Outis Pessoa
Üye
-
- Katılım
- Nisan 3, 2014
-
- Mesajlar
- 1,245
-
- Tepkime puanı
- 463
-
- Puanları
- 349
Ocak 1987'de Allan Wilson ve Kalifornia Üniversitesi, Berkeley'den meslektaşları Rebecca Cann ve Mark Stoneking, Nature dergisinde "Mitokondrial DNA ve İnsan Evrimi" başlıklı bir inceleme yayımladılar. Bu biyokimyacılara göre, yaşayan tün insanların genetik özelliklerinin bir kısmı, yaklaşık 200 bin yıl önce Afrika'da yaşamış bir dişi bireye dek izlenebilir. Bu incelemeyle ilgili olarak, bir gazetede " Hepimizin Anası-Bir Bilim Adamının İddiası" başlığıyla çıkan bir yazıda İncil'deki Havva'ya gönderme yapıldığından, haber hem bilim çevrelerini hem de bilim-dışı çevreleri aynı ölçüde sarsmıştı. Böylece, bugünkü insanın kökenlerine ilişkin tartışmalarda önemli yer tutan "Mitokondriyal Havva" doğmuş oldu.
Az ilerde değineceğimiz nedenlerle, Wilson, arkadaşları ve diğerleri, bugünkü insanın evrimindeki gizi çözebilmek umuduyla, insan hücresinde enerji üretimini üstlenen mitokondrilerdeki DNA'nın yapısını inceliyorlardı..
Dünyanın her tarafından 147 insana ilişkin bilgiler içeren bu çalışmada, bugünkü insanın kökenleri sorununun çözüldüğü ileri sürülmüştür. Wilson ve arkadaşlarına göre, Mitokondriyal DNA ( mtDNA ) verileri, "arkaik toplumların modern Homo Sapiens'lere dönüşümünün yaklaşık 100 bin- 140 bin yıl önce ilkin Afrika'da gerçekleştiğini ve günümüzdeki tün insanların bu Afrikalı toplumdan geldiğini" ortaya koymuştur. Başka bir değişle, bu veriler, çok geçmeden, Mitokondriyal Havva varsıyımı olarak da anılacak olan Afrika'dan çıkış modelini de destekliyordu. Nature dergisinin aynı sayısında çıkanbir yorumunda Oxford, Radcliffe Kliniği'nden Jim Wainscoat, Berkeley'de gerçekleştirilen bu çalışmayı, "bu Afrikalı toplumun -bugünkü insanın- atası olduğundan yana, şimdiye kadarki en güçlü moleküler kanıt" olarak değerlendirmiştir.
Bugünkü insanın kökenleri sorununa mtDNA verileri kullanarak yaklaşan ilk bilim insanlarının, Berkeley ekibini oluşturanlar olmadığını pek az kimse biliyordu. 1983'te Stanford Üniversitesi'nde, şimdi ise Emory Üniversitesi'nde çalışmalarını sürdüren Douglas ve arkadaşları, Wilson'unkilerle temelde aynı sonuçları veren bir inceleme yayımlamışlardı. Berkeley ekibinin incelemelerinin geniş ilgi görmesinin ( ilk çalışma ilgi uyandırmamıştı ) nedeni, sonuçlarının iddialı biçimde sunulmasında yatıyordu. Öte yandan mtDNA sonuçları, konuya ilişkin tartışmaları çözüme bağlamaktan çok, tarafları daha da uç noktalara taşıdı. Genetik bulguların geçerliliği konusunda çok farklı görüşleri savunan antropologlarla biyologlar karşı karşıya geldiler. Buna karşılık, bugünkü insanların kökenleri sorununun "temel olarak çözüldüğünü" ileri süren Wilson, bu tartışmaları yok sayarak kendisini eleştirenler hakkında, "bunlar ya verileri anlamıyorlar ya da onları özenle incelemeyi göze alamıyorlar" demiştir. 1992 başlarında mtDNA testlerine ilişkin kimi sonuçların yeterli olmadığının anlaşılması üzerine tartışmalar doruğa tırmandı. Mitokondriyal Havva modeline karşı olanlar, bu varsayımın geçersiz olduğunu ilan etmekte gecikmediler; modelin yanında yer alanlarsa, onun sapasağlam ayakta durduğunu savunuyorlardı.
Az ilerde değineceğimiz nedenlerle, Wilson, arkadaşları ve diğerleri, bugünkü insanın evrimindeki gizi çözebilmek umuduyla, insan hücresinde enerji üretimini üstlenen mitokondrilerdeki DNA'nın yapısını inceliyorlardı..
Dünyanın her tarafından 147 insana ilişkin bilgiler içeren bu çalışmada, bugünkü insanın kökenleri sorununun çözüldüğü ileri sürülmüştür. Wilson ve arkadaşlarına göre, Mitokondriyal DNA ( mtDNA ) verileri, "arkaik toplumların modern Homo Sapiens'lere dönüşümünün yaklaşık 100 bin- 140 bin yıl önce ilkin Afrika'da gerçekleştiğini ve günümüzdeki tün insanların bu Afrikalı toplumdan geldiğini" ortaya koymuştur. Başka bir değişle, bu veriler, çok geçmeden, Mitokondriyal Havva varsıyımı olarak da anılacak olan Afrika'dan çıkış modelini de destekliyordu. Nature dergisinin aynı sayısında çıkanbir yorumunda Oxford, Radcliffe Kliniği'nden Jim Wainscoat, Berkeley'de gerçekleştirilen bu çalışmayı, "bu Afrikalı toplumun -bugünkü insanın- atası olduğundan yana, şimdiye kadarki en güçlü moleküler kanıt" olarak değerlendirmiştir.
Bugünkü insanın kökenleri sorununa mtDNA verileri kullanarak yaklaşan ilk bilim insanlarının, Berkeley ekibini oluşturanlar olmadığını pek az kimse biliyordu. 1983'te Stanford Üniversitesi'nde, şimdi ise Emory Üniversitesi'nde çalışmalarını sürdüren Douglas ve arkadaşları, Wilson'unkilerle temelde aynı sonuçları veren bir inceleme yayımlamışlardı. Berkeley ekibinin incelemelerinin geniş ilgi görmesinin ( ilk çalışma ilgi uyandırmamıştı ) nedeni, sonuçlarının iddialı biçimde sunulmasında yatıyordu. Öte yandan mtDNA sonuçları, konuya ilişkin tartışmaları çözüme bağlamaktan çok, tarafları daha da uç noktalara taşıdı. Genetik bulguların geçerliliği konusunda çok farklı görüşleri savunan antropologlarla biyologlar karşı karşıya geldiler. Buna karşılık, bugünkü insanların kökenleri sorununun "temel olarak çözüldüğünü" ileri süren Wilson, bu tartışmaları yok sayarak kendisini eleştirenler hakkında, "bunlar ya verileri anlamıyorlar ya da onları özenle incelemeyi göze alamıyorlar" demiştir. 1992 başlarında mtDNA testlerine ilişkin kimi sonuçların yeterli olmadığının anlaşılması üzerine tartışmalar doruğa tırmandı. Mitokondriyal Havva modeline karşı olanlar, bu varsayımın geçersiz olduğunu ilan etmekte gecikmediler; modelin yanında yer alanlarsa, onun sapasağlam ayakta durduğunu savunuyorlardı.