R
Restful
Ziyaretçi
Ziyaretçi
medyada farklı teorik yaklaşımlar, medyadaki teoriler, sosyoloji ders notları, açıköğretim sosyoloji ders notları,aöf sosyoloji bölüm konuları, sosyolojide medya,sosyoloji medyada işlevsellik,medyanın işlevleri, medyanın görevleri,medya teorileri,sosyoloji dersi konu anlatımı
Sosyolojide 2. Dünya Savaşı’ndan sonra geliştirilmiş teorik bir yaklaşım olsa da kökleri Durkheim’a kadar uzanan işlevselcilik, bildiğimiz gibi, toplumları canlılara ve toplumu oluşturan birimleri de canlıların organlarına benzetir. Toplumun “sağlığı” için bütün “organlarının” düzgün ve uyumlu bir şekilde işlemesi gerekmektedir.Sosyal düzen, bireyler birbirinden izole oldukça bozulmaktadır ve“kolektif bilinç”in çökmesi sosyal felaketlere yol açacaktır. İşte kitle iletişiminin işlevselci analizi medyanın sosyal düzen ve yapının korunmasındaki rolü üzerine yoğunlaşmıştır. Buna göre medya ampirik bir biçimde gözlemlenerek “işlevselliği” ortaya konabilecektir.
İşlevselci yaklaşımın önemli bir temsilcisi olan Robert Merton, belirli bazı edimlerin niyet edilmiş ve edilmemiş sonuçları üzerinde durmuştur. Bazı medya işlevleri açık ve bariz (manifest) olarak gözlemlenebilirken bazıları da gizlidir(latent) ve gözlemlenmesi zor işlevlerdir. Örneğin bir savaşla ilgili haberin“açık” işlevi izleyiciye bilgi vermekse “gizli” işlevi de izleyicinin kafasındaki o ülke
ve orda yaşayanlar hakkındaki düşünceleri şekillendirmektir. Gel gelelim işlevselci
araştırmaların önüne çıkan en büyük engel ise bir işlevin ne olduğunun tamamen
tanımlanamamasıdır. Hangi ve ne tür bir medya aktivitesinin toplum düzeni için işlevsel
olup olmadığı belli değildir.
Sosyolojide 2. Dünya Savaşı’ndan sonra geliştirilmiş teorik bir yaklaşım olsa da kökleri Durkheim’a kadar uzanan işlevselcilik, bildiğimiz gibi, toplumları canlılara ve toplumu oluşturan birimleri de canlıların organlarına benzetir. Toplumun “sağlığı” için bütün “organlarının” düzgün ve uyumlu bir şekilde işlemesi gerekmektedir.Sosyal düzen, bireyler birbirinden izole oldukça bozulmaktadır ve“kolektif bilinç”in çökmesi sosyal felaketlere yol açacaktır. İşte kitle iletişiminin işlevselci analizi medyanın sosyal düzen ve yapının korunmasındaki rolü üzerine yoğunlaşmıştır. Buna göre medya ampirik bir biçimde gözlemlenerek “işlevselliği” ortaya konabilecektir.
İşlevselci yaklaşımın önemli bir temsilcisi olan Robert Merton, belirli bazı edimlerin niyet edilmiş ve edilmemiş sonuçları üzerinde durmuştur. Bazı medya işlevleri açık ve bariz (manifest) olarak gözlemlenebilirken bazıları da gizlidir(latent) ve gözlemlenmesi zor işlevlerdir. Örneğin bir savaşla ilgili haberin“açık” işlevi izleyiciye bilgi vermekse “gizli” işlevi de izleyicinin kafasındaki o ülke
ve orda yaşayanlar hakkındaki düşünceleri şekillendirmektir. Gel gelelim işlevselci
araştırmaların önüne çıkan en büyük engel ise bir işlevin ne olduğunun tamamen
tanımlanamamasıdır. Hangi ve ne tür bir medya aktivitesinin toplum düzeni için işlevsel
olup olmadığı belli değildir.