-
- Katılım
- Ekim 1, 2014
-
- Mesajlar
- 1,704
-
- Tepkime puanı
- 22
-
- Puanları
- 293
-
- Yaş
- 95
1. Müslümanlar mezheplere uymayıp doğrudan Kur’an’dan alarak dilediği şekilde amel edemezler.
Şayet amel etmeye kalkarlar ise bu tıpkı “İnsanlar hastalandığında doktora gitmesin, herkes kendi kendisinin doktoru olsun ve eczaneye bizzat kendileri gitsin, orada hastalığına uygun gördüğü ilacı kendisi alsın.” demek anlamına gelir ki, bu da, en büyük fitnedir… Zira bu işin sonunda Müslümanlar tam bir kargaşa ortamına düşer ve herkes “Benim mealim doğrudur buna göre amel edilmesi doğrudur” vehmine kapılarak felakete gider. İşte o ortam oluştuğunda mezhepsizlerin arkasındaki İslam’ın gizli düşmanları, ikinci aşamadaki hedeflerine varmış olacaklardır. Kur’an ile ilgili hiç bir ilme vakıf olmayan bir okur yazar müslüman, mezhep imamlarının çıkardıkları hükümleri yansıtan ilmihaller olmasaydı ibadetlerini neye göre ve nasıl yapabilecekti? Kur’an namazı emrediyor fakat kaç rekat olduğunu açık olarak belirtmiyor. Kur’an’a göre vakit namazları ve Cenaze Namazı kaç rekat ve nasıl kılınacaktı? Rasul-i Ekrem (s.a.v):
– “Kur’an-ı kerimi kendi görüşüne göre tefsir eden kâfir olur” buyurdu.(Deylemî)
2. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz ” Ümmetimin alimleri arasındaki ayrılık rahmettir '' ve “Ümmetimin âlimleri asla yanlış üzerinde ittifak etmezler.” buyurdular.
En büyük müçtehid Peygamber Efendimizdir. Eshab-ı Kiramın her biri birer müçtehid idi. Bir çoğunun içtihadı birbiri ile aynı olmakla beraber bazılarının içtihadları kısmen de olsa farklı idi. Rasulullah (s.a.v) onlara “siz ne yapıyorsunuz?” demedi. Hatta Rasulullah (s.a.v), bir çok kez bazı konularda Hz. Ömer’in (r.a.) içtihatlarını doğru buldular. Eshabtan sonraki devirlerde başka milletlerden de müslüman olanlar çoğalınca ve içtihat derecesinde âlimler de azalınca, müçtehid olmayan müslümanların müçtehid olan alimlere tabi olmaları elzem(gerekli) oldu.
Bu sebepledir ki Tabiin devrinde yüzün üzerinde hak mezhep ortaya çıktı. Bu hak mezhepler yıllar içinde daha çok rağbet edilen diğer hak mezheplere yerini bırakarak günümüze ancak Hanefi, Şafi, Maliki ve Hanbeli mezhepleri ulaşabildi… Daha sonraki yıllarda mezhep kuracak kadar içtihat ehli âlimler de olmadığı için yeni bir mezheb kurulmadı.
Şayet amel etmeye kalkarlar ise bu tıpkı “İnsanlar hastalandığında doktora gitmesin, herkes kendi kendisinin doktoru olsun ve eczaneye bizzat kendileri gitsin, orada hastalığına uygun gördüğü ilacı kendisi alsın.” demek anlamına gelir ki, bu da, en büyük fitnedir… Zira bu işin sonunda Müslümanlar tam bir kargaşa ortamına düşer ve herkes “Benim mealim doğrudur buna göre amel edilmesi doğrudur” vehmine kapılarak felakete gider. İşte o ortam oluştuğunda mezhepsizlerin arkasındaki İslam’ın gizli düşmanları, ikinci aşamadaki hedeflerine varmış olacaklardır. Kur’an ile ilgili hiç bir ilme vakıf olmayan bir okur yazar müslüman, mezhep imamlarının çıkardıkları hükümleri yansıtan ilmihaller olmasaydı ibadetlerini neye göre ve nasıl yapabilecekti? Kur’an namazı emrediyor fakat kaç rekat olduğunu açık olarak belirtmiyor. Kur’an’a göre vakit namazları ve Cenaze Namazı kaç rekat ve nasıl kılınacaktı? Rasul-i Ekrem (s.a.v):
– “Kur’an-ı kerimi kendi görüşüne göre tefsir eden kâfir olur” buyurdu.(Deylemî)
2. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz ” Ümmetimin alimleri arasındaki ayrılık rahmettir '' ve “Ümmetimin âlimleri asla yanlış üzerinde ittifak etmezler.” buyurdular.
En büyük müçtehid Peygamber Efendimizdir. Eshab-ı Kiramın her biri birer müçtehid idi. Bir çoğunun içtihadı birbiri ile aynı olmakla beraber bazılarının içtihadları kısmen de olsa farklı idi. Rasulullah (s.a.v) onlara “siz ne yapıyorsunuz?” demedi. Hatta Rasulullah (s.a.v), bir çok kez bazı konularda Hz. Ömer’in (r.a.) içtihatlarını doğru buldular. Eshabtan sonraki devirlerde başka milletlerden de müslüman olanlar çoğalınca ve içtihat derecesinde âlimler de azalınca, müçtehid olmayan müslümanların müçtehid olan alimlere tabi olmaları elzem(gerekli) oldu.
Bu sebepledir ki Tabiin devrinde yüzün üzerinde hak mezhep ortaya çıktı. Bu hak mezhepler yıllar içinde daha çok rağbet edilen diğer hak mezheplere yerini bırakarak günümüze ancak Hanefi, Şafi, Maliki ve Hanbeli mezhepleri ulaşabildi… Daha sonraki yıllarda mezhep kuracak kadar içtihat ehli âlimler de olmadığı için yeni bir mezheb kurulmadı.