GALİP TEKİN
Üye
-
- Katılım
- Ağustos 14, 2016
-
- Mesajlar
- 676
-
- Tepkime puanı
- 2
-
- Puanları
- 268
-
- Yaş
- 41
“Mebde” ve “Mead” -2-
l
Materyalist, “nerden geldik, nereye gidiyoruz?” sorusuna, “maddeden geldik, gene maddeye döneceğiz” cevabını verir. Gerçi, biz müslümanlar da organizma olarak topraktan yaratıldığımızı ve yine toprağa döneceğimizi söyleriz, ama, bizim inançlarımıza göre, bu, bizim yok olmamız manasına gelmez. Bize göre ruhumuz ölmez ve yüce Allah’ın “va2dine” uygun olarak tekrar dirileceğiz. Bu konuyu zamanı gelince genişçe işleyeceğiz. Biz, şimdilik, “mebde ve mead meselesinde” maddenin durumuna bakalım.
Evet, İslam, madde ve enerji vakıasını red ve inkar etmez. Aksine, bu varlık tezahürlerinin içinde nüfûz etmek, onların sırrını çözmek ister. Nitekim, Şanlı Peygamberimiz:“Rabbim bana eşyanın sırlarını aç” diye buyurmuşlardır. Bize göre, madde ve enerji alemi, ilahi “ayet” ve “mesaj”lar ile yüklü bir kitap gibidir. Yeter ki, bizler, bunu okumasını bilelim.
İslam tefekküründe, “madde”, asla “mutlar varlık” itibar edilmedi ve edilemez. Çünkü, madde, her durumda, daima “üç boyutlu” ve “kayıtlı” bir varlık tezahürüdür. Maddeyi, istediğiniz kadar ufalatmaya çalışın “sıfır” yapamazsınız, istediğiniz kadar büyütmeye çalışınız “sonsuza” ulaşamazsınız. Yani, madde “sıfır” ile “sonsuz” arasına yerleştirilmiştir. O, ne “hiç”tir, ne de “hep”…
İslam tefekküründe, bu ölçülebilir alem, “yokluk” ve “varlık” arasında konmuş gibidir. Sanki, bu aleminaltında “yokluk” anaforu, ürpertici bir sessizlik halinde kaynamakta, öte yandan bu alemin üstünde “Mutlak Varlık”, muhteşem bir tevhid sırrı içinde, bir sonsuzluk okyanusu gibi, bütün varlığı istila etmektedir.
Yalmız matematikçinin kafasında değil, b ütün beşeriyetin zihninde”sıfır”zehirli ibr yılan gibi ıslık çalmakta iken, bütün ruhumuzu kavrayarak coşturan bir “sonsuzluk özlemi”, ilahi bir melodi gibi bize huzur vermektedir. Bir tarafta yokluk, bir tarafta sonsuzluk parlayıp durmakta ve “kemmiyet alemi” bunların arasına oturtulmuş bulunmakta… İşta bu sebepten olacak ki, İmam-ı Gazali Hazretleri kemmiyet alemini “yokluk aynasında görunen varlıklar” olarak isimlendirir. Öte yandan büyük veli İmam-ı Rabbani Hazretleri, “yokluk” ile “varlık” arasına yerleştirilmiş “eşya dünyasına” bakarak şöyle düşünür: “Yok’lar, kendileri ile birleşmiş olan kemaller ile birlikte, mümkünatı, yani yaratıkların mahiyetleri ve asılları olmuşlardır.” (234. Mektup)
Madde ve enerji alemi, varlığını, Yüce Allah’a borçlu olan varlık tezahürleridir. Bunları inkar etmek de , “mutlak varlık” itibar etmek de mümkün değildir. Madde ve enerji alemi, kendinin “izafi varlık” olduğunu adeta haykırıp dururken, siz, onlara nasıl “mutlak varlık” gözü ile bakabilirsiniz ve onları bütün mevcudatın “başlangıç” ve “dönüş” noktası itibar edebilirsiniz?
İslam diyalektiğinde “madde mananın”, “yaratılmışlar Yaradan’ın” sır kapılarını kurcalamaya yarayan birer anahtardır. Bu hususu, İmam-ı Gazali Hazretleri Kimya-ı Saadet’inde “mahlıuk Halık’ın anahtarıdır” diye buyurarak ne güzel özetlemişlerdir.
İslam’da, yaratılmışlar alemi, şuursuz ve sabit bir madde yımağının, belli ve belirsiz bir period içinde, kör bir mihanikiyete bağlanarak çözülüp toplanması biçiminde yorumlanmaz. Aksine, madde ve enerji alemi, Yaratıcı İradenin mukaddes kudreti ile her an yeniden yaratılmaktadır. Nitekim şöyle buyurulur: “Allah, alem-halkı, daima yaratmakta olandır.” (En – Neml/64). Evet, yaratılmşlar alemi , sürekli olarak yaratılmaktadır.
Türkiye, 9 Ekim 1985
l
Materyalist, “nerden geldik, nereye gidiyoruz?” sorusuna, “maddeden geldik, gene maddeye döneceğiz” cevabını verir. Gerçi, biz müslümanlar da organizma olarak topraktan yaratıldığımızı ve yine toprağa döneceğimizi söyleriz, ama, bizim inançlarımıza göre, bu, bizim yok olmamız manasına gelmez. Bize göre ruhumuz ölmez ve yüce Allah’ın “va2dine” uygun olarak tekrar dirileceğiz. Bu konuyu zamanı gelince genişçe işleyeceğiz. Biz, şimdilik, “mebde ve mead meselesinde” maddenin durumuna bakalım.
Evet, İslam, madde ve enerji vakıasını red ve inkar etmez. Aksine, bu varlık tezahürlerinin içinde nüfûz etmek, onların sırrını çözmek ister. Nitekim, Şanlı Peygamberimiz:“Rabbim bana eşyanın sırlarını aç” diye buyurmuşlardır. Bize göre, madde ve enerji alemi, ilahi “ayet” ve “mesaj”lar ile yüklü bir kitap gibidir. Yeter ki, bizler, bunu okumasını bilelim.
İslam tefekküründe, “madde”, asla “mutlar varlık” itibar edilmedi ve edilemez. Çünkü, madde, her durumda, daima “üç boyutlu” ve “kayıtlı” bir varlık tezahürüdür. Maddeyi, istediğiniz kadar ufalatmaya çalışın “sıfır” yapamazsınız, istediğiniz kadar büyütmeye çalışınız “sonsuza” ulaşamazsınız. Yani, madde “sıfır” ile “sonsuz” arasına yerleştirilmiştir. O, ne “hiç”tir, ne de “hep”…
İslam tefekküründe, bu ölçülebilir alem, “yokluk” ve “varlık” arasında konmuş gibidir. Sanki, bu aleminaltında “yokluk” anaforu, ürpertici bir sessizlik halinde kaynamakta, öte yandan bu alemin üstünde “Mutlak Varlık”, muhteşem bir tevhid sırrı içinde, bir sonsuzluk okyanusu gibi, bütün varlığı istila etmektedir.
Yalmız matematikçinin kafasında değil, b ütün beşeriyetin zihninde”sıfır”zehirli ibr yılan gibi ıslık çalmakta iken, bütün ruhumuzu kavrayarak coşturan bir “sonsuzluk özlemi”, ilahi bir melodi gibi bize huzur vermektedir. Bir tarafta yokluk, bir tarafta sonsuzluk parlayıp durmakta ve “kemmiyet alemi” bunların arasına oturtulmuş bulunmakta… İşta bu sebepten olacak ki, İmam-ı Gazali Hazretleri kemmiyet alemini “yokluk aynasında görunen varlıklar” olarak isimlendirir. Öte yandan büyük veli İmam-ı Rabbani Hazretleri, “yokluk” ile “varlık” arasına yerleştirilmiş “eşya dünyasına” bakarak şöyle düşünür: “Yok’lar, kendileri ile birleşmiş olan kemaller ile birlikte, mümkünatı, yani yaratıkların mahiyetleri ve asılları olmuşlardır.” (234. Mektup)
Madde ve enerji alemi, varlığını, Yüce Allah’a borçlu olan varlık tezahürleridir. Bunları inkar etmek de , “mutlak varlık” itibar etmek de mümkün değildir. Madde ve enerji alemi, kendinin “izafi varlık” olduğunu adeta haykırıp dururken, siz, onlara nasıl “mutlak varlık” gözü ile bakabilirsiniz ve onları bütün mevcudatın “başlangıç” ve “dönüş” noktası itibar edebilirsiniz?
İslam diyalektiğinde “madde mananın”, “yaratılmışlar Yaradan’ın” sır kapılarını kurcalamaya yarayan birer anahtardır. Bu hususu, İmam-ı Gazali Hazretleri Kimya-ı Saadet’inde “mahlıuk Halık’ın anahtarıdır” diye buyurarak ne güzel özetlemişlerdir.
İslam’da, yaratılmışlar alemi, şuursuz ve sabit bir madde yımağının, belli ve belirsiz bir period içinde, kör bir mihanikiyete bağlanarak çözülüp toplanması biçiminde yorumlanmaz. Aksine, madde ve enerji alemi, Yaratıcı İradenin mukaddes kudreti ile her an yeniden yaratılmaktadır. Nitekim şöyle buyurulur: “Allah, alem-halkı, daima yaratmakta olandır.” (En – Neml/64). Evet, yaratılmşlar alemi , sürekli olarak yaratılmaktadır.
Türkiye, 9 Ekim 1985