Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.
Not: This feature may not be available in some browsers.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Masada kalan siyah beyaz yitik fotoğrafların çığlıkları
Yalnızlığa dayanırım da bir başınalığa asla
Yaşlanmak hoş değil duvarlara baka baka.
Bir dost göz arayışıyla
Saat tıkırtısıyla...
Korkmam geçinip gideriz biz mutlulukla
Ama;
''Günün aydınakşamın iyi olsun'' diyen biri olmalı.
Bir telefon çalmalı ara sıra da olsa kulağımda.
Yoksa zor değil hiç zor değil
Demli çayı bardakta karıştırıp
Bir başına yudumlamak doyasıya.
Ama ''Çaya kaç şeker alırsın?''
Diye soran bir ses olmalı ya ara sıra...
CAN YÜCEL
Küsmek nedir biliyor musun?
Küsmek bir damladır başımda duran; senin koyduğun! Sen koyduğun için düşüremediğim... Binlerce yağmur damlasından farkıysa onun; başıma düşmüş değil konmuş olmasıdır...
Küsmek;
Bir kezzap damlasını sevdiğinin başına koymaktır!
*
Sevilmeyene küsülmez! Peki ya; “sevilene” niye küsülür?
Küsmek; sevgiye zulümdür!
*
Küsmek yalnızca basitçe sadece; bir kayayı yuvarlamaktır. Ama; “yola” bir kaya yuvarlamaktır!..
Mesele yok; o yoldan işinin başına aşının peşine giden kimse geçmediği sürece... Dert değil; o yoldan hastasını götüren kimse gitmediği ustasını getiren kimse gelmediği sürece... Umursamak gerekmez; o yolda âşıklar ve maşuklar gezmediği sürece...
Bir taş; ha cân ile cânân arasındaki yolu kapatmış... Ha can ile yürek arasındaki damarı!
Küsmek nedir biliyor musun?
Küsmek; insafa zulümdür!
*
Küsmek; var olanı yâristandan itmek...
Yâr olanı diyâr-ı ağyâra atmaktır!
*
Dışı “unut beni” derken insanın; içinin için için “unutma beni sakın unutma” diye sızlanmasıdır küsmek; saklandıkları yerden “bul beniii bulsana beni” diye bağıran çocuklar gibi!
Fakat bulunduklarında göbekleri dişlenen ve gıdıklandıkça kikirdeyen çocuklar kadar hayatla barışık olamaz ki büyükler! Bu yüzden de büyükleri aramak gelmez hatırına kimselerin her saklandıklarında!..
*
Biliyor musun büyüklerin saklambaç oynamayı tekrar tekrar denemeye mecâli ve saklandıkları yerde bıkmadan beklemeye sabrı yoktur...
Sen yoksa büyüdün mü?
*
“Hanimiş benim tavşanım?.. İşte burdaymııış!..”
.....
Tavşanlar ses çıkarmayı akıl etseydi eğer kolayca bulunurlardı.
Ve bulunduklarında mutlu olduklarını belli etseydiler aranmak için bunca beklemelerine lüzum kalmazdı!
*
Büyük tavşanların en büyük derdi; artık birer büyümüş tavşan olmalarıdır...
Aslında bunun için küserler belki; belki büyüdükleri için belki de tavşanların küçük birer tavşan iken küsmeyi akıl etmediklerini unuttukları için!
Tavşanlar bilir aslında ama bilmezden gelir:
Küsmek; iz’ana zulümdür insafa zulümdür insana zulümdür zamana zulümdür...
Küsmek sevgiye zulümdür sevgiliye zulümdür...
Bana ve sana zulümdür!
Her şeyden önemlisi insan, insan olmalı...
İnsanlar vardır; berrak, pırıl pırıl bir deniz.
Boşa gitmez ne kadar güvenseniz.
Dibini görürsünüz her şey meydanda.
Korkmadan dalarsınız, sizi sarar bir anda.
İçi dışı birdir çekinme ondan.
Her sözü içtendir, her davranışı candan...