Need For Speed - Film Eleştirisi-Film İnceleme

Konu sahibi son olarak 2821 gün önce görüldü
[YOUTUBE]NqLsVh1tDS0[/YOUTUBE]


Genel Bakış
Konusu

Gezegenin en iyi yarışçısı olan Tobey Marshall için işler iyi gitmez. Eski aşkı Anita'nın da en büyük rakibi Dino Brewster'le birlikte olması ve Dino'nun profesyonel yarışçı olması Tobey'in hayatını fazlasıyla kötü görmesine sebep olmaktadır. Babasını da kaybeden Tobey'in acilen para kazanması gerekir. Bu yüzden ezeli rakibi Dino ile el sıkışır ve bir koleksiyoncuya 6 milyon dolar ücretle bir araç satarlar. Bu sırada da koleksiyoncunun asistanı olan Julia ile tanışır.
Tobey ile Dino'nun yolları bu çalışmadan sonra tamamen ayrılır. Tobey daha da kötü günler geçirir. Ardından hapisten çıkar ve tek amacı Dino'yu hayatının yarışında yenerek, adalete teslim etmektir.


Özellikler


Need for Speed adlı oyun serisinden yaratılmıştır.


Yönetmen

Scott Waugh


Oyuncular

Imogen Poots, Aaron Paul, Dominic Cooper, Scott Mescudi, Michael Keaton


Uzunluk

120 dakika


Yapımcı

John Gatins
Patrick O'Brien
Mark Sourian


Dağıtımcı

Walt Disney Studios


Artılar

Aaron Paul oynuyor. Araba sevdanız varsa yarışılan araçları gördüğünüzde çıldırabilirsiniz. Yönetmen Scott Waugh iyi bir iş çıkarmış. Prodüksiyon açısından sorunsuz ve masraftan kaçınılmamış bir çalışma.


Eksiler

Senaryosu gerçekten çok zayıf. Çok tehlikeli araba kullanılıyor ve bu da gençler üzerinde yanlış bir etki yapabilir. Oyunlara çok yakın bir yapıda hazırlandığı için gerçekçilikten uzak gelebilir.


Electronic Arts’ın efsane dönemlerinde oyun dünyasına kazandırdığı ve bir süre boyunca sürekli iyiye giden Need for Speed serisini oyun dünyasıyla ilgilenip de bilmeyen az insan vardır diye düşünüyorum.
Oyuncular arasında uzun süre Fast & Furious (Hızlı ve Öfkeli) serisinin Need for Speed oyunlarıyla paralel çekildiği düşüncesi hakimdi. Çünkü Hızlı ve Öfkeli serisi sürekli olarak Need for Speed oyunlarının temalarını kullanıyordu.
need-for-speed-movie-3.jpg
Seri ayrıca oyunlarla ilgilenmese bile arabaları seven ve hız tutkusu olan insanların da çok hoşuna gittiği için (bu da dünyadaki birçok erkeği kapsayan bir tanımlama aslında.) bir hayli fazla izlenmiş olması, serinin yedinci filminin çılgınlar gibi beklenmesi de normal. Yeri gelmişken Paul Walker’ı da tekrar analım. Kendisi geçtiğimiz yıl trajik bir araba kazası geçirerek aramızdan ayrılmıştı.
Bütün bunları anlatma sebebim, Need for Speed’i karşılaştırmak için kullanabileceğimiz tek örneğin Fast & Furious olması aslında. Çünkü Need for Speed direkt olarak yarış temalı, senaryoyu ikinci planda tutan, yüksek prodüksiyonlu, bol aksiyonlu (neredeyse bütün aksiyon sahneleri fragmanlarda gösterilmişti zaten aslında) bir film. Çıkış noktası bir oyun serisi olduğu için ondan da fazlasıyla esinlenmiş durumda.
Eğer yabancı kaynaklarda incelemeleri okuyacak olursanız çok karışık tepkiler aldığını görebilirsiniz. Örneğin ScreenCrush filme 10 üzerinden 1 puan vermiş. Evet bir puan. Bunun sebebi olarak da filmde gerçekleşen olayların tamamının saçmalık olmasını göstermiş. Bu açıdan baktığımızda haklı olabileceğini düşünüyorum. Çünkü senaryo konusunda gerçekten fazlasıyla zayıf ve bu da diyaloglardan, olay örgüsüne kadar sıçramış bir kangren gibi.
need-for-speed-movie-1.jpg
Fakat az önce söylediğim şeyi hatırlarsanız, Need for Speed’in bir oyun serisinden yaratıldığını anlayabilirseniz, yaşanan olayların da saçmalıktan çıkarak oyunda gerçekleşen olaylara fazlasıyla benzediğini görebilirsiniz. Zaten yönetmen Scott Waugh, belli ki Need for Speed’i oynamış ya da dersini iyi çalışmış biri olduğunu çekim açılarıyla hemen belli ediyor. Need for Speed 2 SE’nin introsunu izlerseniz eğer, ne demek istediğimi daha rahat anlayabileceğinizi düşünüyorum.
Bu açıdan Scott Waugh’u takdir ettiğimi belirtmeliyim. Zaten filmin senaryosunu da o yazmadığını göz önünde bulundurursanız, elindeki senaryoyla yapabileceği en iyi görünen işlerden birini yapmayı başarmış.
Yo, Bitch!
Filmin senaryosunu burada bir kez daha özetlemek istemediğim için karakterlerin tek tek üzerinden geçmek istiyorum. Zira filmin o kadar zayıf bir senaryosu var ki, filmi anlatmaya başlarsam nereye gideceğini anlamanız çocuk oyuncağı olacaktır. Bu yüzden izlemeyi düşünenlerin keyfini kaçırmak istemiyorum.
Yine de bahsetmek istediğim bir şey var tabii. Need for Speed’in senaryosunda en kötü şeylerden biri de diyaloglar aslında. Hiçbir duygu barındırmayan ve sahneyi doldurmak için yazıldığı belli olan diyaloglar gerçekten ilginç anlar yaşatıyor.
Need-For-Speed-Movie.jpg
Örneğin Aaron Paul’un; kardeşi ölen eski sevgilisi Anita’nın, gelip sevgilisinden ayrıldığını söylediğinde verdiği cevap; “- Bana araba lazım!” şeklinde olunca insan biraz irite oluyor. Karakterlerin kendi aralarındaki esprileri “anne” üzerine kurulu. İlk kez duyduğunuzda komik geliyor ama fazlasıyla kullanılınca hemen senaryonun kalitesizliğini ortaya koyuveriyor.
Aaron Paul, gezegendeki en iyi araba tamircisi ve yarışçılardan biri olan Tobey Marshall’ı canlandırıyor. Açıkcası benim için filmin ilk 20 dakikası Aaron Paul’u Jesse rolünden sıyırmaya çalışmakla geçti.
Bunun sebebi Breaking Bad / Jesse’nin benzeri bir karakteri canlandırıyor olmasının yanında biraz da rolün üzerine yapışmış olması aslında. Çok sevdiğim bir oyuncu olduğunu söylemeliyim. En azından Breaking Bad’de gerçekten çok iyiydi.
Oynadığı Tobey karakteri de gerçek bir delikanlı olmasıyla birlikte enayi olarak da adlandırabileceğimiz, kavgasını asla yumruklarıyla yapmayan ve bunun yerine arabasını kullanan bir genç.
Kendisine koleksiyon araçları 4-5 milyon $ gibi rakamlara satın almayı seven bir adam olan Bill Ingram’ın, kendisine fazlasıyla yakışan İngiliz aksanıyla konuşan ve arabalardan feci şekilde anlayan bir kadın olan yardımcısı Julia Maddon rolünde de Imogen Poots eşlik ediyor.
Need-For-Speed-movie-wallpapers-1920x1080-9.jpg

Imogen Poots ve Aaron Paul’un uyumlarını beğendiğimi söylemem gerekiyor. Filmin önemli bir bölümünü kaplayan ilk yolculuk bölümünde bu uyumun olması işleri daha çekilebilir hale getiriyor onu belirteyim. Zaten fazlasıyla aksiyon içeren bir bölüm ve sakinleşmemiz için tempo düştüğünde iki oyuncunun başbaşa olduğu iyi bir performans çıkmış ortaya.
Tabii Dino Brewster’i unutmamak gerek. Film boyunca Aaron Paul’u trollemek için yaratılmış bir karakter kendisi. Eski aşkı Anita’nın şimdiki sevgilisi, profesyonel olmayı başarmış bir araba yarışçısı, gerektiğinde ellerini kirletmekten çekinmeyen birisi. Unutmamak gerek dedim ama aslında unutsak daha iyi olabilirmiş.
Son olarak da Michael Keaton’dan bahsedelim istiyorum. Çekimlerini bir günde tamamlamış olabileceği bir rolle, Monarch adındaki illegal sokak yarışları düzenleyen ve bunun için muazzam paralar harcayan, bu yarışları internetten şifreli bir şekilde yayımlayan biri olarak karşımıza çıkan Michael Keaton, fazla kokain kullanmış bir insan gibi fazla hareketli ve konuşkan.
Karakterler konusunda derinliği es geçmiş olduğu için filmdeki her şey havada asılı duruyor. Karakterlere bağlanmak çok zor ve bu da filmin inandırıcılığını azaltıyor. Tabii Need for Speed’in sinema filmi olarak akıllara zarar diyaloglar ve müthiş bir felsefe bekliyorsanız zaten yanlış filmi bekliyorsunuz demektir.
need-for-speed-movie-5.jpg
Araç kullanımında kazalarda her yıl 100.000′den fazla insan öldüğü gerçeğini bir kenara bırakacak olursak, Need for Speed’in yarış sahnelerinde inanılmaz şeyler yaşanıyor. Bunun sebebini yine belirtiyorum, tamamen bir oyun orijinine sahip olmasına bağlamak durumundayız. Zaten izlerken zevk verdiğini söyleyebilirim. Çünkü Scott Waugh’un da becerisiyle güzel sahneler çekilmiş. Birçok pahalı araç perte çıkarılmış, hiç acınmamış. Patlayan Bugatti Veyron’dan bahsetmek ise hiç istemiyorum.
Masraftan kaçınılmayınca ortaya böyle bir görsellik çıkmış. Ha benzerlerini yıllardır Fast & Furious ile görüyoruz zaten ama bana bunlar sanki biraz daha eski günleri hatırlattı. Need for Speed 2′de gerçek araç görüntüleriyle çekilen giriş videoları, araç tanıtımları gibi şeyleri düşündüğümde çok benzer olduklarını görüyorum.
Araçların sesleri de kaydedilirken özen gösterilmiş. Aynı anda 5 aracın kadrajda olduğu bir sahnede hepsinin ayrı ayrı seslerini çok net bir şekilde duyabilmek gerçekçiliği fazlasıyla yükseltiyor. Atmosfer konusunda sıkıntı yaşamayan bir yapım olduğunu da söylemeliyim. Yarış sahnelerinin çekildiği yollara dikkat ederseniz, birçok Need for Speed oyununda kullanılan yollara da ne kadar benzer olduğunu görebilirsiniz.

Evde izleseniz de olur. Sinemada 3D olarak izlemenin herhangi bir artısı da yok onu da belirteyim. Yani aslında şansınız varsa 3D olmadan izleyin. Boşu boşuna gözlük takıp kendinize eziyet etmeyin.


Son Sözler



Need for Speed beklentilerimiz konusunda bizleri yanıltmıyor ve klişe bir senaryoyu ikinci planda kullanan ama iyi oyunculuk ve masraftan kaçınmamış prodüksiyonuyla izlenebilir bir film olarak karşımızda duruyor.
Senaryonun o kadar da önemli olmadığını düşünerek izleyebilirseniz, ödediğiniz paranın hakkını ödeyeceği kesin. Eğer "ordan araba mı geçer abi" diyorsanız, Need for Speed'den uzak durmanız gerekiyor.






Kaynak : Superkarga







 
Geri