-
- Katılım
- Mart 27, 2013
-
- Mesajlar
- 16,499
-
- Tepkime puanı
- 17,853
-
- Puanları
- 354
-
- Konum
- Asgard
Marksizm'de devrim kavramı ikiye ayrılır. Bunlar toplumsal devrim ve siyasal devrimdir. Toplumsal devrim, bir üretim tarzından daha ileri bir üretim tarzına geçişi anlatır. Örneğin feodalizmden kapitalizme geçiş toplumsal devrimdir. Toprağa dayalı üretim ve küçük atölyeler(ayrıca bkz: manifaktür dönemi) yerini sanayileşmeye bırakır. Siyasal devrim ise siyasal iktidarın bir toplumsal sınıftan diğerine geçmesi anlamında kullanılır. Toplumsal devrim uzun bir süreçtir ve geniş zamana yayılır. Siyasal devrim ise anlıktır. İktidarın el değiştirdiği kısa zaman kesitini ele alır.
Marx ve Engels, Feuerbach Üzerine Tezler(Alman İdeolojisi) adlı yapıtında "Filozoflar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde yorumlamışlardır; oysa sorun onu değiştirmektir" denmekte, komünist için sorunun "mevcut dünyayı devrimci bir şekilde değiştirmek" olduğunu saptanmakta ve bunun yolunun da siyasi iktidarın proletarya tarafından fethedilmesinden geçtiği belirtilmektedir:
"... egemenlik özlemindeki her sınıf, kendi egemenliği bütün eski toplumsal biçimlerin ve genel olarak egemenliğin ortadan kaldırılmasına neden oluyorsa da, proletarya için olduğu gibi, evet buradan çıkan sonuç, bu sınıfın, sırası geldiğinde kendi öz çıkarını, herkesin çıkarı olarak ortaya koymak üzere ilkin siyasal iktidarı ele geçirmesi gerektiği sonucudur, bu, bu sınıfın, başlangıçta yapmak zorunda olduğu şeydir"
Marx ve Engels, Alman İdeolojisi'nde: "devrim sadece egemen sınıfı devirmenin tek yolu olduğu için zorunlu kılınmamıştır; ötekini deviren sınıfa, eski sistemin kendisine bulaştırdığı pislikleri süpürmek ve toplumu yeni temeller üzerine kurmaya elverişli bir hale getirmek olanağını ancak bir devrim vereceği için zorunlu olmuştur"
Manifesto, asıl olarak işçi sınıfının "en ileri ülkelerde" uygulanabilecek programını ortaya koyuyordu(ana çizgileriyle). Bu programın uygulanabilmesi ise iktidarın sınıf karakterinin değiştirilmesine bağlıydı ki, bu da ancak "zor" yoluyla olabilirdi. Bununla ilgili olarak şu şekilde geçer :"Komünistler, görüşlerini ve amaçlarını gizlemeye tenezzül etmezler. Hedeflerine, ancak şimdiye kadarki tüm toplum düzeninin zorla yıkılması yoluyla ulaşılabileceğini açıkça ilan ederler."
Tüm bunlarla birlikte Marx ve Engels, Manifesto'da ortaya koydukları programın, gelişmişlik düzeyine göre, ülkeden ülkeye farklılaşabileceni vurguluyordu. Örneğin, henüz burjuvazinin iktidara gelmediği Almanya'da, işçi sınıfının öncelikle mutlak monarşiye, feodal toprak mülkiyetine ve küçük burjuvaziye karşı burjuvaziyle birlikte mücadele etmesi gerektiğini, ancak burjuvazi iktidara gelir gelmez işçi sınıfının burjuvaziye karşı kendi devrimini gündeme alması gerektiğini ileri sürüyordu.
Komünist Manifesto şu sorun alanlarını tanımlamayı olanaklı kılıyor: işçi sınıfı iktidarını kurma olanağının ülkenin gelişmişlik düzeyi ve buna bağlı olarak sınıfsal ilişkisi(aşamalı yada doğrudan devrim), iktidara gelişin biçimi(zor yoluyla yada barışçıl yolla), hazır devlet aygıtına yaklaşım tarzı(bu aygıtı kullanarak yada parçalayarak), iktidar hareketinin işçi sınıfıyla bağı.
Marx, "Fransa'da Sınıf Savaşımları" adlı yapıtında : "Fransa'nın iktisadi ve tarihsel koşulları bir proletarya devrimi için olgunlaşmış değildir. Feodal toplumun maddi köklerini söküp atacak ve üzerinde bir proleter devrimin gerçekleşebileceği tek alanı düzleyecek, engelleri ortadan kaldıracak olan sanayi burjuvazisinin egemenliği henüz kurulmamıştır".
Engels daha önce yazdığı bir broşürde, proletaryanın doğrudan iktidara gelebilmesini, burjuvazinin henüz iktidara gelmediği ülkelerde mutlakiyetçi krallıkların burjuva devrimlerle alaşağı edilmesi önkoşuluna bağlamıştır.
İşçi sınıfı iktidarının, sanayi burjuvazisinin egemen olduğu ileri bir kapitalist ülkede gerçekleşebileceği düşüncesi, Marx ve Engels'in 1848 devrimlerine ilişkin yorumlarında başat olmakla birlikte, özellikle 1848 Haziranında burjuvazinin devrime "ihanet etmesi", Marx'ı burjuvazinin ilerici çağının bitmiş olduğu saptamasına yöneltti. Burjuvazinin "kendi devrimine" ihanetini ve küçük burjuvazinin kararsızlığını gören Marx, devrimde öncülüğü artık proletaryanın alması gerektiğini ve bunun için bağımsız olarak örgütlenmenin şart olduğunu öne sürdü. Sınıfsız topluma ulaşmak için bir geçiş dönemi olarak "proletarya diktatörlüğü"nü savunuyor, bağımsız politika yapmak için işçi sınıfının örgütlenmesi gerektiğini vurguluyor, gerektiğinde küçük burjuvaziyle(onun kararsızlığını ve ürkekliğini unutmadan) ittifak yapmaktan da kaçınmaması gerektiğini söylüyordu. Ancak tek bir koşulla: devrim bayrağı proletaryanın elinde olmalıydı.
Her ülkenin devrim koşulları ve gerçekleşme biçimi farklılık gösterebilir. Marx'a göre "yeni bir devrim, ancak yeni bir bunalımın ardından olanaklıydı, ama biri ne kadar kesinse, öteki de o kadar kesindi".
Şimdilik bu kadarı yeterli gibi görünüyor. Ancak bu konu uzatılabilir ve eklemeler yapılabilir. Bugün Türkiye solunda bu cümleler farklı yorumlanabilmekte ve herkes kendine göre bir strateji belirleyebilmektedir. Her ne kadar Marksizm olayın çekirdeğini oluştursa da işin kopma noktası(en çok tartışılan noktası) Leninizm ve Leninist Devrim Teorisi'ndedir. Uygun vaktim olursa Leninizmin iktidar perspektifi ile ilgili araştırmalarımı da yayınlayacağım.
Selamlar.
* * * * * * * * *
Kaynaklar
1) Türkiye Solunda Üç Tarzı Siyaset - Mustafa Şener -Yordam Yayınları
2) Gelenek Dergisi
3) K. Marx - F.Engels - Komünist Manifesto - Yazılama Yayınevi
Marx ve Engels, Feuerbach Üzerine Tezler(Alman İdeolojisi) adlı yapıtında "Filozoflar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde yorumlamışlardır; oysa sorun onu değiştirmektir" denmekte, komünist için sorunun "mevcut dünyayı devrimci bir şekilde değiştirmek" olduğunu saptanmakta ve bunun yolunun da siyasi iktidarın proletarya tarafından fethedilmesinden geçtiği belirtilmektedir:
"... egemenlik özlemindeki her sınıf, kendi egemenliği bütün eski toplumsal biçimlerin ve genel olarak egemenliğin ortadan kaldırılmasına neden oluyorsa da, proletarya için olduğu gibi, evet buradan çıkan sonuç, bu sınıfın, sırası geldiğinde kendi öz çıkarını, herkesin çıkarı olarak ortaya koymak üzere ilkin siyasal iktidarı ele geçirmesi gerektiği sonucudur, bu, bu sınıfın, başlangıçta yapmak zorunda olduğu şeydir"
Marx ve Engels, Alman İdeolojisi'nde: "devrim sadece egemen sınıfı devirmenin tek yolu olduğu için zorunlu kılınmamıştır; ötekini deviren sınıfa, eski sistemin kendisine bulaştırdığı pislikleri süpürmek ve toplumu yeni temeller üzerine kurmaya elverişli bir hale getirmek olanağını ancak bir devrim vereceği için zorunlu olmuştur"
Manifesto, asıl olarak işçi sınıfının "en ileri ülkelerde" uygulanabilecek programını ortaya koyuyordu(ana çizgileriyle). Bu programın uygulanabilmesi ise iktidarın sınıf karakterinin değiştirilmesine bağlıydı ki, bu da ancak "zor" yoluyla olabilirdi. Bununla ilgili olarak şu şekilde geçer :"Komünistler, görüşlerini ve amaçlarını gizlemeye tenezzül etmezler. Hedeflerine, ancak şimdiye kadarki tüm toplum düzeninin zorla yıkılması yoluyla ulaşılabileceğini açıkça ilan ederler."
Tüm bunlarla birlikte Marx ve Engels, Manifesto'da ortaya koydukları programın, gelişmişlik düzeyine göre, ülkeden ülkeye farklılaşabileceni vurguluyordu. Örneğin, henüz burjuvazinin iktidara gelmediği Almanya'da, işçi sınıfının öncelikle mutlak monarşiye, feodal toprak mülkiyetine ve küçük burjuvaziye karşı burjuvaziyle birlikte mücadele etmesi gerektiğini, ancak burjuvazi iktidara gelir gelmez işçi sınıfının burjuvaziye karşı kendi devrimini gündeme alması gerektiğini ileri sürüyordu.
Komünist Manifesto şu sorun alanlarını tanımlamayı olanaklı kılıyor: işçi sınıfı iktidarını kurma olanağının ülkenin gelişmişlik düzeyi ve buna bağlı olarak sınıfsal ilişkisi(aşamalı yada doğrudan devrim), iktidara gelişin biçimi(zor yoluyla yada barışçıl yolla), hazır devlet aygıtına yaklaşım tarzı(bu aygıtı kullanarak yada parçalayarak), iktidar hareketinin işçi sınıfıyla bağı.
Marx, "Fransa'da Sınıf Savaşımları" adlı yapıtında : "Fransa'nın iktisadi ve tarihsel koşulları bir proletarya devrimi için olgunlaşmış değildir. Feodal toplumun maddi köklerini söküp atacak ve üzerinde bir proleter devrimin gerçekleşebileceği tek alanı düzleyecek, engelleri ortadan kaldıracak olan sanayi burjuvazisinin egemenliği henüz kurulmamıştır".
Engels daha önce yazdığı bir broşürde, proletaryanın doğrudan iktidara gelebilmesini, burjuvazinin henüz iktidara gelmediği ülkelerde mutlakiyetçi krallıkların burjuva devrimlerle alaşağı edilmesi önkoşuluna bağlamıştır.
İşçi sınıfı iktidarının, sanayi burjuvazisinin egemen olduğu ileri bir kapitalist ülkede gerçekleşebileceği düşüncesi, Marx ve Engels'in 1848 devrimlerine ilişkin yorumlarında başat olmakla birlikte, özellikle 1848 Haziranında burjuvazinin devrime "ihanet etmesi", Marx'ı burjuvazinin ilerici çağının bitmiş olduğu saptamasına yöneltti. Burjuvazinin "kendi devrimine" ihanetini ve küçük burjuvazinin kararsızlığını gören Marx, devrimde öncülüğü artık proletaryanın alması gerektiğini ve bunun için bağımsız olarak örgütlenmenin şart olduğunu öne sürdü. Sınıfsız topluma ulaşmak için bir geçiş dönemi olarak "proletarya diktatörlüğü"nü savunuyor, bağımsız politika yapmak için işçi sınıfının örgütlenmesi gerektiğini vurguluyor, gerektiğinde küçük burjuvaziyle(onun kararsızlığını ve ürkekliğini unutmadan) ittifak yapmaktan da kaçınmaması gerektiğini söylüyordu. Ancak tek bir koşulla: devrim bayrağı proletaryanın elinde olmalıydı.
Her ülkenin devrim koşulları ve gerçekleşme biçimi farklılık gösterebilir. Marx'a göre "yeni bir devrim, ancak yeni bir bunalımın ardından olanaklıydı, ama biri ne kadar kesinse, öteki de o kadar kesindi".
Şimdilik bu kadarı yeterli gibi görünüyor. Ancak bu konu uzatılabilir ve eklemeler yapılabilir. Bugün Türkiye solunda bu cümleler farklı yorumlanabilmekte ve herkes kendine göre bir strateji belirleyebilmektedir. Her ne kadar Marksizm olayın çekirdeğini oluştursa da işin kopma noktası(en çok tartışılan noktası) Leninizm ve Leninist Devrim Teorisi'ndedir. Uygun vaktim olursa Leninizmin iktidar perspektifi ile ilgili araştırmalarımı da yayınlayacağım.
Selamlar.
* * * * * * * * *
Kaynaklar
1) Türkiye Solunda Üç Tarzı Siyaset - Mustafa Şener -Yordam Yayınları
2) Gelenek Dergisi
3) K. Marx - F.Engels - Komünist Manifesto - Yazılama Yayınevi