Mustafa Kemal'in yaveri anlatıyor!

  • Kullanıcı aRMiNa
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Atatürk Köşesi (Arşiv)
Konu sahibi son olarak 2627 gün önce görüldü
Mustafa Kemal'in yaveri anlatıyor!

mustafa kemalin yaveri mustafa kemal in yaveri atatürkün yaverlerinin isimleri

Atatürk'ün yaveri Salih Bozok , şuursuzca sarayin merdivenlerinden asagiya kostu.
Alt katta bos buldugu bir odaya dalip kapiyi kapatti.
Az sonra iceriden tek el silah sesi duyuldu.
Sesi duyup kosanlar iceride onu kanlar icinde buldular.
Tabancasindan kalbine sıktıgı bir kursunla devrilmisti .

Atatürk'ü ugruna olecek kadar seven bu adam kimdi ?
Ne olmustu ona ?...
Kursunu kalbine sıktı ise o gunu nasil anlatabilmisti ?

Yukaridaki yazida hatali bir sozcuk vardi ;
Bozok merdivenleri "şuursuzca" inmemisti .

Salih Bozok'un hayatta kalan tek cocugu 80 yasindaki Muzaffer Bozok, zaman zaman yaslanan gozleri ile o mesum 1938 yilini soyle anlatmisti ;

"Ben o yil 17 yasinda , Galatasaray 10. sinifta talebeydim. Babam ise Savarona'da idi. Bana haber yollamis ,"Bu hafta sonu araba gonderecegim, gelsin onunla konusacaklarim var" diye.
"Eyvah yine top oynadigimi duydu, haslayacak" diye korktum. Kizdiginda cok sert olur,hatta doverdi.

O gun bir makam arabasi kapiya dayandi.
Moskof Ziya diye taninan uniformali bir sofor beni evden aldi.Arabada Kel Ali " Ali Cetinkaya" vardi. Elini optum. Birlikte Savarona'ya gectik.

O ters, aksi , vurdu mu cinlatan babam gitmis, yerine musfik, sevecen, cana yakin bir adam gelmisti. Beni karsina oturttu ;

-Bak evladim , dedi.Artik koca adam oldun, seninle acik konusacagim. Hakikatleri bilmelisin ; Atatürk cok hasta , son gunlerini yasiyor.Onu ancak bir mucize kurtarir. Sagligi icin hep dua ediyoruz ama sayet ona bir sey olursa ben de yasamamaya kararliyim. Benim icin ondan sonra hayat dusunulemez artik...

Bunlari o kadar ciddiyetle soylemisti ki, ben karsisinda aglamaya basladim.

-Aglama ogluk,erkek adam aglamaz, dedi.
Iceride uyuyan Atatürk'ün sesimi duyup rahatsiz olabilecegini soyledi. Beni susturdu.
Konustuklarimizin aramizda kalmasini istedi. Annemler o sira Avrupa'da idi. Onlara telgraf cekip bir an once trenle donmelerini istemis. Sen kendine ceki duzen ver, annenler gecikirse senin yapacagin seyler var. Ailenin erkegi sensin, annen, ablalarin sana emanet. Oku memleketine faydali bir adam ol dedi.
Babam bunlari soylerken hickira hickira agliyordum.
Hic bir sey soylemedim. Beni optu ve ugurladi.

Henuz 17 yasinda iken babasinin olum kararini kendisinden dinleyen bir cocuk ne hisseder ?
Korku ?... Endise ?... Huzun ?...
Belki hepsi birden.

Sonradan bir sabah, bir baska ayrintiyi ogrenmis Muzaffer Bozok...Okula gitmek uzere kapidan cikarken, banyoda tras olan babasi; "gel evladim, opeyim seni" diye yanina cagirmis. Orada vedalasirken babasinini gogsunu kapattigini fark etmis...

Meger Salih Bozok, Atatürk'ün ardindan secebilecegi en kolay olum yontemini belirlemek icin hekimlere danismis. Atatürk'ü tedavi eden doktorlardan birine ;

-Doktor, insan kalbinin hangi tarafina kursun yerse olur, diye sormus

Doktor ;
-Ac gogsunu gostereyim, demis.

Bozok, doktorun parmagiyla gosterdigi noktayi hemen tendurdiyotla isaretlemis.
-Yanlis yere nisan alip ona kavusamamaktan korkuyordum, demis daha sonra...

10 Kasim sabahi muhafiz komutani Ismail Hakki Tekce'nin odasinda yaptigi sey "suursuz" bir feveranin yansimasi degil, aylar suren bir hazirligin sonucuymus.

Bozok, odaya girdikten sonra tam isaretledigi noktaya sIkmis kursunu... Lakin vucudu cok yagli oldugu icin kursun kalbi bir, iki milimetrelik bir sapmayla siyirmis, cigerini boydan boya delip gecmis, sirtina saplanip kalmis...

Dostlari kanlar icinde hastahaneye kaldirmislar Bozok'u...

Operator (Kara) Kamil beyin vucuttan cikarttigi O kursunu Salih Bozok'un kizi olene dek boynunda kolye olarak tasimis.

10 kasim 1938'i anlatirken ;
"O sabah ben herzamanki gibi mektebe gittim" diyor Muzaffer Bozok :

-saat 09.30 da muduriyete cagirdilar." Eve gitmen lazim " dediler. Sokaga cikar cikmaz olanlari anladim. Cunkü bayraklar yari yariya inmisti.

Evimiz Osmanbey'de idi "nerede babam" diye sordum. "Şişli Sıhhat Yurdun hastahanesinde" dediler. Kosarak gittim. Olup biteni orada ogrendim. Ata'mi kaybetmistim, babami da kaybetmek uzere idim. Babam cani cok kiymetli bir insandi. Boyle bir seyi yapabildigine inanamadim once. Ancak Atatürk sevgisi o kadar buyuktu ki, onsuz bir dunyayi anlamsiz buluyordu"

Salih Bozok, intihar girisiminden sonra 1 yil olu gibi yasadi.
Zaten rahatsiz olan kalbi,bir de siyirip gecen kursunun etkisi ile hepten yorgun dusmustu. O sert, otoriter adam, sakin, suskun bir kisilige burunmustu. Butun gun odasina kapaniyor, hic bir seyden zevk almiyordu.

Biraz iyilesir gibi olunca , Ismet Pasa kendisini Ankara'ya cagirtti ;

-Sen bana Atatürk'ten yadigarsin. Seni mebus yapmak istiyorum, dedi...

Ve Bozok ömrünün son 1.5 senesini Ankara'da Bilecik milletvekili olarak yasadi...
 
yaveri Atatürk'ü anlatıyor

“Yaveri Atatürk’ü Anlatıyor” adlı bu kitap, Atatürk’ün en yakın dostlarından ve O’nu canı kadar seven Salih Bozok’un tek oğlu Muzaffer Bozok tarafından yazılmış, Can Dündar tarafından yayıma hazırlanmış ve Doğan Kitapçılık tarafından yayımlanmıştır. Kitap, Kurtuluş Savaşı dönemini, Atatürk’ün hayatındaki dönüm noktalarını ve Cumhuriyet sonrası yılları, Atatürk’ün en yakınındaki kişi olan yaverinin anılarından ve bizzat Atatürk tarafından kaleme alınmış mektuplardan anlatması bakımından değerli bir kaynaktır.

Salih Bozok’un Atatürk ile birlikte çıktığı seyahatlerde aldığı notlar ve Atatürk tarafından kendisine gönderilen mektuplar, Atatürk’ün isteği üzerine kendilerinin ölümünden sonra yayımlanmak üzere Bozok’un çocuklarına miras kalmıştır. Kitapta yer alan anılar 1910 yılı ile Salih Bozok’un ölümüne kadar olan dönemi kapsamaktadır. Salih Bozok’un kitapta yer alan anıları 1910 yılı ile başlamaktadır. Ancak Atatürk ile dostlukları daha eskidir. Bozok ta tıpkı Atatürk gibi 1881 yılında Selanik’te doğmuştur. Kitapta yer alan bazı anılar şunlardır:
Mustafa Kemal 1909-1910 yıllarında orduda itibar kazanmış bir subaydı. Bu yıllarda ordunun İttihat ve Terakki Cemiyetinden ayrılması yönünde tartışmalar yapılıyordu. Atatürk’ün görüşü ordunun cemiyet ile ilişkilerini koparması yönündeydi ve bu görüşlerini yüksek sesle dile getiriyordu. Fakat cemiyet içindeki karşıt fikirliler Mustafa Kemal’e bir suikast girişiminde bulundular. Ancak bu suikast başarısızlıkla sonuçlandı. Mustafa Kemal’in Selanik’teki faaliyetlerinden ve askerî birlikler üzerindeki etkisinden rahatsız olanlar, İstanbul’daki Genelkurmay Başkanlığına tayin ettirirler. Kitabın bu bölümünde Mustafa Kemal’in mektuplarına ve Bozok’un cevaplarına yer verilmektedir. Mustafa Kemal yazdığı mektuplarda, vatanı kurtarmak için kendisini engellemeye çalıştıklarını ancak bunu başaramayacaklarını belirtmektedir.
İtalyanların Trablus’a saldırmaları üzerine buraya giden Mustafa Kemal, bu dönemde yazdığı mektupların ele geçme tehlikesine karşı Şerif takma adını kullanır. Balkan Savaşının başlaması üzerine İstanbul’a döner. Mustafa Kemal İstanbul’da Salih Bozok ile ilk görüşmesinde “Selanik’i, o güzel memleketi nasıl bıraktınız?” der. Mustafa Kemal önce Sofya’ya ataşe olarak atanır, daha sonra Çanakkale’ye görevlendirilir. Bu dönemde yazdığı mektuplarda, Almanların Birinci Dünya Savaşından yenik ayrılacağını çok önceden öngörmüştür. Bu mektuplardan biri çok ilginçtir ve “bir an yılgınlığa düştüğünü ve emekli olarak, bir köşeye çekilmek istediğini fakat kalbinde ki vatan aşkından dolayı bunu yapamadığını” söylemektedir.
Mustafa Kemal, Çanakkale Savaşlarındaki başarılarından sonra Ordu Komutanı olarak Diyarbakır’a atanır. Bunun üzerine Salih Bozok’a yazdığı mektupta kendisini yaveri olarak görevlendirmek istediğini söyler. Salih Bozok ise hiç düşünmeden bu teklifi kabul eder. Mustafa Kemal daha sonra 7. Ordu Komutanlığına getirilir. Fakat bu durum bir Alman generalin komutası altına girmesi demektir. Kitabın bu bölümünde Enver Paşa ile Mustafa Kemal arasındaki olaylara yer verilmektedir. Mustafa Kemal Enver Paşa’ya istifasını verir. Enver Paşa, Mustafa Kemal’i ikna eder ve 2.Ordu Komutanlığına atanır. Fakat Mustafa Kemal yine Enver Paşa ile anlaşamaz ve istifa eder. Bu arada Mustafa Kemal’e yönelik planlanan ve uygulanamayan bir suikast girişiminden de bahsedilmektedir.
Kitabın bundan sonraki bölümünde Millî Mücadele öncesi ve Millî Mücadele dönemi ile ilgili anılara, mektuplara ve ilginç olaylara yer verilmektedir. Salih Bozok, Erzurum ve Sivas Kongresi dönemlerinde Atatürk ile birlikte askerlik görevinden istifa etmiştir. Mustafa Kemal, 1919 Ağustos ayında annesine yazdığı bir mektupta “Hareketimizin somut neticelerini bütün dünya görecektir” demektedir.
Mustafa Kemal ile Yunan general Trikopis arasında geçen bir konuşma da kitapta yer alan anılardan biridir. Bu konuşmada Mustafa Kemal Trikopis’e, Napolyon’u örnek göstererek en büyük kumandanların bile esir düşebileceğini söylemekte ve moral vermektedir. Mustafa Kemal’in Latife Hanım ile evliliği, Zübeyde Hanım’ın hayatını kaybetmesi, Mustafa Kemal - Latife Hanım ayrılığı, Atatürk ile İsmet İnönü arasında yaşanan gerginlik
kitapta yer alan diğer anılardır.
Kitabın son bölümünde ise Atatürk’ün hastalığı ve son dönemleri ile ilgili anılara ve duygulara yer verilmiştir. Atatürk’ün hastalığı döneminde Salih Bozok her zaman Ata’sının yanında olmuştur. Bozok yazdığı mektuplarla Atatürk’ün sağlığı hakkında İnönü’yü sürekli bilgilendirmiştir. İnönü ise yazdığı cevaplarda üzüntülerini dile getirmiştir. Bu sırada Atatürk’ün hastalığı ilerlemekte ve bir türlü çare bulunamamaktadır. Ve 10 Kasım 1938 günü Ulu Önder hayatını kaybeder. Ölüm haberini duyan Salih Bozok hemen bir odaya girer ve Ata’sına kavuşmak için intihar girişiminde bulunur. Kitabın bundan sonraki bölümünde tanıkların ifadelerine yer verilmektedir. Bu ifadelere göre Bozok, kalbine doğru ateş etmiş fakat şans eseri kurşun kalbini sıyırıp geçmiştir. Hemen hastaneye kaldırılan Bozok kurtarılır. Yine bu ifadelere göre Salih Bozok, Atatürk’ün ölümü durumunda intihar etmeyi daha önceden planlamış hatta doktorlara kalbin neresine kurşun isabet ederse insanın öleceğini sormuştur.
İntihar girişiminden ameliyatla kurtulan Salih Bozok 1941 yılında hayatını kaybeder ve çok sevdiği ATA’sına kavuşur.
 
Geri