Merhaba Eylül...

Konu sahibi son olarak 4247 gün önce görüldü








Merhaba Eylül! ..

Uzun sürdü yağmurlarım, bir türlü açılmak bilmedi bulutlar...Şaşı gözüm gibiydi güneş; bir öyle, bir böyle...Ah bu mevsim! ..Ne yağmuru bitti, ne de düşürdüğü sarı yaprakları...Esti de esti rüzgar; üşüttü ağaçları ve kuşları, döküldü diplerine çiçeklerdeki taç yapraklar; döndü hepsi, solgun bir güle...Kokularını yitirdiler ah çeke çeke...Kapandılar içlerine; bana benzediler gitgide...Baharı beklemeye başladılar, yeniden yeşermek için ya, nasıl kıskanmam onları! ..

Ya ben! ..Ben, yitireli çok oldu baharı...İşte bu yüzden özenirim, çok kereler bahar yaşayan ağaçlara, çiçeklere, sarmaşıklara, hatta otlara...

Olamam ki, olamam ki! ...

Buna rağmen, içimdeki çocuğu yaşatmanın yollarını öğretti hayat bana...Her hücreme acıyı enjekte ederek hem de! ..Yaşamak zordu, insan olmak hepten zordu, aşk zordu bir de! ..Hele ben gibi her gününe yeni aşklar, yeni sevgiler büyüten biri için, daha bir zordu yaşamak! ..

sabahı okşayan elimde çakır dikeni
akşamı bekleyen yüreğimde yar yüzü...
o neredeyse! ..

yok! ..
 
En güzel kitapları kitapsız birine verdim.
En güzel sözleri ona söyledim
Şiirlerden mutluluk kokanları seçtim
En güzel şarkıları da ona gönderdim
İçinde ulaşılmaz bir aşkın çığlıkları yürek yakar..
Şimdi kalemimden dizelerime dökülen bir mürekkep kan ağlar
Tam dindi dinecek derken,
Yazdım.. yaprak dökümü,
Sildim.. iklim sonbahar






 
Artık Eylül güzelim...
Yağdı yağacak yağmur havalarında, üzüldüm mü nasıl üzülürüm, umutlandım mı nasıl sevinirim, bilemezsin.

***

Şimdi üzgünüm...

Son yapraklarını da rüzgara teslim etmek üzere olan çırılçıplak bir ağaç gibi, rengimden ve neşemden eser yok...

Yalnızım...

Biliyorum; bunu ben yapıyorum.

Ama elimde değil.

Benim baktığım yerden hayat böyle gözüküyor ve başka bir açıdan bakmaya gücüm yok!

Zamana teslimim...

Gündüz vakti, perdeleri kapalı bir odada aydınlık arayan adamım...

Işık dışarıda...

Korkuyorum...

Bu korkuyla, kendi karanlığıma sığınmak, hüzünden ibaret...

Hüzün...

Hüzün ki, baştan çıkarır...

Hüzün; iskeleye bağlı geminin halatlarını zorlayan arsız rüzgar...

Koparsa ne olur?

Bu, düşünülecek bir şey değildir...

Bir yanım iskeleye çarparken ve bir yanım ufka arzulu...

Bu, düşünülecek bir şey değildir...

Hüzün; “kopsun inceldiği yerden”e giden tehlikeli bir yoldur çünkü...

Çünkü hüzün, şuuru koynuna alır ve masumca uyutur...

***

Yağdı yağacak yağmur havalarında, üzüldüm mü nasıl üzülürüm, umutlandım mı nasıl sevinirim, bilemezsin.

Belki bu gelen yağmur, benden kalan artıkları temizleyecek ve bana “vaktin doldu, artık geç oldu” diyecek...

Belki de bu yağmur, birkaç umut parçamı besleyip büyütecek, “son nefesten önceki her nefes, başlamasını bilene ilk nefes” diyecek...

***

Benim “Eylül”üm, işte böyle .....
“Hüzün” güzelim...
 
Derinliğine sevdim,
Utanmaz gönlümün aklanmaz kuşkularını
Çılgınlığıma verdim,
Uslanmaz yüreğimin akılsız tutkularını
Çılgındım, aşkımı aradım
Aşıktım, nefreti kustum
Sevgiydim, aşka küstüm
Barıştım, umuda düştüm
Dosttum, kendimi unuttum
Arkadaştım, ayrı düştüm
Sırdaştım, yalnızlığa bulaştım
Sabırdım, çaresizliğe koştum
Yoruldum, vicdan azabı
Duruldum, pişmanlık gazabı
Başaramadım kini, tanıyamadım nefreti
'Şimdiden tez yok' tokatladım hislerimi!
Ne yaptığımı bilsem mi iyi?
Kararlarıma bulaşmış, dengesiz bir öfke parlar!
Bağırdım! .. yaprak dökümü
Sustum! .. iklim sonbahar…








 
Bir eylüldü başlayan içimde
Ağaçlar dökmüştü yapraklarını

Çimenler sararmıştı
Rengi solmuştu tüm çiçeklerin
Gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı
Katar gidiyordu kuşlar uzaklara
Deli deli esiyordu rüzgar
Dağılmıştı yazdan kalan ne varsa
Yaşanmamış bir mevsim gibiydi bahar

Neydi o bir zamanlar
Sevmişliğim, sevilmişliğim
O heyheyler, o delişmenlikler neydi
Ne bu kadere boyun eğmişliğim
Ne bu acıdan korlaşan yürek
Ne bu kurumuş nehir; gözyaşım
Önümdeki diz boyu karanlıklar da ne
Ne bu ardımdaki kül yığını; elli yaşım

Beni kötü yakaladın haziran
Gamlı, yıkık eylül sonuma
Bir ilk yaz tazeliği getirdin
Masmavi göğünle
Cana can katan güneşinle
Pırıl pırıl engin denizinle girdin içime
Çiçekler açtı dokunduğun
Çimler büyüdü yürüdüğün
Ve güller katmer oldu güldüğün yerde

Başımda senin kuşların kanat çırpıyor şimdi
Oldurduğun yemişlerin ağırlığından
Dallarım yere değiyor
Güneşi batmadan saçlarının
Bir dolunay doğuyor bakışlarından
Gün boyu senden bir meltem esiyor yanan alnıma
Uykusuz gecelerim seninle apaydınlık
Başım dönüyor, of başım dönüyor yaşamaktan
Ölebilirim artık

Ölme diyorsan; gitme kal öyleyse
Sarıl sımsıkı, tenim ol, beni bırakma
Baksana; parmak uçlarım ateş
Lavlar fışkırıyor göz bebeklerimden
Hadi gel, tut ellerimi, benimle yan
Benimle meydan oku her çaresizliğe
Benimle uyu, benimle uyan
Birlikte varalım on üçüncü aylara
 






Adım Eylül
Bakmayın hüzün taşıdığıma
Dinmez acılarım , olmadık yüküm var taşıdığım
Gülüşüme aldanmayın Eylül dür benim adım..
Yüreğimde binbir kırık var
Yinede yıkılmam dimdik başım , yine ..yine ayaktayım !!
 




Eylül de bir bahar değil midir?
Görmesini bilene....




Eylül işte aşk değil midir? Ne kadar kuvvetli olursa firkat eylül artar şiddetle yürekte.
 



SONBAHAR PERİSİ EYLÜL OLSAM

MASANDA KARŞINA OTURSAM

YEMEKLERLE DEĞİL GÖZLERİMLE DOYSAN

DİLİNDEKİ TEK NAKARAT EYLÜL OLSAM
 


KİM DEMİŞ EYLÜL HÜZÜN DİYE !



Eylül deyiz şimdi işte , Mutluyum Ölesiye !!
 

emeklerine sağlık harika ötesi o güzel yüreğin var olsun ..
 
KAN DAMLIYOR GÖZÜMDEN...

İçimdeki karmaşa,
Okunuyor yüzümden.
Gözyaşımın yerine,
Kan damlıyor gözümden.

Hiç bir zevk almıyorum,
Gecemden, gündüzümden.
Vuslat tam bir muamma,
Kan damlıyor gözümden.

Aklımdaki sorular,
Uzak kalmış çözümden.
Tutsağıyım hasretin,
Kan damlıyor gözümden.

Karlı dağlar erirdi,
Ateşimden, közümden.
Buza döndü yüreğim,
Kan damlıyor gözümden.

Değiştirdin yolumu,
Saptım gayem, özümden.
Dost bildim acıları,
Kan damlıyor gözümden.

Vazgeçtim senden artık,
Dönüyorum sözümden.
Ağlamak istiyorum,
Kan damlıyor gözümden.........
 
bir gün kalbim duracak sessizce
ne olur ağlama arkamdan
garip gönlüm sana aç giderken
ışıl ışıl yıldızlaşsın
geride bıraktığım gülücüklerim
arkamdan sevdanı yolla
mezar taşıma nakşet
hatıralarımızın en unutulmazlıklarını
ve Tanrı dualarına sarmala gidişimi ...


ne olur gel ara sıra yalnızlığıma
bir ibrik suyunla bakışlarım canlansın
ruhum yaslansın garip yüreğine
kurduğumuz düşlerimiz pembeleşsin
hıçkırıklarına kilitlenmiş duyguların
anlat zorlarda kalmış senliğini
doyamadığın vuslatsız gecelerini haykır
öksüz kalmış sevdamızın hasretine usulca dokun !..


ama ne olur damlamasın gözyaşların
hüzünlerimiz kaplamasın toprağımı
mezar karanlığında üşütme beni
beyaz kefenler içinde sıcaklığın kaybolmasın
karlar yağmasın yalnızlığıma
bahar akşamlarında okunan ezanların sedasında
huzuruma cehennem ateşleri düşmesin !..


bir avuç toprağa sar benim sensizliklerimi
karanlığa makhum kadersizliğimi
sen gelinceye dek bekleyeceğim sabır inadında
dokunmayacağım cennet kokulu güllerin dallarına
ne olur çiçeklerim susuz kalmasın sevgilim
ne olur unutma, bekletme beni
selvi dalları arasında bir gözüm hep sende kalacak !..
 


TEK GERÇEĞİMSİN


Tüm saatlerim sana kurulu
Tüm zamanlarımda sen varsın
Her mevsim seni,
Sadece seni anlatıyor artık
Bembeyaz kar misali umut olup yagdın içime
Hayat verdin yüreğimdeki kardelenlere
Yağmur oldun
İçime işleyip tüm korkuları yok ettin
Güneş olup doğdun karanlığıma
Sen varsın dünyanın heryerinde
Nereye baksam seni görür oldum
Rüyalarımda bile
Seni görüyor,seni düşünüyor
Yanlızca seni seviyorum
Hayatımın anlamı yaşama sebebim
Yanlızca sensin,yanlızca sen
Senden başası,sonrası
Haramdır artık bana
Senin sevgin ve sen varsın
Sen olmalısın tüm hayallerimde
Her cümlemin,her duamın başında sen varsın
Sen! tüm ilklerimi tattığımsın
Her gece sabaha kadar yaptığım ibadetimsin
Kurduğum en anlamlı cümle
Bitiremediğim en güzel şiirimsin
Sözcüklere sığdıramadığım
Kelimelerle ifade edemediğimsin
Yalancısevgilerle inat
Tek gerçeğimsin.
 
oy ölürüm ya çok harika şeker şiirler yüreğine sağlık teşekkür ediyorum güzel bir doğum günü hediyesi olmuş bukadar mutlu olunabilirdi teşekkürler cantanesi..
 
Geri