Mehdi

Konu sahibi son olarak 3862 gün önce görüldü
SAÎD NURSÎ’NİN MEHDî’LİK İDDİ’ÂSI

[FONT=&quot] [/FONT]
[FONT=&quot] [/FONT]
[FONT=&quot] İslâmda Mehdîlik gayr-ı ciddî alınacak bir mes’ele değildir. (1) Saîd Nursî ve Nûrcuların bu husûsdaki görüşleri şöyledir:[/FONT]
[FONT=&quot] Mehdî, Ehl-i beyt’den olacak. Şu’âlar, 14. şu’â; Mektûbât, 29. mektûb; Emirdağ lâhikası, s.220[/FONT]
[FONT=&quot] Mehdî hazretlerinin pişdârı (rehberi) ve müjdecisi Saîd Nursî’nin neşr etdiği risâle-i nûr’dur.” Barla lâhikası, s.354[/FONT]
[FONT=&quot] Risâle-i nûr, şu zamanın bir mehdîsidir. Barla lâhikası, s.354[/FONT]
[FONT=&quot] Mehdî gelince risâle-i nûr’dan faydalanıp, kendisine proğram yapacak.” Şualar, 14. şua; Sikke-i tasdîk-ı gaybî, s.12 [/FONT]
[FONT=&quot] Mehdî hicrî 1400’ler de ( Mîlâdî 1979’da ) gelecek. Sözler, 24. söz [ Bu sene 1434 olduğuna göre 34 sene geçmesine rağmen, Saîd Nursînin iddi’âsı, çok yerde doğru çıkmadığı gibi, mehdîlik iddi’âsında da doğru çıkmamışdır.][/FONT]
[FONT=&quot] Mehdînin vazîfelerinden olan îmân-ı tahkîkî ve ehl-i îmânı kurtarmak risâle-i nûr’da fazlasıyla var. Şu’âlar, 14. şu’â[/FONT]
[FONT=&quot] Ben de, Hazreti Ali’nin ma’nevî evlâdı olarak Âl-i beyt’den (seyyid ) sayılabildim.” !? Emîrdağ lâhikası, s.220;[/FONT]
[FONT=&quot]“Ben kendimi seyyid bilemiyorum” [/FONT][FONT=&quot]Emîrdağ Lâhikası,s.220;”Ben seyyid değilim”Şu’âlar,14.şu’â;Ayrıca, Kürt olduğunu da birçok kitâbında öğünerek bildirmişdir…[Aslını inkâr eden harâmzâdedir] [/FONT]
[FONT=&quot] [/FONT]
[FONT=&quot] Mehdî’nin aleyhirahme Mekke’den çıkacağı(2) hadîs-i şerîflerde bildirilmişken, Saîd Nursî bunu kendine uygun hâle getirmek gayretiyle O zemân saltânât merkezi Mekke olduğu içün,o şeklde tefsîr etmişler.”(Sözler,24.söz)[/FONT]
[FONT=&quot] “Mehdî’yi soruyor[/FONT][FONT=&quot](Ne vakt gelecek…) daha Mehdî’yi anlamamış.”(Barla Lâhikası,s.355) Saîd Nursî’nin bağlılarından Mustafa Hulûsî’nin,Mehdî olarak Saîd Nursî’yi îmâ etmesi…[/FONT]
[FONT=&quot] “Mehdî îsevî rûhânîlerle ittifâk edip İslâm’a hizmet edecekdir.”[/FONT][FONT=&quot] Sikke-i tasdîk-ı gaybî, s.12. Bu yüzden olacak ki Saîd Nursî, Rûm patriği Athenagoras’ın ayağına kadar gidip, onunla halvete varan görüşmeleri sonunda “ Dînler Arası Diyalog ” tarafdârı olmuş, bu husûsda öncülük etmişdir.[/FONT]
[FONT=&quot] Hadîs-i şerîflerde Mehdî’nin aleyhirrahme Ehl-i beyt’den olduğu, isminin Muhammed, baba isminin Abdüllâh olduğu bildirilmekdedir. [/FONT]
[FONT=&quot]Mehdîlik iddi’âsında bulunan Saîd Nursî’nin ismi ise Saîd, babasının ismi ise Mirzâdır, kendisi seyyid olmadığını (Şuâlar,14.şuâ; Emîrdağ Lâhikası, S.220),kendisinin ise Kürt olduğunu(Bu kitâbın, 51-54.sahîfesine bakınız) ve Mehdî’nin de seyyid olacağını(Şu’âlar,14.şu’â) bildirdiği halde,Saîd Nursînin,mehdîlik iddi’âsında bulunabilmesini anlamak mümkin değildir. Yukarıdaki yazılarından da anlaşılacağı üzere bir zamanlar Mehdîliğini kabûl eden Saîd Nursî, daha sonra nedendir bilinmez, belki de seyyid olmadığı gerçeğini kabûllenip mehdîlik iddi’âsından vazgeçerek, Ben, Mehdîliğim var, demedim.” (Şuâlar,14.şuâ ) diyebilmişdir… [/FONT]
[FONT=&quot] [/FONT]
[FONT=&quot] Mehdî aleyhirrahme ile alakalı bilgi almak isteyenler, İbni Hacer Mekkî Heytemî’nin,el-Kavlü’l-muhtasar fî Alâmâtü’l Mehdiyyi’lmüntezar;[/FONT]
[FONT=&quot]İmâm-ı Süyûtî’nin, Kitâbü’l-arf-il verdi fî[/FONT][FONT=&quot] ahbâri’l-meh dî; İmâm-ı Rabbânî’nin rahmetüllâhi aleyhim ecme’în mektûbât, 209. mektûbuna, bakabilirler.[/FONT]
[FONT=&quot] [/FONT]
[FONT=&quot] İbni Hacer Mekkî rahmetülâhi aleyh, Alâmetü’l Mehdî kitâbında : zamanımızda ve daha evvel, kendilerinin Mehdî olduğunu iddi’â eden bir kısım insânlar çıkmışdır. Bunlar hem kendileri sapıtmış, hem de kendilerine uyanları sapdırmışlardır. Bu yalancılar azâba lâyık kişilerdir… demekdedir.[/FONT]
[FONT=&quot] [/FONT]
[FONT=&quot] İmâm-ı Rabbânî rahmetüllâhi aleyh, Mektûbât, 209. mektûbunda : Mehdî’nin aleyhirrahme kendisinden 1000 sene sonra geleceğini, Îsâ aleyhisselâm ile berâber İslâma hizmet edeceklerini bildirmekdedir. [Zamanımızda, daha evvel de görüldüğü gibi ba’zî kimseler büyük gördükleri zâtlara Mehdî diyerek dalâlete düşebilmekdedirler] [/FONT]
[FONT=&quot] Belki de Saîd Nursî,daha sonra, Îsâ’nın aleyhisselâm çok asır sonra geleceğini öğrenmiş olacak ki herkes Îsâ’yı aleyhisselâm tanımayacak. diyor( Sözler, 24. söz;Mektûbât,15. mektûb ). Îsâ aleyhisselâm ile alâkalı Hadîs-i şerîfde ise, Îsâ’yı aleyhisselâm tanımamız gerekdiği bildiriliyor : [/FONT]
[FONT=&quot] O, orta boylu, beyaza çalar, kırmızı renklidir. Sarı renkli iki elbise içinde olacak. Yağmur yağmasa da saçından su damlayacak. Deccâlı öldürecek. Buharî, Müslim, Ebû Dâvüd, Tirmizî’den hadîs-i şerîf… Kâdî İyâd’ın Şifâ-i şerîf kitâbında, Ebû Hüreyre’nin radiyellâhü anh nakletdiği hadîs-i şerîfde ise: ” îsâ’yı (mi’râcda) gördüm,orta boylu,yüzünde çok benleri vardı,yüzü, hamamdan çıkmış gibi kırmızımsı idi.” buyuruluyor. [/FONT]
[FONT=&quot] [/FONT]
[FONT=&quot] Seyyid Muhammed Hâşimîoğlu[/FONT]
[FONT=&quot] [/FONT]
[FONT=&quot] [/FONT]
[FONT=&quot] (1) Muhammed Sıddîk Şeyhânzâde’nin(Nurcu ileri gelenlerinden) HasanMezarcı’ya “ Sen, Îsâ olma, Mehdî ol ” tavsiyyesinde bulunması(MuhammedSıddîkŞeyhânzâde,Nurculuğun Târîçesi,s.299,Tenvîr Neşriyyât,2003,İstanbul) ya’nî mehdîliği ciddî almaması [ki Mehdî aleyhirrahme ulülazm bir rasûl olan Hazreti Îsâ’ya (aleyhisselâm) imâm olacakdır.] savunduğu inanç adına çok büyük bir rezâletdir.[/FONT]
[FONT=&quot](2) Seyyid Ahmed Dahlân(Mekke Müftîsi),El-Fütûhâtü’l- islâmiyye,cüz,2,s.297[/FONT]
[FONT=&quot](3)Ebû Dâvüd;Hanbel;Tirmizî;Taberânî,Kebîr.[/FONT]
 
SAÎD NURSÎ’NİN MÜCEDDİD’LİK İDDİ’ÂSI

[FONT=&quot] [/FONT]
[FONT=&quot] [/FONT]
[FONT=&quot] “ Risâle-i nur şu zamanın müceddididir ” [/FONT][FONT=&quot]Barla lâhikası, s. 354[/FONT]
[FONT=&quot] “ Risâle-i nur teceddüd-i dîn husûsunda bir müceddid hükmündedir.” [/FONT][FONT=&quot]Barla lâhikası, s. 347,354[/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot] “ Risâle-i nur dört sebebden müceddidliğe uygundur.” [/FONT][FONT=&quot]Sikke-i tasdîk-ı gaybî, s. 19[/FONT]
[FONT=&quot] “Saîd Nursî, asrın müceddididir.”.[/FONT][FONT=&quot]Sikke-i[/FONT][FONT=&quot] [/FONT][FONT=&quot]tasdîk-ı gaybî,s.17[/FONT]
[FONT=&quot] [/FONT][FONT=&quot]“ Risâle-i nurun müceddid-i dîn olduğunu söz sâhibi en büyük âlim böyle hükmetmiş.”[/FONT][FONT=&quot] [/FONT][FONT=&quot]Kastamonu Lâhikası, s.151 [/FONT][FONT=&quot][[/FONT][FONT=&quot]En büyük âlim dediği zât Meşîhat’ın fetvâemîni [/FONT][FONT=&quot](Fetvâları yazan kâtib)[/FONT][FONT=&quot] Muğla’lı Ali Rızâ efendidir] Saîd Nursî, âlimleri beğenmediği hâlde,işine gelince [/FONT][FONT=&quot](Mektûbât,28.mektûb),[/FONT][FONT=&quot] kendisini övdüğünü iddi’â etdiği bir kâtibe “en büyük âlim” diyebiliyor, medh edebiliyor… [/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot] Müceddidlik iddi’âsında bulunan Saîd Nursi’nin daha önceki müceddidlere ters düşmemesi gerekirdi; çünki müceddidler arasında terslik olmaz,bu müceddidlikle bağdaşmaz.Saîd Nursînin, şimdi de büyük [/FONT][FONT=&quot]Müceddid İmâm-ı Rabbânî, Müceddid İmâm-ı Muhammed Ma’sûm ve Müceddid Mevlânâ Hâlid Bağdâdî’ye ([/FONT][FONT=&quot]Gaddesellâhü sirrahülAzîz) [/FONT][FONT=&quot] zıd olan görüşlerinden ba’zîlarını bildirelim:[/FONT]
[FONT=&quot] [/FONT]
[FONT=&quot]1-[/FONT][FONT=&quot] [/FONT][FONT=&quot]Müceddid İmâm-ı Rabbâni: Âhiretde kâfirlere rahmet olmaz[/FONT][FONT=&quot].[/FONT][FONT=&quot]A’râf,156;Tevbe,71;Mektûbât, c.1/ 96, 266; Müceddid İmâm-ı Muhammed Ma’sûm, Mektûbât, c.1/11, 220.mektûb.[/FONT]
[FONT=&quot]1-[/FONT][FONT=&quot] [/FONT][FONT=&quot]Saîd Nursi :Kâfirlere rahmet olur[/FONT][FONT=&quot]. [/FONT][FONT=&quot]Kastamonu Lâhikası, S.53; İşârâtü’l-îcâz S.92[/FONT]
[FONT=&quot] [/FONT]
[FONT=&quot]2-[/FONT][FONT=&quot] [/FONT][FONT=&quot]Müceddid[/FONT][FONT=&quot] Mevlânâ Hâlid Bağdâdî, Osmânlı sultânlarını över ve hepimiz onlara dü’â etmeliyiz, der.[/FONT][FONT=&quot] [/FONT][FONT=&quot]Mektûbât, c.1/ 4, 12, 70. mektûblar[/FONT][FONT=&quot]. ( Hiçbir müceddid Osmânlı sultânlarına düşmânlık etmemişdir ) [/FONT]
[FONT=&quot]2-[/FONT][FONT=&quot] [/FONT][FONT=&quot]Saîd Nursi ise, Kânûnî Sultân Süleymân’a saldırır,[/FONT][FONT=&quot]Sikke-i tasdîk-ı gaybî,s.195.[/FONT][FONT=&quot] İslâmın Halîfesi Ulu Hâkan AbdülHamîd-i Sânî için haydût, müstebid, devrinin şerîatla alâkası yokdur, diyebilecek kadar ileri gider.[/FONT][FONT=&quot] [/FONT][FONT=&quot]Târîhçe-i Hayât s. 66; Volkan Gazetesi sayı: 83[/FONT]
[FONT=&quot] [/FONT]
[FONT=&quot]3-[/FONT][FONT=&quot] Müceddid İmâm-ı Rabbânî (guddise sirruh) âlimlere saygılıdır. [/FONT][FONT=&quot]İmâm-ı Rabbânî, Mektûbât, c.1/ 29, 289, 312;c.3/ 120; [/FONT][FONT=&quot] [/FONT][FONT=&quot]Hanefî mezhebindenim, İmâm-ı Şâfiî’ye de husûsî muhabbetim vardır[/FONT][FONT=&quot], [/FONT][FONT=&quot]Mektûbât,c.2/55.mektûb[/FONT][FONT=&quot], demekdedir.[/FONT]
[FONT=&quot]3 -[/FONT][FONT=&quot] [/FONT][FONT=&quot]Saîd Nursi ise, daha önceki âlimleri beğenmediği için, âlimlere uymaz, Kur’ân-ı Kerîmden, aklınca ma’nâ çıkarmaya çalışır.[/FONT][FONT=&quot] [/FONT][FONT=&quot]Saîd Nursi, Mektûbât, 28.mektûb[/FONT]
[FONT=&quot] [/FONT]
[FONT=&quot]4-[/FONT][FONT=&quot] [/FONT][FONT=&quot]Kâfirlere dost olmayın[/FONT][FONT=&quot] [/FONT][FONT=&quot][ Mâide,51; Tevbe,23][/FONT][FONT=&quot], [/FONT][FONT=&quot]kâfirlere sert olun[/FONT][FONT=&quot] [/FONT][FONT=&quot][ Tevbe, 73,123;Feth,29;Tahrîm,9]; Müceddid İmâm-ı Rabbânî c.1/ 163, 165,193. mektûblar.[/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot]4-[/FONT][FONT=&quot] [/FONT][FONT=&quot]Saîd Nursî ise kâfirlerle dost olma tarafdârıdır.[/FONT][FONT=&quot] [/FONT][FONT=&quot]Târîhçe-i Hayât, s.66; Âsâr-ı Bedî’iyye, s.318; Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî, s.12[/FONT]
[FONT=&quot] [/FONT]
[FONT=&quot]5- [/FONT][FONT=&quot]Kâfirlere,cehennem azâbı ebedîdir[/FONT][FONT=&quot].[/FONT][FONT=&quot][Nisâ,169; Ahzâb, 65; Cinn,23]; Müceddid İmâm-ı Rabbânî,Mektûbât, c.1/ 193, 214; c.2/ 99. mektûb[/FONT]
[FONT=&quot]5- Saîd Nursî ise, cehennem azâbının ebedî olmadığını iddi’â eder.[/FONT][FONT=&quot] [/FONT][FONT=&quot]İşârâtü’l-îcâz s.92; Kastamonu Lâhikası, s.53[/FONT][FONT=&quot] [/FONT]
[FONT=&quot] [/FONT]
[FONT=&quot]6- [/FONT][FONT=&quot]Müceddid İmâm-ı Rabbânî, keşf ([/FONT][FONT=&quot]ilhâm) İslâmda delîl olmaz, güvenilmez.Mektûbât,[/FONT][FONT=&quot] [/FONT][FONT=&quot]c.1/31,112,172,182, 209,272, 286, 289; c.2/55,59;c.399,229[/FONT][FONT=&quot] [/FONT][FONT=&quot]Müceddid İmâm-ı Muhammed Ma’sûm[/FONT][FONT=&quot],[/FONT][FONT=&quot]Mektûbât,C.1/29, 182;c.2/116; c.3/99,229. mektûb[/FONT][FONT=&quot].[/FONT]
[FONT=&quot]6- Saîd Nursî ise keşf’e, yazılarında çok yer vermiş, bu sebebden çok hatâlara düşmüşdür. [/FONT][FONT=&quot](Bu kitâbın keşf bahsine bakınız)[/FONT]
[FONT=&quot] [/FONT]
[FONT=&quot]7-[/FONT][FONT=&quot]Müceddid İmâm-ı Rabbânî, Mehdî ([/FONT][FONT=&quot]aleyhirrahme) hicrî 2000’de gelecekdir, buyuruyor[/FONT][FONT=&quot].[/FONT][FONT=&quot] [/FONT][FONT=&quot]Mektûbât, c.1/ 209. mektûb[/FONT]
[FONT=&quot]7- Saîd Nursî ise, Mehdî 1400’de gelecekdir, diyor.Bu sene 1434 olduğuna göre 34 sene geçmesine rağmen gelmemiş, çok konuda yanıldığı gibi bu konuda da yanılmışdır[/FONT][FONT=&quot].[/FONT][FONT=&quot] Sözler, 24. söz [/FONT]
[FONT=&quot]8-[/FONT][FONT=&quot]Müceddid İmâm-ı Rabbânî[/FONT][FONT=&quot], (Mektûbât,[/FONT][FONT=&quot]c.3/100. mektûb) [/FONT][FONT=&quot]Ya’kûb [/FONT][FONT=&quot]aleyhisselâm’ın oğlu Yûsüf’ü diğer çocuklarından daha çok sevdiğini,([/FONT][FONT=&quot]Yûsüf sûresi 8. âyet-i kerîme)[/FONT][FONT=&quot] [/FONT][FONT=&quot] bildirir[/FONT][FONT=&quot]. [/FONT]
[FONT=&quot]8- Saîd Nursî, bunun sevgi değil şefkat olduğunu, sevginin nübüvvete uygun olmadığını iddi’â edip [/FONT][FONT=&quot] [/FONT][FONT=&quot] (Mektûbât, 8. mektûb [/FONT][FONT=&quot])[/FONT][FONT=&quot]İmâm-ı Rabbânî’ye muhâlifim derken, hem İmâm-ı Rabbânî’ye, hem de Kur’ân-ı Kerîm’e (Yûsüf Sûresi,8.âyet-i kerîme) ters düşmüşdür.[/FONT][FONT=&quot] [/FONT]
[FONT=&quot] [/FONT]
[FONT=&quot]9- [/FONT][FONT=&quot]Müceddid İmâm-ı Rabbânî, İslâm’ın bütün emirlerini akıl ile isbâta kalkışan nübüvveti aşağılamış demekdir. O, kimseyle konuşmak akıl ile bağdaşmaz.[/FONT][FONT=&quot] [/FONT][FONT=&quot]Mektûbât, c.1/ 214. mektûb[/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot]9- Saîd Nursî ise, bütün kitâblarında, kendi aklınca İslâm’ı akıl ile anlatmaya çalışmış, akıl üstü olan İslâm’ı mahlûk olan aklın seviyyesine indirmişdir. [/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot] [/FONT]
[FONT=&quot]10- [/FONT][FONT=&quot]Müceddid İmâm-ı Rabbânî hemen hemen bütün mektûblarında tasavvufu ([/FONT][FONT=&quot]tarîkat) müdâfa’a etmişdir.[/FONT][FONT=&quot] [/FONT][FONT=&quot]Mektûbât, c.1/ 187, 224. mektûb[/FONT]
[FONT=&quot]10[/FONT][FONT=&quot]- [/FONT][FONT=&quot]Saîd Nursî ise zamanımızda tarîkata lüzûm yokdur, tarîkat ehli, nurcu olmalıdır, diyor[/FONT][FONT=&quot].[/FONT][FONT=&quot] [/FONT][FONT=&quot]Emîrdağ Lâhikası, c.2, s.334; Sikke-ı tasdîk-ı gaybî, s.69; Mektûbât, 5. mektûb[/FONT][FONT=&quot].[/FONT]
[FONT=&quot] [/FONT]
[FONT=&quot]11- [/FONT][FONT=&quot]Hızır aleyhisselâm vefât etmişdir[/FONT][FONT=&quot].[/FONT][FONT=&quot] [/FONT][FONT=&quot]Buhârî’den hadîs-i şerîf; Müceddid İmâm-ı Muhammed Ma’sûm, Mektûbât, c.1/182. mektûb[/FONT]
[FONT=&quot]11- Saîd Nursî ise, Hızır aleyhisselâm hayâtdadır, diyor[/FONT][FONT=&quot]. [/FONT][FONT=&quot]Mektûbât,1.mektûb[/FONT]
[FONT=&quot] [/FONT]
[FONT=&quot]12-[/FONT][FONT=&quot] [/FONT][FONT=&quot]Kimsenin îmân ile öldüğüne hüküm olunmaz.[/FONT][FONT=&quot] [/FONT][FONT=&quot]Müceddid İmâm-ı Muhammed Ma’sûm, c.2/ 36.mektub ; Müceddid Mevlânâ Hâlid Bağdâdî,Mektûbât ,58.mektûb; A’râf Sûresi,99; Me’âric Sûresi, 27-28. âyet-i kerîme;[/FONT][FONT=&quot] Hadîs-i şerîfde ise [/FONT][FONT=&quot]“ Kim ben cennetliğim derse o ateşdedir. ”[/FONT][FONT=&quot] [/FONT][FONT=&quot]Nûreddîn Heysemî, Mecmeu’z-zevâid, c.1, s. 186[/FONT]
[FONT=&quot]12- [/FONT][FONT=&quot]Saîd Nursî ise, “[/FONT][FONT=&quot] Risâle-i nûr talebeleri îmânsız ölmezler.”[/FONT][FONT=&quot] [/FONT][FONT=&quot]Sikke-i tasdîk-ı gaybî, s.23, 31, 102 [/FONT][FONT=&quot]; [/FONT]
[FONT=&quot] “ Ebedî se’âdet ve selâmete erişeceğinizi tekeffül ederim.[/FONT][FONT=&quot] “ [/FONT][FONT=&quot]N. Şahiner, Bilinmeyen Taraflarıyla Saîd Nursî, s.275, diyor.[/FONT]
[FONT=&quot] Saîd Nursî, [/FONT][FONT=&quot]Her yüz senede bir müceddid’in geleceğini[/FONT][FONT=&quot] bildiren hadîs-i şerîfi(*) ele alınarak bir asır evvelki [/FONT][FONT=&quot]müceddid Mevlânâ Hâlid Bağdâdî’den (guddise sirruh)[/FONT][FONT=&quot] yüz sene sonra doğduğu [/FONT][FONT=&quot](1193 senesinden 100 sene sonra ,1293’de doğduğu)[/FONT][FONT=&quot] iddi’â edilerek, müceddid olduğu ([/FONT][FONT=&quot]Sikke-i tasdîk-ı gaybî, S.17) [/FONT][FONT=&quot]ortaya[/FONT][FONT=&quot] [/FONT][FONT=&quot]atılmışdır. Halbûki Mevlânâ Hâlid–i Bağdâdî, [/FONT][FONT=&quot]1192 de doğmuşdur[/FONT][FONT=&quot]. Saîd Nursî’nin doğum târîhi ise resmî nüfûs tezkeresinde [/FONT][FONT=&quot]1295 [/FONT][FONT=&quot]olarak gösterilmişdir.[/FONT]
[FONT=&quot][ [/FONT][FONT=&quot]Doğum târîhlerinde mu’teber olan, hicrî takvîmdir[/FONT][FONT=&quot].][/FONT]
[FONT=&quot] [/FONT]
[FONT=&quot] [/FONT]
[FONT=&quot] [/FONT]
[FONT=&quot] [/FONT]
[FONT=&quot] [/FONT]
[FONT=&quot] [/FONT]
[FONT=&quot] Saîd Nursî’nin[/FONT][FONT=&quot] resmî nüfûs tezkeresi:[/FONT]
[FONT=&quot]
[/FONT]
[FONT=&quot] [/FONT][FONT=&quot] [/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot]DEVLET-İ ALİYE-İ OSMÂNİYYE TEZKERESİDİR[/FONT][FONT=&quot]
[/FONT]
[FONT=&quot]İsm ve şöhreti:[/FONT][FONT=&quot] Bedî’üzzemân Saîd efendi.
Pederi ismiyle mahall-i ikâmeti: Müteveffa Mirzâ Efendi.
Vâlidesi ismi: Müteveffiye Nûriyye Hanım.
Târîh ve mahall-i velâdeti: 1295 (bin iki yüz doksan beş) ve 1293 (bin iki yüz doksan üç). Hizan Kazası, Nurs Karyesi.
Milleti: Müslim.
San'at ve sıfat ve intihâb ve salâhiyyeti: Dârü'l-Himeti'l İslâmiyye a’zâsından.
Müteehhil ve zevcesi olup olmadığı: Mücerred.
Derecât ve sınıf-ı asliyyesi: [/FONT]
[FONT=&quot]
[/FONT]
[FONT=&quot]EŞKÂLİ, SİCİLL-İ NÜFÛSA KAYD OLUNAN MAHALLİ[/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot]Boy:[/FONT][FONT=&quot] Orta , Göz: Ela ,Sîmâ: Buğday
Alâmet-i Fârika-i sâbite: Tam.
Bu nüfûs tezkeresine göre Saîd Nursî , hicrî 1295, mîlâdî 1878 yılında doğmuşdur.[Osmânlı Devletinde doğum târîhleri şemsî ve mîlâdî olarak alınmaz,hicrî târîh alınırdı.][/FONT]

[FONT=&quot] Saîd Nursî’nin bu mantığı ile yola çıkarsak o zaman daha önceki müceddidlerin de aynı târîhlerde ya’nî yüzer sene ara ile doğmaları gerekir. Hâlbuki kendisinin de büyük müceddid olarak kabûl etdiği [/FONT][FONT=&quot](lem’alar, 2.lem’a)[/FONT][FONT=&quot] İmâm-ı Rabbânî Müceddid-i elf-i sânî (guddise sirruh) 993’de doğmamış, 22 sene evvel hicrî 971 târîhinde doğmuşdur. Müceddidler için : İmâm-ı Süyûtînin müceddid ile ilgili risâlesi; Seyyid Abdüllâh Dehlevî’nin, Mekâtîb-i Şerîfe, 88. mektûbu; Eyyûb Sabrî Paşa’nın, Mir’atü’l-Mekke ve Medîne Târîhi ve Ahmed Dâvüdoğlu hocanın Dînî Ta’mîr Da’vâsında Dîn Tahrîbçileri, kitâblarına bakıldığında, diğer müceddidlerin de aynı târîhlerde doğmadığı görülecekdir.(*)[Rasûlüllâh aleyhisselâm sonradan harâm olanı da yapmamış,kullanmamışdır.O’nun vârisi olan müceddidler de günâh-ı kebâiri işlememiş,harâmı,helâl,helâli de harâm dememiş, İslâmın halifesine düşmânlık yapmamış,müslimânların nefretine sebeb olacak fiilleri işlememişlerdir. [/FONT]
[FONT=&quot] [/FONT]
[FONT=&quot] Ahmed Fârûk Sünnîoğlu[/FONT][FONT=&quot] [/FONT][FONT=&quot][/FONT]
[FONT=&quot] [/FONT]
[FONT=&quot] (*) Müceddid hadîsi için:Ebû Dâvüd,Sünen;Hâkim,Müstedrek; Beyhekî,Şuâbü’l-îmân;Aclûnî,Keşfü’l-hafâ’ya bakınız[/FONT]
[FONT=&quot] [/FONT]
 
Alın size İslami tahribatın apaçık bir örneği. İlk cümlesinden son cümlesine kadar mutlak şekilde çürük bir makale. Ki altında çıkan ismi biraz araştırayım dedim, Kim olduğu belli değil. Konu daha önce bir blogda yayınlanmış. İtibar görsün diye böylesi bir isim uydurulmuş. Son kısımda verilen o üç madde de tamamen yalan yanlış. Düzeltmeye kalksak makalenin on katını yazmamız gerekecek. Şu konunun komple silinmesini istesem, yöneticilerin de konuyla alakalı bilgi sahibi olmadığını çok iyi bildiğim için, bilmedikleri şeyin yanlışını tespit edemeyip konuyu silmeyecekler değil mi? Vay bizim halimize. Makale baştan sona küfre gitmiş.
 
Mehdi diye bir şey yoktur. Her inanmış müslüman mehdidir.
 
Geri