Denizin tanıdığı gibi
tanımak isterim bende
midyeler gibi sıkıcasına
kalbini sevgiye kapatanları
yosun bağlayan mazilerine
dayadıkları sırtlarına rağmen
kabuklarını açtıklarında
kalplerine hemen dolabilmeyi
Denizin okşadığı gibi
okşamak isterim yinede
sahille denizin kesişmesinde
dalgaların narin sevişlerle
okşadığı gibi çakıl taşlarını
taş kesmiş yüzlerin ardında ki
o al yanaklı çocuklukların
pamuktan yumuşak yanaklarını
Denizin sokulduğu gibi
sokulmak isterim bende
yalnız koylara benzeyen
insanların dışlanmışlığına
bir ben, hep ben olmak isterim
deniz gibi yanlarında
hiç sıkılmadan ebedi sabırla
Ve
Delirdiği gibi de delirmek
isterim denizin
esince kafamda sert bir poyraz
çıkarmak hıncımı dalga kıranlara
vura vura kafatasımın içindekileri
Doyurduğu gibi de doyurmak
isterim martıları, balıkları...
tüm servetimi sunmak
karnı aç çocuklu hanelerin
kursaklarından aşağı lokma, lokma
İşte böyle
uzanmak isterim
atlas haritanın
bir ucundan öbür ucuna
tonlarca ağırlıkta ki tankerler gibi
taşımak isterim başımın üstünde
insanlık gemisini batırmadan
tamamlayarak Nuh'un seferini
güldürmek isterim Adem'in yüzünü...
Sertaç ÖNER