Madamın Biri'nden...

Konu sahibi son olarak 2578 gün önce görüldü
Madam Der ki;
Okulda öğretilmeyen şeylerin bir listesini yapıyordum. Orda sana, birini nasıl sevmen gerektiğini öğretmiyorlar. Nasıl ünlü bir insan olunur, nasıl zengin biri olunur ya da nasıl fakir biri olunur öğretmiyorlar. Artık sevmediğin biriyle nasıl ayrılman gerektiğini, ya da bir başkasının kafasından neler geçtiğini nasıl bilebileceğini öğretmiyorlar. Ölmekte olan birine neler söylemen gerektiğini bile öğretmiyorlar. Yani sana, bilmene değecek hiçbir şey öğretmiyorlar...
Hayat denen bu tiyatroda nacizane öğrendiklerini anlatacak Madamın Biri...
 
…bazen aynaya bakarsın suretin yoktur...
yüzünde gülümseyişin,dilinde şükrün yok.Allah ı çağıran yüreğinin sesi kısılmış,hissetmiyormuş gibi gözyaşların çalınmış,sükut içinde ama için kıyamet,cehennem,mahşer,anlatması güç....
şiirler terketmiş gibi seni ve sen vazgeçmişsin gibi şiirden...
alışmışsın gibi dünyaya ve kabullenmişsin gibi canına batanları
hüzne bulanmış ama hüzünlü yüreğini kaldırıp atmış gibi,yani senin değilmiş gibi,yitirmiş gibi,"emanete ihanet etmiş gibi "başın yerde,ruhun paramparça...
nasıl desem nasıl anlatsam bir çocuk gülüşünü bile görmüyor gibi gözlerin,
hani sanki mevsimsiz üşüyormuşsun gibi,kaybetmişsin gibi içindeki baharı
çay bile istemiyor gibi canın sıkkın
nefes bile alamıyor gibi göğsün yaralı
atmıyor mu kalbin,duymuyor mu rabbin?
ses mi vermiyor,sen mi kulaklarını tıkamışsın yüreğinin sahibine...
neyse ne
bu gece aynaya bakamadım çünkü suretim yoktu...
dua edemedim mecalim yoktu ama vazgeçemedim de
ONDAN başka sığınacak limanım yoktu
sözüm yok bu gece,şiirim yok,çayım yok,yüreğim yok,bil ki dua edecek bir dilim bile yok
beni bırakma,bu kadar hiçliğin arasında,sen tutmadıkça yüreğimden yokum yok...
 
Çok Güzel ! bir rüya gördüm dün..
Kim olduğunu neye benzediğini hatırlamadığım biri vardı yanımda..
Bir de nereden geldiğini bilmediğim Siyah elbisem..
Hatırlıyorum şifon uzun bir elbise..
Öylece yatağın üstünde üzerime geçirilmek için bekleyen
Matemlerin belki de en güzeliydi siyahım..

Bir kutlama yapılacaktı burada..
Neden çok geç fark ediyorum ki
Parçalar yavaş yavaş bütünleşiyor kafamda
Davetlilere hazırlık yapma telaşında olan insanlar vardı
- Hayır o yemeği yapamazsınız..
Bu Büyük bir davet..
Aileler arası akşam yemeği değil
Sesimi duydular mı dersin.. ?
Tabiki Hayır..


Bu bir rüya değil
Görmedim..
Sanki yaşadım..
Bu benim Törenimdi
Kendimi henüz hazır hissetmediğim bir tören.
Neden Habersiz yapıldı ki..?
Kimse bana neden sormadı.?.
Bu insanlarda kim..?
Yüzümde belli olmasa da
Gözyaşlarım vardı


O elbise üzerime yakışmazdı ki
Ben taşıyamazdım..
Henüz hazır da değildim..
Kimseye anlatamadığım Sessiz çığlıklarım..


Bir yanımda Annem diğer yanım yine isimlendiremediğim bir kadın..
Dar bir koridordan yürüdük..
Görmemem gereken ne varsa gördüğüm sahne..
Hiç uyanmayacağım sandım..
Neyseki beni dahada etkisinde bırakabilecek kadar büyümedi davet
Çalan telefonla uyandım
AZZE uyanma vakti..
Uyandığıma sevinmiş olamam
Ama en azından
Tekrar kapattığımda gözlerimi
Aynı rüyanın devamını kuramam..
 
Her insan iki yüzlüdür; bazen mutlu bazen üzüntülü
Her insan iki yüzlüdür; bazen sinirli bazen neşeli
Her insan iki yüzlüdür; bazen sert bazen yumuşak
Her insan iki yüzlüdür; bir gün sana bakar bir gün başkasına

Uzar gider gider uzar ya da
Aman ne bileyim öyle bir şey işte

Ahh sebebi çok bi' sebebi yok!.​
 
Pardon birine bakıp gideceğim
Pardon birini yazıp gideceğim
Ya da birine yazıp gideceğim

Okumalısın bu satırları günün birinde
Ve demelisin ki bu satırlar bana yazılmış dünün birinde
İşte burada seni seven bir yürek var dünyanın bir yerinde
Ama o da göçecek elbet bu dünyadan vaktin birinde

O vakit ne zaman gelecek bilinmez.
Tek bildiğim hatıralar asla silinmez.


Fonda çalan şarkıya takıldım birden...

"Ne güzel şeysin sen yaşın on dokuz
Gel yanıma sar beni bugün var yarın yokuz."


Yaşı geçelim de bir bakmışsın varız bir bakmışsın yokuz.
Yaşımız olsun ister on dokuz ister yirmi dokuz ister otuz dokuz...
İşte bugün var yarın yokuz!.
 
Üzülme der Mevlanâ ve devam eder;
Kızma hiç kimseye yaptıklarından dolayı
aksine
teşekkür et ihanet edenlere sadakati
öğrettikleri için...
Minnet duy yalancılara doğrunun farkına
varmanı sağladıkları için...
Mutsuz edenlere duâ et mutluluğu daha
derin hissettirdikleri için.. Herkesi sev
yaşamına bir anlam kattığı için..
Hayat bu yüzden daha güzel siyahlar beyazı
farkettirdiği için...​
 
Alacanim
Ah, nerede benim altindan avaze sesim!
Yankisi bir duvara gömülmüş testide kaldi
Avaze sesim!
Şimdi başkalarinin kalplerinde yankilanan
Bir zamanlar içinden geçtigim aşklardi
Feryattan kimseler ölmez, denirken
Duvarlardan geçtim
Artik kimseyi sevemez aşktan ölmüş yürek, derlerdi
Şimdi kulagini dayadigin duvarda inleyen testi
Bir zamanlar feryatlarda unuttugum avaze sesim!
Alacanim
Mil yeşili gözlerin
Dindirdi gözlerimi
Kaç körü birden öldürdün bende
Mahsur kaldim, eksik oldum, kapina düştüm
Ben yandikça
Ezber ettin ayazin demirini
Alacanim,
Indi mi gögsüne heves?
Hangi duvarin halisinda
Gördün, bildin, vurdun beni
Kaç ormandan geçti
Içinde kayboldugumuz o büyük takip
Içimizde bunca gurbet dururken
Yol ettik uzaktaki silayi
Şimdi buradayiz
Kanlar içinde
Alacanim
Indi mi gögsüne heves?
Etimdeki eksik yangin, sindi yüregim
Seyreldi tenim sahtiyan tarih
Mahsur kaldim, meçhul oldum, şehit düştüm,
Alacanim,
Indi mi gögsüne heves?
Alacanim,
Rahat et, ben gölgene ilişeyim
Her belani ben göreyim
Yüregimi ihbar et,
Bana bir uçurum ver, gideyim
Alacanim
Indi mi gögsüne heves?
Biliyorsun adimin kiblesini
Bir meşhur hafizla, meşhur bir şehvet
Alacanim,
Şuramda sinsi bir sizi
Gel öldügümü farz et
Senden gelen her harabe
Canimdan uçurdugum şahin
Pençesinde kaldi bilegim, yazim, harflerim
Bir yanim onla uçtu, sende kaldi, ben bittim
Alacanim,
Indi mi gögsüne heves?
Alacanim,
Yakilmiş bir köyün adiydi adin
Görmedi kimse
Içinde bende yandim
O gün bugün kalbimin dogusunda tüten duman
Nerede olursan ol gögündeyim kanli tarih her zaman
Mardin'im, Midyat'ım
Ah benim altından avaze sesim
Kardeşlerimdi ölen de, öldüren de
Aranızdaki duvarda
Gömülü kaldım
Etimden uçurduğum uçurum
Meşhurdum, meçhuldüm, mahsurdum
Bir hafızken eskiden
Mecnun kaldım şimdi
Aşktan, senden, kendimden
N'olur sevmeden öldürme beni
Alacanım,
Söyle, indi mi göğsüne heves?


1610831_1514542922143286_3194642148572477816_n.jpg
 
Kitabe-i İmla..

Hoş satırlarla dolu sayfanız..
 

Evet rastladığım satırları alıntı yapıp paylaşıyorum
yazanlar hoş yazmış sanırım teşekkürler : )

Yazanın derin bir hayalgücü varmış, sayenizde tanıdım kendisini. Teşekkürler.: ))
 
Cok Guzel bır sayfa :)

zarif harflerle sessizce yazılp kalmış ismin kalbimde..
zarafetin merhametin güzelliğin ne güzel.
 
kac yil yasadigin o kadar önemsiz ki
kac yürek onardin ?
kac kez yardim eli uzattin ?
kime imtihani sirasinda yoldas oldun sirdas oldun yaslanabilecegi omuz gösterdin ?
kac kisinin duasini aldin ?
bana yasini söyleme
tahsilini de kendine sakla..
insan olabildin mi ondan bahset...
 
Kadınım ben..
Minicik yüreğinde dünyayı taşıyan,
Elleri hamur kokan,
Kırılgan, alıngan..
Gözyaşları içinde gizli,
Biraz çocuk, biraz anne, biraz deli..
Aşkın her hali..
Tutkulu, düşbaz , haylaz bir kadınım ben..
İncitmeyin beni,
Giydiğim fistanlar bile çiçekli..
Bedenimin ne önemi var ki ?
Benim hazinelerim yüreğimde gizli..

10262100_776615535759470_8865408977812186616_n.jpg

 
Geri