Mutluluk Tâneleri.

Konu sahibi son olarak 2599 gün önce görüldü
Ardında öyle bir ben bıraktın ki... Sana benzedim adeta. Senin hatalarının bedelini başkalarına ödetiyorum.


"Sakın yanlış anlama, kendimi yitirmiş değilim, sadece sende kayboldum o kadar"
 
Ey ayak izleri kalbimde kalanım… Şimdi herkes biraz daha sen… Her saat biraz daha geç ve aylar fazla geliyor yıllara.


Insan ne kadar güçlü olsa da aşkta, aşk hep yenilen oluyordu ayrılığa. Tokat gibi bir "git"le çıktı bir gün karşıma. Ummazdım bu kadar yanacağını canımın. Çok ağladım... Ağlamalarım ağlamalardan utandı.
 
Çok mu acıttı seni karşılık istemeyen aşkım; ki bu kadar haince oldu git’in? Neydi sana bu kadar ağır gelen; ben mi, sevgim mi? Oysa ben sana bakınca kendi hayallerimi görüyordum. Benim kaderim senin alnında yazılıydı. Ama sen bilmiyordun, anlamıyordun. Kalpçeden anlamıyordu senin dilin. Ben severken konuşmazdım ki sevgili; aşka bir bıçak gibi insin istemezdim yanlış anlaşılacak sözlerim…
 
Başkasını sevmen, bana acı verir mi sandın?
Sen beni de sevmemiştin ki zaten...
Çocuktum işte öyle inanmıştım ki döneceğine.
 
Aşka köpek olan kaybeder” derdi hep. O zamanlar ne demek istediğini anlayamazdım. Çok sonra anlam bulurdu bende söylediği her şey. Şu anda karşımda balon satan bu ihtiyar, ne çok şey öğretmişti bana aşk adına. Acaba kendisi anlattıklarının neresindeydi o zamanlar diye merak ederdim. Bana “Aşka rağmen aşka inan” derdi. Aşkı tarif ediş biçimi bile başkaydı İrfan amcanın. “Aşk bir denizdir, içinde kendi yüzdürüğü gemileri batıran…” derdi.

- Kahraman Tazeoğlu'nun "BAMBAŞKA" adlı kitabındaki "İRFAN AMCA" isimli hikayeden alıntıdır...
 
Uğruna verdiklerim, sonunda seni kendine aşık etti. Ve beni hiç kimseye benzemediğim için severken, ötekilere neden benzemiyorum diye terk ettin. Şimdi yaşananlar mı daha acı yoksa yaşanacaklar mı? Aşk, acının dolaylı tanımıymış; geç öğrendim.
 
Keşke sen de aşkı karşındakinin gözlerine değil de kalbine bakarak öğrenmiş olsaydın.
 
"Bu zamana kadar hep uzaktan bakmışım hayata. Sense benim uzaktan baktığım hayatın tam ortasından geliyorsun. Ateşin uzağında olan adını anmayı, içinde olan yanmayı bilir değil mi?"
 
Hastalandığımda, sen de kendini hasta edecek kadar severdin beni. Senden sonra, giderken bir hoşçakal bile demeyecek kadar ruhsuz insanlar sevdim ben. Öyle pişmanım ki sevgilim. Artık benden sonrası kim bilir kimlerin başlangıcı.
 
Ben kendime uzun ve acılı bir yol seçtim. Bu yol her aşka ana avrat dümdüz gidiyor. Böyle bir yolda hayata kaç şeker atsam tatlanır?
 
Keşke becerebilseydik be sevgili… Keşke her şey her yere dağılmasaydı böyle. Keşke biz hep biz kalsaydık. Biz olabilmek uğruna, ben’lerimizi kaybetmeseydik. Ölürcesine mutlu olmayı dilemek yerine, mutlu ölümlerle bu aşkı bitirebilseydik. Uzaktan tanıyamadık bu peruklu acıları. Anlayamadık; aşk önce dıştan içe, sonra içten dışa yakarmış insanı… Bilemedik bazı aşkların kirli olduğunu ve gözyaşıyla yıkanmadan silinmediğini…
 
Ne hissettiğin nasıl algıladığınla ilgilidir çocuk. Elimi kalbine koymasam da nasıl attığını hissedebiliyorum buradan. Sakın unutma! Unutmak değil, unutulmaktır asıl yalnızlık...
 
Sonra dost kalalım dedi; sanki elimi tutan o değilmiş gibi..
 
Belki ben şimdi gidenim ama başka bir tene dokunduğunda asıl
sen olacaksın terk eden..
 
Sor kendine ; beni çok sevdiğin için mi beraberdik yoksa
Yoksa beraber olmaya yetecek kadar sevdiğin için mi ?
 
Ben Senin İçin aşka katlanmıştım..Eğer istiyorsan senin için ayrılığa da razı olurum..
 
Bugüne mutluluk değil istediğim. Derdim yarına umutlu olmak.
 
Öyle uzaklaşıyoruz ki birbirimizden öyle köreltiyor ki büyük şehirler insan yanımızı; binalar yükseldikçe insanlık alçalıyor sanki.”
 
Insan değişebiliyormuş da
Herkes gibi değil
Senin gibi
Yani sana benzemek gibi
Senin dalgalarına benzemek gibi öle hırcın
öyle asi öyle alıngan ve öyle suskun
iyi misin..
 
Kendi yaramın yabancısıyım şimdi. Kalabalığım çok insanım yok. İnsana insanla varılır oysaki…
 
Geri