Martin Eden

Konu sahibi son olarak 718 gün önce görüldü
Dünya klasikleri arasın da yer alan Amerikalı yazar Jack London'un otobiyografik romanıdır.

Hani mahalleler de bazı tipler vardır ya,kimse çocuğunun o tiple arkadaşlık etmesini istemez.Martin o tiplerin zirvesini görmüş halidir.Hayatı amaçsız,sorgusuz,beyhude bir şekilde yaşar.Ta ki,bu dünyadan olmadığını düşündüğü,aşkı iliklerine kadar hissettiren adı Ruth olan o kadına aşık olana kadar.Yeşilçam senaryoların da işlenen zengin kız,fakir oğlan temasını Jack London daha akıcı ve içe dönük bir şekilde işler.Kendince geliştirdiği spiritüel tekniklerle kitabın içinde,birbirinden bağımsız lakin birbirine entegre edilmiş kurguları ustaca kaynaştırır.Kitap da tam bir kavram cümmüşü vardır.Henidik mefhumu ve Efemerid adlı şiir benim aklımda kalan önemli detaylardandır.

Gelelim romanın ana karakteri ve kısmen Jack London,yani Martin Eden'e.Esas oğlan tam bir idealisttir.Konvansiyonel düşünceler,toplum normları onun için hiç bir şey ifade etmiyordu.Martin'e göre Kozmos'un yasaları amacına ulaşamamış/ulaşamayanlar için geçerliydi.Lakin Martin kendisinin neyi aradığını ve nihayetinde ne bulduğunun fehmine vardığından ötürü,çok nadir entelektüellerin sahip olabildiği o ilahi bilgeliğe sahip olduğunu düşünüyordur.Fakat işler beklediği gitmedi.Okuduğu her kitap,külteril pramidin en üstünde olduğunu düşündüğü kişilerden öğrendiği her bilgi,Martin'in ruhuna bir buhran libası giydiriyordu.

Zaman bulursam biraz daha inceleriz.Veya aklında bu romandan farklı bir bilgi olan varsa,üzerine konuşuruz.
 
Bugün itibari ile,artik kütüphanem de olmayan kitap.Kitabı vermeden önce sayfaları açtığım da,bazı yerlerin altını çizmişim.

-Bir gemi filosunun hızı, içindeki en yavaş geminin hızıdır.

-Güzelliğin anatomisini inceleyip öğrendikten sonra, güzelliğin kendisini yaratabilmeye daha çok yaklaşılır.

-Yoksulluk,yoksul olmayan bazıları için,varoluşun iyi olmadığı durumu simgeleyen bir sözcüktür.

-Karşılaşmış olduğu bu avukatlar, subaylar,işadamları ve banka veznedarları ile tanımış olduğu işçi sınıfları arasındaki farkın;yedikleri yiyeceklerin, giydikleri elbiselerin,yaşadıkları semtlerin farkından başka bir şey olmadığını biliyordu Martin Eden.

-Açlık çekerken,düşünceleri sık sık dünyada açlık çektiğini bildiği binlerce kişi üzerinde duruyordu,ama şimdi karnı doymuşken beyni artık açlık çeken bu kişilerin düşüncesiyle dolu değildi.

-Elbiseleri gibi,görüşleri de hazır alınmaydı.

-Herhangi bir şeyin varolması,onun varolmaya uygun olduğunun yeterli bir doğrulamasıdır.

-İnsan asla mutlak gerçekleri bilemez.

-Bir hayalet, ölmüş ama öldüğünü anlayamayan bir insanın ruhudur.

-Büyük bir şey haline gelen o küçük şey üzerinde Martin’in kafası karışmaya devam ediyordu.

-Yeni bir cennet bulamadım ve artık eskisini de bulamıyorum.

-Ölüm acı vermez; acı veren şey, yaşamdır.

-Belki de hiçbir şeyde gerçek yoktur; gerçeklikte gerçek yoktur.

-Yaşam acı veren bir yorgunluk haline gelince, ölüm sonsuz uykunun sakinliğine götürmek için hazırdır.
 
"Bir süre sonra Ruth,elindeki kitaptan bölümler okurken kızın dudaklarındaki kiraz lekesi gözüne Martin'in gözüne çarptı.Bir an için Ruth'un Tanrısallığı paramparça oldu.O da topraktan yapılmıştı.Toprağın yasaları,herkes için olduğu gibi onun için de geçerliydi.Dudakları kendisininki gibi ettendi.Kirazlar,tıpkı kendi dudaklarını boyadıkları gibi,onun dudaklarını da boyuyorlardı.Bir kadındı O,tıpkı ötekiler gibi bir kadın.Bütün bunlar birdenbire oldu ve onu sersemletti.Sanki güneşin gökyüzünden düştüğünü ya da tapılan bir tanrısallığın kirlendiğini görmüştü.."

Kiraz lekesinin Ruth'un ilahi güzelliğindeki zevalı,Martin'in hakikate attığı ilk adımdı.Zira o ana kadar kalbiyle gören Martin,Aşık olduğu kızı ilk defa mantığıyla görmüş ve tanımaya başlamıştı.
 
Bir kız için değer miydi be?
Şu an günümüzdeki çoğu genç kesim Martin'i anımastıyor ne de olsa.
Helal olsun Jack!
 
Geri