Montrö Boğazlar Sözleşmesi nedir, iptal edilebilir mi, neden yeniden gündeme geldi?

B
  • Kullanıcı BuYuCu
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Genel Tartışma
Türkiye, birkaç hafta önce İstanbul Sözleşmesi’nden bir gece aniden Cumhurbaşkanlığı kararıyla çıktı. Bu durumun kanuna uygun olup olmadığı tartışması sürerken, TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un “Bir Cumhurbaşkanı Montrö’yü de feshedebilir mi?” sorusuna “Teknik olarak evet” yanıtını vermesi ve Kanal İstanbul Projesi’nin yeniden gün yüzüne çıkması Montrö Sözleşmesi’ni bir daha gündeme getirdi. Peki Montrö Boğazlar Sözleşmesi nedir, iptal edilebilir mi, neden yeniden gündeme geldi? Detaylara birlikte bakalım.

Montrö Boğazlar Sözleşmesi, 20 Temmuz İsviçre’nin Montrö kentinde imzalandı. Bu sözleşmeyle boğazların egemenliği tamamen Türkiye’ye geçti​

montrö boğazlar sözleşmesi

Sözleşme, Bulgaristan, Fransa, Büyük Britanya, Avustralya, Yunanistan, Japonya, Romanya, Sovyetler Birliği, Yugoslavya ve Türkiye arasında imzalandı.

9 Kasım 1936’da yürürlüğe giren sözleşmeyle, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin egemenliği ve bağımsızlığı uluslararası toplumda kabul edildi​

montrö boğazlar sözleşmesi

Sözleşmeyle, Türkiye’ye İstanbul ve Çanakkale boğazları üzerinde kontrol ve savaş gemilerinin geçişini düzenleme hakkı verildi. Ayrıca, Türkiye’ye Boğazlar üzerinde tam kontrol hakkı sağlandı​

montrö boğazlar sözleşmesi

Sözleşmeden önce Türkiye, boğaz üzerinde söz sahibi değil miydi?​

montro-5.jpeg

24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Boğazlar Sözleşmesi’ne göre; Boğazlardan geçecek yabancı gemilerin kontrolü Boğazlar Komisyonuna devredilmiş, Boğazlar Bölgesi gayri askeri hale getirerek kontrolü Milletler Cemiyeti’ne bırakılmıştı. Türkiye’nin Boğazlar üzerindeki egemenliği kısmen sınırlandırılmıştı.

Türkiye ise bu sınırlandırmayı kabul etmedi. Bunun arkasında yatan en önemli neden dünyanın bundan sonra bir silahsızlanmaya gideceğinin düşünülmesi ve Boğazlar Bölgesinin Milletler Cemiyetinin teminatı altına alınmasıydı. Ancak silahsızlanma çalışmaları olumlu sonuç vermediği gibi, Millet Cemiyeti’nin İtalya ve Japonya’nın mütecaviz davranışları karşısında etkisiz kalması Türkiye açısından şartları ve koşulları değiştirdi.


Türkiye uluslararası arenada yaşanan değişimi çok iyi analiz ederek, uluslararası hukukun temel rebus sic stanibus (şartlar değişmiştir) kuralına dayanarak, tam zamanında ve yerinde yaptığı çağrılarla Boğazlar meselesinin yeniden müzakere edilmesinin önünü açtı. Sovyetler 1933 yılından itibaren, İngiltere ise 1936 yılında Hitler’in tek taraflı olarak Ren bölgesine askerlerini sokmasından sonra, Türkiye’yi bu konuda destekledi. Nitekim Montrö Boğazlar sözleşmesi imzalanmış ve Türkiye’ye boğazlar konusunda tam yetki verilmiş oldu.

Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin maddeleri neler?​

montrö boğazlar sözleşmesi

Montrö Boğazlar Sözleşmesi’de hem ticari hem de savaş gemilerinin uyması gereken geçiş rejimleri bulunuyor. Özetlemek gerekirse;

Ticari gemilerin geçiş rejimi;​

  • Barış zamanında, gündüz ve gece, bayrak ve yük ne olursa olsun, hiçbir işlem (formalite) – sağlık denetimi hariç – olmaksızın Boğazlar’dan geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) tam özgürlüğünden yararlanacaklardır.
  • Savaş zamanında Türkiye, savaşan değil ise bayrak ve yük ne olursa olsun Boğazlar’dan geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) özgürlüğünden yararlanacaklardır. Kılavuzluk ve yedekçilik (römorkörcülük) isteğe bağlı kalmaktadır.
  • Savaş zamanında Türkiye savaşta ise, Türkiye ile savaşta olan bir ülkeye bağlı olmayan ticaret gemileri, düşmana hiçbir biçimde yardım etmemek koşuluyla Boğazlar’da geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) özgürlüğünden yararlanacaklardır. Bu gemiler Boğazlar’a gündüz girecekler ve geçiş, her seferinde Türk makamlarınca gösterilecek yoldan yapılacaktır.
  • Türkiye’nin kendisini pek yakın bir savaş tehlikesi tehdidi karşısında sayması durumunda, Boğazlar’dan geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) tam özgürlüğünden yararlanacaklardır; ancak gemilerin Boğazlar’a gündüz girmeleri ve geçişin her seferinde Türk makamlarınca gösterilen yoldan yapılması gerekecektir. Kılavuzluk, bir durumda zorunlu kılınabilecek; ancak ücrete bağlı olmayacaktır.

Savaş gemilerinin tâbi olacağı yaptırımlar ve geçiş rejimi;​

Barış zamanı:​

  • Karadeniz’e kıyıdaş devletler, bu deniz dışında yaptırdıkları ya da satın aldıkları denizaltılarını, tezgâha koyuştan ya da satın alıştan Türkiye’ye vaktinde haber verilmişse, deniz üslerine katılmak üzere Boğazlar’dan geçirme hakkına sahip olacaklardır. Söz edilen devletlerin denizaltıları, bu konuda Türkiye’ye ayrıntılı bilgiler vaktinde verilmek koşuluyla, bu deniz dışındaki tezgâhlarda onarılmak üzere de Boğazlar’dan geçebileceklerdir. Gerek birinci gerek ikinci durumda, denizaltıların gündüz ve su üstünden gitmeleri ve Boğazlar’dan tek başlarına geçmeleri gerekecektir.
  • Savaş gemilerinin Boğazlar’dan geçmesi için, Türk Hükümeti’ne diplomasi yoluyla bir ön bildirimde bulunulması gerekecektir. Bu ön bildirimin olağan süresi sekiz gün olacaktır; ancak, Karadeniz kıyıdaşı olmayan devletler için bu süre on beş gündür.
  • Boğazlar’dan geçişte bulunabilecek bütün yabancı deniz kuvvetlerinin en yüksek toplam tonajı 15.000 tonu aşmayacaktır.

Savaş zamanı:​

  • Savaş zamanında, Türkiye savaşan değilse, savaş gemileri yukarıda belirtilen koşullar içinde, Boğazlar’da tam bir geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) özgürlüğünden yararlanacaklardır.
  • Saldırıya uğramış bir Devlete ve Türkiye’yi bağlayan bir karşılıklı yardım antlaşması gereğince yapılan yardım durumları dışında savaşan herhangi bir Devletin savaş gemilerinin Boğazlar’dan geçmesi yasak olacaktır.
  • Karadeniz’e kıyıdaş olan ya da olmayan devletlere ait olup da bağlama limanlarından ayrılmış bulunan savaş gemileri, kendi limanlarına gitmek maksadıyla boğaz geçişi yapabilirler.
  • Savaşan devletlerin savaş gemilerinin Boğazlar’da herhangi bir el koymaya girişmeleri, denetleme (ziyaret) hakkı uygulamaları ve başka herhangi bir düşmanca eylemde bulunmaları yasaktır.
  • Savaş zamanında, Türkiye savaşan ise, savaş gemilerinin geçişi konusunda Türk Hükûmeti tümüyle dilediği gibi davranabilecektir.
  • Türkiye kendisini pek yakın bir savaş tehlikesi tehdidi karsısında sayarsa, Türkiye savaş durumu geçiş rejimini uygulamaya başlayacak ancak; Milletler Cemiyeti Konseyi Türkiye’nin aldığı önlemleri 3’te 2 çoğunlukla haklı bulmazsa Türkiye bu önlemlerini geri almak zorunda kalacaktır.

Sözleşmenin genel hükümleri ise şöyle;​

  • Boğazlar kayıtsız şartsız Türkiye Cumhuriyeti’ne bırakılacak, tahkimat yapmak hakkı tanınacaktır.
  • Türk Hükûmeti, sözleşmenin, savaş gemilerinin Boğazlar’dan geçişine ilişkin her hükmünün yürütülmesine göz kulak olacaktır.

Montrö Boğazlar Sözleşmesi iptal edilebilir mi? Fesih şartları neler?​

bogaz-5.jpg

Montrö Boğazlar Sözleşmesi, 1936 yılında 20 yıllığına imzalanmıştı. Bununla birlikte, sözleşmenin 1. maddesinde doğrulanan geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) özgürlüğü ilkesinin sonsuz bir süresi olacaktı. 9 Kasım 1956’da sözleşmenin süresi sona erdi. Sözleşmeyi imzalayan devletler Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni değiştirmek için girişimlerde bulundular ancak başarılı başarılı olamadılar.

Nitekim sözleşmesinin süresi bitmesine rağmen, iptal süreci başlamadı. Çünkü iptal sürecinin başlayabilmesi için imzaya taraf olan devletlerden birinin sözleşmede yer aldığı şekliyle fesih beyanını depoziter devlet olan Fransa’ya bildirmesi gerekiyor.


Bugün imzacı devletlerden birinin bu süreci başlatması durumunda; sözleşme talebin yapıldığı tarihten başlamak üzere iki yıl daha yürürlükte kalacak ve bu sürenin sonunda iptal edilecek. Sözleşmeye göre imzacı devletler yeni bir sözleşmenin yapılması için tekrar bir konferansta bir araya gelmesi gerekiyor. Ancak bu konferans sonunda yeni bir sözleşme imzalanıp imzalanmayacağı net değil.
 
Türkiye, birkaç hafta önce İstanbul Sözleşmesi’nden bir gece aniden Cumhurbaşkanlığı kararıyla çıktı. Bu durumun kanuna uygun olup olmadığı tartışması sürerken, TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un “Bir Cumhurbaşkanı Montrö’yü de feshedebilir mi?” sorusuna “Teknik olarak evet” yanıtını vermesi ve Kanal İstanbul Projesi’nin yeniden gün yüzüne çıkması Montrö Sözleşmesi’ni bir daha gündeme getirdi. Peki Montrö Boğazlar Sözleşmesi nedir, iptal edilebilir mi, neden yeniden gündeme geldi? Detaylara birlikte bakalım.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi, 20 Temmuz İsviçre’nin Montrö kentinde imzalandı. Bu sözleşmeyle boğazların egemenliği tamamen Türkiye’ye geçti

Sözleşme, Bulgaristan, Fransa, Büyük Britanya, Avustralya, Yunanistan, Japonya, Romanya, Sovyetler Birliği, Yugoslavya ve Türkiye arasında imzalandı.
9 Kasım 1936’da yürürlüğe giren sözleşmeyle, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin egemenliği ve bağımsızlığı uluslararası toplumda kabul edildi

Sözleşmeyle, Türkiye’ye İstanbul ve Çanakkale boğazları üzerinde kontrol ve savaş gemilerinin geçişini düzenleme hakkı verildi. Ayrıca, Türkiye’ye Boğazlar üzerinde tam kontrol hakkı sağlandı

Sözleşmeden önce Türkiye, boğaz üzerinde söz sahibi değil miydi?

24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Boğazlar Sözleşmesi’ne göre; Boğazlardan geçecek yabancı gemilerin kontrolü Boğazlar Komisyonuna devredilmiş, Boğazlar Bölgesi gayri askeri hale getirerek kontrolü Milletler Cemiyeti’ne bırakılmıştı. Türkiye’nin Boğazlar üzerindeki egemenliği kısmen sınırlandırılmıştı.

Türkiye ise bu sınırlandırmayı kabul etmedi. Bunun arkasında yatan en önemli neden dünyanın bundan sonra bir silahsızlanmaya gideceğinin düşünülmesi ve Boğazlar Bölgesinin Milletler Cemiyetinin teminatı altına alınmasıydı. Ancak silahsızlanma çalışmaları olumlu sonuç vermediği gibi, Millet Cemiyeti’nin İtalya ve Japonya’nın mütecaviz davranışları karşısında etkisiz kalması Türkiye açısından şartları ve koşulları değiştirdi.

Türkiye uluslararası arenada yaşanan değişimi çok iyi analiz ederek, uluslararası hukukun temel rebus sic stanibus (şartlar değişmiştir) kuralına dayanarak, tam zamanında ve yerinde yaptığı çağrılarla Boğazlar meselesinin yeniden müzakere edilmesinin önünü açtı. Sovyetler 1933 yılından itibaren, İngiltere ise 1936 yılında Hitler’in tek taraflı olarak Ren bölgesine askerlerini sokmasından sonra, Türkiye’yi bu konuda destekledi. Nitekim Montrö Boğazlar sözleşmesi imzalanmış ve Türkiye’ye boğazlar konusunda tam yetki verilmiş oldu.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin maddeleri neler?


Montrö Boğazlar Sözleşmesi’de hem ticari hem de savaş gemilerinin uyması gereken geçiş rejimleri bulunuyor. Özetlemek gerekirse;
Ticari gemilerin geçiş rejimi;

Barış zamanında, gündüz ve gece, bayrak ve yük ne olursa olsun, hiçbir işlem (formalite) – sağlık denetimi hariç – olmaksızın Boğazlar’dan geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) tam özgürlüğünden yararlanacaklardır.
Savaş zamanında Türkiye, savaşan değil ise bayrak ve yük ne olursa olsun Boğazlar’dan geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) özgürlüğünden yararlanacaklardır. Kılavuzluk ve yedekçilik (römorkörcülük) isteğe bağlı kalmaktadır.
Savaş zamanında Türkiye savaşta ise, Türkiye ile savaşta olan bir ülkeye bağlı olmayan ticaret gemileri, düşmana hiçbir biçimde yardım etmemek koşuluyla Boğazlar’da geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) özgürlüğünden yararlanacaklardır. Bu gemiler Boğazlar’a gündüz girecekler ve geçiş, her seferinde Türk makamlarınca gösterilecek yoldan yapılacaktır.
Türkiye’nin kendisini pek yakın bir savaş tehlikesi tehdidi karşısında sayması durumunda, Boğazlar’dan geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) tam özgürlüğünden yararlanacaklardır; ancak gemilerin Boğazlar’a gündüz girmeleri ve geçişin her seferinde Türk makamlarınca gösterilen yoldan yapılması gerekecektir. Kılavuzluk, bir durumda zorunlu kılınabilecek; ancak ücrete bağlı olmayacaktır.

Savaş gemilerinin tâbi olacağı yaptırımlar ve geçiş rejimi;
Barış zamanı:

Karadeniz’e kıyıdaş devletler, bu deniz dışında yaptırdıkları ya da satın aldıkları denizaltılarını, tezgâha koyuştan ya da satın alıştan Türkiye’ye vaktinde haber verilmişse, deniz üslerine katılmak üzere Boğazlar’dan geçirme hakkına sahip olacaklardır. Söz edilen devletlerin denizaltıları, bu konuda Türkiye’ye ayrıntılı bilgiler vaktinde verilmek koşuluyla, bu deniz dışındaki tezgâhlarda onarılmak üzere de Boğazlar’dan geçebileceklerdir. Gerek birinci gerek ikinci durumda, denizaltıların gündüz ve su üstünden gitmeleri ve Boğazlar’dan tek başlarına geçmeleri gerekecektir.
Savaş gemilerinin Boğazlar’dan geçmesi için, Türk Hükümeti’ne diplomasi yoluyla bir ön bildirimde bulunulması gerekecektir. Bu ön bildirimin olağan süresi sekiz gün olacaktır; ancak, Karadeniz kıyıdaşı olmayan devletler için bu süre on beş gündür.
Boğazlar’dan geçişte bulunabilecek bütün yabancı deniz kuvvetlerinin en yüksek toplam tonajı 15.000 tonu aşmayacaktır.

Savaş zamanı:

Savaş zamanında, Türkiye savaşan değilse, savaş gemileri yukarıda belirtilen koşullar içinde, Boğazlar’da tam bir geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) özgürlüğünden yararlanacaklardır.
Saldırıya uğramış bir Devlete ve Türkiye’yi bağlayan bir karşılıklı yardım antlaşması gereğince yapılan yardım durumları dışında savaşan herhangi bir Devletin savaş gemilerinin Boğazlar’dan geçmesi yasak olacaktır.
Karadeniz’e kıyıdaş olan ya da olmayan devletlere ait olup da bağlama limanlarından ayrılmış bulunan savaş gemileri, kendi limanlarına gitmek maksadıyla boğaz geçişi yapabilirler.
Savaşan devletlerin savaş gemilerinin Boğazlar’da herhangi bir el koymaya girişmeleri, denetleme (ziyaret) hakkı uygulamaları ve başka herhangi bir düşmanca eylemde bulunmaları yasaktır.
Savaş zamanında, Türkiye savaşan ise, savaş gemilerinin geçişi konusunda Türk Hükûmeti tümüyle dilediği gibi davranabilecektir.
Türkiye kendisini pek yakın bir savaş tehlikesi tehdidi karsısında sayarsa, Türkiye savaş durumu geçiş rejimini uygulamaya başlayacak ancak; Milletler Cemiyeti Konseyi Türkiye’nin aldığı önlemleri 3’te 2 çoğunlukla haklı bulmazsa Türkiye bu önlemlerini geri almak zorunda kalacaktır.

Sözleşmenin genel hükümleri ise şöyle;

Boğazlar kayıtsız şartsız Türkiye Cumhuriyeti’ne bırakılacak, tahkimat yapmak hakkı tanınacaktır.
Türk Hükûmeti, sözleşmenin, savaş gemilerinin Boğazlar’dan geçişine ilişkin her hükmünün yürütülmesine göz kulak olacaktır.

Montrö Boğazlar Sözleşmesi iptal edilebilir mi? Fesih şartları neler?

Montrö Boğazlar Sözleşmesi, 1936 yılında 20 yıllığına imzalanmıştı. Bununla birlikte, sözleşmenin 1. maddesinde doğrulanan geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) özgürlüğü ilkesinin sonsuz bir süresi olacaktı. 9 Kasım 1956’da sözleşmenin süresi sona erdi. Sözleşmeyi imzalayan devletler Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni değiştirmek için girişimlerde bulundular ancak başarılı başarılı olamadılar.

Nitekim sözleşmesinin süresi bitmesine rağmen, iptal süreci başlamadı. Çünkü iptal sürecinin başlayabilmesi için imzaya taraf olan devletlerden birinin sözleşmede yer aldığı şekliyle fesih beyanını depoziter devlet olan Fransa’ya bildirmesi gerekiyor.

Bugün imzacı devletlerden birinin bu süreci başlatması durumunda; sözleşme talebin yapıldığı tarihten başlamak üzere iki yıl daha yürürlükte kalacak ve bu sürenin sonunda iptal edilecek. Sözleşmeye göre imzacı devletler yeni bir sözleşmenin yapılması için tekrar bir konferansta bir araya gelmesi gerekiyor. Ancak bu konferans sonunda yeni bir sözleşme imzalanıp imzalanmayacağı net değil.
alıntı​
 
Fetö'nün eğitim kurumlarında Montrö Anlaşması kötüleniyordu.
Yani Panama kanalı yılda şu kadar para kazanıyor biz Montrö'den dolayı kazanamıyoruz stratejisi ile o zamandan bu yana kadar empoze ediliyor Türk Milletine.
Lego gibi düşünceleri birleştirerek gidin.
FETÖ yaptırmak istiyordu, iktidar yapılmasını istiyor. Ama Esas isteyen kim? Amerika.
Montrö'den dolayı Amerika'nın savaş gemileri Karadeniz'e giremiyor.
Giremediği için Abd Rusya'yı kontrol altına alamıyor.Tehdit oluşturamıyor.

Bu kanal İstanbul açıldığı zaman Montrö delinecek.

Komşu Ülke Sınırlarımızda zaten 1 Suriye Düşman bize,2 İran,3 Rusya 4.Ermenistan olacak.
Yarın birgün bu projeyi onaylayanlar yapanlar Pensilvanya'ya veya Londra'da satın aldıkları sokağa kaçacak.İadesi nasıl Fetö olmuyorsa bunlarda olmayacak.
Gelecek hükümet'e 2 zaten var.2 tane düşman komşu ülke bırakacaklar.
Kendi milletinizi Amerika'nın Menfaatleri için Savaşa sürüklüyorsunuz.
Bu kadar askerimiz Abd'nin Taşeronluğunu yapmasını desteklemeyin.

Azerbaycan en az Ukrayna'da kadar riskli durumda.Hitler Moskova'yı Kuşatmak yerine Azerbaycan Tarafını alsaydı.Rusya Beyaz Bayrak çekecekti.
Artistlik yapıp Moskova'yı kuşatınca bu doğal zenginlikleri sayesinde Rusya direndi.


Mesele İstanbul'un susuz kalması,Parkların olması değil.
Kanal İstanbul Açıldığı zaman Karadeniz'e Abd'yi sokacaksınız.

Bu konu bu kadar ciddi.Çünkü ABD baskı yapıyor bir an önce açın diye.

Gidip Araştırın,Okuyun.Kahveden facebooktan,twitterdan okuduklarınızla projeyi desteklemeyin.


İktidar'ın veya mualiflerin söylediği sözleri unutun.Araştırın.Mantığınıza ve Vicdanınıza göre karar verin.
Bu sadece benim araştırmalarımdan çıkan sonuç.Bu Kanal istanbul projesi Abd'nin en az 80 yıllık projesi.Kaç hükümete geldi bu proje araştırın.
 
Geri