Minerallerle dengeli bir yaşam!

Konu sahibi son olarak 3162 gün önce görüldü
Canlı varlıkların yaşamlarını sürdürebilmeleri için minerallere gereksinimleri vardır. Besinlerle birlikte yeterince alınabildiğinden, yeterli ve dengeli beslenen insanlarda eksikliği çok fazla görülmemektedir.

İnsan vücudunun % 4 - 5'i minerallerden oluşmaktadır. Vücudun fazla miktarda gereksinim duyduğu kalsiyum, fosfor, magnezyum, sodyum, potasyum, klor ve sülfür gibi mineraller makro mineraller, gereksinimin daha az olduğu demir, bakır, çinko, iyot, flor, manganez, selenyum, krom ve mobilden gibi mineraller ise mikro mineraller (eser elementler) diye adlandırılmaktadır.

Peki, bu tür maddelerin alınımında ve vücudumuzda tam olarak emildiğinden emin olmak için dikkat edilecek durumlar;

• İlaçları oda sıcaklığındaki taze bir bardak su yardımı ile alınız. Soğuk su ilaçların emilimini bozar ve yavaşlatır.
• İlaç alımından sonra en az 15–20 dakika kahve veya çay tüketmeyiniz. Bu durum ilaçların emilimi bozar.

Bu ilaçların yiyeceklerle kullanımına bakarsak;

Yiyeceklerle birlikte alınanlar:

Yağda eriyen vitaminler (ADE),C0-enzimQ–10, vb ilaçları günlük dozlarını öğünlerle birlikte alırsanız emilimleri daha fazla olur.

Öğünler dışında alınanlar:

1-Probiyotikler bağırsak florası için faydalı etkilere sahip olan canlı bakteriler bileşimi ve bağırsak sistemini destekleyerek hastalık yapan mikroorganizmaların üremesine engel oluyorlar. Bu besinler ya sabah ilk iş olarak ya da gece yatarken alınmalıdır.

2-Aminoasitler; uzun zincirler oluşturarak proteinleri, proteinlerde karmaşık bir şekilde organize olarak hücreyi meydana getirir. En az yemeklerden 30 dakika önce veya sonra alınmalıdır.

Her iki türlü alınabilenler;

Bitkisel ilaçlar, bunları tüketirken mutlaka hekime danışmak gerekmektedir. Mineraller, özellikle mineraller yemeklerle birlikte alınmalıdır, fakat çinko boş mideye veya geçe geç vakit alınması yararlıdır.

İlaçların şekilleri nelerdir?

Bu tür ilaçlar tablet, kapsül, toz veya sıvı halde bulunabilirler.

• İlaçları yutmakta güçlük çekiyorsanız onları parçalayıp yutabilirsiniz.
• Kapsül kullanacaksanız jelatinli olmayanları terci ediniz
• toz ve sıvı ilaçların kullanımı ve emilimi daha kolaydır.
• İlaçları seçerken doğal olmalarına dikkat edin, yapay tatlandırılmış veya renklendirilmiş ilaçları tercih etmeyiniz.
Kullanım dozları ne olmalıdır?

Bu türlü ilaçların kullanımı sırasında günlük alınacak dozlar titizlikle hesaplanmalı ve ilaçların tüm uyarıları okunmalıdır. Yüksek dozlarda alınacak ilaçlar vücutta geri dönüşümü olmayan hasarlar yaratabilir. Bu tür ilaçlar besinlerle veya diğer ilaçlarla etkileşim içersine girebilir ve vücudumuza zararlı olabilirler.
 

Kalsiyum



Vücutta kullanım alanları:
Sağlıklı kemik, diş gelişiminde önemli bir kaynaktır. Kasların kasılma işlevlerinde, kanın pıhtılaşmasının sağlanmasında, ya da kompakt bir şekilde kemiklerin ve dişlerin yapısında önemli roller üstlenen yaşamsal bir maddedir. Büyüme dönemindeki çocuklar, ergenler, gebeler ve emziren kadınlar kalsiyuma en çok ihtiyacı olanlardır. Kalbin ritmini düzenler, kandaki kolesterol değerlerini düşürür. Ayrıca B12 vitamin emiliminde önemli rol oynar. Özellikle vücuttaki demirin kullanımı için önemlidir

Eksiklik belirtileri:
Kas ve eklem ağrıları, kemiklerde zayıflama, tırnaklarda kırılma ve çatlama veya kolay kırılmalar görülebilir. Erken katarakt oluşumu görülebilir. Kandaki kolesterol düzeyini arttırır. Dikkat bozukluğu oluşabilir. Huzursuzluk, halsizlik, kaslarda kramp yapabilir.

Tedavide kullanım alanları:
Raşitizm, osteoporoz. uykusuzluk,eklem ağrılarını geriletmek için,depresyon,anksiyete,alerjilerde ve sindirim sistemi hastalıklarında kullanılır.

Besin kaynakları:
Yeşil yapraklı sebzeler de iyi birer kalsiyum kaynağıdırlar ancak ıspanak gibi yüksek ogzalik asid içerenlerinde kalsiyum emilimi azalmıştır. Karnabahar, brokoli, kuru baklagiller, kurutulmuş meyveler, susam, fındık, pekmez kalsiyum içeriği yüksek gıdalardandır.Süt ve sütü ürünleri kalsiyum kaynağı olarak iyi birer kaynaktırlar fakat magnezyum içeriği yönünden zayıf olduklarından kalsiyum emilimi tam olamayabilir.Ayrıca süt ve ürünleri birçok insanda alerjik reaksiyonlar yaratabilir.Bu yüzden kalsiyum ihtiyacımızı birçok kaynaktan sağlamak daha doğrudur.

Dozları:
Önerilen günlük dozu: 800 mg
Tedavi dozları günlük 500-1500mg aralığıdır.
Aşılmaması gereken doz günlük1500mg dır.

Uyarılar:
D vitamini eksikliğinde, Mide barsak sistemi hastalıklarında, Düşük mide asidinde, aşırı stres durumlarında, Hareketsizlikte Çok yüksek oranda protein ve yağ alımı Ispanak, pazı, pancar, kakao gibi ogzalik asitli yiyecekler alındığında ve yüksek fosfor alımında kalsiyum emilimi bozulabilir. Kalsiyum içeren ilaçların kullanımı ile bazen kabızlık, gaz ve şişkinlik gibi şikayetler oluşabilmektedir. Böbrek hastalığı bulunanlarda hekime danışılması gerekir. Böbrek taşı hikayesi olan hastaların kalsiyum içeren ilaçları kullanması ile taş oluşumu riski artabilir.

En iyi alım şekli:
Gece yatmadan önce bir bardak su ile alınan kalsiyum hem rahat uyku sağlar hem de geceleri vücut tarafından rahat emilir. Kalsiyum emilimini güçlendirmek için magnezyumlu preparatlar tercih edilmelidir. Çok yağlı yiyecekler kalsiyum emilimini bozacağından birlikte alınmamalıdır.
 
Demir



Vücutta kullanım alanları:
Demir mineraller arasında belki de hakkında en çok araştırma yapılan ve etkileri en iyi bilinendir. Demir vücutta tüm hücreler için gerekli olan bir elementtir. Demirin en önemli görevi, kırmızı kan hücrelerinde bulunan hemoglobin adı verilen protein ile vücut organlarına oksijen taşımaktır. İnsan vücudunda demir en fazla kana ve kaslara kırmızı rengi veren hemoglobin ve myoglobin adı verilen proteinlerde bulunur İnsanlarda da yüzlerce protein ve enzim için gerekli bir maddedir.

Eksiklik belirtileri:
Demir eksikliği dünyada en sık rastlanan besinsel eksikliktir. Demir eksikliğinin en önemli sonucu anemi olarak da adlandırılan kansızlıktır. Demir eksikliğinin başlıca nedenleri kan kayıpları, günlük beslenme ile yeterli demir alınmaması, sindirim kanalından emilimin bozulması ve hamileliklerdir. Demir eksikliğinde ortaya çıkan en önemli belirtiler, kanın oksijen taşıma yeteneğinin düşmesi sonucu halsizlik, yorgunluk, çarpıntı, yaraların zor iyileşmesi, dudak kenarlarında yaralar, yutma güçlüğü, soğuk intoleransıdır. Ayrıca demir eksikliğinden kaynaklanan kansızlığın sonuçlarından olan deri ve diğer dokuların renginin solukluğu, saç dökülmesi, kaşıntı, saç ve tırnaklarda çatlamalar vücutta görülen diğer etkilerdir.

Tedavide kullanım alanları:
Anemilerde, yorgunluk ve halsizliklerde, gebelikte, özellikle emziren annelerde, vegeteryan beslenme biçiminde ve çok kahve tüketenlerde kullanılır.

Besin kaynakları:
Demirin miktar ve emilim kolaylığı yönünden en iyi kaynakları, karaciğer, dalak, böbrek ve organ etleridir. Yumurta sarısı, pekmez, tahin, kuru meyveler, kuru baklagiller, yeşil sebzeler, fındık, fıstık ve susam gibi besinlerde iyi kaynak sayılabilir. Yeşil yapraklı sebzelerle, tahıllarda bulunan demirin emilimi daha güçtür.

Dozları:

Önerilen günlük dozu: 14mg
Tedavi dozları günlük14-50mg aralığıdır.
Aşılmaması gereken doz günlük15mg dır

Uyarılar:
Demir fazlalığı sonucunda halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, baş ağrısı, mide bulantısı, kusma gibi şikayetler, deride biriken hemosiderin sonucunda oluşan kızıl-kahverengi renk, karaciğerde siroza kadar ilerleyebilen değişiklikler ve kalp kasında depolanan demir nedeniyle çalışmasında problemler ortaya çıkabilir.50mg üzerindeki alımlarda mide rahatsızlıkları ve kabızlık ve dışkı renginde koyulaşma yapabilir.

En iyi alım şekli:
Bitkisel kaynaklı besinler; hayvansal kaynaklı besinlerle ve C vitamininden zengin besinlerle birlikte tüketilirse emilim oranları artmaktadır. C vitamini ile birlikte alımı emilimini arttırır ve kabızlığı önler. Demir alımını takiben 1 saat kadar kahve ve çay tüketilmemelidir.
 
Bakır



Vücutta kullanım alanları:
Karaciğerde depolanan bakır, vücut dokusunun yeniden oluşması için gerekli enzimlerin yapımında oldukça önemli bir rol oynar. Hemoglobine bağlı demirin korunması ve vücuttaki C vitamininin kullanılabilmesi için gereklidir. Ayrıca bakır, beyin sinirleri ve bağ dokusu için de oldukça önemlidir. Cildimizi oluşturan esas madde olan kollojenin oluşumu için esas olan mineraldir.

Eksiklik belirtileri:
Kansızlık, cilt ve kemik kusurları ve zeka gelişme bozuklukları görülür. Saç dökülmesi, yetişkinlerde anormal kalp ritmi. Bakır yetersizliğinin erken bulgularından bir tanesi de osteoporozdur. Sık olarak demir eksikliği ile beraber görülen bakır eksikliği halsizlik, solunum ve ödem yaratabilir. Büyümede yavaşlama görülür.

Tedavide kullanım alanları:
Artritler, kırılgan kemiklerde, Cerrahi operasyonlardan sonra cildi iyileştirici olarak, yanıklarda. Gebelik ve emzirme süresince kullanılır. Sağlıklı kişilerde diğer besinlerle beraber dengeli bir şekilde alınmalıdır. Özellikle Wilson ve Menke sendromlarında ve romatoid artrit ile osteoartrit gibi iltihaplı hastalıklarda kullanılması önerilmektedir.

Besin kaynakları:
Sakatatlar, balık, kabuklu hayvanlar ve fındık bakır bakımından zengindir. Zeytin ve kurutulmuş meyvelerde bakır bakımından zengindir.

Dozları:
Önerilen günlük dozu: 1,5mg
Tedavi dozları günlük 5–8 mg aralığıdır.
Aşılmaması gereken doz günlük 5mg (uzun süre kullanımı).

Uyarılar:
Zehirlenme ancak bakır ile kirleşmiş suların veya bakır tuzlarının fazla alımı sonucu bildirilmiştir. Bir başka durum ise doğum kontrol ilaçlarının alımı bakır düzeylerini artırmaktadır.

En iyi alım şekli:
Gün içinde yemeklerle birlikte bakır glukonat şeklinde alınması yaralıdır. Vücuttaki bakır düzeyi Çinko ve C vitamini düzeyleri ile ilişkilidir.
 
Krom



Vücutta kullanım alanları:
Krom, insan organizmasında karbonhidrat metabolizması için önemlidir. Kolesterol, yağ ve protein sentezi için hayati bir mineral olan krom, kan şekeri düzeyinin sabit kalmasını sağlar. Kromun osteoporozla savaşta ve yaşlanmayı geciktirmede etkili olduğu, ayrıca kas oluşumunu da desteklediği bilinmektedir. Ortalama bir diyet kromdan fakirdir. Şayet diyette eksik alınırsa eksikliği ortaya çıkabilir. Damar sertliğine karşı krom koruyucudur.

Eksiklik belirtileri:
Kilo kaybına, periferik sinir hastalığına ve şeker hastalığı benzeri belirtilere yol açar. Konsantrasyon bozukluğu ve sinirlilik hali yaratır. Huzursuzluk, yorgunluk, şekere karşı tolerans bozukluğu, damar sertliği riskinde artış, fazla kilo alımı görülebilir Tedavide kullanım alanları: Kolesterol ve trigliserit gibi kan yağlarında düşme, şeker toleransında düzelme görülmektedir. Şeker hastalarında ise insülin ihtiyacı azalmaktadır. Ani kilo kaybı, sinir uçları tahrişi ve kan şekeri düşüklüğü olanlarda tavsiye edilir. Özellikle premenstruasyon sendromu ve duygulanım bozukluklarında kullanılır. Atletlerin kas kütlesini geliştirilmesinde krom yararlıdır.

Besin kaynakları:
Bira ve bira mayasında, işlenmemiş pirinç, et, peynir ve hububatlarda bulunur. Dana karaciğeri ve bal, başlıca krom sağlayan gıdalarımızdandır.

Dozları:
Önerilen günlük dozu: 120ugr
Tedavi dozları günlük 100-200ugr
Aşılamaması gereken doz günlük 200ugr

Uyarılar:
Krom kaynağı çoğunlukla bira mayasından elde edilir. Bu durum mayaya karşı bazı insanlarda alerjik yan etkiler doğurabilir. Özellikle diyabet olanların krom kullanımı doktor kontrolünde olmalıdır.

En iyi alım şekli:
Sabahları kahvaltı ile birlikte alınması önerilir. Şayet mayaya karşı hassas olmayan bireylerde 2 kaşık bira mayasının yemeklere karıştırılması en iyi alım yoludur.
 
Manganez



Vücutta kullanım alanları: Kemik oluşumu ve bakımı ile bağ dokuları için oldukça gerekli olan manganez minerali, protein ve genetik malzemelerin sentezine katkıda bulunarak besinlerden enerji üretmeye yardımcı olur.

Eksiklik belirtileri: Anormal kemik ve kıkırdak oluşumu, glukoz toleransında bozulma ve büyümede gecikme oluşabilir. Manganez eksikliği yaşayan bir kişide kilo kaybı, bulantı, kusma, deri tahrişi, saç uzamasında yavaşlama ve saç renginde beyazlaşma görülebilmektedir.

Tedavide kullanım alanları: Yorgunluk ve hafıza problemlerinde, kısırlık tedavisinde, Büyüme geriliğinde, orta kulak hastalıklarında kullanılır.

Besin kaynakları: Kuşkonmaz, tahıl ve yağlı bitkiler (ceviz, badem v.b.).Avokado, fındık

Dozları:
Önerilen günlük dozu: 5mg Tedavi dozları günlük 10-20mg aralığıdır. Aşılmaması gereken doz günlük 15 mg

En iyi alım şekli: Yemeklerle birlikte sabah veya öğlen, kalsiyum ile birlikte alınımı önerilmez.
 
Magnezyum



Vücutta kullanım alanları: Vücudumuzdaki 300 den fazla biyokimyasal reaksiyonda rolü vardır. Kas ve sinir fonksiyonlarının yürütülmesi, kemik güçlülüğünün sağlanması, kalp ritminin düzeninin sağlanmasında rolü büyüktür. Enerji metabolizması ve protein sentezinde de yer almaktadır. Kemik ve dişlerin gelişimini ve sağlıklı kalmalarını, sinir iletişimlerini ve enerji oluşumunu sağlar. Kalsiyum emilimi sağlar, B1 ve B6 vitamini metabolizması için gereklidir.

Eksiklik belirtileri: Sinirlilik, uyumsuzluk, iştah kaybı, depresyon, kas krampları ve kasılmaları, kalp ritminde bozulmalar, solukluk, uyuşukluk

Tedavide kullanım alanları: Adet sancıları ve adet öncesi gerginliği, Ayrıca hamilelikte görülen bacak kramplarında da etkili olduğu bilinmektedir. Diyabetik hastalarda alkolizm ve epilepsi tedavisinde kullanılmaktadır.

Besin Kaynakları: Doğada yaygın olarak bulunur; deniz suyu, kaynak suları ve tüm yeşil bitkiler magnezyum taşır. Ispanak gibi yeşil sebzeler içerdikleri klorofilin yapısında magnezyum olduğu için iyi birer magnezyum kaynağıdır. Ayrıca kuru yemişler, tohumlar ve tüm hububatlar magnezyum içerirler. Ayrıca muz, avokado, kakao, dil balığı gibi yiyeceklerde magnezyumun önemli kaynaklarındandır.

Dozları:
Önerilen günlük dozu: 300mg
Tedavi dozları günlük 100-300mg aralığıdır.
Aşılmaması gereken doz günlük 300 mg 400 mg üstündeki alımlarda ishale sebep olabilir.

En iyi alım şekli: Kalsiyum ile birlikte alınması önerilmektedir. Bunun dışında magnezyum oral yolla da alınabilir. Acil durumlarda veya ciddi magnezyum eksikliğinde damar içi magnezyum verilmesi tercih edilir.
 
Potasyum



Vücutta kullanım alanları: Hücre içi ve dışında sıvı ve mineral dengesine yardım eder. Kan basıncının düzenlenmesini sağlar. Sinir iletiminin ve uyarılarının iletimine yardım eder. Kaslarınızın kasılmasına yardım eder. Kalp ritmi için hayati öneme sahip bir elementtir, beynin oksijenlenmesi için gereklidir. Böbreklerimiz vücutta sodyum/potasyum dengesini sağlar. Eksiklik belirtileri: Kalp ritim bozuklukları, kas zayıflığı ve kramplar, baş ağrısı, letarji, kabızlık güç kaybı, iştahsızlık, mide bulantısı ve halsizlik görülür.

Tedavide kullanım alanları: İshal, kalp ritim bozukluklarında, hipertansiyon tedavisinde,

Besin kaynakları: Balık, tavuk, taze et, birçok sebze ve özellikle meyvelerde bulunur. Az işlem görmüş besinlerin potasyum miktarı daha fazla olmaktadır.

Dozları:
Önerilen günlük dozu: 3,500mg ( daha çok besinlerle birlikte alınır)
Tedavi dozları günlük 250-850mg aralığıdır.
Aşılmaması gereken doz günlük 850 mg

En iyi alım şekli: Potasyum glukonat olarak sabahları veya akşamları yemekle birlikte alımı önerilmektedir.
 
Sodyum



Vücutta kullanım alanları: Vücut sıvı dengenizi kontrol etmenize yardım eder. Kalp kası da dahil tüm vücut kaslarınızın gevşemesine yardım eder. Sinir iletiminin ve uyarılarının iletimine yardım eder. Kan basıncınızın düzenlenmesinde yardımcıdır.

Eksiklik belirtileri: Mide bulantısı, kas krampları ve baş dönmesi.

Tedavide kullanım alanları: Uzun süreli ishallerde, uzun süreli açlık ve yeme bozukluklarında, böbrek yetersizliklerinde kullanılır.

Besin kaynakları: Besinlerin bileşimindeki sodyumun %80’i işlenmiş besinlerden gelir. Geriye kalan miktar ise sofra tuzu ve besinlerin yapısında doğal olarak bulunan sodyumdan gelir.

Dozları:
Önerilen günlük dozu: sodyum için de RDA’nın bir önerisi yoktur
Tedavi dozları günlük 500 mg mg aralığıdır.
Aşılmaması gereken doz günlük 2000 mg

En iyi alım şekli: En iyi alım biçimi yemeklerle birlikte sofra tuzu (iyotlu) olarak.¼ tatlı kaşığı tuz 500 mg sodyum içerir.
 
Selenyum



Vücutta kullanım alanları: Antioksidan olarak E vitamini ile birlikte hücrelerinizi oksidasyona karşı koruyarak, kanser, kalp hastalıkları ve diğer sağlık sorunlarının önlenmesinde yardımcıdır. Hücre çoğalmasına yardım eder. Göz, kalp, karaciğer, saç ve tırnak sağlığımız için vazgeçilmez bir elementtir.

Eksiklik belirtileri: İnsanlarda yetersizlik belirtileri kesin bilinmemekle birlikte kalp kasını etkileyebileceği düşünülmektedir. Ancak karaciğer, kanser ve kalp hastalıkları olanlarda kan düzeylerinin düşük olduğu bilinmektedir.

Tedavide kullanım alanları: Yüksek tansiyon, siroz, artrit, katarakt, kepeklenme,kanser önleyici olarak kullanılmaktadır.

Besin kaynakları: En zengin kaynakları deniz ürünleri, karaciğer, böbrek ve diğer etlerdir. Tahıllar ve tohumlarda da selenyum bulunur fakat bu, bitkinin yetiştiği toprağın selenyum miktarına bağlıdır. Sebzeler ve meyveler iyi kaynaklar değildir.

Dozları:
Önerilen günlük dozu: RDA’nın önerisi yoktur.
Tedavi dozları günlük 100µg to 200µg aralığıdır.
Aşılmaması gereken doz günlük 200 µg

En iyi alım şekli: En iyi alım şekli C E ve A vitaminleri ile kombine şeklinde olmalı,B vitaminleri emilimini artırıcı özelliğe sahiptirler, ya sabahları aç karnına boş mideye alınırsa emilimi daha fazla olmaktadır.
 
Çinko



Vücutta kullanım alanları: Hücre çoğalması ile doku büyümesi ve yenilenmesini artırır. Yeterli çinko alımı büyüme için elzemdir. Vücudunuzda 70’den fazla enzimin yapısında yer alır. Vücudunuzun karbonhidrat, protein ve yağları kullanmasına yardım eder. Bağışıklık ve üreme sistemi metabolizması için gereklidir. Gebelikte bebeğin beyin, sinir sistemi ve kemiklerin gelişimi için gereklidir.

Eksiklik belirtileri: Koku ve tad alımında bozukluk, çocukluk döneminde büyümenin gerilemesine, gebelik döneminde ise doğuştan bozukluklara neden olur. İştah kaybı, deride değişiklikler ve enfeksiyonlara karşı direncin azalması da diğer yetersizlik belirtileridir.

Tedavide kullanım alanları: Egzama, erkelerde kısırlık problemlerinde, çocuklarda büyüme geriliğinde, iştahsızlıkta, alkolizmde

Besin kaynakları: Çinkonun iyi kaynakları et, deniz ürünleri ve karaciğer gibi hayvansal kaynaklı besinlerdir. Yumurta ve süt az miktarda çinko içerir. Bitkisel kaynaklı besinlerden tam tahıl ürünleri, buğday özü(germ), börülce ve miso da çinko içerir. Fakat bunların vücuttaki kullanılabilirlikleri daha sınırlıdır.

Dozları:
Önerilen günlük dozu: 15mg
Tedavi dozları günlük 15-30mg aralığıdır.
Aşılmaması gereken doz günlük 15 mg (uzun süre)

En iyi alım şekli: Bol Suyla birlikte geceleri alımı en iyi şekildir, özellikle kahve ve çay ile birlikte alınmalalıdır, emilimi bozulur.En iyi formu Çinko sitrat dır
 

Molibden



Vücutta kullanım alanları: Vücudunuzda kırmızı kan hücrelerini oluşturmak üzere, hemoglobin içerisine demirin depolanması için riboflavin ile birlikte çalışır. Ayrıca erkek cinsellik metabolizması için gereklidir. Dişlerimizi güçlendirici bir yapı taşıdır.

Eksiklik belirtileri: Eksikliği yemek borusu kanseri ile ilişkili verilere rastlanmaktadır. Normal bir diyetle besleniyorsanız yetersizlik konusunda endişelenmenize gerek yok.

Tedavide kullanım alanları: Bilinen bir tedavide kullanım alnı olmamakla birlikte diğer vitaminlerle birlikte alınır.

Besin kaynakları: Süt, kuru baklagiller, tahıl ürünleri ve ekmekte bulunur. Dozları:
Önerilen günlük dozu: Günlük molibden gereksinimi ile ilgili RDA’nın bir önerisi bulunmamaktadır.
Tedavi dozları günlük 150–200 µg aralığıdır.
Aşılmaması gereken doz günlük 200 µg dır.

En iyi alım şekli: Düzenli bir beslenmede günlük diyetle alınan miktarlar yeterli olmaktadır. Diğer vitaminlerle birlikte yemeklerle alınması önerilmektedir.
 

Flor



Vücutta kullanım alanları: Diş minelerinizin güçlenmesini sağlayarak, diş çürüklerini önler. Kemiklerinizin güçlenmesine yardım ederek osteoporoz ve kemik kırılmalarını önler.

Eksiklik belirtileri: Diş minesinde zayıflama oluşur.

Tedavide kullanım alanları: Diş çürüklerinin önlenmesinde

Besin kaynakları: Florun kaynakları sınırlıdır. İki önemli kaynağı vardır, bunlardan biri çay, özellikle florlanmış su ile hazırlanmış diğeri ise yenilebilir kemikleriyle birlikte konserve edilmiş somon balığıdır.

Dozları:
Önerilen günlük dozu: 4–8 yaşlar için 1 mg/gün, 9–13 yaşlarda, 2 mg/gün ve gençler için 3 mg/gün olarak belirlenmiştir. Yetişkin erkekler için günlük 4 mg, yetişkin kadınlar için ise günlük 3 mg flor önerilmektedir.
Tedavi dozları günlük: 1-4mg aralığıdır.
Aşılmaması gereken doz: günlük 4 mg

En iyi alım şekli: Sabahları suyla birlikte tablet olarak alınması önerilmektedir.
 
İyot



Vücutta kullanım alanları: Vücudunuzun enerji harcama hızını etkileyen ve bir tiroit hormonu olan tiroksinin yapısında yer alır.

Eksiklik belirtileri: İyot yetersizliğinde vücudunuz yeterli tiroksini üretemez. Bunun sonucunda organizmanızın enerjiyi yakma hızı azalır ve kilo artışı sorun olmaya başlayabilir. Guatr, tiroit bezinin büyümesidir ve sıklıkla iyot yetersizliği durumunda oluşur. İyotlu tuz kullanımı ile iyot alımı yetersizliğinin, guatra neden olan etmenlerden biri olma oranı azalır.

Tedavide kullanım alanları: Tiroit hastalıklarında

Besin kaynakları: İyot doğal olarak deniz balıklarında bulunur. Deniz kıyısında yetişen besinlerde de iyot bulunur. Fakat birçok insan bu tür besinleri tüketememektedir. Bu nedenle tuzlar iyotlanır. Eğer normal düzeyde tuz tüketiyorsanız yeterli ve güvenilir düzeyde iyot alıyorsunuz demektir.

Dozları:
Önerilen günlük dozu: 150mcg
Tedavi dozları günlük 100-200mg aralığıdır.
Aşılmaması gereken doz günlük 200 mg

En iyi alım şekli: Yemeklerle birlikte, Bir buçuk tatlı kaşığı iyotlu tuz RDA’nın bir gün için önerdiği iyot miktarını karşılamanızı sağlar.
 
Klor



Vücutta kullanım alanları: Hücre içi ve dışı sıvıları düzenler. Mide asidinin bir bileşeni olarak, besinlerin sindirimine ve besin öğelerinin emilimine yardım eder. Sinir iletiminin ve uyarılarının iletimine yardım eder.

Eksiklik belirtileri: Sofra tuzunun bileşiminde klor bulunduğu için sağlıklı bireylerde klor yetersizliğine pek rastlanmaz. Klor ve sodyum yetersizlikleri birlikte görüldüğü için yetersizlik belirtileri de benzerdir.

Tedavide kullanım alanları: Uzun süreli ishallerde, uzun süreli açlık ve yeme bozukluklarında, böbrek yetersizliklerinde kullanılır.

Besin kaynakları: Sofra tuzu sodyum ve klordan oluşur. Bu nedenle tuz ve tuzlu besinler klorun temel kaynağıdır. 1/4 tatlı kaşığı tuzun bileşiminde 750 mg klor bulunur. Dozları:
Önerilen günlük dozu: Klor gereksinimi konusunda RDA’nın bir önerisi bulunmamaktadır.
Tedavi dozları günlük 750mg aralığıdır.
Aşılmaması gereken doz günlük 750 mg

En iyi alım şekli: En iyi alım biçimi yemeklerle birlikte sofra tuzu (iyotlu) olarak.¼ tatlı kaşığı tuz 750mg klor içerir.
 
Geri