Muhabbet Kuşları Ve Papağanlar Nasıl Konuşabiliyor?

Konu sahibi son olarak 1284 gün önce görüldü


Muhabbet Kuşları ve Papağanlar Nasıl Konuşabiliyor?

tumblr_own1rgfGHG1sm013wo1_1280.jpg


Biz insanlar solunum organımızı, gırtlak ve ses tellerimizi, ağzımızı ve dilimizi kullanıyoruz konuşurken. Papağanlar ses telleri bulunmaz, bunun yerine sesleri östaki borusuyla çıkarırlar. Kuşlarda östaki borusu soluk borusu ve bronşlardan oluşan alt gırtlak biçimindedir ve rezonans gövdesi görevini görür.

Bronşlardan gelen hava, soluk borusu üzerinden gırtlağa geliyor. Bu şekilde rezonans gövdesinin ince diyaframı titreşerek sesleri üretir. Bu mekanizma, insandaki ses tellerine benzer. Fakat kuşun konuşmasında dilin de önemli bir rolü var. Kuşlar, dillerinin pozisyonunu bir milimetreden bile daha az değiştirerek farklı sesler çıkartabiliyorlar.

Bu şekilde ortaya çıkan varyasyonlar bizim dilimizdeki A ve O kadar farklıdır. Doğada yaşayan papağanlar, hatta kargalar bile hemcinslerinin seslerini taklit ederler. Doğuştan var olan bu yetenek kuşlar arasındaki bağları güçlendirmekte. Fakat bu yetenek sayesinde istedikleri sesleri taklit edebildikleri için insan dili gibi yabancı sesleri de öğrenebiliyorlar.

Yaşlandıkça Neden Boy Kısalması Olur?

8cf17615c2897bc92930c027782f6c1d--the-spirit-aging.jpg


Yaşlandıkça vücut şeklimizde değişimler meydana gelir. Boyumuz kısalır, duruşumuz ve yürüme şeklimiz değişir. Bu durum vücuttaki farklı dokularda (örneğin kemik, kas dokularında) meydana gelen değişimler nedeniyle ortaya çıkar.

Omurgayı oluşturan omurlar arasında disk olarak isimlendirilen, jöleye benzer bir madde bulunur. İlerleyen yaşlarda bu madde su kaybetmeye ve küçülmeye başlar. Ayrıca yaşlandıkça kalsiyum ve mineral kayıplarından dolayı kemik yoğunluğu da azalır. Bu değişimler omurganın kısalmasına ve zamanla eğilmesine neden olur. Yaşlandıkça insanların boyunun kısalmasının temel nedeni, omurgada ortaya çıkan bu değişimlerdir. İnsanlar 40 yaşından sonra her 10 yılda bir ortalama 1 santimetre kısalır.

Bu süreçler engellenemese de hayat tarzında yapılacak değişiklikler sayesinde geciktirilebilir. Genetik faktörlerin bu süreçte önemli rolü vardır. Ayrıca büyüme döneminde kemiklerin gelişiminin sağlıklı olması ilerleyen yaşlarda kemik kaybının yavaş gerçekleşmesini sağlayabilir. Kalsiyum ve D vitamini açısından zengin beslenmek, düzenli fiziksel aktivite de bu süreci geciktirebilir.

Çalışırken Müzik Dinlemek Dikkatimizi Dağıtır mı?

Ct6HkEGWgAAmoX1.jpg


Müzik dinlemenin bilişsel yetenekler üzerindeki etkileri; müziğin türüne, ses düzeyine, kişilerin karakter özelliklerine ve yaşa bağlı olarak değişiyor. Bir araştırmada katılımcıların pop müzik dinlerken ve müziksiz bir ortamda öğrendikleri bir bilgiyi hatırlama ve okuduklarını anlama yeterliliği karşılaştırıldı ve pop müzik dinlerken içine kapanık insanların bilişsel yeteneklerinin dışa dönük insanlara kıyasla daha olumsuz etkilendiği anlaşıldı.

Dinlediğimiz müziğin türü de bilişsel performansımızı etkiliyor. 1993’te Nature dergisinde yayımlanan bir araştırmada Mozart besteleri dinlemenin mekânsal algı yeteneğini geliştirdiği belirlendi. Duygusal müzikler dinlemenin ise otobiyografik belleği olumlu etkilediğini gösteren araştırmalar var. Popüler bir müzik dinlemek, şarkının sözlerinin olması müzik dinlerken dikkatin dağılmasına sebep olabilen etkenler.

Bir işle uğraşırken müzik dinlemek gençleri ve yaşlıları farklı şekillerde etkiliyor. Yakın zamanda yapılan bir araştırmada bir işle uğraşırken müzik de dinleyen yaşlıların bilişsel yeteneklerinin gençlere göre daha olumsuz etkilendiği belirlendi.

Sonuç olarak konsantrasyon gerektiren bir işle uğraşırken arka planda müzik çalması, dikkatin tamamen temel görevin üzerinde toplanmasını engelleyebilir. Otomatik bilişsel süreçler söz konusu olduğunda ise duygusal durumumuz üzerindeki olumlu etkileri nedeniyle yararlı olabilir.

Görme Engelliler Rüya Görür mü?

2971831831_7ebf8e6860_o.jpg


Görme engelliler de rüya görür. Rüya sadece görme duyusuna bağlı bir olgu değildir. Bütün duyu organlarından gelen uyarıların beyinde toplanmasıyla oluşur. Görme engelli insanın gördüğü rüya, yaşamında dünyayı nasıl algılıyorsa aynen öyledir. Doğuşundan beri hiç görmemiş bir kimse yaşamını nasıl, sesler, dokunuşlar ve kokular üzerine kurmuşsa, rüyaları da bunların üzerine kurulur. Buna karşılık çocukluk yıllarında az ya da çok gören ve bunu sonradan yitiren kimseler, eski dönemin olaylarını ve kişilerini rüyalarında görüntülü biçimde görürler. Çünkü onların beyninde bu imajlar saklıdır. Ancak şu tespit edilmiştir ki, bu kimselerin görsel hafızaları zamanla zayıflamakta ve görüntülü rüyaları azalmaktadır.
 
Geri