BirDevrinSonu
Üye
-
- Katılım
- Ocak 10, 2010
-
- Mesajlar
- 38,600
-
- Tepkime puanı
- 3,179
-
- Puanları
- 354
-
- Konum
- Napıcan ?
Narsistik kişilik yapısının temelinde birbiriyle çelişen anne-baba tutumları rol oynar. Anne babadan biri çocuğu abartılı bir şekilde şımartır, çocuğun ihtiyacı olan yönlendirmeyi ve sınır koymayı yapmazken, diğeri tam tersi bir tutumdadır. Sert, reddedici ve eleştirel. Yani narsizmin temelini emosyonel yoksunluk ve hayal kırıklığıyla, sınır koymayan ve şımartan tutumun etkileşimi oluşturmaktadır.
Anne-babanın ilişkide ilgisiz, soğuk, duygusuz davranış ve tutumu, özellikle fiziksel temasın eksikliği, emosyonel yoksunluğun ortaya çıkmasına neden olur. Narsist birey, yakınlarının varlığını duyumsamakta zorlanır ve onların ilgisizliğini iliklerinde hisseder. Şema aktive olduğunda tek başınalık, boşluk ve anlaşılmama duyguları ortaya çıkar. Yeterli ve uygun sevgiyi çocukluğunda yaşayamamış kişi kendisinin gerçekten istendiğini, sevildiğini anlayamaz ve buna uygun bir yanıt veremez. Duygusal olarak, okuma yazma bilmeyen insan gibidir.
* * *
Bu olumsuz duygularla başa çıkabilmek için erişkinlik hayatında abartılı bir ilgi, dikkat ve özel muamele ister. Ya da kimseye ihtiyaç duymadığını söyleyip duran, ama içten içe bunu arzulayan bir insana dönüşür. Aşırı bağımsız bir birey olarak yalnızca kendisiyle ilgilidir. Çünkü başkalarından destek ya da yardım almanın insanca, sağlıklı ve normal bir şey olduğunu ve hatta zaman zaman birine bağımlı da olunabileceğini öğrenmemiştir. Yardıma ihtiyaç duyduğunda kendisini mezara girmiş gibi hisseder. Yaşlanmak bu yüzden de narsist birey için katlanılması zor ve sorunlarla dolu bir durumdur. Yakınlık ve duygusallık söz konusu olduğunda alaycı ve mesafeli bir tutum sergileyebilir.
* * *
Narsist bireyde yetersizlik ve utanç duygularının da ön planda olduğu görülür. Yetersizlik ve utanç şemalarının gelişimine zemin hazırlayansa, eleştirel, küçük düşürücü ve değersizleştirici anne-baba tutumudur. Çocuğun ortalama, sıradan olduğunu yüzüne vuran, çocuk en basit ihtiyacını dile getirdiğinde alay edip küçümseyen bir tutum. Bunun sonucunda da çocukta sevilmeye layık olmadığı, kusurlu ve yetersiz olduğu inancı gelişir.
Anne-babanın ilişkide ilgisiz, soğuk, duygusuz davranış ve tutumu, özellikle fiziksel temasın eksikliği, emosyonel yoksunluğun ortaya çıkmasına neden olur. Narsist birey, yakınlarının varlığını duyumsamakta zorlanır ve onların ilgisizliğini iliklerinde hisseder. Şema aktive olduğunda tek başınalık, boşluk ve anlaşılmama duyguları ortaya çıkar. Yeterli ve uygun sevgiyi çocukluğunda yaşayamamış kişi kendisinin gerçekten istendiğini, sevildiğini anlayamaz ve buna uygun bir yanıt veremez. Duygusal olarak, okuma yazma bilmeyen insan gibidir.
* * *
Bu olumsuz duygularla başa çıkabilmek için erişkinlik hayatında abartılı bir ilgi, dikkat ve özel muamele ister. Ya da kimseye ihtiyaç duymadığını söyleyip duran, ama içten içe bunu arzulayan bir insana dönüşür. Aşırı bağımsız bir birey olarak yalnızca kendisiyle ilgilidir. Çünkü başkalarından destek ya da yardım almanın insanca, sağlıklı ve normal bir şey olduğunu ve hatta zaman zaman birine bağımlı da olunabileceğini öğrenmemiştir. Yardıma ihtiyaç duyduğunda kendisini mezara girmiş gibi hisseder. Yaşlanmak bu yüzden de narsist birey için katlanılması zor ve sorunlarla dolu bir durumdur. Yakınlık ve duygusallık söz konusu olduğunda alaycı ve mesafeli bir tutum sergileyebilir.
* * *
Narsist bireyde yetersizlik ve utanç duygularının da ön planda olduğu görülür. Yetersizlik ve utanç şemalarının gelişimine zemin hazırlayansa, eleştirel, küçük düşürücü ve değersizleştirici anne-baba tutumudur. Çocuğun ortalama, sıradan olduğunu yüzüne vuran, çocuk en basit ihtiyacını dile getirdiğinde alay edip küçümseyen bir tutum. Bunun sonucunda da çocukta sevilmeye layık olmadığı, kusurlu ve yetersiz olduğu inancı gelişir.