Nikah memurunun nikahı kıyması için yapılan tüm işlemler burda da geçerli değil mi?
Yani bir takım gerekli evraklardan sonra kıyılmıycak mı o nikah, karşı çıkılan ne anlamadım gerçekten anlamadığımdan soruyorum bilmiyorum çünkü bilen varsa aydınlatırsa sevinirim.
Hemen açıklıyorum, umarım faydası olur, hatta savunan arkadaşlarda bir zahmet okusun bilgi sahibi olsunlar.
Şunu şuraya koyarak başlayalım. Nüfus hizmetleri kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısına göz atabilirsiniz ;
http://www2.tbmm.gov.tr/d26/1/1-0868.pdf
Efendim şimdi Asıl sorun kimin kıydığı değil asıl olay bu yasanın içinde oluyor. İnceleyin ya da gerçekten inceleyen oldu mu bilmiyorum. Ama bu sayede
Doğum bildirimi sözlü beyanla da yapılacaktır bu yasa ile

Yani bu ne demek oluyor hemen açıklıyorum ;
Tecavüz edilen bir çocuk hamile kaldıysa hastaneye getirip rapor tutturabiliyorsun ve işlemler başlıyor. Ama bu yasa ile evinde doğum yapan çocuğun yeterli bir yakınının "bebek oldu" demesi kafi olacaktır.
Yani, sağlık personelinin takibi dışında doğan çocukların doğum bildirimi nüfus müdürlüklerine sözlü beyanla yapılacak.
Doğum bildirimi; veli, vasi, kayyım, bunların bulunmaması halinde çocuğun büyük ana, büyük baba veya ergin kardeşleri ya da çocuğu yanında bulunduranlar tarafından yapılacak. Hastane raporu gerekmeyecektir.
Ayrıca Evde doğum neticesi ve doğum sonrası gerekli sağlık hizmetlerini alamayacak binlerce kadın ve kız çocuğunun maruz kalacağı onlarca sağlık sorununun sebebi olacaktır bu yasa.
Yani yasa nın sıkıntısı burada, sorun kimin kıydığı değil çıkan yasanın içeriğidir. İçeriği bilmeden savunmanın ya da eleştirmenin bir anlamı yoktur. Türkiye kadın dernekleri federasyonun açıklamalarını bir kadın olarak okuyun daha net bilgi sahibi olabilirsiniz. Mide bulandıran noktayı umarım anlatabilmişimdir.
Yani bu yasanın içeriği, nikahsız veya evlilik dışı ilişkide, tecavüz sonucu doğan çocuğun kayıt altına Alınacağı ortaya çıkıyor.
Gelelim sayın
Ashriel
Meselenin laiklik boyutu, İslama içerikli bir mevkinin laik bir devlette memuriyet işgal etmesindendir, buradan diyanet diye bir kurumun varlığı, etkisi sorgulanabilir.
Müftülerin de 'memur' olması sebebiyle nikahı memurlar kıyarlar ilkesine ters düşülmediğini savunan anlayıştaysanız geçtiğimiz yıllarda muhtarlara da nikah kıyma yetkisi vermek istemişti. mesele memurun ya da imamın kıydığı nikahtan ziyade, o evliliğin gerçekleşme (gerçekleştirilme diyelim zira bir zorlama durumu hasıldır) şekline yönelik itirazlar arka planda kalıyor. Ayrıca müftü her nikaha yetişemeyeceği için yetkinin imama ve vaizlere devri mi olacak ? Bu gibi yüzlerce soru var ve bakanın fakat hiç birine açıklama yok. Tek açıklama ;
'' ilçe ve il müftülerine yetki veriliyor sadece. tasarıda ‘şuna devredilir’ demiyor. bence böyle de kalmalı. müftü kıysın nikâhı, imam niye kıysın? bu benim kişisel görüşüm ''
fatma betül sayan kaya...
Peki bunun yapılmayacağının garantisi var mı ? Var demeniz için bunu koruyan bir yasa koymanız gerekmektedir ki o yasa varsa bekliyorum. Yani istendiği taktirde bununda önü açılmış oluyor sayın Ashriel.
Adım adım farklı bir yöne doğru gidiyoruz, umarım dikkat çekmesi muhtemel noktaları anlatabilmişimdir.