Molla Lütfi Kimdir
Molla Lütfi Mete Hayatı
Molla Lütfi Mete Biyoğrafisi
Molla Lütfi Mete Hayatı
Molla Lütfi Mete Biyoğrafisi
Molla Lütfi, Deli Lütfi ve Sarı Lütfi diye de bilinen, Tokat’tan İstanbul’a gelerek, Molla Hüsrev ve Sinan Paşa (Sinânüddin Yusuf, Hoca Paşa diye bilinir) gibi meşhur Osmanlı âlimlerinden ders alan bir âlimdir Ancak Osmanlı tarihinde mülhidlik ve zındıklık ile suçlanarak idam edilen ilk âlim olarak da tarihe geçmiştir Fâtih Sultân Mehmed’in özel kütüphanesinde hâfız-ı kütüb olarak görev yapan Molla Lütfi, burada bulunan nadir eserleri inceleme fırsatını yakalamıştır Hoca Paşa ile birlikte Seferihisar’a giden Molla Lütfi’nin dönüşünde ilmiye mertebelerinin en yükseklerinden olan sahn müderrisliğine kadar yükseldiğini görüyoruz
Kabiliyeti ve dönemin ilimlerine vâkıf oluşu noktasında ittifak vardır; ancak Fâtih Sultân Mehmed’e "Sahn medreselerinde her ilmi okutabilirim" diyecek kadar da meslektaşlarını küçümseyen ve gururlu olan bir yapıya sahiptir Herkesin ortasında yaptığı kaba şakalardan dolayı, "hocalar arasında Deli Lütfi demekle ma’rüf" bir laubali olarak kötü bir şöhrete kavuşmuştu Molla Lütfi’nin tacizleri neticesinde, Sahn Müderrislerinden Molla Arap ve Molla İzârî diye bilinen Kâsım-ı Germiyânî ile Hatip-zâde Molla Muhyiddin Mehmed aleyhine geçtiler Bunlara fevkalade tarafsız ve insaflı âlimler olarak bilinen Molla Ahaveyn ve Şeyhülislâm Efdal-zâde de katıldı Molla Lütfi’nin ölçüsüz hareketleri, ulemâdan bir grubun II Bâyezid’e kadar çıkarak, "katlini gerektiren söz ve fiilleri müşahede ettiklerini" şikâyet edecek kadar ileri gitmelerine sebep oldu
Molla Lütfi gibi bir âlimden bunları beklemeyen Padişah, meseleyi Divan-ı Hümâyûn’a sevk etti Bahsedilen suçlamalarla mezkûr âlimlerin huzurunda yargılanan Molla Lütfi, hidâyet yolundan çıktığı hususundaki bütün iddiaları reddetmesine rağmen, şahitlerin aleyhteki beyânları üzerine idama mahkûm edildi En büyük iddi-a, Molla Lütfi’nin namaz için "bir kuru kıyam ve eğilmedir; andan fayda yoktur" tarzında bir ifade kullanmış olmasıydı Molla Ahaveyn ve Efdal-zâde başlangıçta verilen bu hükmü kabul etmemelerine rağmen, sonradan ikna edilmişler ve idamı konusunda ulemanın icma’ı meydana gelince, II Bâyezid de kararı tasdik etmiştir Kesinleşen hüküm, 25 Rebî’ülâhir 899/2 Şubat 1494 Pazar günü At Meydanında infaz olunmuştur
Verilen bu idam kararı, kısmen de olsa, kamu oyunda tepkiler doğurmuştur Halkın bir kesimi, bu büyük âlimin zulme maruz kaldığına inanmıştır Ancak bu kararı, Osmanlı ulemâsının akla karşı çıkması ve açık bir zulüm olarak değerlendirmek de, en az Molla Lütfi’yi idam etmek kadar yanlış bir harekettir Zira Molla Lütfi, bizzat Hocası olan Sinan Paşa’nın kardeşi Ahmed Paşa tarafından II Bâyezid’e gönderilen şikâyet mektuplarında, ahlâkî zaafları bulunan ve Fâtih’in Kütüphanesinde hâfız-ı kütüb iken yolsuzluklar yapan bir şahıs olarak tavsif edilmektedir
Laubali ve kibirli olduğu da kesindir Hem devrinin âlimleri ve hem de asrımızdaki araştırmalar, isnâd edilen zındıklık ve mülhidlik suçlamalarını çürütecek bilgileri ortaya koymuşlardır Bununla birlikte unutulmamalıdır ki, dürüst bir âlim olan ve Molla Ahaveyn diye bilinen Molla Muhyiddin bin Mehmed’in konuyla alakalı eserinde, Molla Lütfi’nin fazilet ve maharetleri kabul edilmekle beraber, Peygamberliği inkâr edici söz ve fiillerinden bahsedilmekte; yaptığı yolsuzluklarla daha evvel de darb ve hapis cezasına çarptırıldığı gündeme getirilmekte ve neticede "filozofların sözlerine itibar ederek hem dalalete gittiği ve hem de insanları dalalete götürdüğü" anlatılmaktadır
Kısaca, Molla Lütfi gibi bir âlimi idama mahkûm etmek ne kadar doğru değilse, o-nu bu cezaya mahkûm eden Efdal-zâde ve Molla Ahaveyn gibi âlimleri de akıl ve ilim düşmanı olarak görmek de o kadar doğru değildir Molla Lütfi’nin sıra dışı ve ahlakî açıdan da zayıf birisi olduğu çoğu kaynaklarca kabul edilmektedir
Kabiliyeti ve dönemin ilimlerine vâkıf oluşu noktasında ittifak vardır; ancak Fâtih Sultân Mehmed’e "Sahn medreselerinde her ilmi okutabilirim" diyecek kadar da meslektaşlarını küçümseyen ve gururlu olan bir yapıya sahiptir Herkesin ortasında yaptığı kaba şakalardan dolayı, "hocalar arasında Deli Lütfi demekle ma’rüf" bir laubali olarak kötü bir şöhrete kavuşmuştu Molla Lütfi’nin tacizleri neticesinde, Sahn Müderrislerinden Molla Arap ve Molla İzârî diye bilinen Kâsım-ı Germiyânî ile Hatip-zâde Molla Muhyiddin Mehmed aleyhine geçtiler Bunlara fevkalade tarafsız ve insaflı âlimler olarak bilinen Molla Ahaveyn ve Şeyhülislâm Efdal-zâde de katıldı Molla Lütfi’nin ölçüsüz hareketleri, ulemâdan bir grubun II Bâyezid’e kadar çıkarak, "katlini gerektiren söz ve fiilleri müşahede ettiklerini" şikâyet edecek kadar ileri gitmelerine sebep oldu
Molla Lütfi gibi bir âlimden bunları beklemeyen Padişah, meseleyi Divan-ı Hümâyûn’a sevk etti Bahsedilen suçlamalarla mezkûr âlimlerin huzurunda yargılanan Molla Lütfi, hidâyet yolundan çıktığı hususundaki bütün iddiaları reddetmesine rağmen, şahitlerin aleyhteki beyânları üzerine idama mahkûm edildi En büyük iddi-a, Molla Lütfi’nin namaz için "bir kuru kıyam ve eğilmedir; andan fayda yoktur" tarzında bir ifade kullanmış olmasıydı Molla Ahaveyn ve Efdal-zâde başlangıçta verilen bu hükmü kabul etmemelerine rağmen, sonradan ikna edilmişler ve idamı konusunda ulemanın icma’ı meydana gelince, II Bâyezid de kararı tasdik etmiştir Kesinleşen hüküm, 25 Rebî’ülâhir 899/2 Şubat 1494 Pazar günü At Meydanında infaz olunmuştur
Verilen bu idam kararı, kısmen de olsa, kamu oyunda tepkiler doğurmuştur Halkın bir kesimi, bu büyük âlimin zulme maruz kaldığına inanmıştır Ancak bu kararı, Osmanlı ulemâsının akla karşı çıkması ve açık bir zulüm olarak değerlendirmek de, en az Molla Lütfi’yi idam etmek kadar yanlış bir harekettir Zira Molla Lütfi, bizzat Hocası olan Sinan Paşa’nın kardeşi Ahmed Paşa tarafından II Bâyezid’e gönderilen şikâyet mektuplarında, ahlâkî zaafları bulunan ve Fâtih’in Kütüphanesinde hâfız-ı kütüb iken yolsuzluklar yapan bir şahıs olarak tavsif edilmektedir
Laubali ve kibirli olduğu da kesindir Hem devrinin âlimleri ve hem de asrımızdaki araştırmalar, isnâd edilen zındıklık ve mülhidlik suçlamalarını çürütecek bilgileri ortaya koymuşlardır Bununla birlikte unutulmamalıdır ki, dürüst bir âlim olan ve Molla Ahaveyn diye bilinen Molla Muhyiddin bin Mehmed’in konuyla alakalı eserinde, Molla Lütfi’nin fazilet ve maharetleri kabul edilmekle beraber, Peygamberliği inkâr edici söz ve fiillerinden bahsedilmekte; yaptığı yolsuzluklarla daha evvel de darb ve hapis cezasına çarptırıldığı gündeme getirilmekte ve neticede "filozofların sözlerine itibar ederek hem dalalete gittiği ve hem de insanları dalalete götürdüğü" anlatılmaktadır
Kısaca, Molla Lütfi gibi bir âlimi idama mahkûm etmek ne kadar doğru değilse, o-nu bu cezaya mahkûm eden Efdal-zâde ve Molla Ahaveyn gibi âlimleri de akıl ve ilim düşmanı olarak görmek de o kadar doğru değildir Molla Lütfi’nin sıra dışı ve ahlakî açıdan da zayıf birisi olduğu çoğu kaynaklarca kabul edilmektedir