-
- Katılım
- Kasım 5, 2010
-
- Mesajlar
- 11,182
-
- Çözümleri
- 2
-
- Tepkime puanı
- 5,026
-
- Puanları
- 354
günün birinde yolu bir dergâha düsen kendi halinde bir adam dergâhta bir Mevlevi ile bir Bektaşi''nin sohbet ettiklerini görünce yanlarına yaklaşır. Kendini tanıtır ve dergâhı merak ettiğini nasıl zikir edildiğini izlemek için geldiğini söyler.
Erenler başlar adama çeşitli nasihatlerde bulunmaya, her biri kendi yolunu mümkün olan en tatlı dille anlatmaya çalışır.
Adam bir yandan onları dinlerken bir yandan da gözleri onların giysilerine takılır.
Mevlevi'nin giydiği kıyafette kollar o kadar geniş ve uzundur ki hem içine üç kişinin birden kolu sığabilir hem de uzun olduğu için yalnızca kolları değil
elleri de kapatmaktadır.
Bektaşi’nin kıyafetinde ise tam tersi bir durum vardır.
Elbisenin kolu daracıktır
neredeyse tene yapışmıştır; üstelik kısa olduğu için
eller ta bileklere kadar açıktır.
Bu duruma hayret eden adam sebebini öğrenmek ister.
Büyük merakla
önce Mevlevi'ye sorar:
"Pirim
kıyafetinizin kolları neden o kadar geniş ve uzun; bunun özel bir sebebi var mı?"
Mevlevi hiç beklemediği bu soru karşısında oldukça şaşırır.
İki kolunu da biraz yukarıya kaldırır
sonra ellerini birleştirerek kollarını daire sekline getirir ve şöyle der:
"Evet özel bir sebebi vardır. Çünkü biz insanların günahlarını
ayıplarını
kusurlarını örteriz. Başkaları görmesin diye üzerini kapatırız."
Yanıttan oldukça hoşnut olan adam ayni merakla bu kez Bektaşi''ye döner:
"Peki ya siz
pirim? Sizin kıyafetinizin kolları neden bu kadar dar ve kısa?
Siz insanların günahları ve ayıplarını örtmez misiniz?"
Bektaşi kendi kollarına bakar
birkaç saniyelik bir dalgınlıktan sonra gülümser ve adama bakarak şöyle der:
"Biz mi? Bizim geniş kıyafetlere ihtiyacımız yoktur.
Çünkü biz insanların günahlarını ve kusurlarını görmeyiz."
ÖZETLE:
Seveceksen öylece sev.
Ne kusursuz insan ara ne de insanda kusur.
Birincisini zaten bulamazsın ikincisinde ise bulduğun her kusur öğrendiğin her ayıp sahibini değil seni çirkinleştirir. Her ikisi de seni mutsuz eder. Birincisini bulamadığın için ikincisini ise bulduğun için mutsuz olursun...
Aynı dili konuşanlar değil aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilirler. [Mevlâna]
Yaşam paylaşmakla... Hayat sevince güzel...
Erenler başlar adama çeşitli nasihatlerde bulunmaya, her biri kendi yolunu mümkün olan en tatlı dille anlatmaya çalışır.
Adam bir yandan onları dinlerken bir yandan da gözleri onların giysilerine takılır.
Mevlevi'nin giydiği kıyafette kollar o kadar geniş ve uzundur ki hem içine üç kişinin birden kolu sığabilir hem de uzun olduğu için yalnızca kolları değil
Bektaşi’nin kıyafetinde ise tam tersi bir durum vardır.
Elbisenin kolu daracıktır
Bu duruma hayret eden adam sebebini öğrenmek ister.
Büyük merakla
"Pirim
Mevlevi hiç beklemediği bu soru karşısında oldukça şaşırır.
İki kolunu da biraz yukarıya kaldırır
"Evet özel bir sebebi vardır. Çünkü biz insanların günahlarını
Yanıttan oldukça hoşnut olan adam ayni merakla bu kez Bektaşi''ye döner:
"Peki ya siz
Siz insanların günahları ve ayıplarını örtmez misiniz?"
Bektaşi kendi kollarına bakar
"Biz mi? Bizim geniş kıyafetlere ihtiyacımız yoktur.
Çünkü biz insanların günahlarını ve kusurlarını görmeyiz."
ÖZETLE:
Seveceksen öylece sev.
Ne kusursuz insan ara ne de insanda kusur.
Birincisini zaten bulamazsın ikincisinde ise bulduğun her kusur öğrendiğin her ayıp sahibini değil seni çirkinleştirir. Her ikisi de seni mutsuz eder. Birincisini bulamadığın için ikincisini ise bulduğun için mutsuz olursun...
Aynı dili konuşanlar değil aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilirler. [Mevlâna]
Yaşam paylaşmakla... Hayat sevince güzel...