Nehcü’l-Belağa’da Hz. Ali’nin İrfanı
Bu makale, İmam Ali'nin (a.s) irfanının Nehcü'l-Belağa'daki en önemli özelliklerinin araştırmasıdır.
İmam Ali (a.s) açısından irfanın amacını beyan edip yine onun açısından irfanın özelliklerini araştırmanın önemine işaret edecek ve daha sonra Nehcü'l-Belağa'da İmam Ali'nin (a.s) irfanının en önemli unsurlarını sayacağız.
Giriş
Bugünlerde birçok ülkede irfan ve tasavvuf pazarı bir hayli revaçtadır. Hakikat peşinde koşan birçok genç, bu konudaki bilgilerinin az olmasından dolayı menfaat peşinde koşan kimselerin tuzağına düşmektedir. Bu insanlar, kötü hedeflerine ulaşmak için gençlerin temiz duygularıyla oynuyorlar. Birçok sapkın fırka, irfan ve tasavvufunu, İmam Ali'nin (a.s) zühtüne atfettiği için Alevî irfan ve tasavvufun özelliklerini açıklamak zaruri hale gelmiştir. Acaba ariflerin ve zahitlerin İmam'ı sadece ibadet ve nefis tezkiyesi mi yapıyordu? Acaba toplum içinde faal değil miydi? Yoksa o, ilim ve hilimi, cihat ve zühtü, ahiret ve dünyayı, taakkul ve izzet-i nefsi ve fakirlik ve zenginliği bir yerde toplamış, en kamil insanî boyutlara sahip bir şahsiyet miydi? Easında, İslam'ın insanı tüm boyutlarıyla eylem aşamasına geçirmekten başka bir amacı yoktur ve Ali (a.s) Hz. Peygamber'den (s.a.a) sonra, ilahî boyutlarını tam anlamıyla kullanabilen tarihin tek insanıdır. Hak vadisi yolcularının, İmam'larına uymaları ve sülûku, beşer için en güzel rehber ve örnek olan Ali'den (a.s) öğrenmeleri gerekir.
Lügat ve Istılahta İrfan'ın Tanımı
İrfan lügatte tanımak, bilmek, anlamak olarak beyan edilmiştir ve daha çok Hak Teala'yı tanımak ve marifet sahibi olmak anlamında kullanılmaktadır.[1]
Ragıb İsfahanî[2] Mufredatu Elfaz-ı Kur'an-ı Kerim adlı eserinde irfanı, bir şeyin düşünülerek idrakı ve onun eseri hakkında tedebbür olarak tanımlar.
Istılahta ise irfan, nefis tezkiyesi ve tasfiyesi sonucu elde edilen özel bir ilim ve idraktır. Yani seyr-i sülûk neticesinde salik bir takım mükaşefelere ulaşacak ve bunun sonucunda varlık âleminin hakikatlerine erişecektir.[3]
Elbette irfan bazen de genel olarak, bir şeyin sırrına ermek (yüzeysel bilginin zıddı) anlamında kullanılmıştır.
İrfanın Taksimi
İrfan ilmi, teorik ve pratik irfan olmak üzere ikiye ayrılır.
Teorik irfan, arifin varlık âlemine dair müşahedelerinin, huzurî ve vasıtasız edinimlerinin açıklamasıdır. Kelimeler ve mefhumlar kalıbında beyan edilir. Bazen felsefî deliller şeklinde ilmî konularda dile getirilir. Bazen de keşif ve şühudun kaydına da teorik irfan denmektedir.
Pratik irfan ise, neticesi varlık âlemini kalbî şühud ile keşif olan seyr-i sülûkun merhalelerine denir.
İrfanın yapıcı ve olumlu olması da, yıkıcı ve olumsuz olması da mümkündür. Yapıcı ve olumlu irfan, gelişim ve insanî erdemler yönüne doğru bir harekettir ve beşerî tüm boyutları, zarfiyetleri ve istidatları kemale ulaştırır. Yıkıcı ve olumsuz irfan ise, hak yoldan uzaklaştıran, insanlık merdiveninden aşağı yuvarlayan ve ifrat haddinde münzevi yapan sapkın bir harekettir.
Olumsuz irfanda, bireylerin züht eylemleri ve nefis tezkiyeleri daha çok itibar elde etmek ve dünyalık makama ulaşmak içindir; ilahî seyr-i sülûk amacıyla yapılmamaktadır.
Bu arif kılıklı kimseler, siyasal ve toplumsal sahnelerde görünmezler ve iktisadi çalışmalardan ve toplumun islahından daha çok inzivaya çekilmekle meşguldürler.
Bu makale, İmam Ali'nin (a.s) irfanının Nehcü'l-Belağa'daki en önemli özelliklerinin araştırmasıdır.
İmam Ali (a.s) açısından irfanın amacını beyan edip yine onun açısından irfanın özelliklerini araştırmanın önemine işaret edecek ve daha sonra Nehcü'l-Belağa'da İmam Ali'nin (a.s) irfanının en önemli unsurlarını sayacağız.
Giriş
Bugünlerde birçok ülkede irfan ve tasavvuf pazarı bir hayli revaçtadır. Hakikat peşinde koşan birçok genç, bu konudaki bilgilerinin az olmasından dolayı menfaat peşinde koşan kimselerin tuzağına düşmektedir. Bu insanlar, kötü hedeflerine ulaşmak için gençlerin temiz duygularıyla oynuyorlar. Birçok sapkın fırka, irfan ve tasavvufunu, İmam Ali'nin (a.s) zühtüne atfettiği için Alevî irfan ve tasavvufun özelliklerini açıklamak zaruri hale gelmiştir. Acaba ariflerin ve zahitlerin İmam'ı sadece ibadet ve nefis tezkiyesi mi yapıyordu? Acaba toplum içinde faal değil miydi? Yoksa o, ilim ve hilimi, cihat ve zühtü, ahiret ve dünyayı, taakkul ve izzet-i nefsi ve fakirlik ve zenginliği bir yerde toplamış, en kamil insanî boyutlara sahip bir şahsiyet miydi? Easında, İslam'ın insanı tüm boyutlarıyla eylem aşamasına geçirmekten başka bir amacı yoktur ve Ali (a.s) Hz. Peygamber'den (s.a.a) sonra, ilahî boyutlarını tam anlamıyla kullanabilen tarihin tek insanıdır. Hak vadisi yolcularının, İmam'larına uymaları ve sülûku, beşer için en güzel rehber ve örnek olan Ali'den (a.s) öğrenmeleri gerekir.
Lügat ve Istılahta İrfan'ın Tanımı
İrfan lügatte tanımak, bilmek, anlamak olarak beyan edilmiştir ve daha çok Hak Teala'yı tanımak ve marifet sahibi olmak anlamında kullanılmaktadır.[1]
Ragıb İsfahanî[2] Mufredatu Elfaz-ı Kur'an-ı Kerim adlı eserinde irfanı, bir şeyin düşünülerek idrakı ve onun eseri hakkında tedebbür olarak tanımlar.
Istılahta ise irfan, nefis tezkiyesi ve tasfiyesi sonucu elde edilen özel bir ilim ve idraktır. Yani seyr-i sülûk neticesinde salik bir takım mükaşefelere ulaşacak ve bunun sonucunda varlık âleminin hakikatlerine erişecektir.[3]
Elbette irfan bazen de genel olarak, bir şeyin sırrına ermek (yüzeysel bilginin zıddı) anlamında kullanılmıştır.
İrfanın Taksimi
İrfan ilmi, teorik ve pratik irfan olmak üzere ikiye ayrılır.
Teorik irfan, arifin varlık âlemine dair müşahedelerinin, huzurî ve vasıtasız edinimlerinin açıklamasıdır. Kelimeler ve mefhumlar kalıbında beyan edilir. Bazen felsefî deliller şeklinde ilmî konularda dile getirilir. Bazen de keşif ve şühudun kaydına da teorik irfan denmektedir.
Pratik irfan ise, neticesi varlık âlemini kalbî şühud ile keşif olan seyr-i sülûkun merhalelerine denir.
İrfanın yapıcı ve olumlu olması da, yıkıcı ve olumsuz olması da mümkündür. Yapıcı ve olumlu irfan, gelişim ve insanî erdemler yönüne doğru bir harekettir ve beşerî tüm boyutları, zarfiyetleri ve istidatları kemale ulaştırır. Yıkıcı ve olumsuz irfan ise, hak yoldan uzaklaştıran, insanlık merdiveninden aşağı yuvarlayan ve ifrat haddinde münzevi yapan sapkın bir harekettir.
Olumsuz irfanda, bireylerin züht eylemleri ve nefis tezkiyeleri daha çok itibar elde etmek ve dünyalık makama ulaşmak içindir; ilahî seyr-i sülûk amacıyla yapılmamaktadır.
Bu arif kılıklı kimseler, siyasal ve toplumsal sahnelerde görünmezler ve iktisadi çalışmalardan ve toplumun islahından daha çok inzivaya çekilmekle meşguldürler.