yaramadığını
Sonra bunların yeniden olacağını
Bir daha bu kadar üzülemem dedikten bir süre sonra daha da çok üzülebileceğini
O dalın aynı yerden bir kere daha kırılabileceğini
Olmaz sandıklarının olabileceğini
Gelmez sandıklarının geleceğini, tıpkı gitmez sandıklarının gidebildiği gibi
Sonra o boşlukların dolacağını
Sonra yeniden...
İnsan önce öğrenmeli..
İnsan olmak aslında ne kadar zor değil mi?
 
Geri