Mutluluk hali genetik mi?

  • Kullanıcı Lefty
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Ruh Sağlıgı ve Psikoloji
🟢 Konu yazarı şu anda aktif
Genetik alanının önde gelen isimlerinden Prof. Meike Bartels, genlerin genel mutluluk üzerindeki etkisini keşfetmek amacıyla ikizler ve onların DNA'ları üzerinde çalışmalar yapıyor. Tek yumurta ikizleri genetik materyallerini paylaştıklarından, mutlulukları üzerindeki farklılıkların kaynağı çevresel etmenler olmalı, diyor Dr. Bartels. Bu durum, ikiz araştırmalarını, gen-mutluluk etkileşimini anlamada güçlü bir araç haline getiriyor. Dr. Bartels'in çalışmalarının ana fikri şu: hepimiz birbirimizden farklıyız ve bu farklılıkların bir kısmı genlerimizden kaynaklanıyor. Bu farklılıklara saygı duymak - ister bilimsel anlamda ister günlük hayatın içerisinde - dünyayı çok daha iyi bir yer haline getirecektir.

Genlerin mutluluk üzerindeki etkilerine dair sorulara Dr. Bartels'in yanıtları şu şekilde:

Mutluluğun kısmen kalıtsal olması ne anlama geliyor?
Yani insanların mutluluk seviyelerindeki farklılıkların bir kısmı, genetik farklara bağlanıyor. İnsanlar, onları avantajlı ya da daha dezavantajlı bir pozisyona sokan genleri miras alabiliyorlar. Genler, belirli hassasiyetlerin iletilmesine de sebep olabiliyor. Ancak depresyona karşı savunmasız hale gelmenize sebep olan genlerin varisi olsanız da, bunalımda olmak zorunda değilsiniz. Aynı şekilde, mutluluğa yönelik yüksek bir genetik eğiliminiz olabilir; ancak bu, nihai bir olasılık değil. Çevre de son derece önemli.

Mutluluk üzerinde hangisi daha etkili - genler mi çevre mi?
Basit bir model kullanarak yaptığımız araştırmalar, insanların mutlulukları arasındaki farkın %40'ının genetik faktörlerden, kalan %60'ının ise çevresel etmenlerden kaynaklandığını gösteriyor. Ancak bu model, genler ile çevre arasında herhangi bir etkileşim olmadığını varsayıyor. Gerçekte ise genler, farklı yollarla çevre ile etkileşime geçer. Örneğin bazı insanlar gün ışığına aşırı derecede hassasken ve kolaylıkla yanabiliyorken, diğerleri bu hassasiyete sahip değil. Güneş ışığına karşı olan hassasiyet farkı, cildin pigmentasyonu ile ilgili - ki bu da kalıtımsal yapıya bağlı. Gen-çevre etkileşiminin bir diğer örneği ise genlerimizin çevresel etkilenme üzerindeki tesiri. Dışa dönük biriyseniz mesela, muhtemelen çok sayıda insanın olduğu yerlerden hoşlanıyorsunuzdur.

Hangi genler mutluluğa eğilimli olmamıza sebep olur?
Mutluluğa olan genetik yatkınlıkla örtüşen farklı insan özellikleri var - iyimserlik, direnç, bilişsel stiller gibi. İnsan genomunda, mutluluk farkları ile ilişkili 300 farklı lokasyon belirledik. Bunların hepsi birleştiğinde, insanlar arasındaki farklılıkların yalnızca %2'si açıklanabiliyor. Yani daha tanımlanmamış birçok genetik etki var.

Kişilik genlerimize karşı gelip mutlu olmayı öğrenmemiz mümkün mü?
Evet, belli bir noktaya kadar. Mesela aile geçmişinizi ve genlerinizi göz önüne alarak hayatınıza 0-10 skalasında değerlendirdiğinizi düşünün. 4'te iseniz eğer, doğru müdahalelerle bu sayıyı 5 ya da 6 yapabilirsiniz. Ancak puanınız 8 ve üzerine muhtemelen çıkmayacaktır. Basamakları çoklu şekilde çıkmak pek de kolay değil.

Benzer şartlar altında olduklarında bile neden bazı insanlar diğerlerinden daha mutlu?
Bunu egzersiz örneği üzerinden anlamak daha basit. Egzersiz yapmayan biriyseniz, doğru program ve destekle düzenli olarak egzersiz yapan birine dönüşebilirsiniz. Ancak kendini adamış bir maraton koşucusu olma ihtimaliniz yok denecek kadar az. Ya da grup halinde egzersiz yaptığınızı düşünün. Aynı programla bile insanlar farklı oranlarda ilerleyeceklerdir. Bazıları fiziksel becerilerinde büyük sıçramalar yaşarken, diğerleri daha az ilerleme kaydedecek. Aynı şey mutluluk için de geçerli. Alışkanlıkları ve davranışları değiştirmek, uzun zaman ister; dolayısıyla ekstrem dönüşümlerin olasılığı düşük olur. Dahası, tam olarak aynı şeyi yapmak, bazıları için işe yararken bazıları için faydasız olacak. Benzer şartlarda bile bazı insanların diğerlerinden daha mutlu olmalarının sebebi bu. Tüm bu varyasyonlar, kısmen kalıtsal yapının sonucu. Ve insani özellikleri içeren her şey, alışkanlıklar, kişilik, hayata karşı genel yaklaşım vs., genetik bileşenlere sahip.

Gen-çevre etkileşimini nasıl avantaja çevirebiliriz?
Bence gelecekte, doğru müdahaleleri seçmemizi sağlayan mutluluk üzerine kişiselleştirilmiş genetik skorlarımız olacak. Örneğin mutluluk eğiliminiz genetik olarak yüksekse, ama kendinizi iyi hissetmiyor ya da depresif semptomlar gösteriyorsanız, terapi ya da ilaçlarla semptomlar üzerinde çalışmaktansa, mutluluğu arttırmaya yönelik müdahalelerde bulunulabilir. Bunu, farklı metotlar kullanarak yapabiliriz - güçlü yönler üzerinde çalışarak ya da daha iyimser olmayı öğrenerek mesela. Ancak genetik açıdan mutluluk eğiliminiz düşükse eğer, bu yöntem sizin için doğru olmayabilir.

Genetik araştırmalar daha mutlu bir hayat için neler öğütlüyor?
Aramızdaki biyolojik farklılıkların, herkesi mutlu edebilecek altın bir kuralın olmadığı anlamına geldiğini anlamamız gerekiyor. Her bireyin altın kuralı, genlerinin ve çevrenin bir ürünüdür. Hangi şartlarda ve hangi çevrelerde kendinizi iyi hissettiğinizi belirlemeniz gerekiyor. Bunu yapmak, söylendiği kadar basit değil ama. Kompleks bir toplumuz; neyle mutlu olduğumuzu kendimize dürüstçe söyleyebilmek, bir hayat boyu sürebilir. Yaşlı insanların genelde daha mutlu olmalarının sebeplerinden biri de budur. Birincisi, çevreden duyduklarına karşı daha az hassaslar. İkincisi, onları neyin mutlu ettiğini çözmüş oluyorlar artık. Bir noktada, bizi neyin mutlu ettiğini anlayabiliyoruz; ama bu durum, hayatımızı hemen buna göre değiştirebileceğimiz anlamına gelmiyor.

Sizce mutlu bir hayatın anahtarı nedir?

Bence 2 anahtar var:

1- Kendinizi iyi tanıyın.
2- Dünyada en azından bir kişi için önemli olun. İster büyük bir arkadaş grubu ister bağlantıyı sağlayabildiğiniz bir kişi olsun; dünyada en azından biri için değerli olmalısınız.

Kaynak
 
Mutluluk üzerinde hangisi daha etkili - genler mi çevre mi?
Basit bir model kullanarak yaptığımız araştırmalar, insanların mutlulukları arasındaki farkın %40'ının genetik faktörlerden, kalan %60'ının ise çevresel etmenlerden kaynaklandığını gösteriyor. Ancak bu model, genler ile çevre arasında herhangi bir etkileşim olmadığını varsayıyor. Gerçekte ise genler, farklı yollarla çevre ile etkileşime geçer. Örneğin bazı insanlar gün ışığına aşırı derecede hassasken ve kolaylıkla yanabiliyorken, diğerleri bu hassasiyete sahip değil. Güneş ışığına karşı olan hassasiyet farkı, cildin pigmentasyonu ile ilgili - ki bu da kalıtımsal yapıya bağlı. Gen-çevre etkileşiminin bir diğer örneği ise genlerimizin çevresel etkilenme üzerindeki tesiri. Dışa dönük biriyseniz mesela, muhtemelen çok sayıda insanın olduğu yerlerden hoşlanıyorsunuzdur.

Çevrenin etkisi çok büyük ve olumsuz düşüncelerle beslenen insanlardan, olaylardan, programlardan v.s uzak durdukça yaşamınızdaki olumlu değişimleri kısa sürede fark edebilirsiniz.
 
Çevrenin etkisi çok büyük ve olumsuz düşüncelerle beslenen insanlardan, olaylardan, programlardan v.s uzak durdukça yaşamınızdaki olumlu değişimleri kısa sürede fark edebilirsiniz.

Olmaz biz milletce heyecan arayan bir topluluguz.Adrenali en ust seviyede hissedip,nihayetinde mutlu olmayi tercih ediyoruz,tabi mutsuzluklarimiz da buna gore sekilleniyor.Bu ara da yazi guzeldi tesekkurler Lefty hanim.
 
Genetik araştırmalar daha mutlu bir hayat için neler öğütlüyor?
Aramızdaki biyolojik farklılıkların, herkesi mutlu edebilecek altın bir kuralın olmadığı anlamına geldiğini anlamamız gerekiyor. Her bireyin altın kuralı, genlerinin ve çevrenin bir ürünüdür. Hangi şartlarda ve hangi çevrelerde kendinizi iyi hissettiğinizi belirlemeniz gerekiyor. Bunu yapmak, söylendiği kadar basit değil ama. Kompleks bir toplumuz; neyle mutlu olduğumuzu kendimize dürüstçe söyleyebilmek, bir hayat boyu sürebilir. Yaşlı insanların genelde daha mutlu olmalarının sebeplerinden biri de budur. Birincisi, çevreden duyduklarına karşı daha az hassaslar. İkincisi, onları neyin mutlu ettiğini çözmüş oluyorlar artık. Bir noktada, bizi neyin mutlu ettiğini anlayabiliyoruz; ama bu durum, hayatımızı hemen buna göre değiştirebileceğimiz anlamına gelmiyor.

Mutluluk sizin iç huzurunuz ile alakalıdır yoksa çevresel koşullar, para, şöhret gibi durumlar şayet iç huzur yoksa belli bir süre sonra yetersiz gelmeye başlar.

Kendi mutluluğunuzun mimari olabilmek için öncelikle yaşam standartlarınızı kimsenin kontrolüne bırakmamanız gerekiyor. Bağımlı bir hayat, insanı eninde sonunda mutsuz edecektir. Bağlılık hissetmek ile bağımlı olmak arasındaki farkı çok iyi bilmek gerekiyor. Bağlılık, tercih ancak bağımlılık ise zorunluluktur.
 
Depresif kişiliğe yatkınlık konusunda anlamlilik olabilir fakat mutluluk felsefi, sosyolojik bi kavram gibi bi sey. Benim mutluluk tanimimla bi psikopatin mutluluk tanimi farklıdır.
Peki hangimiz haklıdır?
Filozoflar beyin yakmak için kürsüye ltf
 
genler ne kadar etkilidir bilmiyorum da kafam rahat olsun, iç huzurum olsun en ufak olayda dünyanın en mutlu insanlarından biri olabiliyorum. tabii tam tersi de oluyor.
 
bir takım psikolojik hastalıkların gen aktarımı vasıtasıyla sonraki nesle nüfus ettiğini ve bu etkiden dolayı kesin olmasa da yatkınlığa elverişli olduğunu bilebildiğimizden ötürü, mutlulukta bu paralellikte bir nevi genetiğe bağlanabilir. bazı insanlar da belki mutluluğa yatkındır.
 
Annem durmuş durmuş bana hamileyken depresyona girmiş hain karı. Doğduğum aydan, adıma kadar her şeyin bunalımı var içimde ığhkk
GERÇİ ŞEKER HASTALIĞI DA BANA HAMİLEYKEN ÇIKMIŞ NEYSSS…
 
Hormon sal
Bu aralarda herşeyde bi sal
Forum sal
Kurum sal
Bizi bi sal

khkhkhjh
 
Bazı olaylar sizin dışınıza gelişir ve ne yaparsanız yapın gidişata ya da sonuca etki edemeyebilirsiniz ancak vereceğiniz tepkiler, duygular v.s güçlü bir irade ile kontrol altına alınabilir. Mutluluk / Mutsuzluk da sizin verdiğiniz tepkilere bağlı oluşan bir histir ve yine hormon dengelerine göre şekillenir.

Mutsuzluk hali sürekli ise mutlaka hormon dengelerinde sorun vardır ve bir uzman ile görüşmek gerekir.
 
Geri