Mübadillerin 87 yıllık mücadelesi

🕒 Konu sahibi 19 saat önce aktifti
Lozan Mübadilleri Vakfı kurucu Genel Sekreteri SeferGüvenç’e göre, 1923 Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi sözleşmesiyle buradan Yunanistan’a giden yaklaşık bir milyon kişinin
yüzde 50’sinin ana dili Türkçe idi. Yılda 5-6 defa dedelerinin topraklarını ziyaret ettiğini ve her köyde en az iki üç Türkçe konuşanla karşılaştığını söylüyor.





Savunma Bakanı Vecdi Gönül, “Mübadele olmasaydı, böyle bir millî devlet kurabilir miydik acaba?” dediğinde kopan tartışmanın ardındaki gerçekleri iyi okumanın tam zamanı şimdi. Yunanistan ile Türkiye arasında 30 Ocak 1923 yılında imzalanan Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi sözleşmesinin üzerinden 87 yıl geçmesine rağmen olaya ilişkin bazı sorular hâlâ taptaze. Vurgulamak gerekir ki, dünya tarihinde buna benzeyen başka bir göç yaşanmadı. İstanbul ve Batı Trakya’da oturanlar hariç, buradaki Rum Ortodokslar ile oradaki Müslümanlar mecburiyet esasına göre yer değiştirmişti. Kriter dindi. Müslüman’dılar; ama topraklarımıza gönderilenlerin hepsi Türk değildi. Giden Ortodoksların tümünün damarlarında da Rum kanı dolaşmıyordu. Giden Türk Ortodokslardan ve gelen gizli Yahudilerden söz ediliyor.



10 yıl öncesine kadar bu zorunlu göçle Anadolu topraklarına gelenler acı ve özlemlerini hep kalplerine gömdü. 17 Ağustos 1999 Marmara ve birkaç hafta sonrasındaki 7 Eylül Atina depremleri göçen halkları harekete geçirdi. Bu, sıradan bir duyarlılık değildi. 2000 yılında Türkiye’nin bu konudaki ilk etkin sivil toplum kuruluşu Lozan Mübadilleri Vakfı’nın temelleri atıldı. 14 mübadil derneği ve vakıf, 5 Aralık 2009 tarihinde ‘Türkiye Mübadil Kuruluşları İşbirliği, İletişim ve Dayanışma Platformu’ (Türkiye Mübadilleri Platformu) çatısı altında birleşti. “Sivil oluşumlar 10 yıllık sürede neler yaptı? Amaç ve hedeflerine hangi ölçüde ulaşabildi?” soruları önemli elbette. Ancak ‘mübadeleye niçin mecbur kalındığı ve bunun altında nelerin yattığı’ da önem arz ediyor. Vakfın kurucu Genel Sekreteri Sefer Güvenç, bir hakikati şöyle dile getiriyor: “Ulus devlet homojen bir ulus ister. Tek dilli, dinli, tek kültürlü, tek tip insan ister. Oysa bizim yaşadığımız coğrafya hiç buna uygun değil. Biz büyük bir imparatorluğun bakiyesiyiz. Yani Osmanlı’nın devamıyız. Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı’nın bir devamıdır.” Sıradan bir göçmen ya da hemşehri örgütü niteliği taşımadıklarını söyleyen Güvenç, kültürel mirasın korunması ve Yunanistan’a geçişte vizenin kaldırılması için her iki ülke hükûmetinden destek beklediklerini belirtiyor.

-Deprem, mübadilleri nasıl tetikledi?

O günkü gazeteleri açıp bakarsanız, birdenbire dost oluverdik. Eskiden düşmandık, depremden sonra dost olduk. Ulusal eğitim politikası, ders kitapları, bize “en büyük düşman Yunan’dır”; Yunan ders kitapları da “en büyük düşman Türk’tür” diye tanıttı. Şartlanmışlık vardı. Veya hâlâ var! Deprem sonrası birdenbire ilkyardım ekiplerinin Yunanistan’dan gelmesi ve bunun basına yansıması…

-İlk ekiplerin bu ülkeden gelmesi coğrafi yakınlıkla açıklanabilir. Dünyanın diğer yerlerine yaptıklarındakinden biraz daha fazla mıydı?

Fazlaydı?
 
Geri