Mueddeb
Platin Üye
-
- Katılım
- Şubat 19, 2014
-
- Mesajlar
- 16,478
-
- Tepkime puanı
- 209
-
- Puanları
- 323
-
- Konum
- Evden
Metrolarda ağlanmaz...
1 vagondaki herkes aynı anda hüzünlenmez.
6 yaşında yalın ayak,
12 yaşında elinden tutan bir abisi...
Kimse'den tek kuruş isteyecek ne halleri,
Nede onları tercüme edecek dilleri...
Bombalar altında, yarısı yıkılmış evleri,
Sokağın sonunda kanlı ve oyuncaklı park yeri...
Halep' canlansın gözünde, ve dilenci diye yaftalamadan önce,
2 kardeşi takip et, Aksaray metrosunda inince,
İnsanların verdiği o bozuk paralarla,
köşe başındaki simitçi'den aldıkları, simide şahit ol !
Yalın ayak yürüdün mü hiç ?
Yada senin ayakların, onların ki gibi küçücükken,
kırk patikte bohçalı, kırmızı ayakkabılara sarılıyken...
2 kardeş gördüm, gözleri masmavi,
biri Filistin gibi bakıyor, öteki Şam...
Abisi kardeşine öyle sarılmış ki,
Onu her öptüğünde, sen hıçkırıklara boğuluyorsun.
Kayıtsız kalamıyor, kalp taşıyan insanlar...
Ve sen o gün;
At pazarında 'çay'a, çorbaya yatıracağın parayı,
2 kardeşi öperken, ceplerine sıkıştırı veriyorsun...
Dilenemeyen minik elleri, ve çıplak ayaklarıyla,
Fatih'e doğru çıkıyorlar, sırayla bir simitten ısırık alırken,
Arkalarından öyle bir bakıyorsun ki,
Ya Filistin, ya şam...
Minik ayaklarınızın altına paspas olsaydım sizin,
Belki üşümezdi ayaklarınız, ellerinizi sarıp sarmalasaydım.
Yırtılmış ceplerinizden çıkmazdı belki elleriniz...
Bilmem ki, kaç melek var yanınızda,
Mis gibi ter kokan, minik kıyafetlerinizi bağrıma basıyorum.

Bir metro anısı...
Muhammed yasir yaman
1 vagondaki herkes aynı anda hüzünlenmez.
6 yaşında yalın ayak,
12 yaşında elinden tutan bir abisi...
Kimse'den tek kuruş isteyecek ne halleri,
Nede onları tercüme edecek dilleri...
Bombalar altında, yarısı yıkılmış evleri,
Sokağın sonunda kanlı ve oyuncaklı park yeri...
Halep' canlansın gözünde, ve dilenci diye yaftalamadan önce,
2 kardeşi takip et, Aksaray metrosunda inince,
İnsanların verdiği o bozuk paralarla,
köşe başındaki simitçi'den aldıkları, simide şahit ol !
Yalın ayak yürüdün mü hiç ?
Yada senin ayakların, onların ki gibi küçücükken,
kırk patikte bohçalı, kırmızı ayakkabılara sarılıyken...
2 kardeş gördüm, gözleri masmavi,
biri Filistin gibi bakıyor, öteki Şam...
Abisi kardeşine öyle sarılmış ki,
Onu her öptüğünde, sen hıçkırıklara boğuluyorsun.
Kayıtsız kalamıyor, kalp taşıyan insanlar...
Ve sen o gün;
At pazarında 'çay'a, çorbaya yatıracağın parayı,
2 kardeşi öperken, ceplerine sıkıştırı veriyorsun...
Dilenemeyen minik elleri, ve çıplak ayaklarıyla,
Fatih'e doğru çıkıyorlar, sırayla bir simitten ısırık alırken,
Arkalarından öyle bir bakıyorsun ki,
Ya Filistin, ya şam...
Minik ayaklarınızın altına paspas olsaydım sizin,
Belki üşümezdi ayaklarınız, ellerinizi sarıp sarmalasaydım.
Yırtılmış ceplerinizden çıkmazdı belki elleriniz...
Bilmem ki, kaç melek var yanınızda,
Mis gibi ter kokan, minik kıyafetlerinizi bağrıma basıyorum.

Bir metro anısı...
Muhammed yasir yaman