İstanbul boğazının üstündeki F16, havadaki tek uçak olan Erdoğan’ın uçağını göremiyormuş. Fazla gizleyemediler, darbenin bir senaryo olduğunu itiraf ediyorlar. Hulusi Komutan darbeyi öne çekip akamete uğrattıklarını söylüyor. Yani Kontrollü bir şekilde durumun başlatılıp sonlandırıldığı anlamı çıkıyor. Karargah herşeyi planlamış.
249 Kişiyi sokaklarda kim öldürdü?
15 Temmuz'da ölenlerin otopsisi neden yapılmadı? Ölenlerin SADAT kurşunlarıyla öldürüldüğü açığa çıkmasın diye mi?
OHAL demokratik referandum sürecini kısıtladı. Anayasa değişikliği geçersiz. Muhalefet yok ki itiraz etsin! Gerçi itiraz etseler ne olacak, kimi kime şikayet edeceksin. 17 Aralık 2013'ten bu yana AKP seri darbeler yaptı, Erdoğan,"Allah'ın lütfu" diyerek diktayı kurdu. CHP, MHP yardımcı oldu sadece. Fidan-Akar ikilisi ülkeyi kaosa ve zulme kasıtlı sürüklediler. Tiyatronun sisi dağıldıkça, birilerini ateş aldı. Ardı ardına panik içinde açıklamalar yapmak zorunda kaldılar.
Darbenin ikinci günü Erdoğan: "Dere geçilirken at değiştirilmez" Dere nerde? Atkim? Bir yıldan beri derenin ortasında mısınız? Soru şu; Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet komutanları o gece rehin alınmıştı. Erdoğan da mı rehin alınmıştı? Bunların aydınlatılması lazım. Erdoğan'ın 19 Koruması, 5 Yaveri Ailesiyle birden bire kayboluyor ve bunların hiç biri yanında yok.
Ülkenin Cumhurbaşkanı'nın nerde olduğunu, G.Kurmay, Mit ve tabi ki yaverleri,korumaları bilmek zorunda. Bunların hepsi biliyor ve ulaşamıyor!
“15 Temmuz’da MİT 14.00-15.00 sıralarında darbe yapılacağına ait istihbarat alıyor. Genelkurmay Başkanı saat 17.00 sıralarında durumdan haberdar ediliyor. Darbe ihbarı 14.00 sıralarından alınmasına rağmen Cumhurbaşkanı eniştesinden, Genelkurmay Başkanı iddianameye göre Mehmet Dişli’den, diğer komutanlar kendilerini derdest edenlerden öğreniyor. Bu nasıl iştir?
Deniz Kuvvetleri Komutanı Bülent Bostanoğlu o gün bir düğüne katılmak maksadıyla saat 19.30’da İstanbul’da otele vardıklarını, emir subayı ve araç sürücüsünü gönderdiğini, bunu da güvenlik önlemleri kapsamında darbeciler tarafından tesirsiz hale getirilmemek için, emir subayının düğünde kendisine refakat etmediği izlenimini hainlere vermek için’ yaptığını belirtmiştir.
Yani Deniz Kuvvetleri Komutanı darbe yapılacağını saat 19.30’da bildiğini, üstelik iddianameye göre, ertesi gün saat 03.00’da yapılması planlanan darbenin öne çekileceğini de itiraf etmiştir. Bu ifadeler en masum ifadeyle darbenin bilindiğinin ve önlenmediğinin kesin kanıtıdır.
Gece yarası devlete ve belediyeye ait inşaat kamyonları, üstelik kasalarında kum dolu bir şekilde Etimesgut Zırhlı Birlikler Komutanlığı nizamiyesi önünde, askeri bir düzen içerisinde, tankların geçişine izin vermeyecek bir şekilde yer aldılar. Darbe girişiminden 1 saat sonra tüm askeri birimlerinin kapılarına belediye araçları dolu olarak nasıl gelmiştir? Binlerce kamyona ne zaman, nasıl kum doldurulmuştur?”
Türkiye’nin makus talihine çok sert bir sille vurmuş olan 15 Temmuz darbe girişiminin üzerindeki soru işaretlerini kaldırmak, bu kanlı ve ölümcül girişimin arka planını aydınlatmak bütün vatandaşların boynunun borcudur.
15 Temmuz’u doğru anlarsak, başka pek çok sorunun cevabını da yerli yerine koyacağız.
Ne yazık ki, Türkiye’yi saran kitlesel hipnoz ve kollektif ‘yargısız infaz etme’ cinneti nedeniyle, 15 Temmuz hala muamma, ortada paylaşılmış somut deliller yok, TBMM Komisyonu hiçbir kilit tanığı dinleyemeden dağıtıldı.
Yaşananlar bir kepazelik silsilesi mi?
İfadeler üstüste bindikçe, kendisi yolsuzluklar altında ezilmiş bir sivil iktidarın karşısında yapısal olarak çürümüş bir kurumun nasıl iç entrikalarla derin manipülasyonlara açık hale geldiğini ve idolojik saplantıların peşine takılmış, işini bırakıp zıt siyasi emellerin uşağı haline gelmiş kesimler tarafından kullanıldığını görüyoruz.
Nihat Hatipoğlu'nun "ramazanda zengin fakiri anlar" deyip 600 bin tl aldığı Türkiye'de işsiz bir öğretmen intihar etti; cebinden 6 lira çıktı.
82 milyon insanı resmen keriz yerine koyuyorlar.