Neden Vazgeçeriz?

Konu sahibi son olarak 1067 gün önce görüldü
Vaktinde büyük heveselerle başladığımız şeylerden vazgeçiyoruz.Bazen vazgeçmek zorunda kalıyoruz istemesek de bazen en doğrusunun bu olacağına inanıyoruz.Vazgeçmek de mücadele etmek de bir seçim tabiki ama insanların ne hevesi ne de takati kalmamış bazı şeylere.Belki de inancımız kaybolmuş,yitirmişiz insanlara olan güvenimizi.Kendimize güvenmeyi ve vazgeçmeyi öğrenmişiz zamanla.

Önemli olan direnebilmek belki de.Ne demiş Nazım Hikmet -Bir Direniştir Yaşamak!-.Peki ya direnişin bir sonuca varacağı yoksa? Direnişi insanlara karşı değil de kendimizle başlatmışız biz.Herşeye ve herkese rağmen güzel olan şeylere sahip çıkarak belki de kirlenmesine kıyamadığımız şeyleri vakti gelince en temiziyle öylece bırakmayı seçmişiz.

Her başlangıç güzeldir,zor olan güzel bitmesinde ve daha zoru güzel kalabilmesinde yüreklerde.

Bir insansa vazgeçtiğiniz en azından içinizde güzel kalması için vazgeçersiniz,daha fazlasına gücünüz yetmediği için vazgeçersiniz,daha fazla yıpranmamak ve yıpratmamak için vazgeçersiniz,en sıkı düğümlerle kenetlediğiniz bağların birer birer çözülüşünü görmeye dayanamayacağınız için vazgeçersiniz,bazen vazgeçmenin de özgürlük olduğunu bildiğiniz için vazgeçersiniz,başka bir çare kalmadığından,bir çare bir sonuç bulamadığınızdan vazgeçersimiz,her arayışta kaybetmekten yorulduğunuz için vazgeçersiniz,anlaşılamamak acıttığı için vazgeçersiniz,kendinizi bulmak için vazgeçersiniz,tükenen umutsa vazgeçersiniz işte bir sebebi değil bir çok sebebi olur her vazgeçişin.Sonrası kararlı durabilmekte.

Hayat bazen vazgeçtiklerimizle öğretir yaşamayı bize.Her rauntta daha sağlam bir yumrukla geliriz kendimize yani tam da kendimizi kaybettiğimizi sandığımız yerde.

Yazgı
10.04.2019
 
Yine güzel bir yazı kaleme almışsınız, tebrik ederim. Vazgeçmek değil de belki yön değiştirmek diye ifade edebiliriz çünkü bazı şeyleri zorlamak, zaman ve enerji kaybından başka bir işe asla yaramayacaktır. Bu noktada insan kendi yoluna gitmez ve süreci uzatırsa mutlaka yaşanan kayıp miktarı daha da artar ancak tabii ki bu söylediklerim zorunlu durumlar için geçerli. Örneğin bir anne-babanın evladından vazgeçmesi gibi seçimleri kastetmiyorum.
 
Yine güzel bir yazı kaleme almışsınız, tebrik ederim. Vazgeçmek değil de belki yön değiştirmek diye ifade edebiliriz çünkü bazı şeyleri zorlamak, zaman ve enerji kaybından başka bir işe asla yaramayacaktır. Bu noktada insan kendi yoluna gitmez ve süreci uzatırsa mutlaka yaşanan kayıp miktarı daha da artar ancak tabii ki bu söylediklerim zorunlu durumlar için geçerli. Örneğin bir anne-babanın evladından vazgeçmesi gibi seçimleri kastetmiyorum.

Teşekkür ederim yorumunuz için haklısınız herkes kendi yoluna gitmeli daha fazla kayıp vermemek adına..
 
Sevgili Yazgı, yine güzel bir yazıyla beni büyüledin :) şahanesin.
Bazen de kendine saygından vazgeçersin.
Vazgeçişin bile güzel,şık ve onurlu olmalı.
Sevgiler

Sezen aksu - vazgeçtim.
 
Son düzenleme:
Vazgeçmek heves duymayla başlar. Gözünde büyütmezsen, çok yıpranmazsın da, kendi yoluna gitmek olur. Can reisin dediği gibi

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam" demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin O'nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim..." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, ya da pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın.
Ucundan tutarak…
 
Vazgeçmek heves duymayla başlar. Gözünde büyütmezsen, çok yıpranmazsın da, kendi yoluna gitmek olur. Can reisin dediği gibi

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam" demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin O'nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim..." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, ya da pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın.
Ucundan tutarak…

Can Yücel’in şiiri tam da uygun oldu değil mi..tuz biber oldu biraz da teşekkür ediyorum yorumunuz için..
 
Çünkü tüketmek üretmekten daha kolaydır. Baktık tüketecek bir şey kalmıyor bırakalım diyoruz birbirimize katlanmak yerine. Ben niye birine katlanayım ki diyorsan zaten bencilsin. Bencil insan kendisinden başkasını düşünmez. Değer vermek nedir bilmez, hep sefasını sürelim derdindedir, cefası mı o kim köpek oluyor ki hayatımı ona harcayayım diye düşünür. Zor bir çağdayız, Allah herkese akıl, fikir, izan ve de merhamet versin.
 
Konunun çok boyutlu bir vazgeçişten bahsetmesi güzel. Bazen vazgeçerek doğru kararlar da alamayabiliriz, örnek vermek gerekirse; kendi doğrularımızla hareket ederek? Kimse bizim doğrularımızla yaşamak zorunda değil, ama doğru tektir değişmez. Gerçekten doğru şeylerin olmadığı, ilerlediğiniz yoldan sapıldığı kanaati oluşursa zaten kati surette bir karar alınması gerekiyor. Hatasız kul olmaz kavramı savunulabilir burada belki, fakat; gerçekten hatalardan yanlışlardan vazgeçmiş bir unsura emin olunursa VAZGEÇMEKTEN BİLE VAZGEÇMEK Gerekiyor.. :) yani bize doğru olarak "vazgeçmek" kısa yol olarak gözükebilir. Ama gerçekten tastamam kazanma güdüsüyle elinizden gelen her şeyi yaptığınıza inanıyor ve bunun tamamen "boş" bir çabadan öteye geçmediğini anladıktan vazgeçmek gerekiyor. Vazgeçişten sonra belki içiniz acır, üzülürsünüz ya da kırılırsınız ama o son seçeneği uygulayacak kadar da güçlü olunmalıdır. Düşünsenize, tanıdığınızı sandığınız bir insanın her geçen gün ayrı bir yüzünü tanıdığınızı? Hevesle ve başarı odaklı başladığınız bir işin değerini siz bildiğiniz halde, sizin işinize olan sadakatinizin ve eforu görmezden gelen yöneticinizin olduğunu. Hayatın içinde bunlar fazlasıyla var maalesef. illa -ki bir şeylerden vazgeçirecek oluşumlardan ve insanlardan nasibimizi alıyoruz.
 
Geri