Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.
Not: This feature may not be available in some browsers.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Mutfagınızda Isinize Yarıyacak Püf Noktaları, Yararlı Bilgiler, Pratik Bilgiler
1. Mayayı erittiğiniz süt veya su mutlaka oda sıcaklığından daha ılık olmalı. Çok sıcak veya çok soğuk malzeme mayanın kıvam ve tadını bozar.
2. Mayayı erittiğiniz su veya süte muhakkak tozşeker karıştırarak iyice yoğurun.
3. Mayayı erittiğiniz su veya sütün üzerinde hafif bir köpük oluştuğunda, mayanızın hazır olduğunu anlarsınız.
4. Hamuru hazırlarken önce tuz ve unu karıştırın sonra diğer malzemeleri ekleyerek hamuru yoğurun.
5. Hazırladığınız ekmek hamurunun üzerini hava geçiren bir bez ya da tülbentle örterek, ılık ortamda 1 saat dinlendirin. Bu ortamda pencerenin açık olmamasına dikkat edilmeli ki ısı aynı derecede muhafaza edilsin.
6. Mayalandırdığınız hamuru, ikinci kez yoğurarak yağlanmış fırın kabına alarak en az yarım saat daha mayalanmaya bırakın.
7. Mayalanma süresini kısaltmak için, pişeceği fırın kabına aldığınız hamuru çok ılık ısıdaki fırında bekletebilir sonra fırından çıkartmadan fırın ısısını 200 dereceye yükselterek pişirebilirsiniz.
8. Ekmeği pişirirken, fırının kapağı açılmamalı.
9. Ekmeğinize somon şeklini vermek için, ellerinizi su ile ıslatarak şekillendirin. Üzerine şekil vermek için bıçağı, hamurun yarısına kadar batırın.
10. Ekmeğinizi mikserle çırparak da hazırlayabilirsiniz. Yaş maya yerine toz kuru maya kullanabilirsiniz.
11. Evde ekmek yaparken, içine koyacağınız bir miktar haşlanmış ve ezilmiş patates, ekmeğin bayatlama süresini uzatacaktır.
12. Ekmek yaparken, beyazlatmak için fazla işlemden geçirilen ve vitamin kaybına uğrayan "beyaz un" yerine "tam buğday ununu" tercih edebilirsiniz.
Kurutma, meyve ve sebzelerde bulunan yüzde 80-95 oranındaki suyun yüzde 10-20 oranına düşürülerek uzun süre dayanmalarının sağlanması işlemidir. Bu işlemle içlerindeki su oranı azalan sebze ve meyvelerin şeker oranları yükselir ve dayanıklılıkları artar. Meyveler arasında kurutmaya en elverişli olarak, elma, armut, vişne, erik, kayısı, üzüm ve dutu; sebzeler arsında bamya, biber, fasulye, patlıcan ve kabağı; yeşillikler arasında ise nane, kekik ve biberiyeyi sayabiliriz. Sebze ve meyveleri açık havada, fırında ve kurutma dolaplarında kurutabilirsiniz.
Açık havada kurutma ise güneşte ve gölgede olmak üzere iki şekilde yapılabilir. Kurutulacak sebze ve meyvelerin kurutmaya uygun olgunlukta olmasına (ham yada fazla olgun olmamasına) dikkat etmek gerekir. Daha sonra içlerindeki yaprak, çöp, sap, taş gibi yabancı maddeler ayıklanıp yıkanmalıdır. Kurutma işlemi yapılacak sebze ve meyveler yara almamaları için çırpılarak değil elle toplanmalıdır. Bütün ve dilimlenmiş sebze ve meyveleri ayrı ayrı kurutmak gerekir. Açık havada kurutma yapılacaksa kurutulacak sebze ve meyveler doğrudan toprağa serilmemelidir. Sebze ve meyveler açık havada kurutulduktan sonra daha dayanıklı olmaları ve kurtlanmamaları için düşük ısılı fırında (75-100 derece) 10-15 dakika tutulabilir.
Domates dışındaki sebzeler sıcak ve gölge yerlerde, domates ve meyveler ise güneşte kurutulur. Kurutma işlemi ne kadar uzun sürerse besin kaybı da fazla olacağından kurutma için en sıcak mevsim seçilmelidir. Kurutulmuş yiyecekler, 10 derecenin altındaki sıcaklıklarda cam, teneke ve emaye kaplarda saklanabilir. Kurutulmuş yiyecekler tazelerine oranla daha çabuk pişer. Ayrıca bunları kullanmadan önce 1-2 saat sıcak suda bekletmek ya da yarım saat süreyle kaynatmak gerekir.
Fırında domates kurutma: Küçük ve etli domatesleri ikiye bölüp çekirdeklerini çıkarın. Fırının ızgarasına dizip 60-70 derecelik fırında 6-7 saat kurutun. Soğuduktan sonra kavanozlara koyup kuru bir yerde saklayın.
Nane ve kekik kurutma: Nane ve kekikleri yaprak yaprak ayırıp yıkayın. Daha sonra temiz bir bezin üzerine serip güneşe koyun. Gece üzerine çiğ yağmaması için içeri alarak renkleri dönene kadar bu işlemi sürdürün.
Elma kurutma: Kurutmak için beyaz etli ve sert dokulu elmaları seçip yıkayın. Daha sonra soyup, çekirdek yataklarını çıkarın ve dilimleyin. Kararmamaları için tuzlu suda 5 dakika bekletin. İpe dizerek ya da bir bez üzerinde güneşte kurutun. Fırında kurutma işlemi ise, 65-70 derecede elmaları 8-10 saat bekleterek yapılır.
Mutfakta sıklıkla kullanılan sebze ve kuruyemişlerin kabuklarını daha kolay soymak için:
Patlıcan: Salata ya da beğendi yapmak için közlediğiniz patlıcanların kabuklarını çok ince akan bir musluk altında rahatça soyabilirsiniz.
Sarmısak: İşte size şef aşçıların yöntemi: Sarmısağı dişlerine ayırın. Düz bir zeminde, bıçağın yassı tarafıyla üstlerine bastırın. Kolayca soyunduğunu göreceksiniz.
Soğan: Yemeklerin temel malzemesi soğan soyarken gözlerinizi yaşarmasını önlemek için akan bir musluğun yanında soymayı deneyin.
Badem içi: Tatlı ve pastaların vazgeçilmezi bademlerin kabuklarını rahat soyabilmek için ya bir gece suda bekletin ya da 5 dakika süreyle s›cak suda kaynatın.
Domates: Domatesi bıçakla soymak hem uzun sürer, hem de istediğiniz incelikte soyulmazlar. Domatesleri sıcak suda 1-2 dakika tutarsanız kabukları rahatça soyulur.
Taze patates: Taze patateslerin kabuklarını incecik ve kolayca soymanın pratik yolu ince bir bulaşık teli ile ovalamak. Telin daha önce kullanılmamış olmasına dikkat edin.
Yumurtanın taze olup olmadığını nasıl anlarsınız?
Yumurtaları yüzebilecekleri tamamen su dolu bardaklara koyun. Yumurta suyun içinde yatay durumda kalırsa taze, yarı yatay durumda kalırsa 7-10 günlük, dik yüzüyorsa bayat demektir.
Yumurtanın taze mi bayat mı olduğunu anlamanın diğer bir yolu da, yumurtayı bir tabağa kırmaktır. Taze yumurta kırıldığında sarısı dağılmaz ve bombeli bir şekilde kalır. Rengi parlak sarıdır ve yumurtanın akışkanlığı yerindedir.Bayat yumurta kırıldığında ise sarısı yassılaşır ya da dağılır. Yumurtanın akışkanlığı da azalmıştır.
Saklarken... Tazeliğini daha uzun koruması yumurtaları orijinal karton kutusunda, buzdolabında muhafaza edin.Yumurtaları kullanmadan hemen önce yıkayın. Buzdolabına kaldırmadan önce yıkarsanız, üzerindeki doğal koruyucu tabaka kaybolur.Güçlü kokulu besinlerle yanyana bulundurmayın. Yumurta kabuğu kokuları çekebilir.
Yumurtanız nasıl olsun?
Kayısı, rafadan ya da katı; yumurtayı yemek istediğiniz kıvama göre şu hususlara dikkat edin:
Rafadan yumurta: Yumurtanın akı yarı yarıya pişmiş, sarısı ise hemen hiç pişmemiştir. Yumurtayı suya koyup, kaynamaya başladıktan itibaren 100'e kadar sayarsanız rafadan yumurtanız hazır olur.
Kayısı yumurta: Akı pişmiş, sarısı ise hafifçe kıvamlanmıştır. Yumurtaları suya koyup, kaynadıktan sonra, 3.5-4 dakika daha ocakta tutup, soğuk sudan geçirirseniz, kayısı kıvamında yumurta elde edersiniz.
Katı yumurta: Yumurtanın hem akı hem de sarısı iyice pişmiştir. Yumurtaları kaynar suya attıktan sonra 6-7 dakika pişirmeniz gerekir. Daha fazla kaynatmak, yumurtanın sarısının renginin ve tadının değişmesine sebep olur.
Özellikle mutfağa yeni adım atanlar için gerekli temel bilgilerin başında pişirme yöntemleri gelir.
Özellikle mutfağa yeni adım atanlar için gerekli temel bilgilerin başında pişirme yöntemleri gelir.
Buğulamak: Yiyecekleri bir kap içinde ve fırında, kendi suyunda veya çok az su katarak, yenebilecek kıvama kadar pişirme işlemidir.
Buharda pişirme: Yiyeceğin sadece buharla temas ederek pişirilmesi işlemidir. Bunun için kaynar su dolu tencerenin üzerine kevgir konularak, onun da üzerine sebzeler yerleştirilerek pişirilir ya da bu işlem için üretilmiş kevgirli tencereler kullanılır.
Haşlamak: Yiyecekleri sıcak su dolu bir kap içinde yumuşayana kadar pişirme işlemidir.
Kızartmak: Yiyecekleri, içinde bol kızgın sıvıyağ bulunan bir kapta, rengi iyice dönüp, yenebilecek kıvama gelene kadar pişirme işlemidir.
Sote etmek: Yiyecekleri, bir miktar yağla birlikte kapağı açık olarak, yüksek ateşte, arada bir karıstırarak ve rengi hafif dönene kadar pişirme işlemidir.
Fırında pişirme: Yiyeceklerin, ısıya dayanıklı bir kap içine konularak fırında pişirilmesi yöntemidir.
Izgara etmek: Izgara üzerine konulmuş ve hafif yağlanmış yiyeceğin önce yüksek, sonra düşük ısıda pişirilme tekniğine verilen addır.
Poşe etmek: Bir tür suda pişirme yöntemi olup, önce harlı ateşte başlanır ve su kaynadıktan sonra ateşin altı kısılıp yiyeceğin ağır ağır pişirilmesi esasına dayanır.
Küp doğrama: Çorba, sulu yemekler veya böreklerde kullanmak için, sebzeleri öncelikle uzun ince doğrayın. Çubuk şeklindeki sebzeleri tavla zarı iriliğinde küp küp kesin.
Yarım ay: Sebzeleri boylamasına ikiye bölün ve 1-2 mm kalınlığında yarım ay doğrayın. Arzuya göre sebzeleri biraz daha kalın dilimleyebilirsiniz.
Yarım ay (piyaz) doğrama: Soğanı ortadan ikiye bölün. Soğanın düz tarafını tahtanın üzerine koyup yanlarından dilimleyin. Yarım ay şeklinde doğradığınız bu soğanları, fotoğrafta olduğu gibi bıçakla üzerinden geçip yemeklik de doğrayabilirsiniz.
Kuşbaşı: Sebzeleri, öncelikle uzunlamasına dörde bölün. Sonrasında iri küp olacak şekilde 1-1.5 cm kalınlığında kesin. Bu doğrama şekli "yemeklik doğrama" olarak da bilinir.
Jülyen: Sebzelerin hemen hemen tamamı jülyen doğrama için uygundur. Jülyen doğrama için, sebzeyi önce boylamasına ikiye kesin. Sonrasında uzun ince dilimler halinde doğrayın.
Dilim doğrama:Havucu ve diğer sebzeleri, hiç parçalamadan göz kararı 1-2 mm kalınlığında kesin. Kullanacağınız yemeğe göre dilimleri daha kalın kesebilirsiniz.
Yemeklik Doğrama:Bütün soğana, bıçakla birkaç yerinden derinlemesine çentik atın. Bıçağı yanlamasına tutup, dilim keser gibi soğanı bitirene kadar doğrayın. Aynı işlemi elinizde yapmak yerine, kesme tahtası da kullanabilirsiniz.
Ispanakgiller familyasından olan ve "yabani ıspanak" olarak da adlandırılan pazının anayurdu Akdeniz havzası, Anadolu, Kafkasya ve Ortadoğu kabul ediliyor.
Yaprakları çeşidine göre; açık ya da koyu yeşil, düz ya da kıvırcık olabilir. Yaprak sapları da yine çeşidine göre yeşil ya da kırmızı renkte olabilir. Pazı, folik asit, A ve C vitaminleri yönünden zengin bir sebzedir. Sapı ve damarları kırmızı renkte olan pazılar A vitamini yönünden daha zengindir. Pazının besin değerleri ıspanağınkine çok yakındır.
Saklayıp pişirirken:
Hemen tüketmeyeceğiniz pazıyı yıkamadan bir saklama poşeti içinde birkaç gün saklayabilirsiniz. Pazı yaprakları üzerlerinde fazla miktarda kum barındırabileceğinden iyice yıkadıktan sonra kullanmaya dikkat edilmelidir. Pazının yapısında bulunan su yüzünden, pişirme sırasında fazla su eklemenize gerek yoktur.
Pazının sağlığa faydaları:
Pazı, A ve C vitaminleri ile folik asit yönünden zengin bir sebzedir. İçeriğindeki demir ve folik asit kansızlığı önler. Pazı yemek, gebe kadınların spina bifida (omurganın bir tarafının açık olması hastalığı) taşıyan çocuk doğurma riskini azaltır. Pazı tohumları geleneksel halk hekimliğinde kan kesici olarak kullanılır.
Kabakgillerin örnek bitkisidir. Kabağın anayurdunun Kuzey Amerika olduğu kabul edilir. Kabak taze sebze olarak kullanılmasının yanı sıra kurutularak da tüketilir. Bazı yörelerde kabak çiçekleri dolma yapımında kullanılır.
Satın alıp saklarken:
Kabak alırken, küçük ve orta boy kabakları tercih edin. Ayrıca sıkı etli ve parlak yeşil renkli olanlarını seçmeye özen gösterin. Yumuşamış kabaklar bayatlamaya başlamıştır. Satın aldığınız kabakları mümkün olduğu kadar kısa sürede tüketin. Çünkü kabak 1-2 gün içinde bayatlayabilir. Kabakları bütün olarak ve soymadan yıkayın. Soyarken de çok derin soymamaya özen gösterin.
Kabağın sağlığa faydaları:
Kabak, A ve C vitaminleri, magnezyum, potasyum, bakır ve fosfat yönünden zengindir. Ayrıca düşük kalorili, bol lifli ve su içeriği yüksek bir sebzedir. Özellikle akciğer kanseri olmak üzere, kansere yakalanma riskini azaltır. Kabak çekirdeklerinin tenya ve diğer kurtları düşürücü etkisi bulunur. İdrar söktürücü, böbrek ve mesane iltihaplarını temizleyicidir. Mide ve bağırsakları yumuşatır, kabızlığı önler. Yüksek tansiyona iyi gelir. Göğsü yumuşatır ve öksürüğü keser.
100 gram kabakta:
BESİNLER VE KALORİ
Kalori 14 Protein 0.5 gram Karbonhidrat 3.1 gram Kolesterol 0 Yağ 0.1 gram Lif 0.6 gram MİNERALLER
Fosfor 25 mgr Kalsiyum 25 mgr Demir 0.4 mgr Sodyum 1 mgr Potasyum 141 mgr VİTAMİNLER
A vitamini 390 IU B1 vitamini 0.05 mgr B2 vitamini 0.08 mgr B3 vitamini 0.8 mgr B6 vitamini 0.1 mgr C vitamini 10 mgr
Anayurdu Güney Amerika olan biber, patlıcangiller familyasının bir üyesi. Amerika'da tarımı yapılan en eski bitkilerden olan biber, kıtanın keşfinden sonra bütün dünyaya yayılmış.
Yapılan araştırmalar Amerika'nın yerli halklarının M.Ö 7500 yıllarında beslenmelerinde yabani biber çeşitlerine yer verdiklerini, M.Ö 5200-3400 yılları arasında da biber tarımı yaptıklarını gösteriyor. Araştırmalar, Azteklerin ve Mayaların her şeyin yanında biber yeme alışkanlığına sahip olduklarını belirtiyor.
Biber, yaklaşık 700 türüyle en fazla çeşide sahip sebzeler arasında yer alıyor. Bibere acılığını veren alkoloidler esas olarak kapsaisin ve dihidrokapsaisin. Biberin acılık derecesi, acı tat almamızı sağlayan kapsaisin yoğunluğuyla belirleniyor. Bibere acılığını veren maddeler yağda ve alkolde sudan daha kolay çözündüklerinden, ağzımız biberden yandığında su içmek yerine yoğurt ya da süt içmek acıyı daha kolay geçirir.
Tüketirken dikkat...
Acı biber aşırı tüketildiğinde mide ve bağırsaklarda tahrişlere yol açabilir, karaciğer ve böbreklerde rahatsızlıklara neden olabilir.
Biberin sağlığa faydaları:
Biber, A ve C Vitamini yönünden zengin bir sebze. İyi bir antioksidan olan biberin, kolesterol ve trigliserid düzeyini düşürücü etkisi bulunuyor. Biber, vücudun hastalıklara karşı direncini arttırır. Soğuk algınlığında iyileştirici etki sağlar. Bütün biber çeşitleri iştah açar, mideyi uyarır, sindirimi salgılarını arttırır ve sindirimi kolaylaştırır. Kan dolaşımını hızlandırır, damarlarda pıhtılaşmış kanı çözer, ağrıları geçirmeye yardımcı olur. Romatizmal hastalıkların iyileşmesine yardımcı olur, eklem iltihaplarını kurutur. Biber, içeriğindeki antioksidan maddeler sayesinde birçok kanser türüne yakalanma riskini azaltır. Balgam söktürücü özelliği olan acı biber, kronik bronşiti hafifletir, solunum zorluklarının giderilmesine yardımcı olur. Biber lif yönünden zengin bir sebze olduğundan kabızlığa iyi gelir. Kalp rahatsızlıklarına yakalanma, felç geçirme ve katarakta yakalanma riskini azaltır.
100 gram dolmalık ya da taze sivri biberde:
BESİNLER VE KALORİ
Kalori 22 Protein 1.2 gram Karbonhidrat 4.8 gram Kolesterol 0 Yağ 0.2 gram Lif 1.4 gram
Baklagillerin örnek bitkisi olan baklanın, anavatanı Avrupa ve Asya kıtaları olarak kabul ediliyor. Mevsimin kıştan bahara dönmesinin ilk müjdecilerinden olan bakla, Antik Çağ'ın ilk dönemlerinden beri tüm Akdeniz havzasında biliniyor. Eski Mısır ve Yunanda halkın başlıca yiyecekleri arasında yer alan baklanın, 5.000 yıl önce Çin'de de yetiştirildiği eski metinlerde görülüyor. Mutfağımızda taze, iç ve kuru olarak tüketilen bakla, günümüzde Akdeniz ve Ortadoğu ülkelerinde de sevilen bir sebze.
Baklanız kararmasın…
Taze bakla pişirirken, kararmasını önlemek için çukur bir kaba 1-2 çorba kaşığı un ve yarım limon suyu koyup karıştırın. Baklayı ayıkladıkça bu karışıma atın. Pişireceğiniz zaman süzüp tencereye alın. Bu şekilde hazırlayıp daha sonra pişirdiğiniz bakla kararmaz. Ayrıca pişirme sırasında tencereye ekleyeceğiniz limon suyu ya da limon tuzu, baklanın kararmasını önler. 1 kg bakla için, yarım limonun suyu ve 1 silme çay kaşığı limon tuzu kullanabilirsiniz.
Satın alıp saklarken…
Bakla alırken lekesiz görünümlü, canlı yeşil renkli ve yumuşamamış olanlarını tercih edin. Baklayı taze fasulye gibi ikiye kırarak tazeliğini kontrol edebilirsiniz. Bakla, buzdolabında 1-2 gün saklanabilir.
Tüketirken dikkat!
Bazı kişilerde, taze ya da kuru bakla yediklerinde, hatta bakla çiçeklerinin polenlerine maruz kaldıklarında "favizm" denen bir hastalık ortaya çıkabiliyor. Alyuvar düzeyini düşüren bir çeşit enzim eksikliğinden kaynaklanan ve kalıtımsal olan bu hastalığı taşıyanlar bakla yememelidir.
Bakla ve azot
Baklanın içeriğindeki bol azot toprağı beslediği için verimsiz tarlalara bakla ekilmesi ve çiçeklendiğinde toprağın sürülüp, ikinci ürünün ekilmesi Antik Çağ'dan beri bilinen ve günümüzde de kullanılan bir yöntem.
Baklanın sağlığa faydaları
Bakla tüm diğer baklagiller gibi vücudun kansere yakalanma riskini azaltır. İdrar yollarını temizler. Böbrek ağrılarına ve iltihaplarına iyi gelir. Böbreklerdeki kum ve taşların düşürülmesine yardım eder. Kan şekerini düzene sokar. Kötü kolesterol düzeyini düşürür. Öksürüğe ve bademciklerdeki şişliklere iyi gelir. Yüksek oranda lif içerdiğinden peklik çekenlere faydalıdır. Tohumlarından yapılan lapası yaralı deri hastalıklarında kullanılır.
Bamyanın anayurdunun Amerika ve Asya kıtaları olduğu yönünde bir görüş bulunsa da, Amerika kıtasının keşfinden önce de Afrika'da bamyanın tanınıp yetiştirildiği biliniyor. Ebegümecigiller'den olan bamya ülkemizde daha çok Ege ve Akdeniz bölgelerinde yetiştiriliyor. "Balıkesir bamyası" ve "Sultani bamya" tabir edilen iri çeşitleri tazeyken, "Amasya bamyası" ise kurutularak yenilir.
Bamya taze olarak tüketilmesinin dışında, kurutularak, dondurularak ve konserve yapılarak da ileriki kullanımlar için saklamaya uygun bir sebze. Dünyanın farklı ülkelerinde bamyanın yapraklarından ve tohumlarından salata yapılır. Bamya tohumları ayrıca kahveye benzer bir içecek yapımında da kullanılır.
Bamya ayıklarken:
Bamyayı ayıklamadan önce yıkayın ve kuruması için bir havlu üzerinde bekletin. Bamyaların dikenli üst şapkasını çıkarmak için kısa bir bıçak seçin ve bu kısmı sivri bir üçgen şeklinde kesip, ince bir hat çıkarın. Kestiğiniz bu bölümün mümkün olduğunca ince olmasına dikkat edin. Bu bölüm kalın kesilir ve alt kısımdaki çekirdekler görünürse, bamyanın içindeki jelatinimsi madde (müsilaj) açığa çıkacağından salyalanıp, yemeğin tadı bozulur. Temizlediğiniz bamyaları kaynayan sirkeli ve tuzlu suda bir taşım kaynatın. Sudan alıp, soğuk sudan geçirin. Suyunu süzün ve daha sonra kullanın.
Bamyanın sağlığa faydaları:
Mide ve bağırsakların düzenli çalışmasına yardımcı olur. Lif oranı yüksek olduğundan peklik çekenlere iyi gelir. İdrar söktürür. Halsizliğe iyi gelir. Suyla karıştırılan bamya çiçeklerinin ezilmesiyle elde edilen sıvı içildiğinde, göğsü yumuşatır. Kolay sindirildiğinden hasta, yaşlı ve diyet yapanlara önerilir.
100 gram taze bamyada:
BESİNLER VE KALORİ
Kalori 30 Protein 2.2 gram Karbonhidrat 8.7 gram Koesterol 0 Yağ 0.2 gram Lif 1 gram
Baklagiller familyasının en eski bitkilerinden:
Baklagiller familyasından olan bezelyenin anayurdu konusunda farklı görüşler bulunmakla birlikte, genel kanı bezelyenin Ortadoğu ve Orta Asya arasındaki bölgeye özgü olduğu yönünde.
Tarımı yapılan en eski bitkilerden biri olan bezelye, Antik Yunanlılar ve Romalılar tarafından M.Ö 500-400 yıllarında yetiştiriliyordu.
Bugün başta Kanada, ABD, Avrupa ülkeleri, Çin, Hindistan, Rusya ve Avustralya olmak üzere pek çok ülkede bezelye tarımı yapılıyor. Taze ya da kuru olarak tüketilen bezelye, yüksek oranda lif ve protein içerir. Şeker yönünden zengin bir sebze olan bezelye, ayrıca iyi bir B vitamini ve folat kaynağıdır.
Bezelye taneleri taze olarak tüketildiği gibi kurutma, dondurma ve konserve yapımı için de çok elverişlidir. Kurutulmuş bezelyeden yapılan un, çocuk maması, bezelye çorbası ve bazı yemeklerin yapımında kullanılır.
sultani bezelye Sultani bezelye: Yassı kabuklu ve küçük tohumlu, körpeyken toplanıp taze fasulye gibi kabuğuyla birlikte yenen bezelye çeşididir.
Tane Bezelye Tane bezelye (araka): Kabuklu olarak yenmeyen, yalnız olgunlaşan iri taneleri yenen bezelye çeşididir.
Yeşil Kalması İçin:
Haşlayarak kullanacağınız bezelyelerin suyuna ekleyeceğiniz bir tutam karbonat, hem daha çabuk pişmesini hem de piştikten sonra da renginin yeşil kalmasını sağlar.
Satın alıp saklarken:
Tane bezelye alırken, kabukları parlak renkte, sert ve içleri dolu olanlarını tercih edin. Sultani bezelye alırken ise parlak yeşil, pürüzsüz ve taneleri fazla büyümemiş olanları tercih edin. Hemen pişirmeyeceğiniz bezelyeleri buzdolabında iki gün süreyle saklayabilirsiniz.
Bezelyenin sağlığa faydaları:
Bezelye yükse oranda A vitamini, fosfor, potasyum, protein ve karbonhidrat içerir. Kolay çözümlenebilir lif maddeleri içerdiğinden, kandaki kötü kolesterolü düşürücü etkiye sahiptir ve kalp krizi geçirme riskini azaltır. Ayrıca sahip olduğu yüksek orandaki lif, midede uzun süre kaldığından kandaki şeker oranını düzenleyerek bedenin enerji düzeyini sabit tutar. Uykuyu düzene sokar ve iştah açar. Yapılan araştırmalar bezelyeyi çok tüketenlerin akut apandisite çok az yakalandığını ortaya çıkarmıştır.
100 gram çiğ taze bezelye tanesinde:
BESİNLER VE KALORİ Kalori 84 Protein 6.3 gram Karbonhidrat 14.4 gram Kolesterol 0 Yağ 0.4 gram Lif 2 gram
Turpgiller ailesinin bir üyesi olan brokolinin, anavatanı kesin olarak bilinmiyor. Kökeni Roma İmparatorluğu'na kadar uzanan ve dünyada üzerine en çok araştırma yapılan bitkiler arasında yer alan Brokoli, başta C, A ve E vitaminleri olmak üzere demir, bakır, potasyum ve kalsiyum mineralleri bakımından zengin bir bitkidir.
Günümüzde Avrupa'nın güneyi ve ABD yaygın olarak brokoli tarımı yapılıyor. Görünüş olarak karnabahara oldukça benzeyen brokoliye, bazı yerlerde "İtalyan karnabaharı" ve "karnabahar azmanı" adları da veriliyor. Brokolinin iki ayrı formu bulunur. Bunlardan biri beyaz karnabahara benzeyen; "baş brokoli" ya da " karnabahar brokolisi" olarak adlandırılanı, diğeri ise yeşil çiçekli salkımları, gövdedeki yaprak koltuğundan çıkan ve "sürgün brokoli" denen çeşididir. Brokoli rengine göre; "beyaz başlı", "mor başlı" ve "yeşil başlı" olarak da üç çeşide ayrılır.
Brokoli satın alırken:
Çiçek kısımları sıkı, sapı kolayca kırılabilecek kadar diri brokolileri seçin.
Brokoli pişirirken:
Pişirdiğiniz brokolinin vitamin kaybına uğramaması ve fazla pişmememsi için küçük bir tencereye sap kısımları aşağıda kalacak şekilde oturtarak pişirin. Böylece sapları pişerken çiçek kısımları ısıdan daha az etkilenecektir. Haşladığınız brokolinin renginin yeşil kalması için haşladıktan sonra soğuk ya da buzlu suya alın. Bir-iki dakika bekletip süzün. Brokoli haşlandığında içeriğindeki vitamin ve minerallerin çoğu suya geçer. Bu yüzden brokoli haşladığınız suyu dökmeyin. Bu suyu çorba, pilav ya da makarna yapımında kullanabilirsiniz.
Brokolinin sağlığa faydaları:
Özellikle meme, akciğer, idrar kesesi ve bağırsak kanseri olmak üzere, kansere karşı iyi bir koruyucudur. Brokoli lifli yapısı ile sindirimi kolaylaştırırken, bağırsaklarda oluşan toksinlerin atılmasına yardım eder. Kabızlığı önler. Kalp hastalıklarına karşı güçlü bir koruyucudur. Mikrop öldürür. Vücuttaki hormon dengesinin sağlanmasına yardımcı olur. Antioksidan özelliğe sahiptir. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Brokoli, antibiyotik özelliğe sahip olduğundan, bu yönüyle prostat enfeksiyonuna karşı etkilidir. Demir ve folik asit içeriği yönünden zengin olduğundan kansızlığı önler. Doğuştan belkemiğinde açıklık hastalığının önlenmesinde etkilidir. Kalsiyum yönünden zengin olduğundan kemik erimesine karşı yararlıdır.
100 gram çiğ brokolide:
BESİNLER VE KALORİ
Kalori 34 Protein 2.5 gram Karbonhidrat 2.9 gram Kolesterol 0 Yağ 0.2 gram
Birçok faydasıyla bilinen efsanelere konu olan sebze:
Bileşikgiller familyasından olan Enginarın, anavatanın neresi olduğu tartışmalı bir konu. Bir görüş ilk yemeğinin Suriye'de yapıldığını iddia ederken, anavatanının Antakya olduğu yönünde de bir görüş bulunuyor. Bazı tarihçiler enginar yetiştiriciliğini eski Yunan ve Romalılara atfeder. Enginarın anavatanın Akdeniz havzası ve Kıbrıs olarak da kabul eden bir görüş bulunuyor. Bir başka görüşe göre de enginar ilk olarak Sicilya'da ortaya çıkmıştır. Ayrıca, Batı ve Doğu Akdeniz ülkeleri ile Kuzey Afrika ve Güney Avrupa ülkelerinde hem yabani hem de kültür formlarına rastlanmaktadır.
Nasıl biliniyor?
Enginarın latincesi "Cynara scolymus". İranlılar enginara "kenger", İzmir Karaburunlular ise Sicilyalılar gibi "sinar" diyorlar. Enginar Arapça'da "el harşuf / al kharshuf" olarak adlandırılıyor. İngilizce adı ise "globe artichoke". "artichoke" kelimesinin kökeni ise İtalyanca ve eski İspanyolca aracılığıyla Arapça "al kharshuf" sözcüğüne dayanıyor. İtalyanca'ya "arcicioffo" olarak geçmiş ve zamanla "carciofo" halini almış. Dilimizdeki enginar sözcüğünü ise Yunanca'daki "anginares"ten geliyor.
Mitolojide enginar:
Efsaneye göre Tanrı Zeus, Zinari adasında yaşayan, kardeşi denizler tanrısı Poseidon'u ziyarete gittiğinde ölümlü güzel Cynara'yı görüp aşık olur. Daha sonra onu tanrıça yapar ve birlikte Tanrıların dağı Olimpos'ta yaşamaya başlarlar. Anacak bir süre sonra ailesini özleyen Cynara, Zeustan gizli onların yanına gider. Bu duruma çok öfkelenen Zeus, Cynara'nın kalbini dikenli yapraklarla çevirip onu enginara dönüştürür ve Olimpos'tan dünyaya atar. İşte bitkiler dünyasının en güzel çiçeklerinden birine sahip olan enginar, Zeus'un öfkesi sonucu Olimpos'tan atılan güzel Cynara'dır.
Tarihte enginar:
Enginar eski Yunan ve Roma devrinden beri bilinen bir sebzedir. Bu dönemlerde kral ve soyluların sofralarını süsleyen enginar, 15. yüzyıldan itibaren Avrupa'ya yayılmaya başlamış, 16. yüzyılda Fransa, Almanya ve İngiltere'ye, 17. yüzyılda ise Amerika'ya girmiştir. Romalı zenginler enginarı, baharat, sirke ve bal ile hazırladıkları bir sosa tatlandırarak yemeyi tercih ederlerdi. Bu şekilde hazırlanan enginar uzun süre saklanabiliyordu. Ülkemizde enginar 16. yüzyılda Avrupa'dan Osmanlı topraklarına göçen Museviler tarafından yetiştirilmeye başlamıştır.
Satın alıp saklarken:
Enginar bir çiçek goncasıdır ve yapraklarının açılmış olması fazla olgun olduğunu bu da sert ve fazla lifli olacağına işaret eder. Enginar seçerken ağır ve sert, yapraklarının açılmamış ve sıkı olmasına dikkat etin. Üzerinde siyah lekeler bulunan enginarları almayın. Satın aldığınız enginarları çiçek gibi suya koyarak birkaç gün taze tutabilirsiniz.
Temizleyip pişirirken:
Kendi temizleyeceğiniz enginarları saplarıyla birlikte almayı tercih edin. Temizleme sırasında saplarını bırakın ve pişirmeden hemen önce kesin. Çünkü sapları kesilen enginar tazeliğini ve beyazlığını uzun süre koruyamaz. Enginarın sapını bıçakla kesmek yerine elinizle kırmayı tercih edin ve daha sonra liflerini temizleyin. Bıçakla keserseniz dibindeki lifleri temizlemeniz zorlaşır. Temizlediğiniz enginarların kararmalarını önlemek için, limon suyu eklenmiş su dolu bir kapta bekletin. Pişirirken tencereye ekleyeceğiniz bir dilim limon ya da birkaç damla limon suyu enginarın kararmasını önler. Enginarın pişip pişmediğini anlamak için bir bıçak ya da çatalı tam ortasına batırın. Kolayca batıyorsa pişmiştir.
Suyunu saklayın:
Enginar haşladığınız suda birçok değerli mineral bulunur. Bu suyu saklayıp çorba ya da pilav yapımında kullanabilirsiniz.
Enginara dair:
Enginar, doğada kendiliğinden yetişen devedikeni bitkisinin seleksiyonu ile elde edilmiştir. Enginar tohumlarının çimlendirilmesiyle elde edilen bitkilerin devedikeni ile büyük benzerlik göstermesi de bunun kanıtı olarak görülür. Enginarın yenen kısmı, çiçek tablası ve çiçek tablasında bulunan etli yapraklardır. Sap kısmının belli bir bölümü ise taze döneminde değerlendirilir. Enginar yüksek besin değerinin yanı sıra içki, eczacılık, kozmetik yapımı yem ve boya sanayinde de kullanılır. Enginardan yapılan bir likör olan Cynar İtalya'da sevilen bir içkidir.
Enginarın sağlığa faydaları:
Enginar karaciğeri korur ve temizler. Kolesterol seviyesini düzenler. Damar sertliği ve kalp hastalıklarını önler. Enginar vücuda dinçlik verir, sinirleri güçlendirir. Karın ağrısı, mide bulantısı, şişlik hissi, iştah kaybı gibi sindirim sorunlarını gidermeye yardımcı olur. Mide ve bağırsakları temizler, ishali keser, safra salgılarını arttırır. Enginar, böbreklerin çalışmasını düzenler aynı zamanda güçlü bir idrar söktürücüdür. İçeriğinde bulunan ve bir tür nişasta olan "inülin" maddesi sindirilmeye dirençlidir ve kandaki şeker düzeyini düşürür. Enginar bu yüzden şeker hastalarına tavsiye edilir. Cilt güzelliği için enginar haşladığınız suyu yüzünüze sürüp 1 saat beklettikten sonra yıkayabilirsiniz. Böylece cildiniz canlanır ve siyah nokta oluşumu azalır.
100 gram çiğ enginarda:
BESİNLER VE KALORİ
Kalori 80 Protein 3 gram Karbonhidrat 7.8 gram Kolesterol 0 Yağ 0.2 gram Lif 1.5 gram
Baklagiller ailesinden olan fasulye, anayurdu Amerika Kıtası'ndan Avrupa'ya oradan da tüm dünyaya yayılmış.
Mutfağımızın vazgeçilmez sebzelerinden fasulye bugün birçok ülkenin mutfağında da sevilerek tüketiliyor. Birçok türü bulunan fasulyenin ülkemizde yetiştirilen türleri, sırık fasulyeleri ve bodur fasulyeler olarak iki ana gruba ayrılır. Sırık fasulyelerinin; "çalı", "ayşekadın", "şeker" ve "barbunya" türleri, bodur fasulyelerin; "yer" ve "ferasetsiz" adı verilen türleri vardır. Fasulye, kurutularak, dondurularak ve konserve yapılarak saklamaya uygun bir sebzedir.
Satın alıp saklarken…
Fasulyenizin iyi pişmesi için aynı boydaki fasulyeleri seçmeye dikkat edin. Fasulye seçerken, parlak yeşil renkte ve yumuşak kabuklu olanlarını alın. Ayrıca fasulyeyi kırarak kılçığı varsa kontrol edin. Taze fasulyeyi buzdolabında 2-3 saklayabilirsiniz.
Fasulyenin sağlığa faydaları:
Kandaki kötü kolesterol düzeyini düşürür. Zengin lif içeriği ile kalın bağırsak ve hemoroit sorunu çekenler için faydalıdır. İçeriğindeki potasyum miktarının fazlalığı ile yüksek tansiyonu düşürmede etkilidir. Ensülin ve kan şekeri düzeyini kontrol altında tutarak şeker hastalarına yardımcı olur. Yüksek oranlı antioksidan içeriği ile kansere yakalanma riskini azaltır.
100 gram taze fasulyede:
BESİNLER VE KALORİ
Kalori 25-103 Protein 1.6-8.4 gram Karbonhidrat 5.4 gram Kolesterol 0 Yağ 0.2 gram Lif 1-6.7 gram
Patlıcangiller familyasından olan domatesin anavatanı Güney ve Orta Amerikadır. İlk olarak Peru ve Meksika'da yetiştirilen domates, İspanyol kaşifler tarafından Avrupa'ya getirildi.
Pek çok insan zehirli olduğuna inandığı için domates çok uzun süre bir yiyecek olarak kabul görmedi. 16. yüzyılda Avrupa'da botanik bahçelerinde süs bitkisi niyetine yetiştirilen domates, 18. yüzyılda çiğ olarak salatalarda kullanılmaya başladı. Domatesten sos yapımı ise ancak 19. yüzyılda yaygınlaştı.
Önceleri sarı olan, aşılanarak bugünkü kırmızı rengini alan domatesin, 2000'den fazla çeşidi üretilmiştir ve bu sayı artmaya devam ediyor. Günümüzde çoğunlukla kırmızı olan domatesin, pembe ve sarı renkli türleri de bulunuyor.
İtalyanlar, ilk zamanlardaki sarı renginden dolayı domatesi "pomodoro" yani "altın elma" olarak adlandırırken, Fransızlar domatese aşk elmaları anlamına gelen "pommes d'amour" adını vermişler. Domatesin yapısının %97'si sudan oluşur. Ülkemize getirilen kızarmış domatesler, önceleri çürümüş kabul edilerek döküldü. Bizde ilk kullanılan domates türü "frenk badincanı" olarak anılan "kavata" adındaki bir tür yeşil domatestir.
Satın alıp, kullanırken:
Domates alırken parlak, etli, kırışıksız, çatlaksız, sert ve tercihen tek renkli olanları seçin. Uzun süre bekletilen domates tadını ve kokusunu kaybeder bu yüzden satın alındıktan kısa süre sonra tüketilmelidir. Tam olgunlaşmamış domatesleri gazete kağıdına sarıp 2-3 gün oda sıcaklığında bekletin. Domatesin kabuğunu kolayca soymak için kaynar suda 1 dakika tutup daha sonra soyun. Domatesin kendine has kokusunu arttırmak için kullanmadan önce 1 saat kadar güneşte bekletin.
Domatesin sağlığa faydaları
Domates yüksek oranda A, C ve E vitaminleri, folik asit ve potasyum içerir. Domateste, yüksek oranda bulunan A vitamini bağışıklık sistemi, göz sağılığı ve cilt dokularının canlığı için gereklidir. C vitamini vücutta antioksidan görevi görür. Bağışıklık sisteminin gelişmesi, grip ve nezle gibi hastalıkların tedavisinde faydalıdır. Folik asit kan yapımında, sinir sistemi işlevlerinde ve çeşitli metobolik süreçte destek sağlar. Potasyum kalp sağılığı için önem taşır ve hücreler arasındaki besin taşınmasında gereklidir. Eksikliği kasların zayıflamasına, kramplara ve hissizliğe neden olur. Potasyumlu yiyecekler bunları önler. Güçlü bir antioksidan olan, yaşlanma sürecini yavaşlatan, kalp-damar hastalıkları, kanser, kemik ve cilt sağlığı açısından koruyucu etkiye sahip olan likopen domateste yüksek oranda bulunur. Domates ayrıca yüksek oranda lif içerir. Lif yönünden zengin beslenme, kolesterol, kan şekeri ve trigliserit dengesine yardımcı olur. Domatesin enerji değeri düşük olduğundan, kilo yönetimini kolaylaştırır. Domates ayrıca felç geçirme ve katarakt tehlikelerini azaltır. Hazmı kolaylaştırır, kabızlığı önler.
100 gram taze domateste:
BESİNLER VE KALORİ
Kalori 22 Protein 1.1 gram Karbonhidrat 4.7 gram Kolesterol 0 Yağ 0.2 gram Lif 1 gram
Demir yönünden zengin familyasının örnek bitkisi :
Familyasının örnek bitkisi olan ıspanağın anayurdu Kafkasya, İran, Afganistan ve Türkmenistan kabul ediliyor.
Ispanak; yapraklarının biçim, renk ve etliliği bakımından ayrıca yaprak ayasının düz ya da kıvırcık olmasına göre tiplere ayrılır.
Satın alıp saklarken:
Ispanak, çok çabuk bozulabilen bir sebze olduğundan satın alırken tazeliğine dikkat edilmeli ve hemen kullanılmalıdır. Ispanakları hemen tüketmeyecekseniz yıkamadan koyduğunuz bir saklama poşeti içinde iki gün saklayabilirsiniz. Ispanak yaprakları fazla miktarda kum barındırabileceğinden birkaç su yıkanmalıdır.
Pişirirken:
Ispanağın yapısında bulunan su yüzünden pişirme sırasında fazla su eklemenize gerek yoktur. Ayrıca ıspanak çok çabuk piştiğinden ocakta fazla tutulmamalıdır.
Yerken dikkat!
Ispanak tuz bakımından zenginliği, özellikle oksalat (billurları idrarda bulunan ve idrar yolarlında taş yapan kalsiyum) fazlalığı nedeniyle gut hastalığı, eklem yangısı, romatizma ve idrar yolu taşı olanlar tarafından yenmemelidir.
Ispanak ve demir:
Demir yönünden zengin olan ıspanakta bulunan yüksek orandaki oksalat, demir alımını engeller görünse de, yapılan araştırmalarda iki günde bir ıspanak yiyenlerde demir oranının önceleri biraz düştüğünü ancak altı haftadan sonra yükselen düzeylere ulaştığını göstermektedir.
Ispanağın sağlığa faydaları:
Ispanak, yüksek oranda A, C ve E vitamini ve antioksidan maddeler içerdiğinden kalp krizi geçirme, felç ve katarakt olma riskini azaltır. Bedeni güçlendirme ve müshil etkileri de vardır. Ispanak bedenin kansere yakalanma riskini azaltır. Potasyum yönünden zengin olduğundan yüksek tansiyonu düşürmeye yardımcı olur. "Yaşlılık körlüğü" denilen ve sonucu körlükle noktalanabilen görme bozukluğunu en aza indirgemeye yardımcı olur. Zengin lif içeriği ile peklik çekenlere iyi gelir.
100 gram taze ıspanakta:
BESİNLER VE KALORİ
Kalori 25 Protein 3 gram Karbonhidrat 3.6 gram Koesterol 0 Yağ 0.3 gram Lif 2.1 gram
Turpgiller ailesinden anavatanı Doğu Akdeniz havzası olan karnabahar, lahanadan türetilmiş bir bitkidir. "karnabit" ve "karnıbahar" olarak da adlandırılır. Yenen kısmı henüz açmamış çiçekleri olan karnabahar, A, C, B1 ve B2 vitaminleri, kalsiyum, potasyum, fosfor, fosfat ve demir yönünden zengindir. Daha çok beyaz çiçekli olarak tanıdığımız karnabaharın, pembe, mor ve sarı çiçekli çeşitleri de vardır. Karnabahar satın alırken:
Karnabahar seçerken sıkı çiçekli ve parlak beyaz renkli olanları tercih edin. Çiçekleri açılmaya başlamış, gevşekmiş ve sararmış karnabaharlar taze değildir. Karnabahar pişirirken:
Karnabaharı haşlayarak kullanacaksanız, pişme süresini kolay dağılan bir sebze olduğunu göz önüne alarak ayarlayın. Karnabaharı bütün olarak haşlayacaksanız önce yapraklarını temizleyin, daha sonra sap kısmına bıçakla derin bir + çizip tencereye yerleştirin. Tuz karnabaharın lezzetini ortaya çıkardığından haşlama suyuna mutlaka tuz ilave edin. Karnabaharı buharda pişirirseniz, hem besin değerleri kaybolmaz hem de dağılmaz. Karnabaharın sağlığa faydaları: Turpgiller familyasından olan karnabahar, bedenin kansere yakalanma riskini azaltır. Özellikle kalınbağırsak ve mide kanserine karşı etkilidir. Demir yönünden zengin bir sebze olduğundan kansızlığı önler. Zihinsel ve bedensel yorgunluğu giderir. Şeker hastalığı ve romatizmaya iyi gelir. Bağırsakların düzenli çalışmasına yardım eder, kabızlığı giderir. İdrar söktürür. Zengin bir potasyum kaynağı olan karnabahar bu özelliği ile yüksek tansiyonu düşürür ve belli düzeyde tutar. Kalp hastalıklarında şikayetlerin azalmasına yardım eder. Dalak rahatsızlıklarına iyi gelir. 100 gram karnabaharda: BESİNLER VE KALORİ
Kalori 27 Protein 2.7 gram Karbonhidrat 5.2 gram Kolesterol 0 Yağ 0.2 gram Lif 1 gram MİNERALLER
Fosfor 56 mgr Kalsiyum 21 mgr Demir 0.7 mgr Potasyum 295 mgr VİTAMİNLER A vitamini 60 B1 vitamini 0.09 mgr B2 vitamini 0.08 mgr B3 vitamini 0.6 mgr C vitamini 55 mgr
Yerli balıklarımızdan olan dil balığı, Ege ve Akdeniz'de bolca yakalanır. Yassı bir balık olan dil balığı, her mevsim yenebilir. En lezzetli zamanı Kasım ile Şubat ayları arasıdır. Tavası çok güzel olur.
Alabalığınn en yakın türü olarak bilinen somon, tatlı suda gençliğini, denizlerde olgunlaşma dönemini yaşar. Boyu 1.5 metreye kadar ulaşır. Somon balığının kısa ve yuvarlak olanları makbuldur. İlkbaharda eti daha lezzetli ve yağlı olan somonun besin değeri çok yüksektir. Şiş, kızartma, haşlama, yahni, şaraplı ve salçalı, kremalı ya da füme olarak hazırlanabilir.