Aleyna1
Gümüş Üye
-
- Katılım
- Ekim 13, 2014
-
- Mesajlar
- 5,966
-
- Tepkime puanı
- 212
-
- Puanları
- 318
Etrafında buluştuğumuz her çilingir sofrasında konu döner dolaşır, illa ki çilingir sofrasının anlamına gelir. Herkes bir şey söyler, rivayeti çoktur.
Derler ki "Çeşnigir zamanla çilingir olmuş"
Çilingir sofrası deyiminin kökü Osmanlı saraylarına kadar uzanır bu hikayede. Osmanlı zamanında matbah denilen mutfakta kebapçıbaşı, tatlıcıbaşı gibi her türün ayrı bir ustası ve kalfaları olurmuş. Mutfağı bu kadar kalabalık olan sarayın tadımcısı da olmaz mı? Olur elbet. Pişen yemekler matbahtan saraya getirildiğinde Osmanlı padişahının yiyeceği yemekleri önce çeşnigir (çeşnicibaşı) denilen tadımcı tadarmış. Bu, eğer yemeklere zehir katıldıysa padişahın zehirlenmesini önlemek için alınan bir önlemmiş. Yemekler ise sinide, çeşnigirin tatması için tadımlık olacak şekilde küçük porsiyonlarda yer alırmış. Farsça’dan gelen çeşnigir kelimesi, zamanla değişikliğe uğrayarak çilingir haline gelmiş. Günümüze de çilingir sofrası olarak ulaşmış.
Derler ki "Çilingir sofrası Moğollara kadar dayanır"
Çilingir sofrasına dair bir diğer rivayet ise deyimin Moğollar’a kadar dayandığını söyler. Derler ki Moğollar döneminde zaman zaman tören gibi büyük yemekler verilirmiş. Çeşit ve büyüklük bakımından tam bir ziyafet olan bu yemeklere, şimdiki anlam karşılığı çilingir olan ‘şelangar’ tanımı kullanılırmış. ‘Şelangar’ Farsça bir kelime olup, zamanla günümüze çilingir olarak gelmiş. Moğolca’da ise çorba, şilün/şölün demekmiş. Şölen kelimesi ise aslında Moğolca’dan gelmeymiş.
Derler ki "Siz çilingiri tarihte aramayın"
Bir rivayete göre ise çilingir sofrasının tarihle ilgisi yok. Daha yeni zamanlara ait, içkili ve mezeli sofralar için kullanılan bir deyim. Ne içilecekse o içkiye uygun hafif yemekler ve mezeler bulunan, şaşaa ve sükseden uzak, mütevazı içki sofralarına çilingir sofrası denirmiş.
Derler ki "Her sofra çilingir olamaz"
Bir başkası da der ki bir sofranın çilingir sofrası olabilmesi için herhangi bir içki değil, o sofrada rakı olması gerekir. Rakı ile rakının yanında yer alan küçük tabaklara konulmuş tadımlık mezeler, çilingir sofrasının en bilinen özelliğiymiş.
Derler ki "Çilingir kapıyı açan değil, konuşturandır"
Son rivayet de der ki "Hayır, çilingirin anlamının mezelerin tadımlık porsiyonuyla ilgisi yok". Çilingir sofrası deyiminin kökeni rakıda gizli. Rakı masasına oturan insan şişeyi boşalttıkça daha çok konuşmaya, içinde kendisiyle ilgili sırları tek tek anlatmaya başlarmış. İçindeki bu gizli kapılar açıldıkça da maskeler atılır, herkes kendi olurmuş. Bu çilingir marifeti de sofraya adını vererek çilingir sofrasını oluştururmuş.
Derler ki "Çeşnigir zamanla çilingir olmuş"
Çilingir sofrası deyiminin kökü Osmanlı saraylarına kadar uzanır bu hikayede. Osmanlı zamanında matbah denilen mutfakta kebapçıbaşı, tatlıcıbaşı gibi her türün ayrı bir ustası ve kalfaları olurmuş. Mutfağı bu kadar kalabalık olan sarayın tadımcısı da olmaz mı? Olur elbet. Pişen yemekler matbahtan saraya getirildiğinde Osmanlı padişahının yiyeceği yemekleri önce çeşnigir (çeşnicibaşı) denilen tadımcı tadarmış. Bu, eğer yemeklere zehir katıldıysa padişahın zehirlenmesini önlemek için alınan bir önlemmiş. Yemekler ise sinide, çeşnigirin tatması için tadımlık olacak şekilde küçük porsiyonlarda yer alırmış. Farsça’dan gelen çeşnigir kelimesi, zamanla değişikliğe uğrayarak çilingir haline gelmiş. Günümüze de çilingir sofrası olarak ulaşmış.
Derler ki "Çilingir sofrası Moğollara kadar dayanır"
Çilingir sofrasına dair bir diğer rivayet ise deyimin Moğollar’a kadar dayandığını söyler. Derler ki Moğollar döneminde zaman zaman tören gibi büyük yemekler verilirmiş. Çeşit ve büyüklük bakımından tam bir ziyafet olan bu yemeklere, şimdiki anlam karşılığı çilingir olan ‘şelangar’ tanımı kullanılırmış. ‘Şelangar’ Farsça bir kelime olup, zamanla günümüze çilingir olarak gelmiş. Moğolca’da ise çorba, şilün/şölün demekmiş. Şölen kelimesi ise aslında Moğolca’dan gelmeymiş.
Derler ki "Siz çilingiri tarihte aramayın"
Bir rivayete göre ise çilingir sofrasının tarihle ilgisi yok. Daha yeni zamanlara ait, içkili ve mezeli sofralar için kullanılan bir deyim. Ne içilecekse o içkiye uygun hafif yemekler ve mezeler bulunan, şaşaa ve sükseden uzak, mütevazı içki sofralarına çilingir sofrası denirmiş.
Derler ki "Her sofra çilingir olamaz"
Bir başkası da der ki bir sofranın çilingir sofrası olabilmesi için herhangi bir içki değil, o sofrada rakı olması gerekir. Rakı ile rakının yanında yer alan küçük tabaklara konulmuş tadımlık mezeler, çilingir sofrasının en bilinen özelliğiymiş.
Derler ki "Çilingir kapıyı açan değil, konuşturandır"
Son rivayet de der ki "Hayır, çilingirin anlamının mezelerin tadımlık porsiyonuyla ilgisi yok". Çilingir sofrası deyiminin kökeni rakıda gizli. Rakı masasına oturan insan şişeyi boşalttıkça daha çok konuşmaya, içinde kendisiyle ilgili sırları tek tek anlatmaya başlarmış. İçindeki bu gizli kapılar açıldıkça da maskeler atılır, herkes kendi olurmuş. Bu çilingir marifeti de sofraya adını vererek çilingir sofrasını oluştururmuş.