Mürselat Suresi Mahkeme için

Konu sahibi son olarak 2620 gün önce görüldü
Mürselat suresi (Mahkeme için)

daima bu sureyi okuyan şirkten ve günahlardan uzaklaşir mahkemelik isi olsa okur veya niyetine okutursa hasmina galib gelir kuvet bulup düsmani kahir olur
 
Surenin okunuşu ve anlamı

Bismillahirrahmanirrahîm.

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla..

1. Vel murselati urfē;

1. Birbiri ardınca gönderilenlere andolsun;

2. Fel âsıfēti asfē.

2. Derken kökünden koparıp savuranlara.

3. Vennēşirâti neşrâ.

3. Yaydıkça yayanlara.

4. Felfērigâti fergâ,

4. Böylece ayırdıkça ayıranlara,

5. Felmulgiyēti zikrâ;

5. Zikr (vahy, öğüt) bırakanlara;

6. Uzran ev nuzrâ.

6. Özür (suçu, eksikliği ortadan kaldırmak) veya uyarmak için.

7. İnnemē tûadûne levēgiğ.

7. Şüphesiz, size vaat edilen gerçekleşecektir.

8. Feizen-nucûmu tumiset,

8. Yıldızlar 'örtülüp (ışıkları) silindiği' zaman,

9. Veizes-semēu furicet,

9. Gök yarıldığı zaman,

10. Veizel cibēlu nusifet,

10. Dağlar, kökünden sökülüp savrulduğu zaman,

11. Veizer-rusulu uggitet,

11. Ve resuller de (şahitlik için) belli bir vakitte getirildiği zaman,

12. Lieyyi yevmin uccilet?

12. (Bu,) Hangi gün için ertelenmişti?

13. Liyevmil fasl.

13. (Mü'mini müşrikten, haklıyı haksızdan) Ayırma günü için.

14. Vemē edrâke mē yevmul fasl.

14. Bu ayırma gününü sana ne bildirdi?

15. Veyluy-yevmeizil-lilmukezzibîn.

15. O gün, yalanlayanların vay haline.

16. Elem nuhlikil evvelîn?

16. Biz, öncekileri helak etmedik mi?

17. Summe nutbiuhumul ē[k]hirîn.

17. Sonra arkadan gelenleri onların izinde yürüteceğiz.

18. Kezēlike nef'alu bil mucrimîn.

18. İşte Biz, suçlu-günahkarlara böyle yapıyoruz.

19. Veyluy-yevmeizil-lilmukezzibîn.

19. O gün, yalanlayanların vay haline.

20. Elem ne[k]hlugkum-mim-mēim-mehîn.

20. Sizi basbayağı bir sudan yaratmadık mı?

21. Fecealnēhu fî garârim-mekîn.

21. Sonra onu savunması sağlam bir karar yerine yerleştirdik.

22. İla gaderim-meğlûm;

22. Belli bir süreye kadar;

23. Fegadernē feniğmel gâdirûn.

23. İşte (buna) güç yetirdik. Demek ki, Biz ne güzel güç yetirenleriz.

24. Veyluy-yevmeizil-lilmukezzibîn.

24. O gün, yalanlayanların vay haline.

25. Elem nec'alil erda kifētē?

25. Biz, yeryüzünü bir toplanma yeri kılmadık mı?

26. Ehyēev-veemvētē.

26. Dirilere ve ölülere.

27. Vecealnē fîhē ravēsiye şēmi[k]hâtiv-veesgaynēkum mēen furâtē?

27. Ve onda sabit yüksek dağlar var etmedik mi? Size tatlı bir su içirmedik mi?

28. Veyluy-yevmeizil-lilmukezzibîn.

28. O gün, yalanlayanların vay haline.

29. İntaligû ilē mē kuntum bihî tukezzibûn.

29. Kendisini yalanladığınız (azab)a gidin.

30. İntaligû ilē zıllin zî selēsi şuab.

30. Üç dala ayrılmış bir gölgeye gidin.

31. Lē zalîliv-velē yuğnî minel-leheb.

31. Ne gölge altında barındırır, ne (yakıcı) alevden korur.

32. İnnehē termî bişerarin kelgasr.

32. Gerçekten o, sanki her biri saray olan bir kıvılcım saçar.

33. Keennehû cimēletun sufr.

33. Her biri, sanki sapsarı erkek deve sürüleri gibidir.

34. Veyluy-yevmeizil-lilmukezzibîn.

34. O gün, yalanlayanların vay haline.

35. Hēzē yevmu lē yentigûn.

35. Bu, onların konuşamayacakları bir gündür.

36. Velē yu'zenu lehum feyağtezirûn.

36. Ve onlara özür beyan etmeleri için izin verilmez.

37. Veyluy-yevmeizil-lilmukezzibîn.

37. O gün, yalanlayanların vay haline.

38. Hēzē yevmul fasli cemeğnēkum vel evvelîn.

38. Bu, hüküm günüdür; sizi ve öncekileri 'bir arada topladık.'

39. Fein kēne lekum keydun fekîdûn.

39. Şayet kurabileceğiniz hileli bir düzeniniz varsa, durmaksızın bana karşı kurun.

40. Veyluy-yevmeizil-lilmukezzibîn.

40. O gün, yalanlayanların vay haline.

41. İnnel muttēgîne fî zılēliv-veuyûn;

41. Şüphesiz muttaki olanlar, gölgeliklerde ve pınar-başlarındadır;

42. Vefevēkihe mimmē yeştehûn.

42. Ve canlarının çekip-arzu ettiği meyveler (arasındadırlar).

43. Kulû vēşrabû henîem-bimē kuntum tağmelûn.

43. Yaptıklarınıza karşılık olmak üzere, afiyetle yiyin ve için.

44. İnnē kezēlike neczil muhsinîn.

44. Elbette Biz, 'iyi ve güzel' davrananları işte böyle ödüllendiririz.

45. Veyluy-yevmeizil-lilmukezzibîn.

45. O gün, yalanlayanların vay haline.

46. Kulû vetemetteû galîlen innekum mucrimûn.

46. (Sizler de dünyada) Yiyin ve biraz yararlanın. Çünkü siz, suçlu-günahkar kimselersiniz.

47. Veyluy-yevmeizil-lilmukezzibîn.

47. O gün, yalanlayanların vay haline.

48. Veizē gîle lehumurkeû lē yerkeûn.

48. Onlara: "Rüku edin" denildiği zaman, rüku etmezler.

49. Veyluy-yevmeizil-lilmukezzibîn.

49. O gün, yalanlayanların vay haline.

50. Febieyyi hadîsim-bağdehû yu'minûn?

50. Artık onlar, bundan sonra hangi söze inanacaklar?
 
Geri