Mutluluk Tâneleri.

Konu sahibi son olarak 2599 gün önce görüldü
Seni seviyor olmamın senle hiçbir ilgisi yok, tamamen kendi sorunum . :o
 
Yanlış anladın beni...
Hayırlı gel istedim,
Hayır'la değil..
 
Kimsenin gerçek hikayesini bilmiyorsanız, yargılamayı kesin.
 
O şarkı çalmaya başlıyor birden , gerisini tahmin ediyorsundur.
 
En çokta ne koyar biliyomusunuz,
gülerek çekildiğiniz resime ağlıyarak bakarsınız..
 
Laf olsun torba dolsun işte , sende seviyordun...
 
Dış görünüş değil miydi her şeyin suçlusu?
Hep o kahrolasıca önyargılar..
 
Gel diyemezsin ama,
Beklersin, özlersin.
Seversin çünkü.
Gelmez.
Beklesen de, özlesen de,
Hatta sevsende gelmez.
Paşa gönlü istemiyorsa,
Gelmez.
Kural bu, adalet yok.

Beklemek yok,
Özlemek yok,
Sevmek yok? (denemez)
Sevmek varsa,
Beklemekte, özlemekte,acıdan kıvranmakta farzdır insana.
Ama bakarsın geliverir.
Olamaz mı? -Olabi..
-Yok hayır, o sadece filmlerdedir.
 
Öyle birini seviyorum ki..
Ne anlatılması mümkün, ne de yaşanması.
Kalp atışlarımda saklı, bazen baktığım yerlerde..
Bazen de tam içimde..
Birini seviyorum ben,
Sana benzeyen tam sen gibi..
Sana yazılmış bir şiir gibi,

Anlatılan öyküler gibi..
Seni mi seviyorum ben? ..
Seviyorum.
Bazen acısını, bazen akıttığı gözyaşlarını.
Kısacası ondan olanı, seviyorum ben.
Imkansızı seviyorum ben.
Ulaşması mümkün olmayanı.
Anlatılamayanı, yaşanamayanı..
Görünmeyeni..
Kimi seviyorum ben ?
Onu mu bir başkasını mı..
Yada bir hayaleti mi..
Oysa aşk, kalpte hissetmek değil mi ?
O halde birini seviyorum ben.
Adı lazım olmayanı seviyorum..
Yüzünü hatırlayamadığımı..
Düşünemediğimi seviyorum..
Hissedemediğimi bazen..
Göremediğimi..
Unutmaya çalıştığımı seviyorum ben!
Sevmeye vaktim olduğu zamanlardakini seviyorum ben!
Aslında hiç aklımdan çıkmayanı..
Her gün hatırladığımı seviyorum..
Birini sevmeyi seviyorum.
Olumlu herşeyde umutlandığımı,
Ondaki aptallığımı seviyorum..
Öyle çok seviyorum ki birini ben,
Kör oluyorum kimi zaman sevgiden,
Ölmeyi istediğim oluyor,
Yaşamayı seviyorum ben onla beraber!
Ben;
Elini tutamadığımı,
Derdimi anlatamadığımı,
Göremediğimi,
Seviyorum diyemediğimi,
Gözlerine bakamadığımı,
Özlediğimi,
Öpmediğimi seviyorum..
Birini seviyorum ben,
benden öte..
Candan öte..
 
Selam sevgilim, ben o sevmediğin. Nasılsın bugün, hiç özledin mi beni ? Bugünde mi geçmedim aklının kıyılarından ? Hiç mi aklına gelmedi gözlerim,sözlerim ? Sabah kalktığında aramadın mı “günaydın aşkım” mesajımı. Hiç mi gözlerin dalmadı geçmişe, hatırlatmadı mı beni sana hiçbir köşe ? Doğru söyle, kokuma benzer koku da mı gelmedi burnuna ? İç çekmedin mi hiç keşke diye.. Keşke olsaydı diye. Oysa o keşkeler öyle bi dolandı ki benim dilime sevgili, her an sen diye bağırınıyor dört bir hücrem; çarem yok. Geleceğin yok, acım çok..
 
Tesadüfen aşık oldum ona..
Ve belki de tiyatro kulübünde..
Tatlı bir gülümsemesi ve gamzeleri vardı yanaklarında. .
Güldükçe içim ısınırdı..
Farkında olmadan aptal bir gülümseme kaplardı yüzümü..
Arkadaş oldum onunla..
Dertleştim...
Sevdiği kızı anlattı bana.
O anlattıkça ben ağladım..
Başka birini anlatmıştı bana, beni değil !
Gerçi hiç adını söylemedi o şanslı kızın.
Boşver bilme, demişti umarsızca..
Her gün onların sınıfındaydım.
Sırf o gülüşünü tekrar görmek için.
Oda beni görünce utanırdı,
Ve birkaç kez mahcup bakışlarla bana baktığını yakaladım,
Ama aldırmadım..
Çünkü başkasını anlatmıştı bana, beni değil !
Bir gün yine açıldı o konu...
Başladı anlatmaya sevdiği kızı. .
Kalbim acıyordu o konuştukça...
Adını söyle dedim,
Lütfen söyle. .
Tamam, dedi korkak bir sesle..

‘ Seni seviyorum ! Sevdiğim kız sensin. .
Ama dur, sakın cevap verme ve düşün. . ‘

Bakakaldım öylece..
Ne demekti bu ? Sevdiği kız ben miydim ?
Bana her gün beni mi anlatmıştı ?
Cevap verme zamanı gelmişti sonunda..
Benden bir cevap bekliyordu sabırsızca. .
Kalbim atmaya başladı , düğümlendi dilim..
Kelimeler, bir yumruk gibi boğazımdaydı şimdi. .
Daha ne bekliyordum kabul etmek için ?
Söyledim sonunda cevabımı.
‘ Hayır ! Seninle yapamam. . ‘
. . .
Neler diyordum ben ?!
Nasıl hayır dedim ona ?
Platonik sandığım aşkıma. .
Hiçbir şey söylemedi giderken . .
Pişman oldum ve dur dedim . Gitme !
‘ Bende seni seviyorum ! Hem de delice ! ‘
O günden sonra herkesin imrendiği aşka dönüştü bizimkisi. .
Parmakla gösterilen bir çift olduk kısa zamanda. .
Bilmeyen,duymayan kalmadı bizi. .
Bir senesini tamamladı bu ölümsüz aşk. .
Bitmez diyordu görenler , bunlar ayrılmaz...
Ama ayrıldık !
Bitti. .
Gelmez dediğimiz son geldi. .
Zaman gerekirdi bu ilişkiye. .
Biraz ayrıl kalmak yararlı olurdu. .
Bir gün öğrendim ki ;
Kardeşim,dostum,sırdaşım,
Ve her şeyim ,canım,ölümsüz aşkım,
Sevgili olmuş. . .
Yıkıldım !
Ölmek istedim . .
Denedim hem de defalarca .
Ölmeyi başaramadım belki ama,
Onlar beni mahvetmeyi başardılar. .
Aradan zaman geçti. .
Tam unuttum dedim. .
Duydum, ayrılmışlar ve pişmanmış. .
Umurum da değil. .
‘ O yok ! Sakın geri dönme ! Unut !’ yeminleriyle uyudum her gece. .
Taa ki onu karşımda görünceye,
Kalbim hızlı hızlı atmaya başlayana , gözlerim doluncaya kadar. .
Yapamadım onsuz, barıştım . .
Mutlu giden bir ilişkimiz oldu yine. .
Bazıları mutluydu bizi tekrar böyle görmekten ,
Bazıları ise dayanamadı. .
Belki çok kırdım kalbini,
Belki çok ağlattım onu . .
Üzdüm. .
Ama elimde değildi , farkında değildim . .
Buda bitmez sanmıştım . .
Meğerse bize verilen sürenin sonuna gelmişiz. . .
Bitmiş. .

Bana her gün beni anlatmıştın. .
Bense her gün seni kendime. .
Anlatmıyorum artık .
Biz bir masaldık ,
Okunduk ve bittik . . .
 
Çok seviyorsun değil mi?
O bir şey anlatırken suratının her bir milimini incelemekten ne dediğini anlamıyorsun.
Bu yüzden hep gülümseyerek cevap veriyorsun.
Bazen aptal olduğunu düşünüyor.
Biliyorsun, umurunda olmuyor.
Hem ona söylesen anlayabilir mi ki?
“Seni izlemekten ne dediğini anlayamıyorum. Gözlerin kelimelerini örtüyor. Dudakların. Parmakların. Saçların.”
Kalabalıkta yürürken, ayrı yürümeyin diye omuzundan hafifçe tutarken neler hissettiğini.
Gece başını yastığının yerine, onun omuzuna koymak için her şeyi verebileceğini nereden bilebilir ki?
Onun kokusundan başka kokuyu istemediğini, burnunu sızlattığını.
Yanına giderken binlerce kıyafet değiştirdiğini, en sonunda eline geçen ilk şeyi giydiğini.
“Nasıl gidiyor?” diye sorduklarında “Kötü gidiyor. Bilmiyor, hiçbir şeyi bilmiyor. Anlamıyor. Hissetmiyor. Öldüğümü göremiyor” demek yerine “İyi gidiyor” deyip geçiştirdiğini ve bunu derken içinde ne fırtınalar koptuğunu.
Bazen yataktan kalkıp, bir bardak su niyetine onun fotoğraflarına baktığını. Susuzluğunu giderdiğini.
En mutlu anlarında yanında olmadığı için eksik hissettiğini.
“Hoşça kal” dediği zaman korktuğunu, daha sonra “Aslında hiç gelmedi ki” deyip korkunu yatıştırdığını.
Kalbini istese, kalbini kanlı kanlı ellerine vereceğini. Canınla birlikte.
Özlediğini.
Köpekler gibi özlediğini.
Bağıracak kadar, kalbini ağrıtacak kadar özlediğini.
Nereden bilebilir ki?
 
Bir köşe yazısında biri anlatıyor :
Çok mutlu olduğum bir sevgilim vardı Onu çok seviyordum bu yüzden üstüne düşüyordum Kaprisli olduğum için ayrıldı benden. Grurumu ayaklar altına alıp köpekler gibi yalvardım..
Ama son sözü " Seni seviyorum ama artık olmaz , başkasıylada olmaz " demişti , yıkılmıştım ama başkasıyla olmicağı beni rahatlatmıştı birazda olsa..
Mesaj atmasını bekledim bir gün, bir hafta , sonra aylar , yıllarca atmadı..
Bir gece yarısı grurumu ayaklar altına alıp bir mesaj attım
" Geri dön olmuyor sensiz " diye ..
Saniyeler sonra cevap geldi çok heyecanlıydım ama o mesajı görünce yıkıldım..
" Sen hangi hakla eşime bu mesajı atarsın " diye bir mesaj..
O an dünya durmuştu benim için .
Bana senden başkası olmicak diye yeminler eden evlenmişti. O beni hiç sevmemiş miydi ?
Gerçekten bu kadar da olabilirmiydi bir insan ?
Çok zordu cevap atmadım kapadım telefonu..
O başkasınındı artık ben ondan başkasının olmadım..
Şuan 75 yaşındayım Onun torunları varken Ben hala onunum...
 
Bazı kadınlar pahalı hediyeleri severler. Spor arabaları, lüks mekanları, hesap ödeyen abileri.

Bazı kadınlarsa, saçlarının taranmasını severler. Ayaklarına oje sürülmesini, uyumadan önce masal anlatılmasını, gözlerinin içine bakarak gitar çalan adamları.

Bazı kadınlar takım elbise severler, kaslı kollar. Bazı kadınlar ...oduncu gömleği severler. Ve bira göbeği.

Bazı kadınlar kışları kayak yapmak isterler. Bazıları, Beyoğlu’nda el ele tutuşup közde mısır yemek.

Bazı kadınlar özel günlerde parfüm hediye eder, bazı kadınlar her gün aynı ten kokusuyla uyanmak için canlarını verirler.

Bazı kadınların telefon rehberleri kalabalıktır. Bilirsin. Diğer bazıları ise defalarca aynı mesajı okuyup ağlarlar.

Bazı kadınlar kızlarla Cadde’de bilmem ne keyfi yaparlar. Bazı kadınlar evlerinde suyu şişeden dikerek içerler.

(Gerçekten yalnız insanlar bardak kullanmaya gerek duymazlar çünkü.)

O bazı kadınlar hiç kaybetmezler değil mi. Onlar hiç beklemezler, bekletirler. Onlar sürüklenmezler, sürüklerler. Ağlamazlar, ağlatırlar. Canları istediğinde sevişir, sıkıldıklarında siktiri çekerler.

Sen olamadın değil mi o kadınlar gibi. Hiçbir zaman olamayacaksın da.

Zaten, olma da.

Çünkü yıllar sonra onlar kocaları metresleriyle kaçamak yaparken, haftasonları alışveriş merkezlerinde mutsuz çocuklarını kollarından sürükleyip kendilerine ayakkabı bakacaklar,

sense pazarları evinin balkonunda hala deliler gibi sevdiğin kocan gazetesini okurken, küçük sevimli çocuklarınla yumurta tokuşturup, gülüşüyor olacaksın.
 
Küçükken hep bαbαmα özenirdim
En coktα sigαrα içişine
Birde αnnemı sevişine ..
İnsαn büyüyünce αnlıyor
İkisininde zαrαrlı olduğunu ..
Biri ciğerini ,
Diğeri yüreğini zehirliyor ..
 
Bu gecede senli hayallerle gözümü yumacağım...
 
Boğazımda kaldı sevdan, yutkunamıyorum son'baharım..
 
İdam sehpasında hapşuran mahkuma; 'Çok yaşa' demek gibiydi Bazı umutlarımız..
 
Derdimi seviyorum.. Biliyorum ki derdimi veren de beni seviyor.. Seven, sevdiğinin nazını ölçüyor.. Sevilen çekmesin de neylesin.
Bazen benim de üzerimde bir uyarı yazısı olsun istiyorum: 'kırmadan seviniz'!
Bazen dünyanın en zor mesleğidir,Kendi duygularına tercüman olmak...
Üzülme, Kaybettim sandıkların,kurtulduklarındır belki.......
 
En büyük hırsızlık kendimizden çaldıklarımızdır....
Cezası ise?

BİR ÖMÜR BOYU PİŞMANLIK..
 
Geri