Eugène
Üye
-
- Katılım
- Ağustos 20, 2012
-
- Mesajlar
- 2,402
-
- Tepkime puanı
- 312
-
- Puanları
- 348
-
- Yaş
- 35
ya da kitantik gibi türevleri ile sahafların işgüzarlığına aracılık eden kitap satış sitesi. okuyacak durumumuz yoktu'cular bu cümle ile aşağıda geyik ortamı oluşturabilir. kahrolsun düzenli forum!!!?!!?!?!?
selam naber? ben okurumcu musun? devam ediyorum. sitede yer alan paragöz sahafların çalışma prensibi şöyledir: öncelikle bulunulan şehrin bit pazarları neredeyse tespit edilir. daha sonra sabahın erken saatlerinde bu mevkiye gidilir ve geneli roman vatandaşların oluşturduğu satıcılardan çok cüzi miktarlar karşılığında kullanılmış kitaplar satın alınılır. genelde fiyatları 1-2 lirayı geçmez bu kitapların. çoğuna al-götür, senin olsun bile derler.
anlaşılacağı gibi kitapların ederi, değeri yoktur bit pazarında. çoğu zaten kağıt toplayıcıların, eskicilerin çöp konteynırlarının yanında bulduğu kitaplardır. çalıntı ürünlerin de satıldığı yerde böylesi tezgahların olması-kurduğum diyaloglardan anladığım kadarıyla- bir nevi günah çıkarmadır. bu sebeple kitaplar, ikinci el elektronik cihazlar gibi sergi ürünü şeklinde değil, genelde ucuz bi çaput ya da çadır bezinin üzerinde tepeleme yığılı dururlar.
az çok bit pazarı tasvirim aklınıza kazındıysa devam edeyim; kazı yeteneği kuvvetli sahaf arkadaş, bu kitap yığınının içine dalar ve ne kadar-eski sahibine lanetler yağdıran- kitap varsa toplar: adam yayınları, tekin yayınevi, varlık yayınları. doğru gözlerin okumasıyla dünya değiştirecek sözcükleri barındıran kitapları bir çırpıda torbasına, poşetine atar. hazinenin üzerine çöker. cebinden de üç beş kuruş para çıkar sadece.
sahaf arkadaş o günün zaferiyle dükkanına gelir ve 1 liraya aldığı adam yayınlarının 81 baskılı kördöğüşü'nü 20-25 liraya satışa çıkarır mesela. karı da, arsızlığı da inanılmazdır. sorsan komisyonculuğa, stokçuluğa falan karşıdır ama. serbest piyasa ekonomisi der bu ahlaksızlığına. ticaret yapıyordur. kitabın satılamayacak, hele ki ikinci el pazarlığı olamayacak bir ürün olduğunu düşünemez. onun için her şey satılıktır. her gün halk kütüphanelerinin niteliksizleştirildiği, yazılı kültürün yok sayıldığı bir ortamda onun da sesi çok çıkar haliyle. hele de tipe/kıyafete göre paha biçme huyunu, dahil olduğu küçük esnaflığın küçük numarasını bilirsiniz. bunun internetteki sitelere yansıması da "en üst fiyattan ne geçirebilirsem"dir. yanına kar kalır sonuçta.
bunun sıkıntısını en iyi şöyle anlatabilirim sanırım: bit pazarından alınan eski baskısı-ancak 8.basım olarak düşünün- 25 lira fiyat biçilen kitabın, günümüzün farklı bir yayınevinden çıkma halinden daha pahalı olmasıdır. nadir bulunmasını ayrı tutuyorum ama hali hazırda binlerce kopya satılmış bir ürünün fiyatını şişirmek ahlaksızlık değil de nedir ki?
çözüm ise devlet eliyle gelmeli sanırım. nitelikli kütüphaneler, komün kitaplıkları. öğrenciyken de çokça sorgulamışımdır, eski milli eğitim bakanı hasan ali yücel'in öncülük ettiği klasikler serisi neden devlet eliyle öğrencilere dağıtılmaz diye. dostoyevski, içinde saçma sapan resimler bulunan ders kitaplarından daha mı değersizdir de öğrencilere bedava dağıtılamaz? hele ki neden fahiş fiyatlara satılır? liberalizmin köy enstitülerini kapatmak dışında diğer büyük kötülüğü de budur sanırım. göstermelik okuma bayramları, kitap okuma yarışmaları da eğitim reformu adıyla sulandırılan sistemlerinin bir parçası olmaktan öteye gidemiyor. peki, bu düzen nasıl değişecek?
selam naber? ben okurumcu musun? devam ediyorum. sitede yer alan paragöz sahafların çalışma prensibi şöyledir: öncelikle bulunulan şehrin bit pazarları neredeyse tespit edilir. daha sonra sabahın erken saatlerinde bu mevkiye gidilir ve geneli roman vatandaşların oluşturduğu satıcılardan çok cüzi miktarlar karşılığında kullanılmış kitaplar satın alınılır. genelde fiyatları 1-2 lirayı geçmez bu kitapların. çoğuna al-götür, senin olsun bile derler.
anlaşılacağı gibi kitapların ederi, değeri yoktur bit pazarında. çoğu zaten kağıt toplayıcıların, eskicilerin çöp konteynırlarının yanında bulduğu kitaplardır. çalıntı ürünlerin de satıldığı yerde böylesi tezgahların olması-kurduğum diyaloglardan anladığım kadarıyla- bir nevi günah çıkarmadır. bu sebeple kitaplar, ikinci el elektronik cihazlar gibi sergi ürünü şeklinde değil, genelde ucuz bi çaput ya da çadır bezinin üzerinde tepeleme yığılı dururlar.
az çok bit pazarı tasvirim aklınıza kazındıysa devam edeyim; kazı yeteneği kuvvetli sahaf arkadaş, bu kitap yığınının içine dalar ve ne kadar-eski sahibine lanetler yağdıran- kitap varsa toplar: adam yayınları, tekin yayınevi, varlık yayınları. doğru gözlerin okumasıyla dünya değiştirecek sözcükleri barındıran kitapları bir çırpıda torbasına, poşetine atar. hazinenin üzerine çöker. cebinden de üç beş kuruş para çıkar sadece.
sahaf arkadaş o günün zaferiyle dükkanına gelir ve 1 liraya aldığı adam yayınlarının 81 baskılı kördöğüşü'nü 20-25 liraya satışa çıkarır mesela. karı da, arsızlığı da inanılmazdır. sorsan komisyonculuğa, stokçuluğa falan karşıdır ama. serbest piyasa ekonomisi der bu ahlaksızlığına. ticaret yapıyordur. kitabın satılamayacak, hele ki ikinci el pazarlığı olamayacak bir ürün olduğunu düşünemez. onun için her şey satılıktır. her gün halk kütüphanelerinin niteliksizleştirildiği, yazılı kültürün yok sayıldığı bir ortamda onun da sesi çok çıkar haliyle. hele de tipe/kıyafete göre paha biçme huyunu, dahil olduğu küçük esnaflığın küçük numarasını bilirsiniz. bunun internetteki sitelere yansıması da "en üst fiyattan ne geçirebilirsem"dir. yanına kar kalır sonuçta.
bunun sıkıntısını en iyi şöyle anlatabilirim sanırım: bit pazarından alınan eski baskısı-ancak 8.basım olarak düşünün- 25 lira fiyat biçilen kitabın, günümüzün farklı bir yayınevinden çıkma halinden daha pahalı olmasıdır. nadir bulunmasını ayrı tutuyorum ama hali hazırda binlerce kopya satılmış bir ürünün fiyatını şişirmek ahlaksızlık değil de nedir ki?
çözüm ise devlet eliyle gelmeli sanırım. nitelikli kütüphaneler, komün kitaplıkları. öğrenciyken de çokça sorgulamışımdır, eski milli eğitim bakanı hasan ali yücel'in öncülük ettiği klasikler serisi neden devlet eliyle öğrencilere dağıtılmaz diye. dostoyevski, içinde saçma sapan resimler bulunan ders kitaplarından daha mı değersizdir de öğrencilere bedava dağıtılamaz? hele ki neden fahiş fiyatlara satılır? liberalizmin köy enstitülerini kapatmak dışında diğer büyük kötülüğü de budur sanırım. göstermelik okuma bayramları, kitap okuma yarışmaları da eğitim reformu adıyla sulandırılan sistemlerinin bir parçası olmaktan öteye gidemiyor. peki, bu düzen nasıl değişecek?