Medyanın Gücü

🕒 Konu sahibi 11 saat önce aktifti
Medyanın Gücü

Medya, TDK'deki tanımıyla iletişim araçları, iletişim ortamıdır. İletişim çağındaki yaşadığımızı düşünürsek medyanın ne kadar önemli olduğunu anlamakta zorlanmayız.

Medya sadece günümüzde önem kazanan bir şey değildir. Tam olmasa da yaklaşık yüzyıldır gitgide önem kazanan bir güçtür. Medya günümüzde öyle bir güç ki artık küresel medya ile tüm Dünya istenildiği gibi yönetilmektedir. Bunu yerel düşünecek olursak ülke medyasıyla da ülkeyi istediğimiz gibi yönetebiliriz, yönetmeye çalışırız.

Demokratik rejimlerde halkın bilgi sahibi olması, doğru bilgiye ulaşması önemli bir şeydir. Demokrasi de bunu gerektirir lakin günümüz demokrasisinde birçok ülkede bu mevcut değildir. Ama demokraside halk, yönetime ortaktır. En azından teoride böyledir ama uygulamada maalesef aksi istenmektedir. Çünkü bilinçsiz insan topluklarına -seyirci toplum- ihtiyaç vardır. Yoksa yönetenler istediği gibi hareket edemez. Aksi bir durumda ise halk örgütlenir, bilgiye ulaştıkça yönetime ortak olmak ister. Bunun içindir ki bilgi kavramı önemlidir, bilgiyi halka aktarmak önemlidir, medya önemlidir.

Otoriter rejimlerde ise bunun tam tersi olarak halk verilen bilgiye rıza göstermiştir, kabul etmiştir. Halk yönetimden men edilmiştir. Otoriter rejimlerde copun işlevini demokratik rejimlerde de propaganda görmektedir. Propaganda ise medyanın gücüyle halka ulaştırılmaktadır. Bu bilgiden ülkemize baktığımızda ise her ikisini de gördüğümüzü söyleyebilirim. İktidarın kendinden gördüğü kişiler medya üzerinden propagandaya maruz bırakılarak hayali düşmanlarla, istenilen bilgilerle donatılırken ötekileştirilen kitleye ise polis devleti tanımına uygun olarak polisin şiddeti, copu ile yüklenilmektedir.

Buna benzer durumlara Dünya çapında da rastlamaktayız. Amerika'nın küresel terörizmle mücadelesinden önce yaptığı propagandalar gibi mesela. Irak'ta kimyasal silah haberleri ile Dünya çalkalanırken Irak'tan kimyasal silah çıktığına dair bir habere ulaşabildik mi operasyondan sonra?

Medyanın gücü, yöneticilere şu alanda lazımdır:
Günümüzde silahla savaş masraflıdır. Soğuk savaş döneminden beri sessiz bir savaş vardır. Bu sessiz savaşın alanı ise zihinlerimizdir, yani beyinlerimizdir. Beynini yönetenlerin idaresine kaptıran bir birey artık bir kukladır, uzaktan kumanda ile yönetilen bir robottur. Beyinleri istenilen bilgiyle doldurup yönetmenin de en meşru yolu ise medya ile olur.

Meşru olmayan yollar da mevcuttur. Hormonlar, ilaçlar, mikrodalga yayınlar... Bu konuda ABD'yi de uyandıran en önemli örnek 1960'da Sovyet Rusya'daki Amerikan elçisinin ölmesidir. Sovyet Rusya, bu ölümü elektronik dalgalarla başarmıştır.

Beyinlerimizin gücünün ne kadar önemli olduğunun farkında olan yöneticiler, medya için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Yönetilenler de bu gücün farkında olmalılardır. Toplumdaki her bireyin kendini yalnız hissetmesini isteyen ve çalışan yöneticiler, bunun için medyayı kullanmaktadır. Aksi halde toplum uyanacaktır, birlik olarak örgütlenecektir ve yönetime katılmak isteyecektir. Bunu hangi yönetici ister?

Medya insanı uyutmak için görevlendirilmiştir. Toplumlar uykudayken sevimlidir.

Medya insanı asıl olaylardan uzak tutmakla görevlendirilmiştir. Topluma gösterilenler gereksiz bilgi yığınlarıdır. Asıl haberler, medyada çıkmayan haberlerdir. Sonuçta, beynimizi dolduran bilgileri çoğunlukla medya yoluyla almaktayız.

Bu konuda ülkemiz medya özgürlüğü olarak eleştirilmektedir. Yandaş medya denilen bir grup ile iktidarın sözcülüğü yapılmaktadır. Halk, yalan bilgilerle donatılarak bir uyku haline girdirilmektedir ya da başka bir deyişle iktidarın kontrol ettiği bir robot haline gelmektedir.

Son olarak, medya büyük bir güç olmuştur ve bu gücün hedefi beyinlerimizdir.
Özgür bir şekilde düşünebilmek için, beynimizi bu güç savaşında güçlü tutmalıyız. İnsanın canlılar aleminde en büyük farkı aklıdır. Aklımızı istediğimiz gibi kullanmamızı istemeyen yöneticilere karşı uyanık olmalıyız. Beynimize sahip çıkmalıyız.


15.03.2014
18.15​
 
Geri