mucize
isim, din b. (***) (mu:cize) Arapça mu¤cize
Atasözü, deyim ve birleşik fiiller
mucize göstermek
mucize kabilinden
isim, din b. (***) (mu:cize) Arapça mu¤cize
- Peygamberlerin kendilerine inanmayan insanlara peygamberliklerini ispat etmek amacıyla Allah'ın iznine bağlı olarak gösterdikleri olağanüstü olaylar, hâller, tansık.
- İnsanları hayran bırakan, tabiatüstü sayılan olay:
- "Onca hayhuy arasında, gündeliğin olağan mucizelerini iyiden iyiye unutmuştu."- M. Mungan.
- İnsan aklının alamayacağı olay:
- "Şırınga nasılsa umduğumdan çok daha iyi bir tesir yaptı ve zavallı Hacı Ömer, bunu benim bir mucizem gibi gördü."- R. N. Güntekin.
- sıfat, mecaz Olağanüstü, şaşırtıcı:
- "Onların aşkı ve evlilikleri zaten bir mucize değil miydi?"- T. Buğra.
Atasözü, deyim ve birleşik fiiller
mucize göstermek
mucize kabilinden