Ben Orhan Pamuk ve Z. Lİvaneli için önyargıları olandım. Ne kütüphaneme aldım ne de elime. Araştırmadım, dönüp bakmadım bile, bana söylenenlere ise hep kulaklarımı tıkadım. Bu yaz ikisini de araştırdım ve hayran kaldım. Edebiyatımıza sırtımı dönmüşüm ben meğer. Dünya Klasiklerini okumaktan, sonra Kafka, Nietzche, Freud, Pessoa, Cibran, H.Ali Toptaş vs... derken, en iyi edebiyatçılarımıza haksızlık etmişim.
Masumiyet Müzesi, çok zor bir kitap bana göre. Okumak isteyenler iki kere düşünsün. Kimse sütten çıkmış ak kaşık değil. Aşkın aşk olduğunu anlayana kadar Kemal bey hatalar yaptı evet. Hatta, o eve kapanıp da eşylarına sarıldığında bu adam tam bir kleptomani diye düsünmüstüm. Sanırım yanılmadım da. Lakin, bu Kemal bey, bazı hatalarından dönmesini de bildi. Füsun da çok hatasız değildi hani. Kitabın sonuna kadar ezik bir yanı olduğunu düşündüm onun hep.
Bence, Füsun gittiği için Kemal bey onu bu kadar takinti haline getirdi. Daha doyamamisti keza. Çünkü Kemal bey, Füsun'un kişiliğine değil de fiziğine(artık bilmiyorum neyine ise) vurulmustu sanki. Ben kitaptan okuduğum kadarıyla bunu anladım. Ve, her ikisinin de derininde bir aşk vardıysa bile, okuyucuya bu geçmiyor ve bu kitap bir Kürk Mantolu Madonna etmez. Ancak, müzesine gidilmeli. Sırf meraktan.