Neden bazı kadınlar şiddete karşı sessiz kalmayı tercih ediyor olabilir?

🕒 Konu sahibi 7 saat önce aktifti
Kadınlar çoğu zaman, şiddet karşısında sessiz kalıp beraberinde bu davranışlarına çeşitli bahaneler üretiyorlar. Kimisi küfre-hakarete boyun eğiyor kimisi de dayak bile yese o erkeği bir türlü terk edemiyor. Ekonomik özgürlüğü olduğu halde, kendisini aşağılayan erkekle yaşamını sürdürmeye çalışan birçok örneğe şahit oluyoruz ve bu hatalı seçimden, doğal olarak çocuklar da nasibini alıyor.

Herhangi bir tehdit ya da zorlama olmadığı halde ve şiddetin dozu artıp ölümle sonuçlanma riski de varken, neden vazgeçemiyor olabilirler ve yaşanabilecek olası bir şiddet karşısında, bu hatalı tercihlerinin hiç mi payı olmayacak?

images
 
Toplumsal normlar.
 
Toplumsal normlar.

Boşanmış bir kadın olmayı istememek gibi mi?
Sonrasında ölü bir kadın olma riski var ve beraberinde çocuklar da acı çekiyor, toplum baskısı için tüm bunlara değer mi?
 
Bence inanılmaz genelleme yapılarak, başlıktan tam da kimleri kastettiğini anlamadığım bir konu olmuş.
Kadınlar ''çoğu'' zaman şiddet karşısında sessiz kalıp, bahane üretiyor cümlesi bence son derece korkunç ve ülkenin gerçeklerinden uzak bir cümle. Çoğu kadının şiddet karşısında bir şeyler yapamamasının sebebi ekonomik özgürlüğü olmayışı ve gidecek bir yerlerinin destek çıkacak birilerinin olmaması. Konuda bahsedildiği gibi ekonomik özgürlüğü olanların bir kısmı ise küçüklüğümüzden beri tüm kadınlara nakşedilen elalem ne der, ben ne yaparım, nereye giderim. evlatlarım babasız büyümesin, adam evlatlarıma zarar vermesin telaşı. Beni dövsün çocuğuma dokunmasın diyen kadınlar var. Şimdi hafif dövsün de sonra daha kötü dövmesin diyen insanları biliyoruz. Bu psikolojiyi anlamak belki zor. Belki nasıl diye sorabilirsiniz kendinize. sevdiğim bir söz vardı; birisini eleştirmeye kalktığında her insanın senin sahip olduğun ayrıcalıklara sahip olmadığını unutma demişler.
Konuda bahsi geçen eğer şiddete rağmen ben kocamı seviyorum, o da beni seviyor diyenler ise bu bahane değil bir rahatsızlık. Ve hakkediyor, bahane üretiyor demek yerine bilinçlendirmek için gereken yapılmalı.
 
Bu coğrafyanın kaderi diyeyim belki "toplumsal normlar" dan daha açıklayıcı olur.
- Kadınlar bu coğrafyada ikinci sınıf insan muamelesi görür.
- Boşanmış kadın kolay lokma görülür, sürekli cinselliğe ihtiyacı varmış gibi algı vardır.
- Boşanmak ayıptır
- Aman komşular ne der düşüncesi herkesin aklında.
- Sürekli korunmaya ihtiyacı varmış gibi bir algı vardır.
- Erkekleri kendilerinden üstün gören çok çok büyük bir çoğunluk var.
Yüzlerce sebep yazabilirim buraya Lefty hanım. Bu coğrafyanın kaderi demek yeterli bence, çünkü yıllardır ülkeyi yönetenler kadınları ikinci sınıf insan gördü. Dini değerler ve kurallara göre kadın ikinci sınıf insan (nerede linç ekibi) bunca nedenler varken "neden" diye sormak ilginç olan.
 
Sessiz Kalmasınlar her sey bır uykuya bakıyor yastığı bassın kafasına ciddiyim
 
Bence inanılmaz genelleme yapılarak, başlıktan tam da kimleri kastettiğini anlamadığım bir konu olmuş.
Kadınlar ''çoğu'' zaman şiddet karşısında sessiz kalıp, bahane üretiyor cümlesi bence son derece korkunç ve ülkenin gerçeklerinden uzak bir cümle. Çoğu kadının şiddet karşısında bir şeyler yapamamasının sebebi ekonomik özgürlüğü olmayışı ve gidecek bir yerlerinin destek çıkacak birilerinin olmaması. Konuda bahsedildiği gibi ekonomik özgürlüğü olanların bir kısmı ise küçüklüğümüzden beri tüm kadınlara nakşedilen elalem ne der, ben ne yaparım, nereye giderim. evlatlarım babasız büyümesin, adam evlatlarıma zarar vermesin telaşı. Beni dövsün çocuğuma dokunmasın diyen kadınlar var. Şimdi hafif dövsün de sonra daha kötü dövmesin diyen insanları biliyoruz. Bu psikolojiyi anlamak belki zor. Belki nasıl diye sorabilirsiniz kendinize. sevdiğim bir söz vardı; birisini eleştirmeye kalktığında her insanın senin sahip olduğun ayrıcalıklara sahip olmadığını unutma demişler.
Konuda bahsi geçen eğer şiddete rağmen ben kocamı seviyorum, o da beni seviyor diyenler ise bu bahane değil bir rahatsızlık. Ve hakkediyor, bahane üretiyor demek yerine bilinçlendirmek için gereken yapılmalı.

Soruda genelleme olmadığı "bazı kadınlar" vurgusu ile yapıldı ve "çoğu zaman" ise korkunç değil tam tersi günümüzde sürekli karşılaştığımız örnekleri anlatıyor. Siz "şiddet" kelimesinden sadece hastanelik edilmeyi anlıyorsanız bilemem fakat "bağırmak-hakaret ve küfür etmek" de bir çeşit şiddettir. Eşi ya da sevgilisi kendisine küfretti diye onu terk eden kaç tane kadın tanıyorsunuz? Soruda şiddet karşısında çaresiz kalanlar sorgulanmıyor, çaresi olup da bu yola başvurmamayı seçen diye özellikle belirttim.

Bahane değil rahatsızlık diye tanımlamanıza bir yorum yapamam çünkü hastalıktan çok seçim olduğu kanaatindeyim.
 
Son düzenleme:
Sosyal normlar.
Ekonomik bağımsızlığını kazanmamış, başka çaresi olmayan kısımdan oluşuyor.
Bir de millet ne der? Çocuklar babasız büyümesin vs vs.çok nedenler var.

Sistem boşanan kadını ne kadar koruyor?
Bunu konuşalım önce.
 
Naptınız boşananları öyle, bir kadının ailesi yanındaysa ekonomik özgürlüğü varsa ve yol yordam biliyorsa kolay kolay ezdirmez kendini.
 
  • Beğen
Tepkiler: diE
En başta gelen sebep çocukların varlığı.

İkinci sebep "bir gün düzelir" yanılgısı.

Üçüncü sebep bu kadınların çeşitli bilinçaltı blokajlarından dolayı acıya aşık oluşları, kocalarına aşık değiller esasta.

Dördüncü sebep de ölüm, öldürülme korkusu olabilir.

Saymış olduğum dört sebep de bu birlikteliğin tercih değil zorunluluk olduğunu gösteriyor bana göre.

Örneğin acıya aşıksa, acısız yapamıyor kendini boşlukta hissediyorsa yahut biri olmadan mutluluğu tanımlayamıyorsa bağımlıdır, yani ona ait olmak zorundadır. Aşk eşittir acı zannederiz bu yüzden; acı dolu şarkılar yaparız, dinleriz...
 
Bu coğrafyanın kaderi diyeyim belki "toplumsal normlar" dan daha açıklayıcı olur.
- Kadınlar bu coğrafyada ikinci sınıf insan muamelesi görür.
- Boşanmış kadın kolay lokma görülür, sürekli cinselliğe ihtiyacı varmış gibi algı vardır.
- Boşanmak ayıptır
- Aman komşular ne der düşüncesi herkesin aklında.
- Sürekli korunmaya ihtiyacı varmış gibi bir algı vardır.
- Erkekleri kendilerinden üstün gören çok çok büyük bir çoğunluk var.
Yüzlerce sebep yazabilirim buraya Lefty hanım. Bu coğrafyanın kaderi demek yeterli bence, çünkü yıllardır ülkeyi yönetenler kadınları ikinci sınıf insan gördü. Dini değerler ve kurallara göre kadın ikinci sınıf insan (nerede linç ekibi) bunca nedenler varken "neden" diye sormak ilginç olan.

Farklı coğrafyada da sonuç pek değişmiyor olabilir çünkü sadece ülkemizde yok bu örnekler ve başka ülkelerde de rastlanabiliyor. En önemli sebep belki de başarısız bir evlilik yaptı imajı ile yaşamak istememek ya da belli sebeplerle yalnızlık korkusu olabilir elbette...

Yakın zamanda bu tip birkaç örnekle karşılaştım ve ortada hiçbir baskı ya da ekonomik bir sorun olmadığı halde neden şiddete boyun eğdiklerini kendimce sorguluyorum. Aşk ya da sevgi de yok ve kendileri de bilmiyorlar neden vazgeçemediklerini...
 
Lefty hanım istatistiklere meraklı birisi olduğunu görüyorum son konularda. İskandinav ülkeleri ile bizim ülkemizde ki şiddet ve boşanma oranlarına bakalım lütfen. Fark var mı yok mu acaba, ülkenin kendi gerçeklerini görmek ile başlamak gerek konuya. Bu ülkede kadın olarak doğmuş isen hayata bir sıfır geride başlıyorsun.
 
Şiddet gören kadınların susma ve evliliklerini devam ettirme nedenleri araştırıldığında genelinin çocukları için sessiz kalıp bu sancılı evliliğe devam ettiklerini söyleyeceklerdir. Sosyo-ekonomik özgürlüklerinin olmaması , ayrıldıktan sonra çocukları için gerekli yaşam standartlarını oluşturamayacaklarından korkmaları ve tabiki şiddete başvuran hasta beynin ayrıldıktan sonrada kendisine yaratacağı zorlu ve hatta ölümle sonuçlanabilecek bir durumun vuku bulması " Emine Bulut'un cinayeti gibi".
Toplumumuzda maalesef kadınlar hala erkek gözünde olması gereken yerde değil hala sadece cinsel obje olarak gören ucuz beyinler var. Böylesi düşünen erkekler olduğu sürece kadınların toplumdaki önem ve değeri asla hakettiği yeri bulamayacak. Biraz önce başka bir konuda buradaki üye bir arkadaşımın yaptığı yoruma tepki gösterdim çünkü onun zihniyeti de kadınları ne kadar basite aldığını gösterir cinstendi. Cinsiyetinizin "erkek" olması mı sizi yüce ulu kılan ? yoksa her konuda aldıkları başarılarla tescillenen kadınlardan korktuğunuz için mi sokmaya çalıştığınız kalıp ?
Ne kadar eğitim almış olursa olsun eğer ki zihniyeti hasta ise o erkek şiddet uygulamaya her zaman meyillidir. Kadınlar bu konuda bir erkeğe bağımlı yaşamamalı çocuğunun geleceğini düşünen bir anne her zorluğu başarır, üstesinden gelir. Şiddetin hertürlüsüne asla sessiz kalmadan kendi gücünü ortaya koyup sesini duyurması gerekir diye düşünüyorum.
 
Bence onlar da mücadele ediyor. Ama kendi yöntemleri ile. Ve mücadele etmekten de ödün vermiyorlar. Her mücadele fiziksel şiddete kadar varmıyor.
 
Bir de öldürülen kadınlar genelde ayrıldıktan sonra eski eşleri tarafından öldürülüyorlar. Ayrılmak çare olmuyor.
 
Genelde bu aile içi mücadelelere başka kadınlar sebep oluyorlar. Şiddete başvuran erkekler genelde aynı zamanda kadın düşkünü oluyorlar.
 
kocan döver sever
kocan yapar
böyle büyüyor
öğütleniyor


dayanılmayacak hale gelince
yanında olan birileri varsa
tepki göstermeye başlıyor
 
Ozguven ve yalnizlik ile basedebilme yetisi insanlara cok kucuk yaslarda ogretilmeli. Bu ozellikler, maalesef, ne okullardan aldigimiz kagit parcalari ile, ne de is verenimizin/musterimizin hesabimiza yatirdigi kagit parcalariyla ogrenilmiyor. Sadece nefes alip verdigimiz icin bile degerli oldugumuzun farkina varsak, hem ileride siddet uygulamayan cocuklar yetistirir, hem de kendimizi koruruz aslinda.
Omrumuzu "iyi gorunmeye", aciyan yerlerimizi asla gostermemeye adayarak geciriyoruz. Basarisiz olmak, yalniz kalmak, hayal kirikligi olmak, utanmak vs... Bir suru faktorun kombinasyonu olabilir aslinda...

juju hanimin da belirttigi gibi uzaktan fikir yurutmek, icinde olmayan bizler icin, cok kolay. Ve Lefty, kesinlikle katiliyorum; istatistikleri bilmiyorum ama Turkiye'de yasamadigim icin buradaki kadinlarin da cok kez siddete (fiziksel, cinsel ve psikolojik) maruz kalip, ayni biz Turk kadinlari gibi sessiz kaldigini defalarca gordum ve biliyorum. Kulturel olgular ne kadar etkiliyse, bu durumda "insan" olmanin da o kadar etkili oldugunu dusunuyorum.
 
Toplumun boşanmış kadınlara yaşattığı travma belki de o evde yaşadıklarından daha ağır gelecektir düşüncesi ile katlanıyor olabilirler ki bunu anlayabiliyorum çünkü yanında kimi görseler yakıştırmaya başlayacaklar ya da Run'ın dediği gibi fırsatçılar etrafına dolacak.
 
Geri