Maide 38

A
  • Kullanıcı Aggressive
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Genel Tartışma
Arkadaşlar kime "çocuğunuz hırsızlık yaparsa elini keser misiniz" diye sorsak
Muhtemelen cevap olarak "Hayır tabi ki onlar arap uydurması" olur ve bunları diyen çoğu kişi de 5 vakit namazında olan insanlar olur.

10150692_517641775006478_8351360939544375579_n.jpg



Yaptıklarına bir karşılık ve Allah’tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. Maide 38



Şimdi soruyorum size bir çocuğun veya yetişkin birinin hırsızlık yaptı diye elini keser misiniz? Hayır ise neden böyle bir ayet var..

Not: Tartışma karşılıklı atışmalara geçmeden olursa sevinirim..
 
El ve ayak nasıl kesilir' dersi!

Suudi Arabistan'da aşırı radikal öğretilerin yer aldığı kitapların ilkokul çağındaki çocukların eğitiminde kullanıldığı ortaya çıktı.
İlkokul çağındaki çocuklara el ve ayağın nasıl kesileceğini ders olarak anlattılar.

Merkezi Washington’da bulunan Körfez Ülkeleri İlişkileri Enstitüsü, ilkokul çocuklarına el ve ayakların nasıl kesileceğini anlatan yeni basım kitapların kopyalarını inceledi.

Enstitü Başkanı Ali el Ahmed, “Terörizm işte burada başlıyor, eğitim sisteminde” dedi. Kitapların basımı için gereken finansmanın Suudi devleti tarafından sağlandığını ifade eden Ahmed, gizli kaynakların kitapları krallığın dışına kaçırdığını söyledi.

Ahmed, 2010-11 eğitim dönemi için basılan kitaplarda, hırsızların el ve ayaklarının nasıl kesileceğinin anlatıldığını, dokuzuncu sınıf kitaplarında ise “Yahudilerin yok edilmesinin zorunluluk” olarak aktarıldığını ifade etti.

10170901_517642011673121_8165995606630699410_n.jpg
 
Bunların çoğu neye inandığını bilmemekten kaynaklanıyor. Zannederler ki Kur'an çok tutarlı bir kitaptır da inanmayanlar delil eksikliğinden inanmıyor. Oysa içinde yazılanlar 1500 yıl öncesinin kafasını taşır. Şöyle bir objektif gözle açıp okusalar, hatta o da değil sadece açıp okusalar onlarca akıl dışı yargıyı görebilirler. Söz gelimi burada tutarlı bir müslümanın el ve ayak keserek cezalandırma işlemini onaylaması gerekir. Ve bu cezalandırma işlemi islamiyet tarihi boyunca uygulandı. Ama sorsanız bizim dinciler ''o iş öyle değil'' derler, ''senin aklın ermez'' derler.
 
1500 yıl öncesi içinde vahşet şuan bakınca da bu bir vahşet,işkence gibi duruyor..
 
Kur’an bütünlüğünde verdiği örnekler yoluyla, ayetleri anlamamızı sağlar. İşte imtihanımızın en zor kısmı da bu olsa gerek.


Gelelim ayete. Bu ayette yazıldığı gibi, hırsızlık yapanların, kadın erkek ayrımı yapmadan ellerini fiziksel anlamda, kesin diyor olabilir mi Allah? Eğer bu anlamda söylüyorsa, bizlere detaylı bilgi vermesi gerekmez mi?

Hiç uyarı yapılmadan, tövbe etmesine zaman tanımadan, pişman olmasına zemin hazırlamadan, hırsızlığın nedenleri araştırılıp, böyle bir ortamı ortadan kaldırmak adına hiçbir çaba harcanmadan, hırsızlıkta yakaladığınız kişilerin ellerini hemen kesin diyor olabilir mi? Geri dönüşü olmayan bir ceza, vermiş olabilir mi Rabbimiz? Bunun bir başka örneği, var mı Kur’an da?

Ayete dikkat ederseniz çoğul anlamda, yani her iki elden bahsediyor. Bu sözler üzerinde de, dikkatle düşünmemiz gerekmiyor mu? Eğer Allah hırsızlık yapanın gerçek anlamda elinin kesilmesini isteseydi, detay vererek şu şartlar oluştuğunda bir elini, bu şartlar olduğunda iki elini kesin diye, açıklama yapmaz mıydı rehberinde?

Bu düşünce Kur’an adaleti ile Kur’an ın anlatım, açıklama, hüküm verme şekline uyuyor mu?

Düşünmeye başlamadan öncede, bu ayetin devamına bakalım, acaba Allah hırsızlıktan vazgeçip, tövbe edenler için nasıl bir açıklama getirmiş?


Maide 39: Kim (bu) haksız davranışından sonra tövbe eder ve durumunu düzeltirse, şüphesiz Allah onun tövbesini kabul eder. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.


Hırsızlık yapan bir insanın ellerini, ona mühlet vermeden, zaman tanımadan kestik. Bu insanda yaptığı bu yanlışı anladı, farkına vardı, Allah a tövbe edip vazgeçti. Allah bile, ben tövbesini kabul ederim, durumunu düzeltirse diyor. Bu durumda bu insanın tövbe etmesi, ellerini geri getire bilir mi?

Bakın bu ayet ile bir önceki ayeti karşılaştırdığımızda, Maide 38. ayette geçen, ellerinin kesilmesi sözünden, bizzat ellerinin bıçakla kesilmesini anlarsak, devamındaki ayetle bütünlük arz etmiyor.


Demek ki ellerinin kesilmesi bir deyim, burada farklı bir şey anlatılıyor. Gelin onu daha iyi anlamaya, netleştirmeye çalışalım, Rabbimizin izniyle.


Şimdi Kur’an bütünlüğünde düşünmeye devam edelim. Sizlere sormak isterim, Kur’anı anlayarak okuyan bir insan isek ve bu bilgiyi Kur’an süzgecinden geçirdiğimizde, şöyle bir soru sorsak kendimize ve desek ki; Zina yapmak mı daha büyük bir suç Allah katında, yoksa hırsızlık yapmak mı? Elbette bunun ayrımını yapmak bizlere düşmez, ikisi de toplum suçudur. Bize düşen aklımızı ve mantığımızı Kur’an ışığında, bütünlüğünde kullanmak olmalıdır. Hatırlayalım Nur suresi 2. ayetinde Allah ne diyordu?


Nur suresi 2: Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz sopa vurun; Allah'a ve ahi ret gününe inanıyorsanız, Allah'ın dininde (hükümlerini uygularken) onlara acıyacağınız tutmasın. Müminlerden bir gurup da onlara uygulanan cezaya şahit olsun.


Dikkat ediniz tıpkı, Maide suresi 38. ayette olduğu gibi, hem kadından hem de erkekten bahsediyor. Yani hırsızlık yapan ya da zina yapan erkek ve kadın diye başlıyor her iki ayet. Sizce hırsızlık yapan için ellerini kesin, zina yapanlar için ise, yüz kırbaç vurun hükmü arasında çok büyük bir fark görülmüyor mu?

İki suç içinde, Allah eğer vazgeçerler ve bağışlanma dilerlerse onları affedeceğini söylüyor bizlere. Bu durumda zina yapan, yanlışını anlayıp, bir daha bu suçu işlemediğinde, kaybı belki vücudunda biraz acı, geçecek olan yara izleri, üzüntüsü olacaktır. Ya hırsızlık yapanın tövbe edip, bu yanlıştan vazgeçmesi halindeki, durumu ne olacak dersiniz?

Eller gitti, geride gelmesi mümkün değil. Dikkat ediniz Nur suresi 2. ayetinde kırbaçlanma konusunda sakın onlara acımanız tutmasın diyordu. Ayrıca ibret olsun diye bir toplumun huzurunda yapılmasını istiyordu. Eğer hırsızlık yapanın ellerini kesin sözünden, bizzat kesmeyi kast etseydi, aynı ikazı da özellikle yapmaz mıydı Rabbimiz bizlere? Hem ellerinin kesilmesine acımayın, hem de toplumun göreceği yerde yapında ibret olsun demez miydi? Ellerinin kesilmesi mi daha çok acınacak bir durum, yoksa bir insanın kırbaçlanması mı, ne dersiniz?
 
Edit: Din bir bütündür parça parça alıp parça parça algılamaktan vazgeçin üstteki yazıyıda dikkatle okursanız anlaşmış olucaz =)
 
Arkadaşlar kime "çocuğunuz hırsızlık yaparsa elini keser misiniz" diye sorsak
Muhtemelen cevap olarak "Hayır tabi ki onlar arap uydurması" olur ve bunları diyen çoğu kişi de 5 vakit namazında olan insanlar olur.





Şimdi soruyorum size bir çocuğun veya yetişkin birinin hırsızlık yaptı diye elini keser misiniz? Hayır ise neden böyle bir ayet var..

Bu cezayı aile vermez devlet olarak bir insanın tüm ihtiyaçları karşılanıyorsa ve buna rağmen aç gözlülük yapıp birisine zarar verirse kişinin suçu tespit edilerek devlet yetkilileri bu cezayı verir.
 
Kur’an bütünlüğünde verdiği örnekler yoluyla, ayetleri anlamamızı sağlar. İşte imtihanımızın en zor kısmı da bu olsa gerek.


Gelelim ayete. Bu ayette yazıldığı gibi, hırsızlık yapanların, kadın erkek ayrımı yapmadan ellerini fiziksel anlamda, kesin diyor olabilir mi Allah? Eğer bu anlamda söylüyorsa, bizlere detaylı bilgi vermesi gerekmez mi?

Hiç uyarı yapılmadan, tövbe etmesine zaman tanımadan, pişman olmasına zemin hazırlamadan, hırsızlığın nedenleri araştırılıp, böyle bir ortamı ortadan kaldırmak adına hiçbir çaba harcanmadan, hırsızlıkta yakaladığınız kişilerin ellerini hemen kesin diyor olabilir mi? Geri dönüşü olmayan bir ceza, vermiş olabilir mi Rabbimiz? Bunun bir başka örneği, var mı Kur’an da?

Ayete dikkat ederseniz çoğul anlamda, yani her iki elden bahsediyor. Bu sözler üzerinde de, dikkatle düşünmemiz gerekmiyor mu? Eğer Allah hırsızlık yapanın gerçek anlamda elinin kesilmesini isteseydi, detay vererek şu şartlar oluştuğunda bir elini, bu şartlar olduğunda iki elini kesin diye, açıklama yapmaz mıydı rehberinde?

Bu düşünce Kur’an adaleti ile Kur’an ın anlatım, açıklama, hüküm verme şekline uyuyor mu?

Düşünmeye başlamadan öncede, bu ayetin devamına bakalım, acaba Allah hırsızlıktan vazgeçip, tövbe edenler için nasıl bir açıklama getirmiş?


Maide 39: Kim (bu) haksız davranışından sonra tövbe eder ve durumunu düzeltirse, şüphesiz Allah onun tövbesini kabul eder. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.


Hırsızlık yapan bir insanın ellerini, ona mühlet vermeden, zaman tanımadan kestik. Bu insanda yaptığı bu yanlışı anladı, farkına vardı, Allah a tövbe edip vazgeçti. Allah bile, ben tövbesini kabul ederim, durumunu düzeltirse diyor. Bu durumda bu insanın tövbe etmesi, ellerini geri getire bilir mi?

Bakın bu ayet ile bir önceki ayeti karşılaştırdığımızda, Maide 38. ayette geçen, ellerinin kesilmesi sözünden, bizzat ellerinin bıçakla kesilmesini anlarsak, devamındaki ayetle bütünlük arz etmiyor.


Demek ki ellerinin kesilmesi bir deyim, burada farklı bir şey anlatılıyor. Gelin onu daha iyi anlamaya, netleştirmeye çalışalım, Rabbimizin izniyle.


Şimdi Kur’an bütünlüğünde düşünmeye devam edelim. Sizlere sormak isterim, Kur’anı anlayarak okuyan bir insan isek ve bu bilgiyi Kur’an süzgecinden geçirdiğimizde, şöyle bir soru sorsak kendimize ve desek ki; Zina yapmak mı daha büyük bir suç Allah katında, yoksa hırsızlık yapmak mı? Elbette bunun ayrımını yapmak bizlere düşmez, ikisi de toplum suçudur. Bize düşen aklımızı ve mantığımızı Kur’an ışığında, bütünlüğünde kullanmak olmalıdır. Hatırlayalım Nur suresi 2. ayetinde Allah ne diyordu?


Nur suresi 2: Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz sopa vurun; Allah'a ve ahi ret gününe inanıyorsanız, Allah'ın dininde (hükümlerini uygularken) onlara acıyacağınız tutmasın. Müminlerden bir gurup da onlara uygulanan cezaya şahit olsun.


Dikkat ediniz tıpkı, Maide suresi 38. ayette olduğu gibi, hem kadından hem de erkekten bahsediyor. Yani hırsızlık yapan ya da zina yapan erkek ve kadın diye başlıyor her iki ayet. Sizce hırsızlık yapan için ellerini kesin, zina yapanlar için ise, yüz kırbaç vurun hükmü arasında çok büyük bir fark görülmüyor mu?

İki suç içinde, Allah eğer vazgeçerler ve bağışlanma dilerlerse onları affedeceğini söylüyor bizlere. Bu durumda zina yapan, yanlışını anlayıp, bir daha bu suçu işlemediğinde, kaybı belki vücudunda biraz acı, geçecek olan yara izleri, üzüntüsü olacaktır. Ya hırsızlık yapanın tövbe edip, bu yanlıştan vazgeçmesi halindeki, durumu ne olacak dersiniz?

Eller gitti, geride gelmesi mümkün değil. Dikkat ediniz Nur suresi 2. ayetinde kırbaçlanma konusunda sakın onlara acımanız tutmasın diyordu. Ayrıca ibret olsun diye bir toplumun huzurunda yapılmasını istiyordu. Eğer hırsızlık yapanın ellerini kesin sözünden, bizzat kesmeyi kast etseydi, aynı ikazı da özellikle yapmaz mıydı Rabbimiz bizlere? Hem ellerinin kesilmesine acımayın, hem de toplumun göreceği yerde yapında ibret olsun demez miydi? Ellerinin kesilmesi mi daha çok acınacak bir durum, yoksa bir insanın kırbaçlanması mı, ne dersiniz?

Hocam birde şöyle bakalım.

Maide-33. "Allah ve peygamberiyle savaşanların ve yeryüzünde bozgunculuğa uğraşanların cezası öldürülmek veya asılmak yahut çapraz olarak el ve ayaklan kesilmek ya da yerlerinden sürülmektir. Bu onlara dünyada bir rezilliktir. Onlara ahirette büyük azap vardır."



1- Ebû Nasr Âhmed b. Ubeydullah el-Mahfidî, Ebû Amr b. Necid'den, o Müslim'den, o Abdurrahman b. Hammad'dan, o Said b. Ebî Arube'den, o Katade'den, o da Enes'ten bize şu rivayette bulundu;

"Ukl ve Ureyne Kabilelerinden on kadar bir insan grubu Rasulullah (s.a.v.)'a gelerek:

"Ey Allah'ın Rasulü, biz davar sahibi kimselerdik. Tarlalarımız, ekinimiz yoktu. Bu yüzden Medine'nin havasını sağlığımıza elverişsiz bulduk" dediler. Rasulullah (s.a.v.) on*lara bir deve sürüsü ve bir çobanla Medine dışına çıkmalarını ve orada develerin sütlerin*den ve idrarlarından içerek tedavi olmalarını emir buyurdu. Bunlar, Harre denilen mıntı*kanın civarında bulunuyorlardı. Sıhhatlerine kavuşunca Rasulullah (s.a.v.)'ın çobanını kat*lettiler, develeri de sürüp götürdüler. Rasulullah (s.a.v.) peşlerinden adam gönderip on*ları getirtti. Ellerini ve ayaklarını kestirip gözlerini çıkarttırdı ve bunları ölünceye dek Harre'de bu halleri üzere öylece bırakıldılar."

Katade dedi ki: "Bize zikrolunduğuna göre bu âyet bu eşkıya hakkında nazil ol*muştur."[32]

2- Yezîd İbni Habîb'ten, İbnu Cerîr anlattı. Abdülmelik îbni Mervân, Enes'e mektup yazdı ve Maide: 5/33 âyetinden sordu. Enes ona mukabil mektup yazdı ve bu âyetin, İslamdan dönen, çobanlan öldürüp, develeri götüren, Aranıyyîn hakkında indiğini haber verdi.

Bundan sonra Cerîr'den bunun benzerini anlattı.

Abdürrezzak, Ebu Hureyre'den bunun benzerini anlattı.
 
Ayrıca madem tövbe edilince bağışlanıyor neden böyle bir ayet indirilmiş? Ve günümüzde de kur'an ahlakına göre yönetilen bazı ülkelerde uygulanmaktadır. Bu bir işkence değil midir? Bunun yerine daha caydırıcı bir yöntem olamaz mıydı? Nitekim haca gidip gören bizzat akrabalarım var. Hırsızlık yaptığından dolayı elleri kesilmiş insanlar.
 
Bi ayeti cımbızla seçip milletin önüne atmak abes, zaten hemen sonra ki ayetle cevabını vermiş size.

Maide 39. ayet:

Her kim de işlediği zulmünün arkasından tövbe edip durumunu düzeltirse kuşkusuz, Allah onun tövbesini kabul eder. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
 
Bi ayeti cımbızla seçip milletin önüne atmak abes, zaten hemen sonra ki ayetle cevabını vermiş size.

Maide 39. ayet:

Her kim de işlediği zulmünün arkasından tövbe edip durumunu düzeltirse kuşkusuz, Allah onun tövbesini kabul eder. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Hocam o halde herkes bir suç işleyip tövbe etsin. Zina yapsın tövbe etsin,hırsızlık yapsın tam yakalanacağı sırada tövbe etsin ve affedilsin. Şimdi diyeceksiniz ki herkes yaparsa mutlaka ceza alan olur niyeti önemli o halde yine el ve ayak kesme devreye girecektir. Bunun yerine daha caydırıcı bir yöntem olamaz mıydı? El ve ayak kesmekten bahsediyoruz saç,sakal kesmekten değil nitekim.
 
Amaç doğruyu öğrenmek istemeniz ise doğru yol elbette bulunurdu.Ama sizinkisi islamla az ilişkisi bulunan insanların kafasını karıştırmak amaç saptırmak itikatli insan bu vesveselere kapılmaz
 
tamam evet allah bağışlayıcıdır, herkesin tovbesi kabul olunur. insanoğlu hata yapmaya programlanmış, irade,zeka ve akıl herkese aynı oranda verilmemiş, 1. de tovbe etti affedildi, peki 2. de mi kesmemiz gerekiyor el ve ayakları veya 3,4 ??
 
Hocam birde şöyle bakalım.

Maide-33. "Allah ve peygamberiyle savaşanların ve yeryüzünde bozgunculuğa uğraşanların cezası öldürülmek veya asılmak yahut çapraz olarak el ve ayaklan kesilmek ya da yerlerinden sürülmektir. Bu onlara dünyada bir rezilliktir. Onlara ahirette büyük azap vardır."



1- Ebû Nasr Âhmed b. Ubeydullah el-Mahfidî, Ebû Amr b. Necid'den, o Müslim'den, o Abdurrahman b. Hammad'dan, o Said b. Ebî Arube'den, o Katade'den, o da Enes'ten bize şu rivayette bulundu;

"Ukl ve Ureyne Kabilelerinden on kadar bir insan grubu Rasulullah (s.a.v.)'a gelerek:

"Ey Allah'ın Rasulü, biz davar sahibi kimselerdik. Tarlalarımız, ekinimiz yoktu. Bu yüzden Medine'nin havasını sağlığımıza elverişsiz bulduk" dediler. Rasulullah (s.a.v.) on*lara bir deve sürüsü ve bir çobanla Medine dışına çıkmalarını ve orada develerin sütlerin*den ve idrarlarından içerek tedavi olmalarını emir buyurdu. Bunlar, Harre denilen mıntı*kanın civarında bulunuyorlardı. Sıhhatlerine kavuşunca Rasulullah (s.a.v.)'ın çobanını kat*lettiler, develeri de sürüp götürdüler. Rasulullah (s.a.v.) peşlerinden adam gönderip on*ları getirtti. Ellerini ve ayaklarını kestirip gözlerini çıkarttırdı ve bunları ölünceye dek Harre'de bu halleri üzere öylece bırakıldılar."

Katade dedi ki: "Bize zikrolunduğuna göre bu âyet bu eşkıya hakkında nazil ol*muştur."[32]

2- Yezîd İbni Habîb'ten, İbnu Cerîr anlattı. Abdülmelik îbni Mervân, Enes'e mektup yazdı ve Maide: 5/33 âyetinden sordu. Enes ona mukabil mektup yazdı ve bu âyetin, İslamdan dönen, çobanlan öldürüp, develeri götüren, Aranıyyîn hakkında indiğini haber verdi.

Bundan sonra Cerîr'den bunun benzerini anlattı.

Abdürrezzak, Ebu Hureyre'den bunun benzerini anlattı.

Şimdi sen diyorsun ki peygamber efendimiz (sav) neden bunu yaptı =)
cvb çok basit normal bir insandan bahsetmiyoruz Allahın sevgilisinden ve ona yapılan büyük yanlış burda söz konusu ve bu verdiğin örneğin geçmişini incelersen bu kabilelerin yaptığı ilk yanlış değil bu onların tövbe edip uslanmayacağını bildiği için efendimiz onlara bunu reva görmüştür şöyle düşün bir suçlu serbest kaldıktan sonra başka bir suçla geldiğinde diğer suçlarıda üstüne eklenir ve cezası iki katı olur böyle düşünürsen daha iyi olur =)
 
Amaç doğruyu öğrenmek istemeniz ise doğru yol elbette bulunurdu.Ama sizinkisi islamla az ilişkisi bulunan insanların kafasını karıştırmak amaç saptırmak itikatli insan bu vesveselere kapılmaz

Burada islama saldırmıyorum nitekim insanların kafasını karıştırmıyorum. Sadece merak ettiğim bir konu hakkında insanların fikrini öğrenmeye çalışıyorum. Konuyu açarkende belirttiğim gibi karşılıklı atışmalara dönüşmezse sevinirim.
 
sonraki dördüncü ayete bakarsanız şaka yaptığını rahatça anlayabilirsiniz. insanları tahrik etmeyin lütfen xd
 
tamam evet allah bağışlayıcıdır, herkesin tovbesi kabul olunur. insanoğlu hata yapmaya programlanmış, irade,zeka ve akıl herkese aynı oranda verilmemiş, 1. de tovbe etti affedildi, peki 2. de mi kesmemiz gerekiyor el ve ayakları veya 3,4 ??

Anlatmak istediğim tam olarak buydu.
 
Hocam o halde herkes bir suç işleyip tövbe etsin. Zina yapsın tövbe etsin,hırsızlık yapsın tam yakalanacağı sırada tövbe etsin ve affedilsin. Şimdi diyeceksiniz ki herkes yaparsa mutlaka ceza alan olur niyeti önemli o halde yine el ve ayak kesme devreye girecektir. Bunun yerine daha caydırıcı bir yöntem olamaz mıydı? El ve ayak kesmekten bahsediyoruz saç,sakal kesmekten değil nitekim.

Bu yapılan tövbe sana samimi gelir mi? Gelmez. Ayette diyor yaptığı yanlıştan durumunu düzeltirse Allah bağışlar, devam ederse kaideler neyse uygulanır. Yasal ya da dinen.
Ama şöyle de bi durum var. Ben tefsirci değilim ama okurken bu ayeti mecazen de kastedilmiş bi el kesmekte olabilir ve böyle de algılanabilir.
 
Bu yapılan tövbe sana samimi gelir mi? Gelmez. Ayette diyor yaptığı yanlıştan durumunu düzeltirse Allah bağışlar, devam ederse kaideler neyse uygulanır. Yasal ya da dinen.
Ama şöyle de bi durum var. Ben tefsirci değilim ama okurken bu ayeti mecazen de kastedilmiş bi el kesmekte olabilir ve böyle de algılanabilir.

Bende tam olarak bilemiyorum ama göründüğü gibi bunu uygulayan kişiler var. Mecazen olsaydı uygulanmazdı diye düşünüyorum o yüzden kafam karıştı.

EkSen ağabey bu konu hakkındaki fikirlerini merak ediyorum belki kendisi bilir.
 
Hocam birde şöyle bakalım.

Maide-33. "Allah ve peygamberiyle savaşanların ve yeryüzünde bozgunculuğa uğraşanların cezası öldürülmek veya asılmak yahut çapraz olarak el ve ayaklan kesilmek ya da yerlerinden sürülmektir. Bu onlara dünyada bir rezilliktir. Onlara ahirette büyük azap vardır."



1- Ebû Nasr Âhmed b. Ubeydullah el-Mahfidî, Ebû Amr b. Necid'den, o Müslim'den, o Abdurrahman b. Hammad'dan, o Said b. Ebî Arube'den, o Katade'den, o da Enes'ten bize şu rivayette bulundu;

"Ukl ve Ureyne Kabilelerinden on kadar bir insan grubu Rasulullah (s.a.v.)'a gelerek:

"Ey Allah'ın Rasulü, biz davar sahibi kimselerdik. Tarlalarımız, ekinimiz yoktu. Bu yüzden Medine'nin havasını sağlığımıza elverişsiz bulduk" dediler. Rasulullah (s.a.v.) on*lara bir deve sürüsü ve bir çobanla Medine dışına çıkmalarını ve orada develerin sütlerin*den ve idrarlarından içerek tedavi olmalarını emir buyurdu. Bunlar, Harre denilen mıntı*kanın civarında bulunuyorlardı. Sıhhatlerine kavuşunca Rasulullah (s.a.v.)'ın çobanını kat*lettiler, develeri de sürüp götürdüler. Rasulullah (s.a.v.) peşlerinden adam gönderip on*ları getirtti. Ellerini ve ayaklarını kestirip gözlerini çıkarttırdı ve bunları ölünceye dek Harre'de bu halleri üzere öylece bırakıldılar."

Katade dedi ki: "Bize zikrolunduğuna göre bu âyet bu eşkıya hakkında nazil ol*muştur."[32]

2- Yezîd İbni Habîb'ten, İbnu Cerîr anlattı. Abdülmelik îbni Mervân, Enes'e mektup yazdı ve Maide: 5/33 âyetinden sordu. Enes ona mukabil mektup yazdı ve bu âyetin, İslamdan dönen, çobanlan öldürüp, develeri götüren, Aranıyyîn hakkında indiğini haber verdi.

Bundan sonra Cerîr'den bunun benzerini anlattı.

Abdürrezzak, Ebu Hureyre'den bunun benzerini anlattı.

Şuraya yazmayayım diyorum, bakmayayım ilgilen meyeyim diyorum ama öyle bir halde görüyorum ki sizi ters dönmüş kaplumbağa misali çırpınıyorsunuz .. Benzetmemi mazur görün hakaret etmek amacıyla yazmadım ama ALLAH aşkına nette her gördüğünüze okuduğunuza hele ki hadis konusu ise hemen inanmayın ..

BU YUKARIDA Kİ ALINTI SAFSATANIN, İFTİRANIN TA KENDİSİDİR .. Efendimiz kimsenin ellerini ayaklarını kestirmemiş, kimsenin gözlerini çıkartmamıştır ..
Hatta amcası Hz.Hamza'nın uzuvlarını tek tek kesen ve sonra kalbini çiğneyen Hind'e dahi bir şey yapmamıştır .. Müşrikler savaşlarda şehit ettikleri müslümanların burunlarını kulaklarını keserlerken, onlara aynı ile cevap vermek isteyen müminlere ise zinhar bunu yapmayı yasaklamıştır ..

Tekrar yazıyorum bu yukarıda ki alıntı sahih değildir ..

Gelelim Maide 38'e ..
Başak kardeşim gerekli alıntıyı paylaşmış zaten .. Orada her şey güzelce açıklanmış .. Bir hırsızı bir daha hırsızlık yapmaması için hapise attığınızda otomatikman elini de kesmiş olursunuz .. Bu kimse pişman olur tevbe ederse ALLAH'da onu bağışlar .. EN MAKUL TEVBE SÖZÜNDE DURULAN TEVBEDİR ..
Şeriat ile yönetilen toplumlarda kişilere had cezaları uygulanabilmesi için önce o toplumda şeriatın tam anlamıyla uygulanabilmesi lazım .. Yani zekatların düzgün ve tam olarak toplanması, kişiler arasında ki gelir düzeylerinin ALLAH'ın istediği ölçülere getirilmesi, yardımlaşma ve dayanışmanın sonucu olarak refah düzeyinin korunması ..
ANCAK BUNLARDAN SONRA HAD CEZALARINI UYGULAMAYA HAKKINIZ OLABİLİR .. O DA YİNE KILI KIRK YARARAK ..
Bir insan ömründe ilk kez hırsızlık yapacak, onu da mecburen aç kaldığı için yapacak, sonra yakalanacak, sonra da eli kesilecek !!! İslam bunu emretmez ..
 
Geri