Namus nedir?
Dicle Üniversitesi'nde yapılan bir Ankette 'Namus nedir'' sorusuna şu yanıtlar verildi:
'1-Karım, bacım, annem, ailem;
2-Kadınların iffeti;
3-Kadının cinselliği,bekareti;
'Namussuzluğun ne olduğu'' sorusuna ise şu karşılıklar verildi:
1-Kadının bekaretini kaybetmesi;
2-Kadının açık gezmesi;
3-Erkeklerle konuşması;
Görüldüğü gibi ülkemizde namus kavramı sadece kadınlarla özdeşiyır.
Saç kılına şehvet duyan bu namussuzlar, başı açık olanlara iblis şeytan namussuz, gavur,diyorlar.
Onlara göre başında türban,kıçında kot pantolon olanlar namuslu,başı açık olanlar namussuz.
Namus ya türbanın altına saklandı ya da iki bacak arasına hapsedildi.
Kadınlara Gülmek yasak, kahkaha atmak yasak… Paylaşmak, bölüşmek, sevmek – sevilmek yasak…
Hamile kadınların sokağa çıkması yasak…
Ayrıca, el ele tutuşup halay çekmek yasak… Hem de zina… Hem de zinaların en büyüğü…
Eşini, dostunu, anasını bacısını türbana sokan kişi kendisini namuslu ilan etti. Bununla yetindi… Türkiye’de meydana gelen namussuzlukları ya görmezden, duymazdan geldi ya da namussuzluktan saymadı…
Hele hele o namussuzlukları dindar geçinen, Allah’ı, peygamberi dilinden düşürmeyip, meydanlarda bir elinde Kuran yalan söyleyen birisi yapmışsa, neredeyse onu alkışladı.
Örneğin hırsızlığı, yolsuzluğu, vatan hainliğini namus kavramının dışında algıladı. Rüşvet almayı, rüşvet vermeyi namussuzluk kavramının içine sokmadı…
Mecliste namusu şerefi üzerine yemin edip te şahsi çıkarı için yeminini bozanlar namussuz sayılmadı.
Suçu işleyenler bir din vakfının ya da cemaatin adamıysa ona sessiz, tepkisiz kaldı. Karşı çıkmadı. Deniz Feneri denilen dinci kuruluş gariban, yoksul vatandaşları dolandırdı, ilgilenmedi, dönüp bakmadı bile…
Suçu işleyenler 5 vakit namaz kılıp 25 vakit soygun da yapsa, bu olaylar karşısında “Onlar dini bütün adamlar, yapmazlar” deyip susmayı tercih etti…
“Yapsın, yapsın da yesin…” dediler…
Seçim zamanı bunlara oy verip namussuzluğu onayladılar,yasallaştırdılar.
***
9 -10 yaşındaki çocukları, her sabah “İlkem; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi, özümden çok sevmektir…” ANT’ı okunan okullardan, aydınlık, sağlıklı arkadaşlık ortamlarından alıp vakıfların karanlık, izbe, gizli evlerine attılar…
Sonuç ortada…
Ensar vakfı,Karaman olayı.
– Son on dört yılda fuhuş ve uyuşturucu 17 misli (yüzde 1700) , boşanmalar 28 misli (yüzde 2800) arttı…
– Çocuk *****sunda dünyada baş sıralardayız…
– 2002’de kadın cinayeti sayısı 66 iken, bu rakam, 2002–2015 arasında 5 bin 406 olmuştur…
14 yılda Atatürk’ün Tevhid-i Tedrisat, yani ÖĞRETİM BİRLİĞİ düzenlemesinin altından girip üstünden çıktılar. Bu çağdaş eğitim yasası ile yasaklanan medreseleri, tarikatları, tekkeleri yeniden açtılar. Hayatta en hakiki yol gösterici bilimi, fenni okullardan kapı dışarı ettiler.
Çağdaş, laik, demokratik eğitimin yerine beyinleri hurafelerle doldurup, kindar ve dindar bir nesil yetiştirmek için kolları sıvadılar.
Türkiye artık sadece sapıkları, sapıklıkları, tecavüzleri konuşuyor. Tacizci haberleri ile yatıp, tecavüzcü haberleri ile uyanıyor… “7 yaşındaki kızlar evlenebilir mi, evlenemez mi? Anaların diz kapağı cinsel tahrik edici midir, değil midir?