Locarno antlaşması

Konu sahibi son olarak 2616 gün önce görüldü
Locarno Antlaşması

Bundesarchiv_Bild_183-R03618%2C_Locarno%2C_Gustav_Stresemann%2C_Chamberlain%2C_Briand.jpg

  • Soldan sağa Gustav Stresemann, Austen Chamberlain ve Aristide Briand Locarno müzakereleri sırasında

5-16 Ekim 1925 tarihleri arasında İsviçre’nin Locarno kentinde müzakere edilen ve 1 Aralık 1925’te Londra’da imzalanan antlaşma.

Birinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa ülkeleri arasındaki ilişkileri normalleştirmeyi hedefleyen çabaların bir zinciri olan Locarno Antlaşması Batı Avrupa’daki sınırların değişmezliğini teyid ederken, Doğu Avrupa’daki sınırların revizyona tâbi tutulmasına imkân tanıdı.

Sebepler

Fransa, Almanya’nın Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalamak zorunda kaldığı Versailles Anlaşması ile 1871’de kaybettiği Alsace-Lorraine bölgesini geri almıştı.

Ancak, savaşın sonunda Almanya’nın zamanlıca ateşkes teklif etmiş olması neticesinde, Alman ordusu örselenmeden kalmıştı.

Versailles Antlaşması’nın kısıtlayıcı hükümleriyle tatmin olmayarak savaş sonrasında Almanya çevresinde bir ittifak zinciri kurmak isteyen Fransa, aynı zamanda Almanya'nın sınırlarının değişmeyeceği hakkında güvenceler istemekteydi.

Bu tarihlerde Almanya da, kötü giden ekonomisini tamirat ve tazminat sorununda Fransa ile iyi ilişkiler kurarak ferahlatmayı hedefliyordu.

Bu nedenle Alman Hükümeti, Şubat 1925'te, Fransa'ya bir nota göndererek, bir karşılıklı güvenlik paktı kurulmasını önerdi.

Böylece, Fransa ile Almanya arasındaki ilişkilerde, bir yumuşama başladı.

Anlaşma

Bunun üzerine Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, Belçika, Polonya ve Çekoslovakya arasında, 5 Ekim 1925'te, Locarno'da bir konferans toplandı.

Müzakereler sonunda, 16 Ekim 1925'te, Locarno Antlaşması imza için hazırlanmıştır ve 1 Aralık 1925'te Londra'da imzalanmıştır.

Antlaşmaya göre, Almanya, Fransa ve Belçika sınırlarının kesin ve sürekli olduğunu kabul etmiştir.

Bu konuda bir anlaşmazlık çıkması halinde kuvvete başvurulmaması ve sorunun Milletler Cemiyeti'ne götürmesi hususunda da mutabık kalınmıştır.

Bundan dolayı, Antlaşmanın Almanya’nın Milletler Cemiyeti'ne üye olduğunda yürürlüğe girmesi kabul edilmiştir.

Sonuçlar

Almanya, Locarno Antlaşması ile yeniden dışlanmış olduğu uluslararası sisteme dahil edilmiştir. Antlaşmalardan hemen sonra da, bu ülke 1926'da, Milletler Cemiyeti'ne üye olmuştur.

Öte yandan, Almanya bu antlaşma ile batı sınırlarının değişmezliğini kabul etmiş, ancak aynı güvenceyi doğu sınırları için vermemiştir.

Bu durumda Fransa kendi sınırlarını garanti almaya çalışırken, Polonya ve Çekoslovakya’ya kefil olmak zorunda kalmış ve bu ülkelere güvenilirlikleri şüpheli ilave taahhütler vermek zorunda kalmıştır.

Antlaşma kırılgan diplomasinin örneklerinden biri olmaktan kurtulamadı.

Antlaşmadan büyük düşkırıklığına uğrayan Polonya’nın o dönemdeki Dışişleri Bakanı Józef Beck varılan mutabakatı "Almanya’ya Batı’daki barışın korunmasını teminen Doğu’ya saldırması resmi olarak rica edilmiştir" şeklinde yorumladı [3].

1922 yılında Almanya ile imzaladığı Rapallo Antlaşması’na rağmen bu ülkenin yeniden Batı Avrupa eksenine girmesi, Sovyetler Birliği’nin de dışlanmışlık hissini pekiştirdi.

Buna rağmen, anlaşma Batı Avrupa’da bir diplomasi zaferi olarak kutlandı.

Anlaşmanın müzakerecilerinden İngiliz Dışişleri Bakanı Sir Austen Chamberlain 1925’te, Fransız Dışişleri Bakanı Aristide Briand ve Alman Dışişleri Bakanı Gustav Stresemann 1926’da Nobel Barış Ödülü’ne layık görüldüler.

Anlaşmanın anlamını yitirmesi


Barış ödüllerine rağmen barışın kendisi sağlanamadı.

Weimar Cumhuriyeti’nin çöküşü ve Nazilerin iktidara gelişinden sonra Batılı devletlerin uyguladıkları Yatıştırma politikasının ilk kurbanı 1938’de Çekoslovakya oldu ve İkinci Dünya Savaşı da 1939’da Almanya’nın Polonya’ya taarruzu ile başladı.

Bu iki devletten sonra da sıra Almanya’nın batı sınırına geldi ve Belçika ile Fransa 1940’ta Alman işgaline girdi.
 
Locarno antlaşması

Birinci Dünya Savaşı'nı sona erdiren antlaşmalar ve Milletler Cemiyeti'nin kurulmasına rağmen Fransa'nın Almanya'dan gelebilecek muhtemel tehlikelere karşı endişeleri devam etti.

Bu endişenin temel sebebi; Versay Antlaşması ve Fransa'nın Almanya'yı ekonomik bakımdan çökertmek için izlemiş olduğu tamirat borçları sorunu idi.

Borçların tecili konusunda netice alınamayınca Fransa 1923'de Almanya'nın Rhur sanayi bölgesini işgal etti.

Bu durum, tarafları tekrar savaş durumuna getirdi.

Ancak, ABD ve Birleşik Krallık gerginliği gidermek için aracılık teşebbüsünde bulundular.

Sonunda ABD'li Charles G. Daves'in ödeme planı, 1924 Ağustos'unda Londra'da imzalanan bir protokol ile kabul edildi.

Daves Planına göre; Almanya'nın 250 milyon dolardan başlamak üzere ve artan miktarda yıllık taksitler halinde Fransa'ya ödeme yapması kararlaştırıldı.

Buna karşılık Fransa'da Rhur bölgesini boşaltmayı taahhüt etti.

Daves Planı dört yıllık bir ödeme sistemini içermekteydi.

Bu sebeple 1929 yılında tamirat borçları tekrar gündeme geldi.

Tartışmalar tekrar başladı ise de, 1930 Ocak'ında Young Planı kabul edildi.

Bu plana göre; Almanya'nın yılda 391 milyon olmak üzere 22 taksitle 26 milyar Dolar ödeme yapması kararlaştırıldı.

Ancak, 1929-1930 dünya ekonomik buhranı ödemeleri güçleştirdi.

1932'de yapılan bir toplantıda Almanya'nın toplam 750 milyon Dolar ödeme yaparak tamirat borçları sorununun sona ermesi kararlaştırıldı.

Almanya ve Fransa arasında ortaya çıkan tamirat borçları sorununun uzlaşmaya dönüşmesi iki ülke arasındaki ilişkileri olumlu yönde etkiledi ve bir güvenlik ortamı oluşturdu.

Alman Hükümeti Şubat 1925'te Fransa'ya bir nota göndererek karşılıklı güvenlik paktı kurulmasını teklif etti.

Bunun üzerine 5 Ekim 1925'te Fransa, Almanya, İngiltere, İtalya, Polonya, Belçika ve Çekoslovakya arasında İsviçre'de Locarno'da bir konferans toplandı.

Konferansta hazırlanan antlaşma esasları l Aralık 1925'te, Londra'da imzalandı.

Devletleri savaştan korumak ve anlaşmazlıkların barışçı yollarla çözümlenmesini öngören Locarno Antlaşmasına göre:

a. Almanya Fransa ve Belçika sınırlarının kesin ve sürekli olduğunu kabul ediyordu.

Anlaşmazlık çıkması durumunda sorun Birleşmiş Milletler Cemiyeti'ne intikal ettirilecekti.

İngiltere ve İtalya'da tespit edilecek statükonun kefili olacaklardı.

b. Tüm anlaşmazlıklar Barış yolu ile çözümlenecekti.

c. Bu antlaşma, Almanya'nın Milletler Cemiyeti'ne üye olmasıyla yürürlüğe girecekti.

Almanya 1926'da Milletler Cemiyeti'ne üye oldu ve tekrar uluslararası işbirliğine girmiş oldu.

Locarno Antlaşması ile Avrupa'da yeni bir dönem başlamış oldu.

Ancak bu durum uzun sürmedi.

1929 dünya ekonomik bunalımı, Hitler ve Musolini faktörleriyle tekrar yeni ivmeler kazanmaya başladı.

Üç tugaydan oluşan bir Alman tümeni, 7 Mart 1936 sabahı silahtan arındırılmış Ren bölgesine girmiştir.

Aynı gün Hitler, Reichstag'da yaptığı konuşmayla Almanya'nın kendini Lokerno Paktı'na bağlı saymadığını dünya kamuoyuna ilan etmiştir.

Dönemin Fransız Genel Kurmay Başkanı General Gamelin, Majino Hattı'nın bu bölgesine 13 tümenlik bir kuvvet yığmıştır.

Ne İngiltere ne de Fransa, duruma bunun dışında bir tepki vermemişlerdir.

Bu askeri manevraya karşın Hitler geri adım atmamış, Ren bölgesindeki durumu bir oldu-bitti'ye getirmiştir.

 
Geri