Başkent Kahire
Resmi dili Arapça, Kıpçakça
Dini Sünni İslam
Yönetim Oligarşi
Sultan
- 1250 Şecer-üd-Dürr
- 1250-1257 Aybeg
- 1516-1517 Eşref Tomanbay
Tarih
- Kuruluş tarihi 1250
- Bahri Hanedanı 1250-1382
- Ayn Calut Savaşı 1260
- Burci Hanedanı 1382-1517
- Yıkılış tarihi 1571
Kökeni
Memlûk Sultanlığı'nın kökeni, Eyyubi Devleti'nin 1174 yılında Selahaddin Eyyubi tarafından kurulmasına kadar uzanmaktadır. Diğer sultan ve amirlerin olduğu gibi El- Salih Eyyub'un da Bahriler adında kendine özel askeri birliği vardır. Bu askerler 800 ile 1,000 arası atlıdan oluşmaktadır. Bahri kelimesi, deniz veya büyük ırmak anlamına gelen Arapçadaki bahr (بحر) kelimesinden gelmektedir. Çünkü onların kışlaları Nil'deki Rawda adasında bulunmaktadır. Onlar, Karadeniz'in kuzeyindeki bozkırları yöneten Kıpçakların arasından gelmiştir.
Siyasi Tarih
1159 yılında Mısır'da yönetimi ele geçiren Selahaddin Eyyubi, ordusunda kölelerden oluşturulan birliklere, Abbasi halifelerinin bu geleneğine giderek ağırlık vermiştir. Moğol İmparatorluğu'nun istilası sonucunda esir düşen ve Mısır tarafına satılan memlûkler, çoğunlukla Kıpçaklar ,Çerkesler[kaynak belirtilmeli] ve Gürcüler[kaynak belirtilmeli]'den oluşturulmaktadır.
Selahaddin Eyyubi'den sonra, orduda köle unsurların kullanılması uygulamasına devam edilmiş, giderek bu unsurlara ağırlık verilmiştir. İçlerinden yetenekli olanlar, üst düzey kamu görevlerinde de çalışmışlardır.
Kendilerini, bir bakıma kölelikten kurtaran devlete ve orduya karşı ölümüne bir bağlılık içinde olan bu askeri birlikler, hafif süvari tarzında örgütlenmişlerdir ve savaş tarzları da, sıkı disiplinli kütlesel hareketlere dayanmakla birlikte, bireysel atılganlığı öne çıkaran bir tarzdır.
Bu köle askerler iki kışlada eğitim görürlerdi. Bazı (özellikle Batı) kaynaklara göre bu garnizonlardaki askerler iki etnik kökenden geliyordu. Kahire yakınlarındaki, Nil nehri üzerideki Ravda adasındaki garnizonda, Türk, çoğunlukla Kıpçak askerler bulunur ve bunlara Memalik-i Bahriye (deniz köleleri) denirdi. Yine Kahire'deki başka bir garnizonda ise Çerkez kökenli askerler bulunur ve bunlara da Memalik-i Çerakise denirdi.
Yalnız, diğer çalışmlar o dönemde 'Çerkes' ('Çerkeş', 'Çerkas') Kıpçak boylarından birine verilen isim olduğu için, bu iki grup arasında köken bakımından bir fark olmadığını gösteriyor.[kaynak belirtilmeli]
Memluk hanedanlığını kuranlar Memalik-i Bahriye unsurlar olmuştur. Hanedanlığın ilerleyen yıllarında ise Memalik-i Çerakise unsurlar, iktidarı kontrollerine almışlardır.
1249 yılında kanlı bir ayaklanmayla, Eyyubi hanedanlığının son sultanı Turan Şah'ın, ordu ve devlet yönetiminde giderek etkin olmaya başlayan bu köle unsuralara karşı kesin tavır alması üzerine, şahı öldürerek iktidarı ele geçiren bu unsurlar, eski sultanlardan Melik Necmettin Salih'in dul karısı Şecer-üd-dür'ü sultan ilan ettiler. Ordu komutanlığına ise bir memluk komutanı olan Muizzüddin Aybeg getirildi. Kısa bir süre sonra Şecer-üd-dür, Aybeg'le evlenerek sultanlığı ona devredecektir. Böylece 250 yıldan fazla sürecek bir memluk (köle asker, köle kamu görevlisi) hanedanı başlamış oldu.
Memluk hanedanlığının, tarihte üç önemli etkisi olmuştur. Askeri planda, Haçlı ordularının bölgeden atılması ve Moğol akınlarının durdurulmasıdır. Her iki olay da Arap - İslam devletini kaçınılmaz bir yıkımdan kurtarmıştır. Memluk hanedanlığının üçüncü etkisi ise toplumsal ve ekonomik alanda olmuştur, bir dizi düzenleme getirmeleri, askeri ve politik anlamda bölgede bir istikrar oluşturmaları sonucu, Mısır yeniden önemli bir ticaret yolu haline gelmiştir.
1260 yılında, Bağdat'ı alarak Halifeyi öldüren Moğol orduları Ortadoğuda hızla ilerlemişler ve Mısır sınırlarına dayanmışken, Memluk sultanı Sultan Kutuz, emrindeki memluk ordusuyla Moğol akınını karşılamak üzere harekete geçmiştir. Ayn Calut denilen bölgede karşı karşıya gelen iki ordunun çatışması, Moğolların bozguna uğramasıyla sonuçlandı.
Ayn Calut savaşında öncü birliklerin komutanı olan Baybars, Sultan Kutuz'u öldürüp kendi hükümranlığını 1260 yılında ilan ettikten sonra 1261 yılında El-Muntasır'ı halife ilan etmiştir. Böylece halifelik, Bağdat'dan Kahire'ye geçmiş olmakta, Memluk devletinin himayesine girmektedir.
1265 yılında Suriye'deki halen Haçlıların elinde olan kaleleri ele geçiren Sultan Baybars, 1268 yılında ise bugünkü Antakya'ya saldırarak, Haçlı prensliğine son vermiştir.
Anadolu'da Moğol hakimiyetini sürdüren İlhanlı Devletinin etkisinden kurtulmak isteyen bazı Selçuklu beylerinin yardım talebi üzerine 1277 senesinde Anadolu'ya bir sefer düzenleyen Baybars, İlhanlı ordusunu Elbistan ovasında yenerek Kayseri'ye kadar ilerlemiş, bu kentde bir hafta kadar kalmıştır. Ama Anadolu Selçuklu Veziri Süleyman Pervane'nin İlhanlı yanlısı siyaseti yüzünden Anadolu'dan ayrılmak zorunda kaldı.
1280 li yıların ortalarına kadar İlhanlıların karşı saldırılarıyla başetmek zorunda kalan Memluklar, bu akınlar durulduktan sonra yeniden Haçlılarla savaşmaya başladılar. 1291 yılında Akka'yı Haçlılardan geri aldılar. Akka'nın düşmesinden sonra Haçlılar Suriye kıyılarında fazla direnemediler ve tümüyle Ortadoğu'yu terk etmek zorunda kaldılar.
İzleyen 90 yıllık barış dönemi, çok genç yaşta hükümdar olan ve sık sık değişen sultanların devridir. Deneyimsiz bu sultanların döneminde devlet ileri gelenlerinin nüfuzu giderek artmıştır.
1382 yılında Çerkez kökenli Berkuk'un, devrin sultanını öldürerek iktidarı ele geçirmesiyle Türk asıllı Memlukların devri de kapanmış oldu. Bu tarihten itibaren Çerkez asıllı sultanlar ülkeyi yönetmiştir.
1461 yılına kadar Memluklarla Osmanlı Devleti arasında yakın ilişkiler hüküm sürmüştür. 1461 yılından itibaren etki alanları yönünden gerginleşen ilişkiler, 1468 yılında Sultan Kayıtbay zamanında açık rekabete dönüşmüş, 1485-1490 yılları boyunca Çukurova'da yapılan savaşlarda iki taraf da önemli kayıplar vermekle birlikte kesin sonuç alamamıştır.
Giderek gerginleşen ilişkiler 1516 yılında tarafların Mercidabık'da savaşa tutuşmalarına yol açmıştır. Memluk ordusunun yenildiği bu savaşın ardından Osmanlı son darbe olarak Ridaniye'de Memluk ordusunu ikinci kez yenilgiye uğratmıştır. Her ik savaş da savaş tarihinde önemli bir dönüm noktasıdır. Bir açıdan, kitle halinde yönetilen disiplinli süvari birliklerinin, Falanks düzeninde muharebe eden piyade birliklerince önlenebilirliğinin kanıtlandığı savaşlardır bunlar. Diğer açıdan ise dönemin ateşli silahları olan sahra toplarının etkinliğini vurgulamaktadır. Askeri tarihçiler Memluk ordusunun yenilgisini genellikle Osmanlı ordusunca etkili bir biçimde kullanılan sahra toplarına bağlamaktadırlar.
Bu iki zaferin ardından Osmanlı ordusu Kahire'ye girerek 267 yıllık Memluk devletini ortadan kaldırmıştır. Osmanlı açısından bu zaferlerin parlaklığı, İslam dünyasının hem askeri-ekonomik, hem de Halifeliğin Osmanlı Devleti'ne aktarılmasıyla politik hakimiyetinin Osmanlı Devletine geçmesinde yatar.
Aybek Dönemi
Devletin kurucusu olan Aybek, Eyyubi devletinde yaşanan iç karışıklara son vermek amacıyla Mısıra gelmiş ve Eyyubi devletini yıkarak Memlük devletini kurmuştur. Bu dönemde Mısırda yaşanan Şii kökenli Arap isyanları bastırılmış ve Suriye Eyyubilerine son verilmiştir. Memlükler 1250 ile 1382’ye kadar Bahr-i Memlükler, 1382’den 1517’ye kadar Burci Memlükler olarak adlandırılmışlardır.
Kutuz Dönemi
Kutuz döneminde Moğol tehlikesine karşı Türk ve İslam dünyasını savunmuşlardır. 1258’de Abbasilere son veren Moğolları 1260 Ayn-ı Calud Savaşı’nda yenilgiye uğratarak ilerlemelerini durdurmuşlardır. Suriye,Hicaz ve Mısır Moğol istilasından kurtulmuştur
Baybars Dönemi
Baybars dönemi en güçlü dönemdir. Halifeliğin merkezi Mısır’a taşınmıştır. Baybars Bey, din ve devlet işlerini birbirinden ayırmıştır. 1276’da Anadolu beyliklerine yardım etmeye gitmiştir. 1277 yılında Anadolu Türkleri safında savaşarak Elbistan’da Moğolları 2. kez yenmişlerdir. Fakat Anadolu beyliklerinin yardımı kesmesi sebebiyle savaş sonuçsuz kalmış; Moğol hakimiyeti devam etmiştir.
Ölümünden sonra yerine sırasıyla oğulları geçmiştir. Büyük oğlu Berke Han, uygunsuz kararlar aldığı için kumandanların kararıyla kendini fesh etmiştir. Berke Han, bu kararı kabul etmek zorunda kalmıştır. Berke Han'dan sonra devletin başına el-Adil Sülemiş geçmiştir. Sülemiş'in yedi yaşında olması diğer kumandanları harekete geçirmiştir. Bundan sonra devleti El-Mansur Seyfeddin Kalavun yönetmeye başlamıştır.(1279-1290). Kalavun, Haçlılarla mücadeleye devam etmiş ve Suriye'deki son haçlı kalıntısına son vermiş, Antakya'daki haçlıları da uzaklaştırmıştır.
1517 yılında Hicaz sürtüşmesi ve Dulkadirli beyliğinin kimin olacağına yönelik sürtüşmeler sonucu Osmanlı-Memlük savaşını Osmanlılar kazanmıştır. Memlük Osmanlılara katılmıştır
Memlük Ordusu
Memlük ordusunun büyük çoğunluğunu Orta Asya ve Karadeniz kuzeyinden gelen Kıpçak Türkleri oluşturuyordu. Askerler yetenekleri ölçüsünde yükselebilir, sultan bile olabilirlerdi.Memlüklerin önemli bir donanması da mevcuttu.
Memlükler ve Türkçe
Resmi yazışmalar Arapça olsa da askeri dil Türkçeydi. Türkçe bilmeyen bir kişinin devlet yönetimine yükselmesi mümkün değildi. Sultanlar adına pek çok Türkçe eser yazılmıştır. Son Memlük sultanı Kansu Gavri, Türkçe yazdığı şiirleri ile tanınır. Bu zat, Firdevsi'nin Şehnamesi'ni Türkçeye çevirtmiştir.
Memlük Medeniyeti
Memlükler büyük bir medeniyet kurmuşlar, pek çok konuda Osmanlılar’ın önüne geçmişler ve onlara öncü olmuşlardır.
Memlükler Moğol istilası sebebiyle Orta Asya’dan kaçan bilim adamlarını kabul etmişlerdir. Kahire, Halep ve Şamda büyük medreseler kurmuşlardır. Memlükler ile birlikte Arabistana ve Mısıra Türk etkisi her alanda damgasını vurmuştur. Mısır ve Suriye’de Türk usulü eser olarak, Sultan Kalavun Camisi, Sultan Hasan Cami ve Medresesi, Sultan Berkuk Türbesi, Kahire Kalesi, Halep Kalesi örnek verilebilir. Memlük mimarisinde çok renkli görünüm ve mineli cam örneği ön plandadır.
ÇERKEZ(=BURCÎ) MEMLÜK DEVLETİ(1382-1517):
Berkuk tarafından kurulmuştur. Sultanlarının çoğu Çerkez’dir. Moğol tehlikesinin bu dönemde geçmiş olması ve Timur Devleti ile iyi ilişkiler kurulması nedeniyle 135 yıl Suriye-Filistin ve çevresine egemen olmuşlardır.
8 Devletin en geniş sınırları: Kuzeyde Toros dağlarından güneyde Yemen’e,batıda Bingazi’den doğuda Fırat nehrine kadar uzanıyordu.
8 Devletin zayıflamasının ve yıkılmasının sebepleri:
1. 1498’de Ümit Burnu’nun bulunması sonucunda Baharat ve İpek Yolu’nun eski önemini yitirmesi
2. Osmanlı Devleti olan mücadele
KÜLTÜR VE UYGARLIK
DEVLET YÖNETİMİ:Selçuklulardan ve Moğolardan etkilenilerek,Osmanlı hariç,Türk tarihindeki en güçlü devlet teşkilatını kurmuşlardır. Devlet teşkilatının güçlü olmasında,sultanların(Kalavun dönemine kadar) asker kökenli olması ve veraset sisteminin olmaması etkiliydi. Hükümdarlar “Sultan” ünvanını kullanıyorlardı. Sultanlar “Kalatü’l Cebel Sarayı”nda oturuyordu. Bu sarayda 12 kışla ve 12.000 asker de bulunuyordu.
Sultan, merkezdeki devlet işlerini yüksek dereceli emirlerden meydana gelen “Erbab-ı Seyf(=kılıç sahipleri)”[3] ile “Erbab-ı kalem”[4] denilen sivil memurlar ile birlikte yürütürdü. Eyaletler ise,“Naib-i sultan”,sancak ve kazalar ise “Naip” adı verilen kimseler tarafından idare edilirdi.
ORDU: Ordu şu kısımlardan oluşurdu:
1. Muhafız Birliği(=Saray köleleri):Sarayın korunmasından sorumlu olup,Kıpçak ve Çerkezlerden oluşuyordu.
2. Tımarlı askerler
3. Emirlerin askerleri
4. Yardımcı kuvvetler
Savaş kararı sultanın başkanlığını yaptığı Şura(=kurul) tarafından verilirdi. Orduya bizzat sultan ya da emirlerden biri komuta ederdi. Ordu tamamen atlı birliklerden meydana geliyordu. Memlükler sefer sırasında 150-250 bin civarında atlı askerlerden meydana gelen bir ordu oluşturabiliyordu.
TOPRAK YÖNETİMİ: Toprak şu bölümlere ayrılıyordu:
1. Miri(=Dirlik) Arazi: Mülkiyetin devlete ait olduğu bu topraklar “sahib-i arz” adı verilen kişilere verilirdi. Bu kişiler de toprakları işleterek halktan vergi toplarlardı
2. Mülk arazi:Her türlü tasarrufu sahibine ait olan arazi.
3. Vakıf Arazi:Hayır amacıyla işlenen arazi.
4. Metrûk arazi:Çöl,bataklık ve tarıma elverişli olmayan arazi.
DİL: Resmî dil(=yazışma dili), Arapça idi. Sarayda ve orduda ise Türkçe konuşuluyordu. Bu dönemde Suriye ve Filistin’de Türkçe yaygın bir dil haline geldi.
BİLİM-SANAT: Mimari alanda Mısır ve Suriye’de daha önce İran etkisi var iken bundan sonra bu bölgede Türk etkisi görülecektir. En önemli sanat eserleri şunlardır:
Kalatü’l Cebel Sarayı
Baybars Camii
Kalavun Camii
Sultan Hasan Camii
Halep Camii
Şam Camii
Trablusşam Camii
Kayıtbay Camii
Berkuk Türbesi
Kayıtbay Türbesi