Frithjof
Bronz Üye
-
- Katılım
- Kasım 16, 2022
-
- Mesajlar
- 3,440
-
- Tepkime puanı
- 3,533
-
- Puanları
- 139
-
- Konum
- Bâbil
Herkes karanlığı kesmek için bileyliyor bıçağını. Kimi bir kitap sayfasında, kimi bir nargile marpucunda, kimi bir şarkı nakaratında, kimi bir film sekansında. Oysa herkes bumerang gibi kendi kalbine dönüyor yine ve değişen sadece zaman oluyor. Çünkü insanoğlu öyle bir kavim taşır ki kalbinde; kendi ayetine kendi karşı çıkar da; helak eder tüm varsılını.
Her şehrin kaldırımı aynı yağmura bekçilik eder ve her kaldırım kendi payına düşen zerrenin müderrisidir. Trabzanları tutan çocuklar, trabzanları yapan ustalardan öğrenmemiştir ağacın ruhunu ve ustasından öğrenmek zorunda değildir usturanın ustalığını berber kalfaları. Öyleyse kendi inkişâfı için, neden karman çorman eder durur insanoğlu, etrafındaki yörüngeleri? Kendi kudsiyetini kutsayan insanlar neden başkalarının lehçesiyle küfür eder hayata? Neden başka anahtarlarla açmaya zorlar varlık kapısını? Neden başka eller çıkarır da bağdan, insana kalır üzümün yenmesi?
Söz kati, hepimiz başka maskelerle kendini gizleyen amatör figüranlarız. Ve maskenin içinden gelen soylu bir utanç kaplar benliğimizi her vakit. İnsanoğlu barizdir ki; kendi diktiği elbiseyi giymekten utandığı için ve bu utancı hiçbir zaman gün yüzüne çıkarma tutarlılığında bulunamadığı için terzilere emanet etmiştir zerâfetini. Oysa başkasının diktiğini, ölüler bile yakıştıramazdı kendine, dilleri olsa.
Gündüze bulaştırdığı kiri, aklamasını ister geceden insan. Oysa kendi beyaz yüzünü yıkamaktan aciz bir çocuktur gece ve bu yüzden karanlıkladır ebedi zifâfı. O halde neden şeytanla girdiği münasebetin yarattığı çocuğu, meleklerden peydah etmek ister insan?
Çünkü insan, insansıdır sadece, insan olamamıştır. Tıpkı larvadaki bir kurbağa gibi, nefes alıp vermenin yeteceğini düşünür bataklıklarla cedelleşmeye ve insan, tıpkı larvadaki bir kurbağa gibi sadece ansiklopedilerde insan olarak anılır.
Evet, hepimiz aynı yalan şarkının ayrı bölümlerinden paylanıyoruz ve kendimiz dışındakilerin bilmediği notaları birbirimize paylayarak yine tekrar bütüne, aynı yere, o yalan şarkıya varıyoruz. Mutsuzluğumuzun, huzursuzluğumuzun ve insanlıksızlığımızın nedeni bu değil mi? Ve koro halinde aynı galiz şarkıyı mırıldanmamız kanıt değil midir buna?
Her şehrin kaldırımı aynı yağmura bekçilik eder ve her kaldırım kendi payına düşen zerrenin müderrisidir. Trabzanları tutan çocuklar, trabzanları yapan ustalardan öğrenmemiştir ağacın ruhunu ve ustasından öğrenmek zorunda değildir usturanın ustalığını berber kalfaları. Öyleyse kendi inkişâfı için, neden karman çorman eder durur insanoğlu, etrafındaki yörüngeleri? Kendi kudsiyetini kutsayan insanlar neden başkalarının lehçesiyle küfür eder hayata? Neden başka anahtarlarla açmaya zorlar varlık kapısını? Neden başka eller çıkarır da bağdan, insana kalır üzümün yenmesi?
Söz kati, hepimiz başka maskelerle kendini gizleyen amatör figüranlarız. Ve maskenin içinden gelen soylu bir utanç kaplar benliğimizi her vakit. İnsanoğlu barizdir ki; kendi diktiği elbiseyi giymekten utandığı için ve bu utancı hiçbir zaman gün yüzüne çıkarma tutarlılığında bulunamadığı için terzilere emanet etmiştir zerâfetini. Oysa başkasının diktiğini, ölüler bile yakıştıramazdı kendine, dilleri olsa.
Gündüze bulaştırdığı kiri, aklamasını ister geceden insan. Oysa kendi beyaz yüzünü yıkamaktan aciz bir çocuktur gece ve bu yüzden karanlıkladır ebedi zifâfı. O halde neden şeytanla girdiği münasebetin yarattığı çocuğu, meleklerden peydah etmek ister insan?
Çünkü insan, insansıdır sadece, insan olamamıştır. Tıpkı larvadaki bir kurbağa gibi, nefes alıp vermenin yeteceğini düşünür bataklıklarla cedelleşmeye ve insan, tıpkı larvadaki bir kurbağa gibi sadece ansiklopedilerde insan olarak anılır.
Evet, hepimiz aynı yalan şarkının ayrı bölümlerinden paylanıyoruz ve kendimiz dışındakilerin bilmediği notaları birbirimize paylayarak yine tekrar bütüne, aynı yere, o yalan şarkıya varıyoruz. Mutsuzluğumuzun, huzursuzluğumuzun ve insanlıksızlığımızın nedeni bu değil mi? Ve koro halinde aynı galiz şarkıyı mırıldanmamız kanıt değil midir buna?