Müslüman Herkese Tebliğ Yapmakla Yükümlüdür

  • Kullanıcı BoO
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Din ve İnanç
Konu sahibi son olarak 4167 gün önce görüldü
Müslüman neden herkese tebliğ yapmakla yükümlüdür?


Peygamberler kimlere ve nasıl tebliğ yapmışlardır?


Müslüman ahlaki ve tavır bozukluğu içinde olanları, dinsizleri, materyalistleri, ateistleri ve Yüce Allah’ın varlığına iman eden, peygamberlere inanan, Allah’ın göndermiş olduğu kitaplara uyan Kitap Ehli’ni hakka davet etmekle yükümlüdür. Allah Müslümanlara inancı, fikri, giyimi, yaşam tarzı ne olursa olsun herkese karşı şefkat göstermelerini onları koruyup kollamalarını, nezaketli, anlayışlı ve güzel bir üslupla onları İslam’a davet etmelerini emretmiştir. Bu Allah’ın Kuran’da Müslümanlara farz kıldığı hükümlerden biridir. Bu nedenle her Müslüman iyiliği emredip kötülükten men etmek, insanları doğru yola davet etmek ve İslam ahlakının yeryüzüne hakim olması için gayret etmekle yükümlüdür.


Konuyla ilgili ayetler şöyledir: Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır. (Al-i İmran Suresi, 104)


Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, (İslam uğrunda) seyahat edenler, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredenler, kötülükten sakındıranlar ve Allah’ın sınırlarını koruyanlar; sen (bütün) mü’minleri müjdele. (Tevbe Suresi, 112)


Kitap Ehline Tebliğ


Müslümanların doğruyu göstermekle
virgulll.gif
Allah Katında hak din olan İslam’a davet etmekle yükümlü oldukları bir topluluk Kitap Ehli’dir. Allah’ın Kuran’da bildirdiği bu yükümlülüğün yerine getirilmesi için de Kitap Ehli’yle sosyal ilişki içinde olunması gerektiği açıktır.


Teblikapakkonusu4.jpg


Kitap Ehli’ni öncelikle “Allah birdir” demeye davet etmek gerekir



Allah Kuran’da Müslümanların Kitap Ehli’ne karşı tutumlarının nasıl olması gerektiğini açıklarken onlara nasıl tebliğ yapılması gerektiğini de bildirmiştir. Allah’ın hükmüne göre Müslümanlar Kitap Ehli’ni öncelikli olarak “Bir olan Allah’a imana” yani tevhid inancına davet etmelidir.


De ki: “EY KİTAP EHLİ
virgulll.gif
BİZİMLE SİZİN ARANIZDA MÜŞTEREK (OLAN) BİR KELİMEYE (TEVHİDE) GELİN. Allah’tan başkasına kulluk etmeyelim
virgulll.gif
O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah’ı bırakıp bir kısmımız (diğer) bir kısmımızı Rabler edinmeyelim.” Eğer yine yüz çevirirlerse
virgulll.gif
deyin ki: “Şahid olun
virgulll.gif
biz gerçekten Müslümanlarız.” (Al-i İmran Suresi
virgulll.gif
64)



Allah’ın Kuran’da Kitap Ehli’nin “Allah birdir” demeye davet edilmesini bildirmesinin önemli hikmetlerinden biri de
virgulll.gif
Rabbimizin onların “LailaheillAllah” demelerini beğendiğini göstermesidir. Kitap Ehli “LailaheillAllah” dediği vakit
virgulll.gif
Allah’a bir olarak iman ettiğini
virgulll.gif
Allah’a derin bir saygı ve sevgiyle bağlandığını ifade etmiş olur
virgulll.gif
ki bu çok önemli ve hayati bir husustur.




Kitap Ehli gerçek İsevi ve gerçek Musevi olmak için Muhammedi olmalı
virgulll.gif
Kuran’a uymalıdır




Kitap Ehli’nin Allah’ın birliğine iman edip
virgulll.gif
“LailaheillAllah” demesi kuşkusuz çok değerli bir güzelliktir. Ama Allah Katında din İslam’dır. LailaheillAllah” diyerek Allah’ı sevdiğini
virgulll.gif
Allah’ı dost edindiğini ifade eden Kitap Ehli’nin
virgulll.gif
Allah’ın da onları sevmesi ve dost edinmesi için
virgulll.gif
mutlaka “Muhammeden Resulullah” da demesi ve Kuran’a tabi olması şarttır. Müslümanlar Kitap Ehli’nin önce
virgulll.gif
“Allah birdir” demesine vesile olduktan sonra
virgulll.gif
bu defa onları Hz. Muhammed (sav)’in son hak peygamber ve Kuran’ın son hak kitap olduğuna iman etmeye ve Kuran’ı yaşamaya davet etmekle yükümlüdürler. Bu nedenle
virgulll.gif
eğer Kitap Ehli Allah’ın bu mübarek peygamberlerine indirdiği hak dine Allah Katındaki haliyle tabi olmak
virgulll.gif
Hz. Musa (as) dönemindeki salih bir Musevi
virgulll.gif
Hz. İsa (as) dönemindeki gibi salih bir İsevi olmak istiyorsa aynı zamanda Muhammedi olmalı ve Kuran’a uymalıdırlar. Allah Kuran’da peygamberlerin ayırt edilmemesi gerektiğini emretmiştir. Nasıl ki bir Müslüman Hz. Muhammed (sav)’e inanıyorum
virgulll.gif
ama Hz. İbrahim (as)’ı reddediyorum dediğinde dinden çıkarsa
virgulll.gif
İsevi ve Musevilerin de Hz. Muhammed (sav)’in Allah’ın peygamberi olduğunu kabul etmeleri ve onu candan sevmeleri gerekir. Bu onların Hz. Musa (as)’ı ve Hz. İsa (as)’ı gözardı ettikleri
virgulll.gif
artık onları sevmedikleri anlamına gelmez. Tam tersine bu mübarek peygamberleri tam Allah’ın istediği gibi
virgulll.gif
tam Allah’ın razı olacağı şekilde sevmelerine vesile olur. Hz. Musa (as)’a daha yakın
virgulll.gif
Hz. İsa (as)’a daha yakın olmalarını
virgulll.gif
onları daha doğru anlamalarını
virgulll.gif
onlara tam anlamıyla bağlanmalarını sağlar.



Bu açık gerçeğe rağmen eğer Kitap Ehli’nden bazı kimseler
virgulll.gif
kendi düşüncelerinde ve kendi inançlarında kalmak isterlerse
virgulll.gif
bu durumda Müslümanlar onlara asla zorla dinlerini değiştirtemez
virgulll.gif
onlara baskı uygulayamazlar. Müslümanların söyleyeceği söz
virgulll.gif
Allah’ın Kuran’da bildirdiği üzere
virgulll.gif
tüm insanlara olduğu gibi Kitap Ehli’ne de
virgulll.gif
“Sizin dininiz size
virgulll.gif
benim dinim bana.” (Kafirun Suresi
virgulll.gif
6) demektir.



Ateist Darwinist Ve Komünistlere Tebliğ


Kuran’ın hiçbir ayetinde inançsızlığı veya farklı inanca sahip olmasından dolayı bir kişiye yönelik düşmanca bir tutum içinde olmayı
virgulll.gif
onlara karşı amansız bir nefret duymayı telkin eden bir ifade yoktur. Böyle bir düşünce Kuran’a ve sünnete uygun değildir. Müslüman hangi ırk ve toplumdan olursa olsun
virgulll.gif
Allah’a ve dinine savaş açmış olanlara karşı haklı bir buğz duyar. Ama bu buğz Müslümanı onlara karşı adaletsiz
virgulll.gif
anlayışız ve zalimane bir tavır almaya asla yöneltmez. Nitekim Allah Kuran’da
virgulll.gif
“Ey iman edenler
virgulll.gif
adil şahidler olarak
virgulll.gif
Allah için
virgulll.gif
hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa olan kininiz
virgulll.gif
sizi adaletten alıkoymasın. Adalet yapın. O
virgulll.gif
takvaya daha yakındır. Allah’tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah
virgulll.gif
yapmakta olduklarınızdan haberi olandır.” (Maide Suresi
virgulll.gif
8) buyurmuştur.



Üstelik Müslümanlar kendilerine karşı olan müşriklerden birini dahi
virgulll.gif
kendilerinden eman istediğinde korumak ve kollamakla mükelleftirler.



Eğer müşriklerden biri
virgulll.gif
senden ‘eman isterse’
virgulll.gif
ona eman ver; öyle ki Allah’ın sözünü dinlemiş olsun
virgulll.gif
sonra onu ‘güvenlik içinde olacağı yere ulaştır’... (Tevbe Suresi
virgulll.gif
6)



Müslüman bu derece titizlikle koruyup kollaması emredilen
virgulll.gif
farklı düşünce ve inanca sahip kişilere dini tebliğ ederken iki önemli temel üzerinde durmalıdır:




Allah’ın Tanıtılması



Ateist
virgulll.gif
Darwinist ve komünistler açıkça Allah’ın varlığını inkar eder (Allah’ı tenzih ederiz)
virgulll.gif
Kuran ayetlerine karşı mücadele yürütürler. Bu kişiler inkarlarına materyalist felsefe ya da evrim teorisi gibi sözde dayanaklar bularak
virgulll.gif
bu inkarlarını ideolojik bir zemine oturturlar. Kendilerini “modern
virgulll.gif
aydın
virgulll.gif
çağdaş
virgulll.gif
bilimsel
virgulll.gif
entelektüel” gibi insanları etkileyebileceklerini düşündükleri sıfatlarla tanıtan ve inkar etmekle
virgulll.gif
“şahsiyet” kazandıklarını sanan bu kimselerin
virgulll.gif
gerçekte ise
virgulll.gif
son derece açık olan Allah’ın varlığını görüp kavrayamayacak kadar akılları kapanmıştır.



İşte bu kişilere yapılacak tebliğde bu nedenle Allah’ın varlığının delilleri anlatılmalı ve batıl inançlarla örülmüş zihinlerinin gerçekleri görebilecek hale gelebilmesi için uğraşılmalıdır. Ancak inkarlarını ideolojik bir zemine oturtmuş olanlar için
virgulll.gif
öncelikle bu ideolojilerinin dayanaklarının çürütülmesi gerekir. Bu kişilerin körü körüne ve cahilce inandıkları evrim teorisi
virgulll.gif
bilimsellikten uzak olduğunun anlatılması ve kendi içindeki çelişki ve açmazlar ortaya konarak yıkılabilir. Kişi
virgulll.gif
inandığı sistemin gerçekte bir aldatmaca olduğunu görmelidir. Daha sonra
virgulll.gif
bu batıl fikirler ile düşünme yeteneklerini kaybetmiş
virgulll.gif
muhakemeleri yok edilmiş olan kişiler
virgulll.gif
belki de hayatlarında ilk kez Kuran’da kastedilen anlamda düşünmeye davet edilmelidir. Yıllardır yedikleri meyvanın
virgulll.gif
içtikleri suyun
virgulll.gif
soludukları havanın nasıl olup da var olduğu konusunda düşünmeye zorlanmaları ve sahip oldukları bedenleri
virgulll.gif
gözleri
virgulll.gif
kulakları ve kalplerinin nasıl var olduğu
virgulll.gif
bunları kimin yarattığı hakkında düşünmeye teşvik edilmeleri sağlanmalıdır. Kuran’da birçok ayette
virgulll.gif
insana düşünmesi için yol gösterilir ve neleri düşünmesi gerektiği de sık sık vurgulanır. Örneğin Vakıa Suresi’nde Allah şu konuların düşünülmesini bildirmiştir:



Şimdi (rahimlere) dökmekte olduğunuz meniyi gördünüz mü? Onu sizler mi yaratıyorsunuz
virgulll.gif
yoksa Yaratıcı Biz miyiz? Sizin aranızda ölümü takdir eden Biziz ve Bizim önümüze geçilmiş değildir; (Yerinize) Benzerlerinizi getirip-değiştirme ve sizi şimdi bilemeyeceğiniz bir şekilde-inşa etme konusunda. Andolsun
virgulll.gif
ilk inşa (yaratma)yı bildiniz; ama öğüt alıp-düşünmeniz gerekmez mi? Şimdi ekmekte olduğunuz (tohum)u gördünüz mü? Onu sizler mi bitiriyorsunuz
virgulll.gif
yoksa bitiren Biz miyiz? Eğer dilemiş olsaydık
virgulll.gif
gerçekten onu bir ot kırıntısı kılardık; böylelikle şaşar-kalırdınız. (Şöyle de sızlanırdınız
regular_smile.gif
“Doğrusu biz
virgulll.gif
ağır bir borç altına girip-zorlandık.” “Hayır
virgulll.gif
biz büsbütün yoksun bırakıldık.” Şimdi siz
virgulll.gif
içmekte olduğunuz suyu gördünüz mü? Onu sizler mi buluttan indiriyorsunuz
virgulll.gif
yoksa indiren Biz miyiz? Eğer dilemiş olsaydık onu tuzlu kılardık; şükretmeniz gerekmez mi? Şimdi yakmakta olduğunuz ateşi gördünüz mü? Onun ağacını sizler mi inşa ettiniz (yarattınız)
virgulll.gif
yoksa onu inşa eden Biz miyiz? Biz onu hem bir öğüt ve hatırlatma (konusu)
virgulll.gif
hem ihtiyacı olanlara bir meta kıldık. Şu halde büyük Rabbini ismiyle tesbih et. (Vakıa Suresi
virgulll.gif
58-74)



Ahiretin Hatırlatılması



Ateist
virgulll.gif
Darwinist ve komünistlerin en büyük imani sorunlarından biri
virgulll.gif
ahirete inanmamaları ya da ahiretin varlığına olan inançlarındaki eksikliktir. Kendileri inanmadıkları gibi
virgulll.gif
diğer kişilerin de ölüm konusunda kendilerini bir nevi teselli etmek için bunu “uydurduklarını”(Allah’ı tenzih ederiz) iddia ederler.



Söz konusu kişilerin ahiretten kuşku içinde olduklarının en büyük göstergesi
virgulll.gif
ölüm hakkında konuşulduğunda ya da bir yakınları öldüğünde gösterdikleri tutumdur. Bu kişiler ölüm hakkında konuşulmasından hiç hoşlanmaz
virgulll.gif
ölüm konusu açıldığında hemen kapatmak ya da başka bir konuya geçmek isterler
virgulll.gif
yakınlarını kaybettiklerinde ise derin bir üzüntü yaşarlar. Ahirete kesin bir biçimde inanan bir insan ise tam tersine ölüm karşısında üzüntü duymaz. Hayatı Allah vermiştir ve yine O geri alır. Sonsuz ahiret hayatına inanan bir kimse için ölüm üzülecek bir konu değildir.



Ateist
virgulll.gif
Darwinist ve komünistlerin bu büyük gerçeğin farkına varması
virgulll.gif
elbette ki hayati öneme sahiptir. Çünkü ahiret Allah’ın varlığı ile birlikte
virgulll.gif
imanın en temel iki konusundan biridir. Tebliğ yapılan kişiye
virgulll.gif
Kuran ayetlerine dayanarak açık ve etkileyici bir Kuran tasviri yapılmalı
virgulll.gif
mahşer günü
virgulll.gif
hesap
virgulll.gif
cennet ve cehennem ayrıntılarıyla açıklanmalıdır. Bu kişi yaptığı her işi Yüce Rabbimiz Allah’ın görüp bildiğini
virgulll.gif
herşeyin görevli melekler tarafından zapta geçirildiğini anlamalı
virgulll.gif
ahirette dünyada yaptığı her işten
virgulll.gif
hatta aklından geçirdiği her düşünceden de sorumlu olacağının bilincinde olmalıdır.


wol_error.gif
Bu resım kucultulmustur.Gercek boyuta donmek ıcın tıklayın.Orjınal boyut 710x372
Tebligkapakkonusu3.jpg



Bağnazlar Nedeniyle İslam Dinini Yanliş Taniyan Bu Nedenle Dini Yaşamanin Özgürlüklerini Kisitladiğini Düşünen Kişilere Yapilan Tebliğ


İnsan hayatının çok önemli bir parçası olan
virgulll.gif
kişilerin hayat kalitesini yükselten özgürlük
virgulll.gif
insana Allah’ın verdiği bir nimettir. Din ahlakını bilmeyen
virgulll.gif
özellikle de İslam’ı tanımayan veya yanlış kaynaklardan ve örneklerden İslam hakkında bilgi edinen kimi insanların ise
virgulll.gif
bu konuda birçok önyargısı
virgulll.gif
yanlış kanaati olmaktadır. Bu insanlar
virgulll.gif
hiçbir doğruluğu olmadığı halde
virgulll.gif
İslam’ın yaşam alanlarını kısıtlayacağını
virgulll.gif
özgürlüklerini engelleyeceğini
virgulll.gif
düşüncelerini kontrol altına alacağını
virgulll.gif
sanatı ve bilimi sınırlandıracağını sanmaktadırlar. Bu yanlış düşüncede olan kişilere İslam dininin insanlara düşünce
virgulll.gif
ibadet ve ifade özgürlüğü sağlayan
virgulll.gif
insanların her türlü hakkını koruma altına alan ve daha da önemlisi insanlara gerçek özgürlüğü sunan bir din olduğu anlatılmalıdır.


Şu gerçeğin çok iyi anlatılması önemlidir: Allah insanlara kolaylık
virgulll.gif
rahatlık
virgulll.gif
mutluluk ve neşe diler. Allah kullarına zulmedici değildir. Allah’ın emri olan din de insanlara en huzurlu
virgulll.gif
en mutlu
virgulll.gif
en güvenli
virgulll.gif
en asil
virgulll.gif
en kaliteli
virgulll.gif
en rahat
virgulll.gif
en zevkli yaşamın nasıl olacağını gösterir. Dinde baskı yoktur. Dinde zorlama yoktur. Bir insan Allah’ın varlığını ve birliğini
virgulll.gif
aklıyla
virgulll.gif
vicdanıyla görerek iman eder ve din ahlakını yaşar. Din bir gönül kabulüdür. Her Müslüman Kuran ahlakının gereği olarak insanlara doğru yolu göstermekle
virgulll.gif
onları iyiliğe davet etmekle ve kötülükten men etmekle yükümlüdür. Ama bu hiçbir zaman bir insanı kendisi gibi düşünmeye
virgulll.gif
kendisi gibi yaşamaya
virgulll.gif
kendisi gibi davranmaya
virgulll.gif
kendisi gibi giyinmeye mecbur etmek anlamına gelmez. Müslüman doğruyu gösterir
virgulll.gif
seçimi karşısındaki kişiye bırakır. Bu Allah’ın Kuran’da bildirdiği hükümdür.



Peygamberler Tarih Boyunca Allah’in Emri Gereği Toplumun Her Kesimine Tebliğ Yapmişlardir

Teblikapakkonusu2.jpg


Allah’ın tüm peygamberleri
virgulll.gif
elçileri ve salih müminlerin hepsi Allah’ın emrini eksiksiz yerine getirmişler
virgulll.gif
yaşadıkları devirde toplumun her kesimine tebliğ yapmışlardır. Tebliğ yaparken hiçbir zaman
virgulll.gif
“şu konumdaki insana din anlatılmaz”
virgulll.gif
“şu ırktan
virgulll.gif
şu düşünceden
virgulll.gif
şu dinden insan doğru yola davet edilmez”
virgulll.gif
“kıyafeti böyle olanla konuşulmaz” gibi bir düşünce içinde olmamış
virgulll.gif
hiçbir ayırım yapmadan herkesi Allah’ın hak dinine çağırmışlardır. Peygamberimiz (sav) Mekkeli müşriklere
virgulll.gif
Ebu Cehil’e
virgulll.gif
Ebu Leheb’e
virgulll.gif
Hac mevsiminde kurulan panayırlara gelen tüm kabile ve ziyaretçilere
virgulll.gif
Hristiyan ve Musevi topluluklara tebliğ yapmıştır. Karşısındaki insanların toplum içindeki konumlarına
virgulll.gif
İslam’a bakış açılarına
virgulll.gif
düşüncelerine
virgulll.gif
yaşam stillerine
virgulll.gif
ahlaki yapılarına
virgulll.gif
kıyafetlerine göre ayrım yapmadan
virgulll.gif
defalarca
virgulll.gif
çok çeşitli ve hikmetli yöntemler ve üsluplar kullanarak onları Bir olan Allah’a imana çağırmıştır. Bu kişiyle konuşulmaz
virgulll.gif
şu kişiye tebliğ yapılmaz gibi bir tutum içinde olmamıştır.


Hz. İbrahim (as) devrinin en azgın
virgulll.gif
en gaddar
virgulll.gif
en zalim insanı olan Nemrud’a Allah’ın varlığını ve birliğini anlatmıştır. Hz. Musa (as)
virgulll.gif
devrin Müslümanları olan İsrailoğulları’nın erkek çocuklarını boğazlayan
virgulll.gif
onlara akıl almaz işkenceler yapan Firavun’a gidip onu Allah’ın dinine tabi olmaya çağırmıştır. Ve bunu yaparken
virgulll.gif
Allah Hz. Musa (as)’a Firavun’a “yumuşak söz” söylemesini emretmiştir:


“İkiniz Firavun’a gidin
virgulll.gif
çünkü o
virgulll.gif
azmış bulunuyor.”


“Ona yumuşak söz söyleyin
virgulll.gif
umulur ki öğüt alıp-düşünür veya içi titrer-korkar.”


Dediler ki: “Rabbimiz
virgulll.gif
gerçekten
virgulll.gif
onun bize karşı ‘taşkın bir tutum takınmasından’ ya da ‘azgın davranmasından’ korkuyoruz.”


Dedi ki: “Korkmayın
virgulll.gif
çünkü Ben sizinle birlikteyim; işitiyorum ve görüyorum.” (Taha Suresi
virgulll.gif
43-46)


Görüldüğü gibi Allah Hz. Musa (as) ve Hz. Harun (as)’ı o devrin en ahlaksız
virgulll.gif
en sapkın
virgulll.gif
en şedid
virgulll.gif
İslam’a en düşman kişisine tebliğ yapmaya göndermiştir. Hz. Musa (as) ve Hz. Harun (as)
virgulll.gif
dönemin dinsizlik ve ahlaksızlık merkezi olan Firavun’un sarayına giderek ona tebliğ yapmışlardır. Üstelik Allah
virgulll.gif
Firavun gibi din düşmanı birine bile “yumuşak söz” söylemelerini emretmiştir.


Allah’ın Kuran’da bildirdiği bu kıssadan da açıkça anlaşıldığı üzere Müslümanlar her kesimden insana tebliğ yapmakla mükelleftirler. Ve bu tebliği yaparken
virgulll.gif
son derece nezaketli
virgulll.gif
sevecen
virgulll.gif
şefkatli ve sabırlı bir üslup kullanmakla yükümlüdürler. İslam’da katı
virgulll.gif
bağnaz
virgulll.gif
kaba bir üslup yoktur. Koşullar ne olursa olsun
virgulll.gif
karşıdaki kişi kim olursa olsun Müslüman güzellikle
virgulll.gif
sevgiyle
virgulll.gif
şefkatle dini anlatmakla emrolunmuştur. Müslümanın yapması gereken Allah’ın Kuran’da bildirdiği şekilde dini anlatmak ve hidayeti verecek olanın Allah olduğunu bilerek kimseye karşı zor ve baskı uygulamadan
virgulll.gif
doğruyu göstermektir.


İslam Dininde Zorlama Yoktur
virgulll.gif
Her Kişi İbadetinde Ve İnancinda Özgürdür


Dinde zorlama (ve baskı) yoktur. Şüphesiz
virgulll.gif
doğruluk (rüşd) sapıklıktan apaçık ayrılmıştır. Artık kim tağutu tanımayıp Allah’a inanırsa
virgulll.gif
o
virgulll.gif
sapasağlam bir kulba yapışmıştır; bunun kopması yoktur. Allah
virgulll.gif
işitendir
virgulll.gif
bilendir. (Bakara Suresi
virgulll.gif
256)


İslam dini
virgulll.gif
güzellik ve sevgi dinidir. İslam dinini yaşayan insanlar
virgulll.gif
bu güzel dinin özünü ve derinliğini gördükleri için
virgulll.gif
Allah’a derin imanlarından dolayı bir heyecan ve şevk içinde olurlar. Bu, bir gönül kabulüdür. İslam’a olan bağlılığın kaynağı Allah’a olan aşktır. Bir Müslüman, Allah’a olan aşkı sebebiyle namaz kılar, Allah’a olan aşkından dolayı ibadetlerini yerine getirir ve Kuran’a göre yaşar. Allah, Kuran’da Müslümanların bu özelliğini “gönülden Allah’a yönelenler”, “gönülden katıksız bağlılar” ifadeleriyle haber vermiştir.


İslam’ın tebliğ edilmesi ve sunduğu güzel ahlakın tanıtılması her Müslümanın üzerine düşen farzdır. Fakat bu, Kuran’ın hükmüne göre, asla baskı yoluyla gerçekleşemez. Kuran, Hıristiyanlara, Musevilere, Budistlere, ateistlere komünistlere, cahilliği yüzünden İslam dinini yaşamaktan korkanlara tebliğ edilir, fakat bu kişiler eğer kendi dinlerini ve inançlarını yaşamakta ısrar ederlerse, artık Kuran’a göre, onlara yönelik bir zorlama söz konusu olamaz. İşte bu sebeple Allah, “dinde zorlama (ve baskı) yoktur” şeklinde bildirerek imanın bir sevgi ve gönül birlikteliği şeklinde olması gerektiğini haber vermiştir. Baskı altında Müslümanlık, İslam dininde yasaklanmıştır.


Kuran’da bildirilen açık hükümleri göz ardı eden, Peygamberimiz (sav)’in hayatını görmezden gelen, bağnaz, katı yürekli, ayete ve hadise değil hurafeye uyan bazı kimseler, Allah’ın tüm Kitap Ehli’ni, ateistleri, komünistleri, Budistleri ve cahilliğinden dolayı dinin hükümlerini yerine getiremeyen kişilerin lanetlediğini iddia ederler. Bu nedenle sözkonusu kişilere tebliğ yapılamayacağı yönünde sapkın bir inanca sahiptirler. Ve bu sapkın inançlarını yayarak, bu kişiler ile Müslümanlar arasına kin ve nefret tohumları ekmeye çalışmakta, kavgayı, çatışmayı, savaşı ve kan dökücülüğü teşvik etmektedirler. Elbette Allah’ın Kuran’da inanç bozukluklarını, tavır ve ahlak bozukluklarını bildirdiği bir gerçektir. Yaptıkları çirkin davranışlardan ve yanlışlardan dolayı bu davranış içinde olan kişileri yerdiğini, kınadığını ve bu tutumlarından razı olmadığını da bildirmiştir. Ancak Müslümanın bu kişilere karşı tutumu şefkatli, anlayışlı ve nezaketli bir üslup kullanmaktır. Allah’ın Kuran’da bildirdiği ve her Müslümanı sorumlu kıldığı tebliğ yöntemini kullanmak ve “Emri bil Maruf Nehyi anil Münker” yani “iyiliği emredip kötülükten sakındırma” görevini yerine getirmektir.
(makale harun yahya)
 
Geri